Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

ve yevme neb'ǎṧu min kulli ummetin şehīden ṧumme lā yu'ƶenu li(e)lleƶīne keferū ve lā hum yusteǎ'tebūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَوْمَve yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gün
2نَبْعَثُneb'ǎṧuب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekgetirdiğimiz
3مِنْmin
4كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
5اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]ümmetten
6شَهِيدًاşehīdenش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.bir şahid
7ثُمَّṧummeartık
8لَا
9يُؤْذَنُyu'ƶenuا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin verilmez
10لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
11كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(lere)
12وَلَاve lāve ne de
13هُمْhumonların
14يُسْتَعْتَبُونَyusteǎ'tebūneع ت بKızmak, suçlamak anlamına gelir. İst'ataba (fiil 10) - kaldırmaya çalışmak; suçlamak, iyilik/haz aramak, memnun etmek, günahları için telafi etmesine izin verilmek, savunmada herhangi bir mazeret kabul etmek, iyilik görmek, eşiğe yaklaşmasına izin verilmek, haz aramak için izin verilmek, iyilikle bakmak, iyi niyet göstermek. A'taba - tatmin etmek. Ta'attab - birini kınanacak bir eylemle suçlamak. Atabatun - eşik, kapı girişi, merdiven basamağı, tepe tırmanışı. Utba - verilen iyilik. İtab - suçlama, azarlama, şikayet, itham.özür dilemeleri istenir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve o gün her ümmete bir tanık getiririz de sonra kâfirlere, ağız açıp özür dilemeye bile izin verilmez ve yaptıkları kötülüklerden vazgeçeceklerine dâir verdikleri söz de kabûl edilmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve o gün her ümmete bir tanık getiririz de sonra kâfirlere, ağız açıp özür dilemeye bile izin verilmez ve yaptıkları kötülüklerden vazgeçeceklerine dâir verdikleri söz de kabûl edilmez.

Adem Uğur

Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün, artık ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir.

Ahmed Hulusi

O süreçte, her ümmetten bir şahit çıkartırız. . . Hakikat bilgisini inkar edenlere izin de verilmez ve onlardan mazeret de istenilmez.

Ahmet Tekin

Her milletten kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitler görevlendireceğimiz gün, artık, ne kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfir olanların özür dilemelerine izin verilir, ne de, onların hoşnut etmeleri, özür dilemeleri istenir.

Ahmet Varol

O gün, her ümmetten bir şahit getiririz. Sonra inkâr edenlere ne izin verilir ne de özür dilemeleri istenir.

Ali Bulaç

Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne inkar edenlere (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.

Ali Fikri Yavuz

Kıyamet gününde her ümmetten Peygamberlerini bir şâhid göndereceğiz ki, müminlerin imanına ve kâfirlerin küfrüne şâhidlik etsinler. Sonra o kâfirlere, (özür dilemek için) ne izin verilecek, ne de Allah’ın razı olduğu şeye dönüş kendilerinden istenecek veya kabul olunacak.

Ali Rıza Safa

O gün, her topluluğun içinden bir tanık göndeririz. Sonra, nankörlük edenlere, ne izin verilir ne de hoşnutluk dilekleri kabul edilir.

Bayraktar Bayraklı

Her milletten bir tanık getireceğimiz gün, artık inkar edenlere özür dileme izni verilmez ve özürleri de dinlenmez.

Bekir Sadak

Kiyamet gunu her ummetten bir sahit getiririz; inkar edenlere itiraz icin izin de verilmez, onlarin ozurleri de dinlenmez.

Celal Yıldırım

(Kıyamet) günü her ümmetten bir şâhid göndereceğiz. Sonra da o inkâr edenlere ne izin verilecek, ne de hoşnut edilmeleri için özürleri dinlenecek.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir gün gelecek, her ümmetten bir tanık çıkaracağız ve artık inkâr etmiş olanların, ne (olmadık) mazeretler ileri sürmelerine izin verilecek ne de onlardan Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yönünde çaba göstermeleri istenecektir.

