De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."

قُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا لَهُ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَبْصِرْ بِهِ وَاَسْمِعْ مَا لَهُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِهِ اَحَدًا

ḳuli (a)llahu eǎ'lemu bimā lebiṧū lehu ğaybu s-semāvāti ve l-erDi ebSir bihi ve esmiǎ' mā lehum min dūnihi min veliyyin ve lā yuşriku fī Hukmihi eHaden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلِḳuliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اللّٰهُ(a)llahuAllah
3اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamedaha iyi bilir
4بِمَاbimāne kadar
5لَبِثُواlebiṧūل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.kaldıklarını
6لَهُlehuO'nundur
7غَيْبُğaybuغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigaybı
8السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
9وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
10اَبْصِرْebSirب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıne güzel görendir
11بِهِbihionu
12وَاَسْمِعْve esmiǎ'س م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakne güzel işitendir
13مَاyoktur
14لَهُمْlehumonların
15مِنْmin
16دُونِهِdūnihiد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaO'ndan başka
17مِنْminhiçbir
18وَلِيٍّveliyyinو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakyardımcısı
19وَلَاve lāve
20يُشْرِكُyuşrikuش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.O ortak etmez
21فِي
22حُكْمِهِHukmihiح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.kendi hükmüne
23اَحَدًاeHadenا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.kimseyi

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ne kadar yatıp kaldıklarını Allah daha iyi bilir; onundur göklerdeki ve yeryüzündeki gizli şeyler, tam görüştür onun görüşü ve tam duyuştur duyuşu. Ondan başka bir dost ve yardımcı da yoktur onlara ve hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ne kadar yatıp kaldıklarını Allah daha iyi bilir; onundur göklerdeki ve yeryüzündeki gizli şeyler, tam görüştür onun görüşü ve tam duyuştur duyuşu. Ondan başka bir dost ve yardımcı da yoktur onlara ve hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.

Adem Uğur

De ki: Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir. O'nun görmesi de, işitmesi de şâyanı hayrettir. Onların (göklerde ve yerde olanların), O'ndan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

Ahmed Hulusi

De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. . . Semaların ve arzın gaybı O'nundur! Görmesi ve işitmesi akılla kavranılamayandır O! Onların, O'nun dununda bir Veliyy'i de yoktur! O'nun hükmüne ortak olacak da yoktur!"

Ahmet Tekin

'Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerdeki ve yerdeki bilinmeyenlerin bilgisi Allah’a aittir. O ne güzel görür. O ne mükemmel işitir. Onların onun dışında, kulları durumundakilerden, emrinde oldukları bir otoriteleri, yardım eden bir dostu, koruyucusu da yoktur. O kendi hükümranlığına, otoritesine, yargı ve icra yetkisine, hikmetine kimseyi ortak etmez.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel gören ve ne güzel duyandır. Onların O'ndan başka hiçbir dostları yoktur ve O hükmüne kimseyi ortak etmez.'

Ali Bulaç

De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz."

Ali Fikri Yavuz

De ki: “-Allah, ne kadar durduklarını daha iyi bilir; göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na mahsustur. O, öyle güzel görür, öyle güzel işitir ki!... Bütün gökler ve yer halkına, O’ndan başka hiç bir veli yoktur. O, hiç kimseyi, hükmünde ortak yapmaz?”

Ali Rıza Safa

De ki: "Ne kadar kaldıklarını, Allah bilir. Göklerin ve yeryüzünün gizli gerçekleri, yalnızca O'na özgüdür. O, onu eksiksiz görür ve eksiksiz duyar!" Onlar için, O'ndan başka bir de ayrıca dostlar yoktur. Yargısına da kimseyi ortak etmez.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizlisi O'na aittir. O ne kadar güzel görür ve ne kadar güzel işitir! Onların, O'ndan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

Bekir Sadak

De ki: «Onlarin ne kadar kaldiklarini en iyi Allah bilir. Goklerin ve yerin gaybi O'na aittir. O, ne mukemmel gorendir! O ne mukemmel isitendir! Insanlarin O'ndan baska dostu yoktur. O, hic kimseyi hukumranliga ortak kilmaz.»

