Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

وَقَالَ الْمَلِكُ ائْتُونِي بِهِ اَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِي فَلَمَّا كَلَّمَهُ قَالَ اِنَّكَ الْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ اَمِينٌ

ve ḳāle l-meliku 'tūnī bihi esteḣliShu li nefsī fe lemmā kellemehu ḳāle inneke l-yevme ledeynā mekīnun emīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2الْمَلِكُl-melikuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.Kral
3ائْتُونِي'tūnīا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbana getirin
4بِهِbihionu
5اَسْتَخْلِصْهُesteḣliShuخ ل صSaf/hakiki/karışımsız/berrak olmak, güvende/emniyette/utanç veya zorluk ya da yıkımdan uzak olmak, insanların yanından çekilmek/ayrılmak, gelmek/yaklaşmak/ulaşmak, bir şeyi berrak veya saf yapmak, açıklamak/izah etmek/yorumlamak, birisiyle karşılıklı saflıkla davranmak, saf ve samimi olmak, bir şeyi veya kişiyi tamamen kendine mal etmek, saf ve samimi şekilde inanmak (ikiyüzlülükten uzak).onu özel (dost) yapayım
6لِنَفْسِيli nefsīن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendime
7فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
8كَلَّمَهُkellemehuك ل مKonuşmak, ifade etmek.onunla konuşunca
9قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
10اِنَّكَinnekeşüphesiz sen
11الْيَوْمَl-yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibugün
12لَدَيْنَاledeynāyanımızda
13مَكِينٌmekīnunم ك نBirine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmekmevki sahibisin
14اَمِينٌemīnunا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamangüvenilir(bir kimse)sin

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Padişah, onu tapıma getirin de dedi, kendime öz yakınım edineyim onu. Yûsuf'la konuşunca da gerçekten de dedi, bugün sen büyük bir mevki sâhibisin, emin bir adamsın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Padişah, onu tapıma getirin de dedi, kendime öz yakınım edineyim onu. Yûsufʼla konuşunca da gerçekten de dedi, bugün sen büyük bir mevki sâhibisin, emin bir adamsın.

Adem Uğur

Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.

Ahmed Hulusi

Melik dedi ki: "Onu (Yusuf'u) bana getirin! Onu kendime özel dost edineyim". . . Onunla konuşmaya başlayınca şöyle dedi: "Bugün senin yanımızda kesinlikle güvenilir bir yerin vardır. "

Ahmet Tekin

Kral: 'Yûsuf’u bana getirin, onu kendime özel danışman yapayım' dedi. Onunla konuşunca: 'Bugün, sen, yanımızda yüksek makam sahibi, itibarlı ve güvenilir birisin' dedi.

Ahmet Varol

Hükümdar dedi ki: 'Onu getirin kendime özel (görevli) edineyim' Onunla konuşunca da: 'Sen bugün bizim yanımızda önemli mevki sahibi ve güvenilir birisin' dedi.

Ali Bulaç

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman, yönetici)sin."

Ali Fikri Yavuz

Hükümdar dedi ki! Onu bana getirin, kendime onu has (bir yaradımcı) edineyim. Sonra hükümdar Yûsuf’la konuşunca: “- Sen bugün, yanımızda mühim bir mevki sahibisin, emînsin”. dedi.

Ali Rıza Safa

Kral, dedi ki: "Onu, bana getirin; yanıma alayım!" Onunla konuştuğunda, şöyle dedi: "Aslında, bugün, bizim yanımızda önemli bir yerin var; güvenilensin!"

Bayraktar Bayraklı

Kral dedi ki: "Onu bana getiriniz; onu kendime özel danışman tayin edeyim." Onunla konuşunca,"Bugün sen, katımda yüksek makam sahibisin ve güvenilir birisin" dedi.

Bekir Sadak

Hukumdar: «Onu bana getirin, yanima alayim» dedi. Onunla konusunca: «Bugun senin yanimizda onemli bir yerin ve guvenilir bir durumun vardir.» dedi.

Celal Yıldırım

Kral, «Yûsuf'u bana getirin, onu kendime özel bir müşavir edineyim» dedi. Ne vakit ki, onunla konuştu, dedi ki: «Bugün senin bizim yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir makamın vardır!»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kral dedi ki: “Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim.” Onunla konuşunca, “Bugün sen katımızda yüksek yeri olan, güvenilir birisin” dedi.

Diyanet İşleri

Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

Diyanet İşleri (eski)

Hükümdar: 'Onu bana getirin, yanıma alayım' dedi. Onunla konuşunca: 'Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır.' dedi.

