Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ اللّٰهِ ثُمَّ يُنْكِرُونَهَا وَاَكْثَرُهُمُ الْكَافِرُونَ

yeǎ'rifūne niǎ'mete (a)llahi ṧumme yunkirūnehā ve ekṧeruhumu l-kāfirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَعْرِفُونَyeǎ'rifūneع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıbilirler
2نِعْمَتَniǎ'meteن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimetini
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
4ثُمَّṧummesonra da
5يُنْكِرُونَهَاyunkirūnehāن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakbunu inkar ederler
6وَاَكْثَرُهُمُve ekṧeruhumuك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.ve çokları da
7الْكَافِرُونَl-kāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar ederler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, Allah'ın nîmetini tanırlar da sonra inkâr ederler ve çoğu kâfirdir onların.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, Allahʼın nîmetini tanırlar da sonra inkâr ederler ve çoğu kâfirdir onların.

Adem Uğur

Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.

Ahmed Hulusi

(Onlar) Allah nimetini (Hz. Rasulullah'ı) tanırlar, sonra da O'nu inkar ederler. . . Onların ekseriyeti hakikat bilgisini inkar edenlerdir.

Ahmet Tekin

Onlar Allah’ın nimetini, Muhammed’in peygamber olarak görevlendirileceğini itiraf ederler, bilirler. Sonra da onu ısrarla inkâr ederler. Onların çoğu kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirdir, nankördür.

Ahmet Varol

Onlar Allah'ın nimetini biliyor sonra onu inkâr ediyorlar. Onların çoğu kâfirdir.

Ali Bulaç

Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkar edenlerdir.

Ali Fikri Yavuz

Müşrikler, Allah’ın nimetini tanırlar ikrar ederler. Sonra (Allah’dan başkasına ibadet ederek) onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.

Ali Rıza Safa

Allah'ın nimetini bilirler; sonra onları inkar ederler. Çünkü onların çoğu nankördür.

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu nankördür.

Bekir Sadak

Allah'in nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten cogu kafir kimselerdir. *

Celal Yıldırım

Allah'ın nîmetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Zaten onların çoğu kâfir kişilerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar Allah’ın nimetlerini biliyor, ama sonra kalkıp nankörlük ediyorlar. Onların çoğu inkârcıdır!

Diyanet İşleri

Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten çoğu kafir kimselerdir.

Diyanet Vakfi

Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem Allah'ın nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfir kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Çoğu kafir kimselerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın nı'metini tanırlar, sonra da inkar ederler ve ekserisi kafirdirler

Erhan Aktaş

Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu Kafir[2] kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu inkar ediyorlar. Onların çoğu kafir kimselerdir.

Fizilal-il Kuran

Onlar Allah'ın nimetlerini hem bilirler, hem de sonra onları inkâr ederler, onların çoğu kâfirdir.

Gültekin Onan

Onlar, Tanrı'nın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu kafirdir.

Hamdi Döndüren

Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da bu nimetleri inkâr ederler. Çünkü onların çoğu nankördürler.

Hasan Basri Çantay

Onlar hem Allahın (bu) ni'met (ler) ini i'tiraf ederler, hem yine onu (fiilleriyle) inkar ederler. Çoğu (inadına) kafir kimselerdir onların.

Hasib Asutay

Allah'ın nimetini bilirler (26), sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdirler. (26. İtiraf ederler.)

Hayrat Neşriyat

Allah’ın ni'metini tanırlar; sonra da onu inkâr ederler; çünki onların çoğu kâfirdirler.

İbni Kesir

Allah'ın nimetini hem bilirler, hem de inkar ederler. Zaten onların çoğu kafirdirler.

Mehmet Okuyan

Onlar, Allah’ın nimet(ler)ini bilirler; sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.

Muhammed Esed

Aslında Allah'ın nimetinin pekala farkındalar ama, yine de onu tanıyıp doğrulamaya yanaşmıyorlar; çünkü onların çoğu onmaz biçimde küfre batmış bulunuyor.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın nimetlerini pekala tanıyıp biliyorlar, fakat yine de nankörlük ediyorlar; zira onların çoğu küfre sapmışlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah'ın nîmetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler ve onların ekserisi kâfirlerdir.

Ömer Öngüt

Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler), sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdirler.

Suat Yıldırım

Müşrikler Allah’ın nimetini bilmekle beraber, bunları kendilerine veren Allah’tan başkasına ibadet etmekle bu nimetleri inkâr ederler. Onların çoğu işte böyle nankördürler!

Süleyman Ateş

Allah'ın ni'metini bilirler (bu ni'metleri Allah'ın yarattığını kabul ederler), sonra da (bunları kendilerine verenden başkasına taparak) bu ni'metleri inkar ederler, çokları da (nankördürler).

Süleymaniye Vakfı

Onlar Allah'ın nimetlerini tanırlar, (ama) sonra onları inkar ederler. Onların çoğu kafirdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın nimetini bilirler ama itiraf etmezler. Onların çoğu kafirdir.

Şaban Piriş

Onlar Allah'ın nimetini bildikleri halde onu inkar ederler ve onların çoğu kafirdir.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, Allah'ın nimetini bilmektedirler, sonra da inkâr etmektedirler; onların çoğu küfre sapanlardır.