Celal Yıldırım

De ki: Onların ne kadar kaldığını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını (gizli kapalı hususlarını) bilmek Allah'a aittir. O ne güzel görür ve ne güzel işitir! Onların O'ndan başka bir dostu ve yardımcısı yoktur. O, hiç kimseyi hükmünde ortak tutmaz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O’na aittir. O öyle bir duyar, öyle bir görür ki! Onların Allah’tan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.”

Diyanet İşleri

De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz.'

Diyanet Vakfi

De ki: Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir. O'nun görmesi de, işitmesi de şâyanı hayrettir. Onların (göklerde ve yerde olanların), O'ndan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.» Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir!" Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O Öyle güzel görür, öyle güzel işitir ki, onlara O'ndan başka yardımcı yoktur; O hiçbir kimseyi hükmünde ortak kabul etmez!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah, de: ne kadar durduklarını daha iyi bilir, Göklerin Yerin gaybi onundur, o, öyle güzel görür öyle güzel işitir ki!... Bütün onlara ondan başka velayet eden yoktur, o, kimseyi hukmünde teşrik de etmez

Erhan Aktaş

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir." Göklerin ve yerin bilinmezi yalnızca O'na aittir. En iyi gören ve en iyi işiten O'dur! Onlar için O'ndan başka veli yoktur. O, hükümranlığına2 kimseyi ortak etmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir." Göklerin ve yerin bilinmezi yalnızca O'na aittir. En iyi gören ve en iyi işiten O'dur! Onlar için O'ndan başka veli yoktur. O, hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir." Göklerin ve yerin bilinmezi yalnızca O'na aittir. En iyi gören ve en iyi işiten O'dur! Onlar için O'ndan başka veli yoktur. O, hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

Fizilal-il Kuran

De ki; «Onların mağarada ne kadar kaldıklarını herkesten iyi bilen Allah'dır. Göklerin ve yeryüzünün sırlarının bilgisi O'nun tekelindedir. O ne güzel görür ve ne güzel işitir. İnsanların O'nun dışında başka bir koruyucuları, başka bir önderleri yoktur ve O egemenliğine hiç kimseyi ortak etmez.»

Gültekin Onan

De ki: "Ne kadar kaldıklarını Tanrı daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz."

Hamdi Döndüren

De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Çünkü göklerin ve yerin gaybı, O’nundur. Gerçekten O, ne güzel görendir, ne güzel işitendir! Onların O’ndan başka bir yardımcısı yoktur ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Allah, ne kadar eğlendiklerini daha iyi bilendir. Göklerin ve yerin ğaybı (nı bilmek) Ona haasdır. O, ne güzel görendir! Ne güzel işidendir! (Bütün) bunların Ondan başka hiçbir yardımcısı yokdur. O, hiçbir (kimseyi, hiçbir şey'i) hükmüne ortak da yapmaz.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir. O ne güzel görendir, ne güzel işitendir. Onların O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Allah (onların) ne kadar kaldıklarını en iyi bilendir! Göklerin ve yerin gaybı(nı, gizliliklerini bilmek) O’na âiddir. (O,) ne güzel görür ve ne güzel işitir! Onların(göklerde ve yerde olanların) O’ndan başka hiçbir dostu yoktur. Hem (O,) hükmünde hiçbir kimseyi ortak kılmaz.'

İbni Kesir

Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir, de. Göklerin ve yerin bilinmezlikleri O'na aittir. O ne güzel görendir. O ne güzel işitendir. Bunların O'ndan başka yardımcısı yoktur. O, hiç kimseyi hükmüne ortak yapmaz.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah gayet iyi bilendir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi yalnızca O’na aittir. O’nun görmesi de duyması da ne muhteşemdir! Onların (insanların) O’ndan başka bir dostu yoktur. O kendi hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.”