Diyanet İşleri

Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

Diyanet İşleri (eski)

Kıyamet günü her ümmetten bir şahit getiririz; inkar edenlere itiraz için izin de verilmez, onların özürleri de dinlenmez.

Diyanet Vakfi

Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün, artık ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Her ümmetten bir şahid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir gün gelecek, her ümmetten bir şahit getireceğiz, sonra o küfredenlere ne izin verilecek ne de özürleri kabul edilecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir gün de gelecek ki her ümmetten bir şahid ba'sedeceğiz, sonra o küfredenlere ne izin verilecek ne de onlardan tarziye istenecek

Erhan Aktaş

Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık gerçeği yalanlayan nankörlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

Fizilal-il Kuran

O gün her ümmetten bir tanık karşımıza getiririz. Ondan sonra artık kâfirlere ne itiraz izni verilir ve ne de Rabblerinden özür dilemeleri istenir.

Gültekin Onan

Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne küfredenlere [özür dilemeleri için] izin verilecek, ne (Tanrı'dan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.

Hamdi Döndüren

Her ümmetten bir tanık getireceğimiz gün, artık o inkârcılara ne söz hakkı tanınır ne de özür dilemelerine imkân verilir.

Hasan Basri Çantay

Bir gün her ümmetden birer şahid göndereceğiz. Sonra o kafirlere izin verilmeyecek, onlardan tarziye de taleb (ve kabul) edilmeyecek.

Hasib Asutay

Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün (27), artık o inkâr edenlere ne (konuşmaları için) izin verilir ve ne de onlardan özür dilemeleri istenir. (27. Kıyamet gününde her ümmete kendi peygamberleri bir şahit olarak getirilecektir.)

Hayrat Neşriyat

Her ümmetten bir şâhid çıkaracağımız gün ise, artık inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilir, ne de onlardan (Rablerini) râzı etmeleri istenir.

İbni Kesir

Her ümmetten birer şahit göndereceğimiz gün; inkar edenlere itiraz için izin verilmez, özürleri de dinlenmez.

Mehmet Okuyan

Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz (getireceğimiz) gün, artık (özür dilemeleri için) kâfir olanlara izin verilmez; onların özür dilemeleri de istenmez.

Muhammed Esed

Ama Biz gün gelecek her ümmetten bir tanık çıkaracağız: o Gün, hakkı inkara şartlanmış olanlardan (bilgisizlik gibi) bir mazeret kabul edilmeyecek, af dilemeleri de asla kale alınmayacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Fakat bir gün gelecek Biz, her ümmetten bir şahit çıkaracağız. Sonra inkarda ısrar edenlere ne mazeret beyan etme izni verilecek, ne de suçlarını itiraf ile af dileme imkanı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir gün her ümmetten birer şahit göndereceğiz. Sonra kâfir olmuş olanlara izin verilmeyecektir ve onlardan bir tarziye de istenmiyecektir.

Ömer Öngüt

O gün her ümmetten bir şâhit getiririz. İnkâr edenlere itiraz için izin verilmez, özürleri de dinlenmez.

Suat Yıldırım

Gün gelir, o gün her ümmetten birer şahit getiririz. Artık ne o kâfirlere konuşmaları için izin verilir, ne de özür dileme imkânı bırakılacak.

Süleyman Ateş

Her ümmetten bir şahid getirdiğimiz gün, artık ne nankörler(in konuşmaların)a izin verilir, ne de onların özür dilemeleri istenir.

Süleymaniye Vakfı

Her toplumdan bir şahit çıkardığımız gün, artık kafirlik etmiş olanlara herhangi bir izin verilmeyecek, özür dilemeleri de istenmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Her toplumdan(ümmetten) bir şahit çıkardığımız gün, şahitlerden sonra kafirlere konuşma izni verilmeyecek ve bağışlanma dileğinde bulunmaları bile istenmeyecektir.

Şaban Piriş

Her toplumdan birer şahit getirdiğimiz gün, artık küfredenlere izin verilmeyecek ve onların özürleri de dinlenmeyecektir.