Ümit Şimşek

Onlar Allah'ın nimetini bilirler; buna rağmen onu inkâr ederler. Onların çoğu böyle nankördür.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkar ediyorlar. Çoğu nankördür bunların.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Allahın neməti haqqında bildikləri halda, sonradan onu inkar edirlər. Onların çoxu kafirdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar Allahın neʼmətini (Muhəmməd əleyhissəlamı peyğəmbər göndərməklə onlara etdiyi lütfü) bilir, lakin sonra onu (Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyini) danırlar. Onların əksəriyyəti kafirdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie erkennen Gottes Gabenfülle, dann aber verkennen sie sie. Die meisten unter ihnen sind ungläubig.

Almanca — Der Edle Quran

Sie erkennen die Gunst Allahs, und sie erkennen sie hierauf nicht an. Die meisten von ihnen sind undankbar.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie kennen Allahs Gnade, und sie leugnen sie doch; und die meisten von ihnen sind ungläubig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie kennen ALLAHs Gabe, dann leugnen sie diese ab. Und die meisten von ihnen sind die Kafir.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These infidels are fully aware of Allah's grace abounding in them, but their wrongful actions and their unpious and unwise deeds bespeak clearly of the denial of Allah's merited or unmerited favours. And those of them who do not acknowledge Allah's goodwill constitute the majority.

Abdul Haleem

They know God’s blessings, but refuse to recognize them: most of them are ungrateful.

Abdullah Yusuf Ali

They recognise the favours of Allah; then they deny them; and most of them are (creatures) ungrateful.

Abul A'la Maududi

They are aware of the favours of Allah, and yet refuse to acknowledge them. Most of them are determined not to accept the Truth.

Aisha Bewley

They acknowledge Allah’s blessing and then deny it. Most of them are kuffar.

Al-Hilali & Khan

They recognise the Grace of Allâh, yet they deny it (by worshipping others besides Allâh) and most of them are disbelievers (deny the Prophethood of Muhammad صلى الله عليه و سلم).

Ali Quli Qarai

They recognize the blessing of Allah and then deny it, and most of them are faithless.

Amatul Rahman Omar

They recognize the bounty of Allâh, yet they deny it. Most of them have no sense of gratitude (for His favours).

Arthur John Arberry

They recognize the blessing of God, then they deny it, and the most of them are the unthankful.

Bijan Moeinian

They definitely recognize the Lord’s blessings; yet [out of pride] they deny the. Most of them thus cover the fact.

E. Henry Palmer

They recognise the favours of God, and yet they deny them, for most men are ungrateful.

Edip-Layth

They recognize God's blessing, then they deny it. Most of them are ingrates.

George Sale

They acknowledge the goodness of God, and afterwards they deny the same; but the greater part of them are unbelievers.

Hamid S. Aziz

They recognize the favours of Allah, and then they deny them, for most men are ungrateful.

Mahmoud Ghali

They recognize the favor of Allah; thereafter they deny it; and most of them are the disbelievers.

Marmaduke Pickthall

They know the favour of Allah and then deny it. Most of them are ingrates.

Mohamed Ahmed - Samira

They do know the favours of God, and yet they deny them, for most of them are not grateful.

Muhammad Asad

They [who turn away from it] are fully aware of God's blessings, but none the less they refuse to acknowledge them [as such], since most of them are given to denying the truth.

Mustafa Khattab

They are aware of Allah’s favours, but still deny them. And most of them are ˹truly˺ ungrateful.

Progressive Muslims

They recognize God's blessings, then they deny them. And most of them are rejecters.

Sahih International

They recognize the favor of Allah ; then they deny it. And most of them are disbelievers.

Sam Gerrans

They recognise the favour of God, then they deny it; and most of them are false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

In fact, they recognize Allah's blessings, but deny them in practice. That is how most of the men and women are rated unbelievers. (16:71).

Syed Vickar Ahamed

They (see and) know the Favor of Allah; Then they reject it (by idolizing to false gods): And most of them are disbelievers.

Taqi Usmani

They are aware of Allah’s favor, yet they deny it, and most of them are ungrateful.

The Monotheist Group

They recognize the blessings of God, then they deny them. And most of them are rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils reconnaissent le bienfait dʹAllah; puis, ils le renient. Et la plupart dʹentre eux sont des ingrats.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij kennen Gods genade en dan ontkennen zij die; de meesten van hen zijn immers ongelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij erkennen Gods goedheid en loochenen die later; maar het grootste deel hunner zijn ongeloovigen.

Hollandaca — Siregar

Zij herkennen de gunst van Allah en daarop ontkennen zij die en de meesten van hen zijn ondankbaren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [многобожники] узнают (многочисленную) благодать Аллаха [признают, что именно только Он дарует ее им], а потом отрицают ее (поклоняясь другому, нежели Тому, Который одаривает их), и большинство из них – неверующие [умирают будучи неверующими].

Rusça — Osmanov

Они знают, что такое милость Аллаха, но тем не менее отрицают ее, ибо большинство из них - неверующие.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De är medvetna om Guds välsignelser, men de vill inte erkänna dem - de flesta av dem är de otacksamma som framhärdar i förnekelse och synd.