Muhammed Esed

De ki: "Onların (orada) ne kadar kaldığını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gizli gerçekleri (yalnızca) O'nun elindedir; O ne eşsiz bir görücü, ne eşsiz bir işiticidir! Onların O'ndan başka koruyucusu, kayırıcısı yoktur; çünkü O hükmünde kimseyi kendine ortak tutmaz!"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Onların ne kadar kaldığını Allah daha iyi bilir: Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na açık ve ayandır: O ne muhteşem bir gören, ne muhteşem bir işitendir! Onların, O'ndan başka yakın bir dostları bulunmamaktadır; zira o egemenlik ve otoritesine kimseyi ortak etmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ne kadar durduklarını Allah Teâlâ daha iyi bilendir. Göklerin ve yerin gaybı O'nun içindir. O ne güzel görür, ne güzel işitir! Onlar için O'ndan başka bir yardımcı yoktur ve hükmünde hiçbir kimseyi ortak kılmaz.»

Ömer Öngüt

De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel görür ve ne güzel işitir! Onların O'ndan başka dostu yoktur. O, kendi hükmüne hiç kimseyi ortak yapmaz. ”

Suat Yıldırım

Sen şöyle söyle: "Ne kadar kaldıklarını asıl Allah bilir. Zira göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na mahsustur. O öyle güzel görür, öyle güzel işitir ki!Oysa onların O’ndan başka hâmileri yoktur. O, kendi hükmüne kimseyi ortak yapmaz." de.

Süleyman Ateş

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel görendir, ne güzel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez."

Süleymaniye Vakfı

Sen de ki: "Ne kadar kaldıklarını da en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı /gizlisi saklısı Allah'a aittir. O ne güzel görür ve ne güzel dinler! Hiç kimsenin Allah ile arasına koyabileceği bir velisi /yakını da yoktur. Allah hüküm koyma konusunda kimseyi kendine ortak etmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerde ve yerde bilinmeyen bütün bilgiler (gayb) ondadır. O, görür(izler) ve dinler. Onlar için Allah ile aralarına koyabilecekleri bir dost(veli) da yoktur. Allah, hakimiyetine kimseyi ortak etmez.

Şaban Piriş

De ki: "Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. O ne güzel gören ve işitendir. Onların Allah'tan başka bir velisi yoktur. Otoritesine hiç kimseyi ortak etmez."

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.»

Ümit Şimşek

De ki: Onların ne kadar kaldığını en iyi Rabbim bilir. Göklerin ve yerin gizlilikleri Ona aittir. O ne güzel görür ve ne güzel işitir! Onlar için Ondan başka bir dost ve yardımcı yoktur. O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. O'nun elindedir göklerin ve yerin gaybı. Ne güzel görendir O, ne güzel işitendir. Onların, O'ndan başka bir dostları da yoktur. Ve O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Onların nə qədər qaldıqlarını Allah daha yaxşı bilir. Göylərin və yerin qeybi ancaq Ona məxsusdur. O, necə gözəl görür, necə də yaxşı eşidir! Onların Ondan başqa heç bir himayədarı yoxdur. O, Öz mülkünə heç kəsi şərik etməz!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Onların nə qədər qaldıqlarını Allah daha yaxşı bilir. Göylərin və yerin qeybini bilmək ancaq Ona məxsusdur. O, hər şeyi necə gözəl görür, necə də yaxşı eşidir! Onların (yer və göy əhlinin) Allahdan başqa heç bir hamisi yoxdur. O, heç kəsi öz hökmünə (səltənətinə) şərik etməz!″ (Çünki Allahın heç bir şərikə ehtiyacı yoxdur!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺGott allein weiß am besten, wielange sie in der Höhle verweilten, gehört Ihm doch alles Verborgene der Himmel und der Erde. Er sieht und hört alles. Er ist der Hüter, außer Dem es keinen anderen gibt, und Er läßt niemand an Seiner Herrschaft teilnehmen.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Allah weiß am besten, wie (lange) sie verweilten. Sein ist das Verborgene der Himmel und der Erde. Wie vorzüglich ist Er als Allsehender, und wie vorzüglich ist Er als Allhörender! Sie haben außer Ihm keinen Schutzherrn, und Er beteiligt an Seiner Urteilsgewalt niemanden.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺAllah weiß am besten wie lange sie verweilten.ʺ Ihm gehören das Verborgene der Himmel und der Erde. Wie sehend ist Er! Und wie hörend! Sie haben keinen Helfer außer Ihm, und Er teilt Seine Befehlsgewalt mit keinem.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺALLAH weiß besser Bescheid darüber, wie lange sie verweilten.ʺ Ihm gehört das Verborgene der Himmel und der Erde. Wie allsehend ist ER und allhörend! Sie haben anstelle von Ihm keinen Wali, und ER beteiligt an Seiner Entscheidung niemanden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "Allah alone knows how long they stayed in the cave. Knowledge of the mysteries of the heavens and the earth is a divine prerogative attributed only to Allah. How infinite is His vision arid how unlimited is His audition. Besides Him. People have no tutelary guardian. His Authority, Sovereignty and Command are absolute and independent and no one does He permit to go shares with Him in any measure or degree.