Tefhim-ul Kuran

Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne küfredenlere (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.

Ümit Şimşek

Her ümmetten birer şahit tuttuğumuz gün, artık kâfirlere ne özür beyan etmeleri için izin verilir, ne de onlardan kusurlarını affettirecek birşey istenir.

Yaşar Nuri Öztürk

Her ümmetten bir tanığı ortaya sürdüğümüz gün, küfre sapanlara ne izin verilir ne de özür dilemelerine imkan sağlanır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Hər ümmətdən bir şahid göndərəcəyimiz gün, kafirlərə üzrxahlıq etməyə izin verilməyəcək və üzr diləmələri də tələb olunmayacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Qiyamət günü hər ümmətdən bir şahid (öz peyğəmbərini) gətirəcəyik. (Onlar möʼminlərin lehinə, kafirlərin əleyhinə şahidlik edəcəklər). Kafirlərə (üzrxahlıq etməyə) izin verilməyəcək, heç üzr diləmələri də istənilməyəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir werden am Jüngsten Tag aus jedem Volk seinen Propheten als Zeugen vorführen. Den Ungläubigen wird dann nicht erlaubt, sich zu entschuldigen. Sie werden nicht mehr ermahnt, sondern zur Rechenschaft gezogen.

Almanca — Der Edle Quran

Und (gedenke) des Tages, da Wir von jeder Gemeinschaft einen Zeugen erwecken. Dann wird denjenigen, die ungläubig sind, keine Erlaubnis gegeben (, sich zu entschuldigen), und es wird ihnen keine Gnade gewährt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und am Tage, da Wir aus jeglichem Volk einen Zeugen erwecken werden, wird denen, die nicht glauben, nichts gestattet werden, noch wird ihre Entschuldigung angenommen werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere an) den Tag, wenn WIR aus jeder Umma einen Zeugen erwecken, dann wird denjenigen, die Kufr betrieben haben, weder erlaubt (sich zu entschuldigen), noch werden sie zufrieden gestellt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The day shall come when We summon a witness from every nation -the Messenger sent to them- to testify of his peoples' response. There and then never shall those who denied Allah be permitted to plea in justification of their deeds of inequity. And if they invoke His forgiveness, never will heaven respond favourably to their invocation.

Abdul Haleem

The day will come when We raise up a witness from every community, when the disbelievers will not be allowed to make excuses or amends.

Abdullah Yusuf Ali

One Day We shall raise from all Peoples a Witness: then will no excuse be accepted from Unbelievers, nor will they receive any favours.

Abul A'la Maududi

(They are heedless of) the Day when We shall raise a witness from each community and then the unbelievers will neither be allowed to plead nor will they be asked to repent and seek pardon.

Aisha Bewley

On the Day We raise up a witness from every nation, those who were kafir will not be excused nor will they be able to appease Allah.

Al-Hilali & Khan

And (remember) the Day when We shall raise up from each nation a witness (their Messenger), then, those who disbelieved will not be given leave (to put forward excuses), nor will they be allowed (to return to the world) to repent and ask for Allâh’s Forgiveness (of their sins).

Ali Quli Qarai

The day We shall raise a witness from every nation, then the faithless will not be permitted [to speak], nor will they be asked to propitiate [Allah].

Amatul Rahman Omar

And (beware of) the day when We shall raise a witness from every nation, then those who were ungrateful shall not be given leave (to make amends) nor shall they be afforded an opportunity to approach the threshold (of God) to offer a plea or an excuse (and thus solicit His good will).

Arthur John Arberry

And the day We shall raise up from every nation a witness, then to the unbelievers no leave shall be given, nor shall they be suffered to make amends.

Bijan Moeinian

The Day will come when I will rais up a person from each community to testify for their wrongdoings. On that Day, the disbelievers will not find any excuse nor an opportunity to repent.

E. Henry Palmer

And on the day when we shall send from every nation a witness; then shall those who misbelieve not be allowed (to excuse themselves), and they shall not be taken back into favour.

