İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.

قُلْ لِعِبَادِيَ الَّذِينَ اٰمَنُوا يُقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَالٌ

ḳul li ǐbādiye (e)lleƶīne āmenū yuḳīmū S-Salāte ve yunfiḳū mimmā razeḳnāhum sirran ve ǎlāniyeten min ḳabli en ye'tiye yevmun lā bey'ǔn fīhi ve lā ḣilālun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöyle
2لِعِبَادِيَli ǐbādiyeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarıma
3الَّذِينَ(e)lleƶīne-kimseler
4اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamandoğrulayan/emin
5يُقِيمُواyuḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh-doğrulurlar
6الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
7وَيُنْفِقُواve yunfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.ve harcarlar
8مِمَّاmimmāşeyden
9رَزَقْنَاهُمْrazeḳnāhumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızıklandırıldıkları
10سِرًّاsirranس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukgizli
11وَعَلَانِيَةًve ǎlāniyetenع ل نAçık olmak, açığa çıkmak, halka açık olmak, bilinir hale gelmek, ortaya çıkarmakve açık
12مِنْmin
13قَبْلِḳabliق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
14اَنْen
15يَأْتِيَye'tiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgelmeden
16يَوْمٌyevmunي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir gün
17لَاki yoktur
18بَيْعٌbey'ǔnب ي عSatmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamakbir alışveriş
19فِيهِfīhionda
20وَلَاve lāne yoktur
21خِلَالٌḣilālunخ ل لZayıflamak, azalmak/eksilmek/yok olmak, yoksul olmak, ihtiyaç veya gereksinim içinde olmak, bir şeyi delmek/delmek/şişe geçirmek, çıkarmak/aktarmak/kaydırmak, kalıntıları ayıklamak veya çıkarmak, bir şeyin aralıklarına yerleştirmek, bozmak veya ekşimek, şarabı sirkeye dönüştürmek, gerçek ve samimi bir arkadaş olmak, bir görevi yerine getirmekte başarısız olmak, ihmal etmek/atlama veya yarım bırakmak, uzak durmak, kötü meyve vermek, girmek/nüfuz etmek veya geçmek, kesintiye uğratmak veya müdahale etmek, sallantılı/gevşek/hatalı/kusurlu olmak, düzensiz/karışık/sağlam olmamak, mizaçta bozuk veya düzensiz olmak, halhal veya halhal çiftiyle donatmak, eski ve yıpranmış olmak, ölmek ve boşluk/açıklık bırakmak, alışkanlık/gelenek sahibi olmak, gerçek ve samimi sevgi/dostluk/aşk göstermek, kusurlu/eksik/yetersiz olmak, bir şeyi başka bir şey için bırakmak.bir dostluk

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İmân eden kullarıma söyle: Namaz kılsınlar ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcasınlar o gün gelip çatmadan ki ne alışveriş var o günde ne karşılıklı dostluk.

Abdulkadir Gölpınarlı

İmân eden kullarıma söyle: Namaz kılsınlar ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcasınlar o gün gelip çatmadan ki ne alışveriş var o günde ne karşılıklı dostluk.

Adem Uğur

İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli açık harcasınlar.

Ahmed Hulusi

İman etmiş kullarıma de ki: "Salatı ikame etsinler ve verdiğimiz yaşam gıdalarından gizlice veya açıkça bağışta bulunsunlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı süreç gelmeden önce. "

Ahmet Tekin

İman eden, benim ilâhlığımı tanıyan, candan müslüman olarak bana bağlanan, saygılı kullarıma söyle: 'Namazları âdâbına riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılsınlar. Kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten, bedel ödeyerek kendinizi kurtaracak pazarlığın olmayacağı, dostlukların fayda sağlamayacağı bir günün gelmesinden önce, mallarından gizli ve açık, Allah yolunda, karşılık beklemeden, gönüllü harcasınlar.'

Ahmet Varol

İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar ve ne alışverişin ne de dostluğun olmayacağı gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimizden gizli ve açık infak etsinler.

Ali Bulaç

İman etmiş kullarıma söyle: "Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."

Ali Fikri Yavuz

İman eden kullarıma de ki: Namazı gereği üzere kılsınlar; ve kendinde ne bir alış veriş, ne de bir dostluk olmıyan (hiç bir fayda umulmıyan) bir kıyamet günü gelmezden önce, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikâr (yerli yerinde zekât verip hayırlara) harcasınlar.

Ali Rıza Safa

İnanan kullarıma söyle: Ne alışverişin ne de dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce namazı kılsınlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de hem gizli hem de açık olarak yardımlaşmak amacıyla paylaşsınlar.

Bayraktar Bayraklı

İnanan kullarıma söyle!"Namazı kılsınlar; kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı gün gelmeden önce gizli ve aşikar infak etsinler."