Diyanet Vakfi

Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hükümdar dedi ki: «Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim.» Sonra onunla konuşunca da: «Sen bugün yanımızda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güvenilir birisin» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hükümdar da dedi ki: "Onu bana getirin, kendime müşavir yapayım." Bunun üzerine onunla konuşunca da: "Sen bugün yanımızda gerçekten bir mevki sahibi ve güvenilir bir kişisin." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Melik de dedi: getirin bana onu kendime tahsıs edeyim! bunun üzerine vakta ki onunla konuştu, dedi: sen bu gün, nezdimizde cidden bir mevkı' sahibisin, eminsin,

Erhan Aktaş

Ve Hükümdar: "Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım." dedi. Onunla görüştüğünde de: "Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Hükümdar: "Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım." dedi. Onunla görüştüğünde de: "Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Hükümdar: "Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım." dedi. Onunla görüştüğünde de: "Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin." dedi.

Fizilal-il Kuran

Kral «Getirin o adamı bana, onu yakın çevreme alayım» dedi. Yusuf ile konuşunca da ona «Bugün sen artık bizim yüksek mevkili ve güvenilir bir adamımızsın» dedi.

Gültekin Onan

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilirsin (emiyn)."

Hamdi Döndüren

(Yusuf’un aklandığını gören) Kral, “Onu bana getirin de kendime özel danışman yapayım!” dedi. Kendisiyle konuştuğunda da ona, “Sen bugünden itibaren, yanımızda makam sahibi ve güvenilir birisisin!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Padişah: "Getirin onu bana, dedi, onu kendime has bir (müsteşar) edineyim". Onunla konuşunca da şöyle söyledi: "Sen bu gün (den itibaren) bizim nezdimizde mühim bir mevki saahibisin, emin (bir müsteşar) sın".

Hasib Asutay

Kral dedi ki: 'Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim.' (Yusuf) onunla konuşunca dedi ki: 'Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibisin, güvenilir bir kişisin.'

Hayrat Neşriyat

Hükümdar ise: 'Onu bana getirin; kendime hâs (müşâvir) yapayım' dedi. Sonra onunla konuşunca: 'Doğrusu sen bugün bizim yanımızda makam sâhibi emîn bir kimsesin!' dedi.

İbni Kesir

Hükümdar dedi ki: Onu bana getirin de yanıma alayım. Onunla konuşunca da dedi ki: Sen, bugün bizim yanımızda önemli bir mevki sahibisin, eminsin.

Mehmet Okuyan

Hükümdar şöyle demişti: “Onu (Yusuf’u) bana getirin; onu kendime özel (danışman) yapayım!’ Ona konuşunca (Yusuf’la konuşunca) “Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibisin; güvenilirsin (güvendesin)” demişti.

Muhammed Esed

Ve Kral: "Onu bana getirin," dedi, "ki, kendime dost edineyim". Ve o'nunla konuşunca, (Kral:) "Bundan böyle yanımızda kendisine güven duyulan biri olarak" dedi, "yüksek bir yerin olacaktır!"

Mustafa İslamoğlu

Derken kral "Onu bana getirin!" diye emretti, "Onu kendime seçkin bir yardımcı olarak atayayım." Onunla konuşmasının ardından dedi ki: "İyi bil ki bundan böyle sen, katımızdan saygın bir konuma sahip olup kendisine güven duyulan birisin."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve hükümdar dedi ki: «O'nu bana getirin, O'nu kendime tahsis edeyim. Vaktâ ki O'nunla konuştu. Dedi ki: «Şüphesiz sen bizim yanımızda mevki-i emanet sahibisin.»

Ömer Öngüt

Kral: “Onu bana getirin, yanıma alayım!” dedi. Onunla konuşunca: “Bugün sen bizim nezdimizde yüksek bir mevki sahibisin ve güvenilir bir kimsesin. ” dedi.

Suat Yıldırım

Hükümdâr: "Onu yanıma getirin, özel danışman edineyim." dedi. Onunla konuştuktan sonra da: "Sen artık bundan böyle, nezdimizde yüksek bir makam sahibi, tam itimad edilen bir müsteşarsın." dedi.

Süleyman Ateş

Kral: "Onu bana getirin, dedi, onu kendime özel (dost) yapayım!" Kendisiyle konuş(up ondaki olgunluğu gör)ünce (Yusuf'a): "Sen, dedi, artık bugün yanımızda mevki sahibi, güvenilir(bir kimse)sin."