Abdul Haleem

Say [Prophet], ‘God knows best how long they stayed.’ His is the knowledge of all that is hidden in the heavens and earth- How well He sees! How well He hears!- and they have no one to protect them other than Him; He does not allow anyone to share His rule.

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Allah knows best how long they stayed: with Him is (the knowledge of) the secrets of the heavens and the earth: how clearly He sees, how finely He hears (everything)! They have no protector other than Him; nor does He share His Command with any person whatsoever.

Abul A'la Maududi

Say: "Allah knows best how long they remained in it, for only He knows all that is hidden in the heavens and the earth. How well He sees; how well He hears! The creatures have no other guardian than Him; He allows none to share His authority."

Aisha Bewley

Say: ‘Allah knows best how long they stayed. The Unseen of the heavens and the earth belongs to Him. How perfectly He sees, how well He hears! They have no protector apart from Him. Nor does He share His rule with anyone.’

Al-Hilali & Khan

Say: "Allâh knows best how long they stayed. With Him is (the knowledge of) the Unseen of the heavens and the earth. How clearly He sees, and hears (everything)! They have no Walî (Helper, Disposer of affairs, Protector) other than Him, and He makes none to share in His Decision and His Rule."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Allah knows best how long they remained. To Him belongs the Unseen of the heavens and the earth. How well does He see! How well does He hear! They have no guardian besides Him, and none shares with Him in His judgement.’

Amatul Rahman Omar

Say, `Allâh knows best how long they stayed. To Him belong the hidden realities in the heavens and the earth. How clear He sees and how well He hears! They have no helper beside Him. He lets none associate with Him and share His judgment.

Arthur John Arberry

Say: 'God knows very well how long they tarried. To Him belongs the Unseen in the heavens and in the earth. How well He sees! How well He hears! They have no protector, apart from Him, and He associates in His government no one.'

Bijan Moeinian

Say: "Only God knows exactly how many years they were in the cave. He knows every secret of the unseen, the heavens and the earth. He has the perfect sight and hearing capability. As a matter of fact, there is no guardian for the disbelievers besides Him as He does not let anyone to intervene in His passing the judgment.

E. Henry Palmer

Say, 'God knows best of their tarrying. His are the unseen things of the heavens and the earth - He can see! and hear!' They have no patron beside Him, nor does He let any one share in His judgment.

Edip-Layth

Say, "God is fully aware how long they remained, to Him is the unseen of heavens and earth, He sees and hears. They do not have besides Him any ally, nor does He share in His judgment with anyone."

George Sale

Say, God best knoweth how long they continued there: Unto Him are the secrets of heaven and earth known; do thou make him to see and to hear. The inhabitants thereof have no protector besides Him; neither doth He suffer any one to have a share in the establishment or knowledge of his decree.

Hamid S. Aziz

So they stayed in their cave three hundred years and (some add) nine more.

Mahmoud Ghali

Say, " Allah knows best how long they lingered. To Him (belongs) the Unseen of the heavens and the earth. How well He beholds, and how well He hears!" In no way do they have any patron apart from Him, and He does not associate in His judgment anyone.

Marmaduke Pickthall

Say: Allah is Best Aware how long they tarried. His is the Invisible of the heavens and the earth. How clear of sight is He and keen of hearing! They have no protecting friend beside Him, and He maketh none to share in His government.

Mohamed Ahmed - Samira

You say: "God only knows how long they stayed. He alone knows the secrets of the heavens and the earth. How distinctly He sees and hears! They have no other guardian but Him, and He does not share His authority with any one."