Bekir Sadak

Inanan kullarima soyle, namazi kilsinlar; alis veris ve dostlugun olmaycagi gunun gelmesinden once, kendilerine verdigimiz riziktan acik ve gizli sarfetsinler.

Celal Yıldırım

İmân eden kullarıma de ki: İçinde alım-satım, dostluk bulunmayan gün gelmeden önce namazı kılsınlar, kendilerine rızık olarak sunduğumuz şeylerden gizli-açık (Allah için) harcasınlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İman eden kullarıma söyle: Alım satımın bulunmadığı, dostluğun fayda vermediği o gün gelmeden önce namazlarını dosdoğru kılsınlar, onlara verdiğimiz rızıklardan Allah rızâsı için gizli ve açık harcasınlar.

Diyanet İşleri

İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.

Diyanet İşleri (eski)

İnanan kullarıma söyle, namazı kılsınlar; alışveriş ve dostluğun olmayacağı günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli sarfetsinler.

Diyanet Vakfi

İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli açık harcasınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: «Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Söyle o iman etmiş kullarıma: "Namazı kılsınlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık harcasınlar, kendisinde alım satım ve dostluğun bulunmayacağı gün gelmeden önce.

Elmalılı Hamdi Yazır

Söyle: o iyman etmiş olan kullarıma: namazı kılsınlar ve kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler, öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk

Erhan Aktaş

İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak etsinler."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak etsinler."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak etsinler."

Fizilal-il Kuran

Mü'min kullarıma de ki; «Namazı kılsınlar ve ne alışverişin ne de dostluğun geçerli olmadığı gün gelmeden önce kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık biçimde bağışta bulunsunlar.

Gültekin Onan

İnanmış / inanan kullarıma söyle: "Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler."

Hamdi Döndüren

İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alış-verişin ne dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcasınlar!

Hasan Basri Çantay

İman eden kullarıma de ki: "Namaz (lar) ınızı dosdoğru kılın, ne bir alış veriş, ne de bir dostluk (cari ve nafiz) olmayan birgün gelmezden evvel rızk olarak size verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikar infaak edin".

Hasib Asutay

İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde hiçbir alışveriş ve dostluk bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcasınlar. (12) (12. Âyetteki 'muzari' kelimelerine 'emir' anlamı verilir.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Îmân eden kullarıma söyle, namazı hakkıyla edâ etsinler ve içinde ne bir alış-verişin, ne de bir dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden, gizlice ve açıkça (Allah yolunda) sarf etsinler!

İbni Kesir

İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmayacağı gün gelmezden önce; kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli, açık infak etsinler.

Mehmet Okuyan

İman eden kullarıma söyle: “Namazlarını kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da infak etsinler (versinler).”

Muhammed Esed

(Ve) imana erişen kullarıma da söyle, hiçbir pazarlığın, dostluğun, arkadaşlığın olmayacağı o Gün gelip çatmadan önce, salatta devamlı ve duyarlı olsunlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Bizim yolumuzda) gizli açık harcasınlar.

Mustafa İslamoğlu

İmanda sebat gösteren kimselere söyle: hiçbir pazarlığın, hiçbir dostluğun fayda vermediği gün gelip çatmazdan önce hakkını vererek namaz kılsınlar, kendilerine verdiğimiz nimetlerde -gizli ya da açık- infak etsinler.

Ömer Nasuhi Bilmen

İmân etmiş olan kullarıma söyle, namazı kılsınlar ve kendilerini merzûk etmiş olduğumuz şeylerden gizlice ve âşikâre infakta bulunsunlar, bir günün gelmesinden evvelki, onda ne satış vardır, ne de dostluk.

Ömer Öngüt

Resulüm! İnanan kullarıma söyle! Namazı kılsınlar, alış-veriş ve dostluğun olmayacağı gün gelmezden önce kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak etsinler.

Suat Yıldırım

Söyle o iman etmiş kullarıma:Namazı tam gerektiği şekilde kılsınlar ve ne alış verişin, ne de dostluğun olmadığı gün gelmeden önce, gizli ve açık şekilde, kendilerine ihsan ettiğimiz rızıklardan, nimetlerden bağışta bulunsunlar.

Süleyman Ateş

İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfetsinler.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen kullarıma söyle; namazı düzgün ve sürekli kılsınlar. Herhangi bir alışveriş ve dostluğun olmayacağı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler /hayra harcasınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanmış kullarıma de ki namazlarını tam kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden gizli-açık (hayra) harcasınlar. Bunu öyle bir gün gelmeden yapsınlar ki o günde ne alış veriş, ne de dostluk olacaktır.

Şaban Piriş

İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar; alış verişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarfetsinler.

Tefhim-ul Kuran

İman etmiş kullarıma söyle: «Alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler.»