Süleymaniye Vakfı

Kral dedi ki: "Yusuf'u bana getirin; onu has adamım yapayım." Onunla görüşünce de "Bugünden itibaren sen bizim yanımızda itibarlı ve güvenilir bir kişisin." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kral dedi ki "Getirin onu bana; özel adamım yapayım." Yusuf'la görüşünce de dedi ki "Bugün sen bizim katımızda sağlam yeri olan güvenilir bir kişisin."

Şaban Piriş

Hükümdar: -Onu bana getirin, yanıma alayım, dedi. Onunla konuşunca: -Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Hükümdar dedi ki: «Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım.» Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: «Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman, yönetici)sin.»

Ümit Şimşek

Hükümdar 'Onu bana getirin, kendime danışman yapayım' dedi. Onunla konuşunca da 'Bundan böyle sen bizim yanımızda yüksek mevki sahibi, güvenilir birisin' dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kral dedi ki: "Onu bana getirin, kendime özel dost edineyim." Yusuf'la konuşunca da şöyle dedi: "Artık bugün yanımızda mevkii olan, güvenilir bir dostsun."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Padşah dedi: “Onu yanıma gətirin! Onu özümə yaxın adam edəcəyəm”. Onunla söhbət etdikdə: “Sən bu gün yanımızda yüksək məqam sahibi, etibarlı bir adamsan”– dedi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Padşah dedi: ″(Yusifi) yanıma gətirin, onu özümə ən yaxın (adam) edəcəyəm!″ Sonra (padşah) onunla söhbət etdikdə: ″Sən bu gün (bu gündən) yanımızda mövqe sahibisən, eʼtibarlı bir şəxssən!″ – dedi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der König sprach: ʺBringt ihn mir her, damit ich ihn zu meinem Vertrauten mache!ʺ Als er sich mit ihm unterhielt, sagte er ihm: ʺBei mir gebührt dir ab heute Würde und Vertrauen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und der König sagte: ʺBringt ihn zu mir. Ich will ihn mir selbst vorbehalten.ʺ Als er mit ihm sprach, sagte er: ʺDu bist (von) heute (an) bei uns in fester Stellung und vertrauenswürdig.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und der König sprach: ʺBringt ihn zu mir, ich will ihn für mich vorbehalten.ʺ Als er mit ihm geredet hatte, sprach er: ʺDu bist von heute an bei uns in Sicherheit und genießt unser Vertrauen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und der König sagte: ʺBringt ihn mir! Ich möchte ihn in meinen persönlichen Dienst stellen.ʺ Und als er mit ihm sprach, sagte er: ʺGewiß, du genießt heute bei uns eine besondere Stellung und Vertrauen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then did the king command that Yusuf be brought to him; he said: "I will use him as my councillor and exclusively my own". When Yusuf was granted audience with the king, the king said to him: "You are now held precious in the realm's esteem and you are granted security and authority."

Abdul Haleem

The king said, ‘Bring him to me: I will have him serve me personally,’ and then, once he had spoken with him, ‘From now on you will have our trust and favour.’

Abdullah Yusuf Ali

So the king said: "Bring him unto me; I will take him specially to serve about my own person." Therefore when he had spoken to him, he said: "Be assured this day, thou art, before our own presence, with rank firmly established, and fidelity fully proved!

Abul A'la Maududi

The king said: "Bring him to me. I will select him exclusively for my own service." So when Joseph spoke to him the king said: "You are now one of established position, fully-trusted by us."

Aisha Bewley

The King said, ‘Bring him to me straight away! so I may draw him very close to me. ’ When he had spoken with him, he declared, ‘Today you are trusted, established in our sight.’

Al-Hilali & Khan

And the king said: "Bring him to me that I may attach him to my person." Then, when he spoke to him, he said: "Verily, this day, you are with us high in rank and fully trusted."

Ali Quli Qarai

The king said, ‘Bring him to me, I will make him my favourite. ’ Then, when he had spoken with him, he said, ‘Indeed today [onwards] you will be honoured and trustworthy with us.’

Amatul Rahman Omar

And the king said, `Bring him to me. I will make him my special attache.' And when he (- Joseph came and) spoke to him, he (- the king) said, `From this day you hold a (notable) position of honour (and) trust with us.'

Arthur John Arberry

The king said, 'Bring him to me! I would attach him to my person. ' Then, when he had spoken with him, he said, 'Today thou art established firmly in our favour and in our trust.'

Bijan Moeinian

The king said: "Now let him come to my presence as I would like to hire (such a trustworthy person) him to work for me. " When Joseph arrived to the court, the king said: “I am going to offer you an honorable position as I trust you.”