Edip-Layth

The day We send from every nation a witness, then those who have rejected will not be given leave, nor will they be allowed to make amends.

George Sale

On a certain day We will raise a witness out of every nation: Then they who shall have been unbelievers shall not be suffered to excuse themselves, neither shall they be received into favour.

Hamid S. Aziz

On the Day We shall raise from all peoples a witness; then shall no excuse be accepted from disbelievers, and they shall receive no favours (or be allowed to make amends).

Mahmoud Ghali

And the Day We make to rise again from every nation a witness; thereafter the ones who disbelieved will not be permitted nor will they be allowed to make amends.

Marmaduke Pickthall

And (bethink you of) the day when we raise up of every nation a witness, then there is no leave for disbelievers, nor are they allowed to make amends.

Mohamed Ahmed - Samira

The day We shall call a witness from every people, the unbelievers will not be allowed to make excuses.

Muhammad Asad

But one Day We shall raise up a witness out of every community, whereupon they who were bent on denying the truth will not be allowed to plead [ignorance], and neither will they be allowed to make amends.

Mustafa Khattab

˹Consider, O  Prophet,˺ the Day We will call ˹a prophet as˺ a witness from every faith-community. Then the disbelievers will neither be allowed to plead nor appease ˹their Lord˺.

Progressive Muslims

And the Day We send from every nation a witness, then those who have rejected will not be given leave, nor will they be allowed to repent.

Sahih International

And [mention] the Day when We will resurrect from every nation a witness. Then it will not be permitted to the disbelievers [to apologize or make excuses], nor will they be asked to appease [ Allah ].

Sam Gerrans

And the day We raise up from every community a witness, then no leave will be given those who ignore warning nor will they be allowed to make amends.

Shabbir Ahmed

And bethink of the Day when We shall raise among every community a witness, then there is no leave for the rejecters, nor will they be allowed to make mends. (4:41), (16:77), (16:89), (41:24).

Syed Vickar Ahamed

And on the Day when from all peoples (nations), We shall raise a Witness (their own messenger): Then no excuses will be taken from disbelievers, nor will they be allowed (to return and repent) to ask for the Forgiveness (from Allah).

Taqi Usmani

(Remember) the Day on which We shall raise up a witness from every people, then the disbelievers will not be allowed (to make excuses), nor shall they be asked to repent.

The Monotheist Group

And the Day We send from every nation a witness, then those who have rejected will not be given leave, nor will they be allowed to repent.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Et rappelle-toi) le jour où de chaque communauté Nous susciterons un témoin, on ne permettra pas aux infidèles (de sʹexcuser), et on ne leur demandera pas de revenir (sur ce qui a provoqué la colère dʹAllah).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En op de dag dat Wij van iedere gemeenschap een getuige laten opstaan. Dan zal aan hen die ongelovig zijn geen gehoor gegeven worden en zij zullen geen kans meer krijgen om het goed te maken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op zekeren dag zullen wij een getuige van ieder volk doen opstaan; dan zullen zij, die ongeloovigen waren, zich niet kunnen verontschuldigen, en zij zullen niet in gunst worden opgenomen.

Hollandaca — Siregar

Op de Dag zullen Wij uit iedere gemeenschap een getuige doen opstaan, dan zullen degenen die ongelovig zijn geen gehoor gegeven worden en zij krijgen niet de gelegenheid zich te verbeteren.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И в тот день [в День Суда], Мы пошлем [выведем] от каждой общины свидетеля [их пророка] (который будет свидетельствовать о вере тех, кто уверовал из них и о неверии тех из них, кто стал неверующим). Потом не будет дано никакого разрешения тем, которые стали неверными, (чтобы оправдываться) и не попросят от них оправдания [чтобы они делали что-либо для довольства Господа ими].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och den Dag då Vi skall låta ett vittne ur varje samfund stiga fram (för att vittna mot dem), skall inga (undanflykter eller ursäkter) godtas från förnekarnas sida, och inga (försök till) gottgörelse tas emot.