O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

وَاِذَا رَاَ الَّذِينَ ظَلَمُوا الْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ

ve iƶā raā (e)lleƶīne Zelemū l-ǎƶābe fe lā yuḣaffefu ǎnhum ve lā hum yunZerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2رَاَraāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördükleri
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
4ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenler
5الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
6فَلَاfe lāartık
7يُخَفَّفُyuḣaffefuخ ف فHafif kilolu olmak (vücut veya madde olarak), değer olarak hafif veya önemsiz olmak, canlı/aktif/çevik/hazır ve hızlı olmak, iş/hizmette itaatkar ve boyun eğen olmak, acele etmek, çabucak ayrılmak veya yolculuk yapmak, davranış veya tutumda hafif olmak, duyma ve anlamada keskin/sivri/zeki/yetenekli olmak, korku ve öfke nedeniyle tedirgin veya heyecanlı olmak, arkadaşlıkta veya sohbette kabul edilebilir olmak, neşeli/keyifli olmak, sayıca az olmak, yetersiz/önemsiz/değersiz olmak.hafifletilmez
8عَنْهُمْǎnhumonlardan
9وَلَاve lāve asla
10هُمْhumonlara
11يُنْظَرُونَyunZerūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakfırsat verilmez

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Zulmedenler azâbı görmeye başladılar mı hafifletilmez azapları ve mühlet de verilmez onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Zulmedenler azâbı görmeye başladılar mı hafifletilmez azapları ve mühlet de verilmez onlara.

Adem Uğur

O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

Ahmed Hulusi

Zulmedenler azapla karşılaştıklarında, kendilerine hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

Ahmet Tekin

Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimler, haksızlık edenler, azâbı gördüklerinde, artık özür dilemeleri sebebiyle onların cezaları hafifletilmez, onlara merhamet nazarıyla bakılmaz, göz açtırılmaz.

Ahmet Varol

Zulmedenler azabı gördüklerinde; artık onlardan ne azap hafifletilir ne de kendilerine bir süre tanınır.

Ali Bulaç

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

Ali Fikri Yavuz

O zalimler (kâfirler) cehennem azabını görünce, artık bu azab kendilerinden ne hafifletilecek, ne de onlara mühlet verilecek.

Ali Rıza Safa

Haksızlık yapanlar, cezayı gördüklerinde, artık, onlardan ne azaltılır ne de süre verilir.

Bayraktar Bayraklı

Haksızlık edenler azabı gördüklerinde, ne azapları hafifletilir ne de onlara bir süre verilir.

Bekir Sadak

Zulmedenler, azap gorurlerken azablari hafifletilmez de geciktirilmez de.

Celal Yıldırım

O zulmedenler azabı görünce, ne onlardan azâb hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O zalimler azabı görünce artık cezaları hafifletilmez, kendilerine mühlet de tanınmaz.

Diyanet İşleri

O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

Diyanet İşleri (eski)

Zulmedenler, azap görürlerken azabları hafifletilmez de geciktirilmez de.

Diyanet Vakfi

O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık ne azaptan hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o zalimler azabı gördükleri vakıt artık o onlardan ne tahfif olunacak ne de kendilerine mühlet verilecek

Erhan Aktaş

Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.

Fizilal-il Kuran

Zalimler, azapla yüzyüze geldiklerinde, artık ne azapları hafifletilir ve ne de kendilerine mühlet verilir.

Gültekin Onan

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

Hamdi Döndüren

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, artık ne onların azabı hafifletilir ne de kendilerine süre verilir!

Hasan Basri Çantay

O zaalimler (cehennem) azabı (nı) görünce (yalvarıb yakaracaklar. Fakat) o (azab) kendilerinden hafifletilmeyeceği gibi onlara mühlet de verilmeyecekdir.

Hasib Asutay

Zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. (28) (28. Özür dilemeye fırsat ve imkân verilmeyecek.)

Hayrat Neşriyat

Ve zulmedenler azâbı gördükleri zaman, artık (o azab) onlardan ne hafifletilir, ne de onlara göz açtırılır.

İbni Kesir

O zalimler azabı görünce; onlardan ne hafifletilir, ne de mühlet verilir.

Mehmet Okuyan

Haksızlık edenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz da.

Muhammed Esed

Ve kötülüğe, haksızlığa şartlanmış olanlar (o gün kendilerini bekleyen) azabı karşılarında bulduklarında, o azabın kendileri için (hiçbir mazeretle) hafifletilmeye(ceğini) ve kendilerine artık zaman da verilmeyeceğini (hemen anlayacaklar).

Mustafa İslamoğlu

Ve o zulmedenler azabı görünce, artık onun kendilerine hafifletilmeyeceğini de fırsat tanınmayacağını da anlayacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve zulmedenler azabı görünce artık onlardan hafifletilmiş olmayacaktır. Ve kendilerine mühlet verilmiş de olmayacaklardır.

Ömer Öngüt

O zâlimler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, kendilerine mühlet de verilmez.

Suat Yıldırım

O zalimler cehennem azabını görünce yalvarıp yakarırlar. Fakat ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine mühlet verilir.

Süleyman Ateş

Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık azab onlardan ne hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir.

Süleymaniye Vakfı

Yanlışlara dalmış olanlar o azabı gördükleri zaman artık azapları hafifletilmeyecek ve onlara / yüzlerine bakılmayacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlışlar içinde yaşamış olanlar, azabı görünce o azap artık ne hafifletilecek, ne de onlara göz açtırılacaktır.