E. Henry Palmer

And the king said, 'Bring him to me. I will take him specially for myself.' And when he had spoken with him he said, 'Verily, today thou art with us in a permanent place of trust.'

Edip-Layth

The King said, "Bring him to me so that I may employ him for myself." So when he spoke to him, he said, "Today you are with us in high rank and trusted."

George Sale

And the king said, bring him unto me: I will take him into my own peculiar service. And when Joseph was brought unto the king, and he had discoursed with him, he said, thou art this day firmly established with us, and shalt be intrusted with our affairs.

Hamid S. Aziz

"Yet I do not absolve myself, for the human soul is prone to evil, save that on which my Lord has mercy; verily, my Lord is Forgiving, Merciful. "

Mahmoud Ghali

And the king said, "Come up with him (i. e., Bring him) to me! I would faithfully (attach) him to myself." So, as soon as he spoke to him, he said, "Surely today you are close to us established, and devoted."

Marmaduke Pickthall

And the king said: Bring him unto me that I may attach him to my person. And when he had talked with him he said: Lo! thou art to-day in our presence established and trusted.

Mohamed Ahmed - Samira

When the king heard this he said: "Bring him to me. I shall take him in my special service." When he had talked to him, he said: "Today you are established in a rank of trust with us."

Muhammad Asad

And the King said: "Bring him unto me, so that I may attach him to my own person. " And when he had spoken with him, [the King] said: "Behold, [from] this day thou shalt be of high standing with us, invested with all trust!"

Mustafa Khattab

The King said, "Bring him to me. I will employ him exclusively in my service." And when Joseph spoke to him, the King said, “Today you are highly esteemed and fully trusted by us.”

Progressive Muslims

And the King said: "Bring him to me so that I may employ him to my person. " So when he spoke to him, he said: "Today you are with us in high rank and trusted."

Sahih International

And the king said, "Bring him to me; I will appoint him exclusively for myself. " And when he spoke to him, he said, "Indeed, you are today established [in position] and trusted."

Sam Gerrans

And the King said: “Bring him to me! I will attach him to my person.” Then when he had spoken with him, he said: “Thou art this day with us established and trusted.”

Shabbir Ahmed

The King said, "Bring him to me so that I may appoint him a close adviser to me. " And when he had spoken with him, the King decreed, "From today on you have a high standing with us, invested with all trust."

Syed Vickar Ahamed

And the king said: "Bring him (Yusuf) to me; That I will take him only to serve around me personally. " Therefore when he (the king) had spoken to him, he (the king) said: "Be sure that in our presence today you are, firmly placed with position (and honor) and truthfulness fully proved!"

Taqi Usmani

The king said, "Bring him to me, and I shall employ him purely for myself." So, when he (the king) talked to him, he said (to Yūsuf), “Today you are with us well-placed, fully trusted.”

The Monotheist Group

Andthe king said: "Bring him to me so that I may employ him to my person." So when he spoke to him, he said: "Today you are with us in a high standing and trusted."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et le roi dit: ʺAmenez-le moi: je me le réserve pour moi-mêmeʺ. Et lorsquʹil lui eut parlé, il dit: ʺTu es dès aujourdʹhui près de nous, en une position dʹautorité et de confianceʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Melik got: Yûsuf ji min re bînin da ku ez wî ji xwe re bikim (şêwirmendekî) taybet. Vêca dema Melik bi Yûsuf re peyivî, jê re got: Îro, tu li bal me xwediyê cihekî bilind î û tu mirovekî pêbawer î.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De koning zei: ʺBrengt hem bij mij. Ik wil hem tot mijn vertrouweling maken.ʺ En toen hij tot hem sprak, zei hij: ʺHeden heb jij je positie bij ons gevestigd en geniet jij vertrouwen.ʺ

Hollandaca — Siregar

rui de koning zei: ʺBrengt hem bij mij, ik maak hem tot mijn vertrouweling. En toen hij tot hem sprak, zei hij: ʺVoorwaar, vandaag ben jij aan onze zijde een geëerde en betrouwbare.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

И [тогда] царь повелел: ʺПриведите его ко мне. Я возьму его к себе в услужениеʺ. Когда [привели Йусуфа, царь] заговорил с ним и сказал: ʺВоистину, сегодня ты при нас обрел силу и довериеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och kungen sade: ʺFör honom till mig! Jag vill knyta honom till min person.ʺ Och när (Josef kommit och) sagt (vad han hade att säga) sade (kungen): ʺ(Från och med) denna dag står du oss nära; du skall ha en hög ställning och du äger vårt förtroende.ʺ