Muhammad Asad

Say: "God knows best how long they remained [there]. His [alone] is the knowledge of the hidden reality of the heavens and the earth: how well does He see and hear! No guardian have they apart from Him, since He allots to no one a share in His rule!"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "Allah knows best how long they stayed. With Him ˹alone˺ is ˹the knowledge of˺ the unseen of the heavens and the earth. How perfectly He hears and sees! They have no guardian besides Him, and He shares His command with none."

Progressive Muslims

Say: "God is fully aware how long they remained, to Him is the unseen of heavens and Earth, He sees and hears. They do not have besides Him any ally, nor does He share in His judgment with anyone."

Sahih International

Say, " Allah is most knowing of how long they remained. He has [knowledge of] the unseen [aspects] of the heavens and the earth. How Seeing is He and how Hearing! They have not besides Him any protector, and He shares not His legislation with anyone."

Sam Gerrans

Say thou: “God best knows how long they tarried.” To Him belongs the unseen of the heavens and the earth: how He sees it and how He hears! They have no ally besides Him; and He ascribes not a partnership in His judgment to anyone.

Shabbir Ahmed

Say, "Allah knows best how long they remained there. " His alone is the knowledge of the hidden reality of the heavens and the earth. How well does He see and hear! They have no guardian apart from Him and He allots no one a share in His Rule!

Syed Vickar Ahamed

(O Prophet!) say: "Allah knows best how long they stayed: With Him is (the knowledge of) the secrets of the heavens and of the earth: How clearly He sees, how finely He hears! They have no protector other than Him; And He does not share His command and His rule with anyone (whomsoever). "

Taqi Usmani

Say, "Allah knows best how long they stayed. To Him belongs the unseen of the heavens and the earth - how well He sees and how well He hears! They have no supporter other than Him and He lets no one share His authority."

The Monotheist Group

Say: "God is fully aware how long they remained, to Him is the unseen of the heavens and the earth, He sees and hears. They do not have besides Him any ally, and He does not share in His judgment with anyone."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺAllah sait mieux combien de temps ils demeurèrent là. A Lui appartient lʹInconnaissable des cieux et de la terre. Comme Il est Voyant et Audient! Ils nʹont aucun allié en dehors de Lui et Il nʹassocie personne à Son commandement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Xwedê bêhtir dizane ka ew çi qasî mane. Zanîna nependiya erd û asîmanan her ji Wî re ye. Ew çi rind dibîne û çi rind dibihîze! Ji bilî Xwedê, ji bo wan tu dost û arîkarek tune ye. Ew, di desthilatiya xwe de ji bo xwe tu kesî nake hevpişk.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺGod weet het best hoe lang het voor hen duurde. Van Hem is het verborgene van de hemelen en de aarde. Wat is Hij scherpziend en wat is Hij scherphorend! Zij hebben buiten hem geen beschermer en Hij maakt niemand deelgenoot van Zijn oordeel.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: God weet het best hoe lang zij daar bleven; hem zijn de geheimen van hemel en aarde bekend; doe hem zien en hooren. Hunne bewoners hebben geen schuts buiten hem; niemand doet hij in het nemen of de kennis van zijn besluit deelen.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad): ʺAllah weet beter hoelang zij er verbleven, aan Hem behoort het verborgene van de hemelen en de aarde, Hij ziet het beter en Hij hoort het beter. Er is voor hen naast Hem beschermer en Hij laat niet één deelgenoot in Zijn oordeel toe.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (если тебя спросят о них): «Аллах лучше знает, сколько они пробыли. (Ведь) Ему принадлежит скрытое [знание о сокровенном] на небесах и на земле. Как Он видит и слышит! Нет у них помимо Него (никакого) покровителя, и (никого) Он не делает соучастником Своего решения».

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺАллах лучше знает, сколько они пробыли [там]. Он знает сокровенное небес и земли. Как прекрасно Он видит и слышит! Нет у них, кроме Него, покровителя, и Он никого не спрашивает, принимая решениеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺGud vet bäst hur länge de blev kvar där. Han har kännedomen om himlarnas och jordens dolda verklighet; hur klar är inte Hans syn och hur skarp Hans hörsel! Han är (människornas) ende Beskyddare och med ingen delar Han Sin makt.ʺ