Şaban Piriş

Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

Tefhim-ul Kuran

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, ne (azab) onlara hafifletilecek, ne de onlara süre tanınacak.

Ümit Şimşek

Zulmedenler bir kere azabı gördükten sonra, ne o azap hafifler, ne de onlara süre tanınır.

Yaşar Nuri Öztürk

Zulme sapanlar azapla yüzyüze geldiklerinde, ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zalımlar əzab çəkməyə başladıqda, onların əzabı yüngülləşdirilməyəcək və onlara möhlət də verilməyəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Zalımlar (kafirlər, müşriklər) əzabı (Cəhənnəm əzabını) görüncə (yalvarıb-yaxaracaqlar), lakin (əzabları) yüngülləşdirilməyəcək, (tövbə üçün) onlara bir an belə möhlət də verilməyəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn die Ungläubigen, die sich selbst unrecht getan haben, die peinvolle Strafe sehen, wird sie weder gemindert werden, noch wird ihnen Aufschub gewährt.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn diejenigen, die Unrecht taten, die Strafe sehen, dann wird sie ihnen weder erleichtert noch wird ihnen Aufschub gewährt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn jene, die Unrecht begangen haben, die Strafe erst erleben, dann wird sie ihnen nicht leicht gemacht, noch werden sie Aufschub erlangen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn diejenigen, die Unrecht begingen, die Peinigung gesehen haben, wird diese ihnen weder erleichtert, noch wird ihnen Zeitaufschub gewährt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And on the Day the wrongful of actions are confronted with the torment laid on the damned, never shall it be mitigated nor be put in respite.

Abdul Haleem

When the evildoers face punishment it will not be lightened for them nor will they be given any respite.

Abdullah Yusuf Ali

When the wrong-doers (actually) see the Penalty, then will it in no way be mitigated, nor will they then receive respite.

Abul A'la Maududi

Once the wrong-doers have beheld the chastisement, neither will it be lightened for them nor will they be granted any respite.

Aisha Bewley

When those who did wrong see the punishment, it will not be lightened for them. They will be granted no reprieve.

Al-Hilali & Khan

And when those who did wrong (the disbelievers) will see the torment, then it will not be lightened unto them, nor will they be given respite.

Ali Quli Qarai

And when the wrongdoers sight the punishment, it shall not be lightened for them, nor will they be granted any respite.

Amatul Rahman Omar

And when those who behaved unjustly actually face the punishment (in the Hereafter), it shall neither be reduced for them (after that) nor shall they be given respite.

Arthur John Arberry

And when the evildoers behold the chastisement, it shall not be lightened for them, and no respite shall be given them.

Bijan Moeinian

When the disbelievers come face to face with their punishment, their begging for a lighter sentence or a second chance will be denied.

E. Henry Palmer

???missing???

Edip-Layth

Then those who were wicked will see the retribution; it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

George Sale

And when they who shall have acted unjustly shall see the torment prepared for them; -- it shall not be mitigated unto them, neither shall they be respited; --

Hamid S. Aziz

And when those who did wrong see the Penalty, it will not be mitigated, nor will they receive respite.

Mahmoud Ghali

And when the ones who did injustice see the torment, then it will not be lightened for them, and they will not be respited.

Marmaduke Pickthall

And when those who did wrong behold the doom, it will not be made light for them, nor will they be reprieved.

Mohamed Ahmed - Samira

And when the wicked shall face the torment it will not be decreased, nor will they be reprieved.

Muhammad Asad

And when they who were bent on evildoing behold the suffering [that awaits them, they will realize that] it will not be lightened for them [by virtue of their pleading]; and neither will they be granted respite.

Mustafa Khattab

And when the wrongdoers face the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be delayed ˹from it˺.

Progressive Muslims

And then those who were wicked will see the retribution; it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

Sahih International

And when those who wronged see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Sam Gerrans

And when those who do wrong see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be granted respite.

Shabbir Ahmed

And when the wrongdoers will see the Requital coming, it will be too late. Neither will it be made light for them, nor will they be given further respite.

Syed Vickar Ahamed

And when the wrongdoers see the penalty, then it will not be lightened in any way and then they will not have any delay.

Taqi Usmani

And when the unjust will see the punishment, it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

The Monotheist Group

And then those who were wicked will see the retribution; it will not be lightened for them, nor will they be given respite.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand les injustes verront le châtiment, on ne leur accordera ni allégement ni répit.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema sitemkar ezab dibînin, ezab li ser wan nayê sivikkirin û ji wan re muhlet jî nayê dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij die onrecht plegen de bestraffing zien, dan krijgen zij geen strafverlichting en ook geen uitstel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En als zij, die onrechtvaardig hebben gehandeld, de pijniging zullen zien, die voor hen is bereid, welke noch verminderd, noch uitgesteld voor hen zal worden.

Hollandaca — Siregar

En wanneer degenen die onrecht pleegden de bestraffing zien zal die voor hen niet lichter gemaakt worden en zij zullen geen uitstel krijgen.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Когда же грешники предстанут перед наказанием, то не будет им ни облегчения, ни отсрочки.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och då syndarna fått se straffet kommer det inte att lindras och inget uppskov att beviljas.