Ümit Şimşek

İman eden kullarıma şunu söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunsunlar-öyle bir gün gelmeden önce ki, onda ne bir alışveriş geçer, ne de bir dostluk.

Yaşar Nuri Öztürk

İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İman gətirən qullarıma de ki, namaz qılsınlar, alış-verişin və dostluğun olmayacağı bir günün gəlməsindən əvvəl onlara verdiyimiz ruzidən Allah yolunda gizli və aşkar xərcləsinlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İman gətirən bəndələrimə de: ″(Vaxtlı-vaxtında, lazımınca) namaz qılsınlar, heç bir alış-verişin və dostluğun mümkün olmayacağı (günahların bağışlanması üçün heç kəsdən fidyə alınmayacağı, dostluq xatirinə heç bir güzəşt edilməyəcəyi) gün (qiyamət günü) gəlməzdən əvvəl onlara verdiyimiz ruzidən (kasıblara, ehtiyacı olanlara) gizli və aşkar xərcləsinlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sage Meinen gläubigen Dienern, sie sollen das Gebet verrichten und von den Gaben, die Wir ihnen geben, im Verborgenen und öffentlich spenden, bevor ein Tag kommt, an dem nicht gekauft und verkauft wird und es keine Freundschaften zu pflegen gibt!

Almanca — Der Edle Quran

Sag zu Meinen Dienern, die glauben, sie sollen das Gebet verrichten und von dem, womit Wir sie versorgt haben, heimlich und öffentlich (als Spende) ausgeben, bevor ein Tag kommt, an dem es weder Verkaufen noch Freundschaften gibt.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich zu Meinen Dienern, die gläubig sind, auf daß sie das Gebet verrichten und von dem, was Wir ihnen gegeben haben, im Verborgenen und öffentlich spenden mögen, bevor ein Tag kommt, an dem es weder Handel noch Freundschaft geben wird.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag zu meinen Dienern, die den Iman verinnerlicht haben, daß sie das rituelle Gebet ordnungsgemäß verrichten und vom Rizq geben, das WIR ihnen gewährten - heimlich und öffentlich, bevor ein Tag eintrifft, an dem weder Kaufen noch Freundschaften gelten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to My servants who have conformed to Islam: "Engage in the act of worship and spend in divine service, secretly or openly of the provisions of life We provisioned them with before the Day comes when there shall be no trading nor friendship.

Abdul Haleem

Tell My servants who have believed to keep up the prayer and give, secretly and in public, out of what We have provided them, before a Day comes when there will be no trading or friendship.

Abdullah Yusuf Ali

Speak to my servants who have believed, that they may establish regular prayers, and spend (in charity) out of the sustenance we have given them, secretly and openly, before the coming of a Day in which there will be neither mutual bargaining nor befriending.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), tell those of My servants who believe that they should establish Prayer and spend out of what We have provided them with, both secretly and openly, before there arrives the Day when there will be no bargaining, nor any mutual befriending.

Aisha Bewley

Tell My slaves who have iman that they should establish salat and give from what We have provided for them, secretly and openly, before a Day arrives on which there will be no trading and no friendship.

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) to ‘Ibâdî (My slaves) who have believed, that they should perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât ), and spend in charity out of the sustenance We have given them, secretly and openly, before the coming of a Day on which there will be neither mutual bargaining nor befriending.

Ali Quli Qarai

Tell My servants who have faith to maintain the prayer and to spend out of what We have provided them with, secretly and openly, before there comes a day on which there will be neither any bargaining nor friendship.

Amatul Rahman Omar

Say to My servants who have believed, to observe Prayer and to spend secretly and openly out of that We have provided for them, before there comes the day (of reckoning) when neither bargaining, nor fast-friendship shall help them (to get salvation).

Arthur John Arberry

Say to My servants who believe, that they perform the prayer, and expend of that We have provided them, secretly and in public, before a day comes wherein shall be neither bargaining nor befriending.

Bijan Moeinian

Say to those servants of mine who have chosen to believe: "Worship the Lord on regular basis, spend a part of your income (that God has given you at first place) to the charity (publicly or secretly) before the coming of a Day in which there will be neither bargaining nor any friendly gestures.

E. Henry Palmer

Say to my servants who believe, that they be steadfast in prayer and expend in alms of what we have bestowed upon them in secret and in public, before there comes the day when there shall be no buying and no friendship.

Edip-Layth

Say to My servants who acknowledge, that they should hold the contact prayer, and spend from provisions We granted them, secretly and publicly, before a day comes when there is no trade therein, nor will there be any friends.

George Sale

Speak unto my servants who have believed, that they be assiduous at prayer, and give alms out of that which We have bestowed on them, both privately and in public; before the day cometh, wherein there shall be no buying nor selling, neither any friendship.

Hamid S. Aziz

Say to my servants who believe, that they be steadfast in prayer and expend in charity of what We have bestowed upon them, in secret and in public, before there comes the Day when there shall be no bargaining (buying and selling, barter) and no befriending.

Mahmoud Ghali

Say to My bondmen who have believed (that) they keep up the prayer and expend of what we have provided them, secretly and in public, even before a Day comes up wherein (there) will be neither selling nor fellowship.

Marmaduke Pickthall

Tell My bondmen who believe to establish worship and spend of that which We have given them, secretly and publicly, before a day cometh wherein there will be neither traffick nor befriending.

Mohamed Ahmed - Samira

Tell those of My creatures who believe: "Observe your devotional obligations and give of what We have given you in charity, secretly or openly, before the Day arrives when there will be no buying or selling or befriending. "

Muhammad Asad

[And] tell [those of] My servants who have attained to faith that they should be constant in prayer and spend [in Our way], secretly and openly, out of what We provide for them as sustenance, ere there come a Day when there will be no bargaining, and no mutual befriending.

Mustafa Khattab

Tell My believing servants to establish prayer and donate from what We have provided for them—openly and secretly—before the arrival of a Day in which there will be no ransom or friendly connections.

Progressive Muslims

Say to My servants who believe, that they should hold the contact-method, and spend from what provisions We granted them secretly and publicly, before a Day comes when there is no trade therein, nor will there be any friends.

Sahih International

[O Muúammad], tell My servants who have believed to establish prayer and spend from what We have provided them, secretly and publicly, before a Day comes in which there will be no exchange, nor any friendships.

Sam Gerrans

Say thou to My servants who heed warning, that they uphold the duty, and spend of what We have provided them, secretly and openly, before there comes a day wherein there is neither bargaining nor friendship.

Shabbir Ahmed

(O Prophet) "Tell My servants to establish and consolidate the Divine System and spend of the provision We have given them, on others, secretly and publicly, before a Day comes wherein there shall be no trading of deeds nor friendship be of avail. " (2:254).

Syed Vickar Ahamed

Talk to My servants who have believed, that they may establish regular prayers, and spend (in charity) out of the goods that We have given them; Secretly and openly, before the arrival of a Day in which there will be neither mutual give and take nor making any friends.

Taqi Usmani

Say to My believing servants that they should establish Salāh and spend, secretly and openly, out of what We have given to them before there comes a day in which there is neither a trade nor friendship.

The Monotheist Group

Sayto My servants who believe, that they should hold the contact prayer, and spend from what provisions We granted them secretly and openly, before a Day comes when there is no trade therein, nor will there be any friends.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bendeyên min ên bawermend re bibêje: Beriya rojek bê ku tê de ne danûstandin ne jî hevdostiyek heye, bila bi berdewamî û duristî nimêj bikin û ji wî risqê ku me daye wan, bi dizî û aşkera (di riya Xwedê de) xerc bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg tot Mijn dienaren die geloven, dat zij de salaat verrichten en dat zij in het geheim en openbaar bijdragen geven van wat Wij hun voor hun levensonderhoud gegeven hebben voordat er een dag komt waarop er geen handel en geen vriendschap is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg tot mijne dienaren die geloofd hebben, dat zij volhardend in het gebed moeten zijn, en dat zij aalmoezen moeten schenken van hetgeen wij hun hebben gegeven, zoowel in het geheim, als in het openbaar; alvorens de dag komt, waarop noch koop noch verkoop, noch vriendschap zal bestaan.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad) tot mijn dienaren die geloven: ʺOnderhoudt de shalât en geeft bijdragen van waar Wij hun rnee voorzien hebben, in het verborgene of openlijk, voordat er een Dag komt, waarop er geen handel en geen boezemvriend zal zijn.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) рабам Моим, которые уверовали, чтобы они совершали (обязательную) молитву (надлежащим образом) [своевременно, смиренно перед Господом и предаваясь молитве душой] и (чтобы) расходовали (на пути Аллаха, как обязательную и добровольную милостыню) из того, чем Мы наделили их [из своего дозволенного имущества], прежде чем насупит день [День Суда], когда не будет ни торга [никто не сможет откупиться от наказания], ни дружбы [не поможет дружеская связь с кем-либо].

Rusça — Osmanov

Скажи тем из Моих рабов, которые уверовали, чтобы они совершали обряд молитвы и тратили явно и тайно из того, что Мы даровали им в удел, пока не наступит день, когда не будет ни взаимного торга, ни дружбы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Muhammad!) Säg till Mina tjänare som är sanna troende, att de inte skall förtröttas att förrätta bönen och ge av det som Vi har skänkt dem för deras försörjning, i det tysta eller öppet, innan den Dag kommer då allt köpslående är förbi och ingen (kan ingripa till förmån för en) vän.