(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ النَّاسَ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ

ve lev şā'e rabbuke le ceǎle n-nāse ummeten vāHideten ve lā yezālūne muḣtelifīne / illā men raHime rabbuke ve li ƶālike ḣaleḳahum ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme mine l-cinneti ve n-nāsi ecmeǐyne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve eğer
2شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
3رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
4لَجَعَلَle ceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyapardı
5النَّاسَn-nāseن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanları
6اُمَّةًummetenا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]ümmet
7وَاحِدَةًvāHidetenو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir tek
8وَلَاve lāama hala
9يَزَالُونَyezālūneز ا لdurmazlar
10مُخْتَلِفِينَmuḣtelifīneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekihtilaf etmekten
1اِلَّاillāhariç
2مَنْmenkimseler
3رَحِمَraHimeر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.rahmet ettiği
4رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
5وَلِذٰلِكَve li ƶālikezaten bunun için
6خَلَقَهُمْḣaleḳahumخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.onları yarattı
7وَتَمَّتْve temmetت م مTam/bütün olmak, çiçek açmak, yetişkin, eksiksiz, mükemmel, yerine getirilmiş, başarmak.ve yerine gelmiştir
8كَلِمَةُkelimetuك ل مKonuşmak, ifade etmek.sözü
9رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
10لَاَمْلَـَٔنَّle emleenneم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıandolsun dolduracağım
11جَهَنَّمَcehennemeجهنمcehennemi
12مِنَmine-den
13الْجِنَّةِl-cinnetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcinler-
14وَالنَّاسِve n-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.ve insanlar(dan)
15اَجْمَعِينَecmeǐyneج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.tamamen

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbin dileseydi insanları bir tek ümmet haline getirirdi, fakat onlar, aykırılığa düşmekten bir türlü kurtulamazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbin dileseydi insanları bir tek ümmet haline getirirdi, fakat onlar, aykırılığa düşmekten bir türlü kurtulamazlar.

Adem Uğur

Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler.

Ahmed Hulusi

Eğer Rabbin dileseydi, elbette (tüm) insanları ümmet-i vahide (tek bir inanca sahip toplum) yapardı! Oysa karşıt görüşe dayalı inançlar sürüp gidecektir.

Ahmet Tekin

Eğer Rabbinin sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, insanları aynı inanç ve düşünceyi paylaşan bir tek millet yapardı. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahip oldukları, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için hâlâ farklı düşünmeye ve ihtilâfa devam ediyorlar.

Ahmet Varol

Rabbin dileseydi insanları bir tek ümmet yapardı. Ama onlar ihtilaf edip durmaktadırlar.

Ali Bulaç

Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı. Oysa, onlar, anlaşmazlığı sürdürmektedirler:

Ali Fikri Yavuz

Eğer Rabbin dileseydi, bütün insanları tek bir dine bağlı kılardı. Halbuki onlar çeşitli dinlere uyarak ihtilâf edip duracaklardır.

Ali Rıza Safa

Oysa Efendin dileseydi, kesinlikle, insanları bir tek topluluk yapardı. Yine de tartışmayı sürdürüyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Rabbin dileseydi bütün insanları tek bir millet yapardı. Fakat onlar ihtilaf etmeye devam ediyorlar.

Bekir Sadak

(118-11) 9 Eger Rabbin dileseydi insanlari tek bir ummet kilardi. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayriliktadirlar, esasen onlari bunun icin yaratmistir. Rabbinin «And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracagim» sozu yerine gelmistir.

Celal Yıldırım

Eğer Rabbin dileseydi, insanları bir tek ümmet haline getirirdi. (Görüldüğü gibi) onlar durmadan anlaşmazlık halindeler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(118-119) Rabbin dileseydi insanları elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat onlar hep ihtilâf içinde olacaklardır, rabbinin esirgedikleri müstesna; zaten O insanları buna uygun yaratmıştır. Böylece rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem insanlar hem cinlerle dolduracağım” sözü yerini bulmuş oldu.

Diyanet İşleri

(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

Diyanet İşleri (eski)

(118-119) Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin 'And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım' sözü yerine gelmiştir.

Diyanet Vakfi

Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer Rabbin dileseydi elbette bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbin dileseydi, kesinlikle bütün insanları bir tek ümmet yapardı. Oysa ihtilaf edip duracaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem rabbın dileseydi elbet bütün o nası bir tek ümmet yapardı, halbuki ıhtilaf edip duracaklardır

Erhan Aktaş

Rabb'in dileseydi, bütün insanları tek bir ümmet yapardı. İhtilaf edenler olarak sürüp gitmezlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'in dileseydi, bütün insanları tek bir ümmet yapardı. İhtilaf edenler olarak sürüp gitmezlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'in dileseydi, bütün insanları tek bir ümmet yapardı. İhtilaf edenler olarak sürüp gitmezlerdi.

Fizilal-il Kuran

Eğer Rabbin dileseydi, tüm insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa insanlar sürekli görüş ve inanç ayrılığı içindedirler.

Gültekin Onan

Eğer rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı. Oysa, onlar anlaşmazlığı sürdürmektedir.

Hamdi Döndüren

Eğer Rabbin dileseydi, insanları bir tek ümmet yapardı. (Ama böyle yapmadı, bu yüzden) onlar farklı görüşte olmayı sürdüreceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Eğer Rabbin dileseydi bütün insanları muhakkak ki bir tek ümmet yapardı. Onlar ihtilaf edici bir halde (işte böylece) devam edib gideceklerdir.

Hasib Asutay

Eğer Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) ihtilafa düşmeye devam edeceklerdir.

Hayrat Neşriyat

Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette (İslâm üzere) bir tek ümmet yapardı; fakat (onlar) ihtilâf eden kimseler olarak, (böyle) devâm edip duracaklardır.

İbni Kesir

Rabbın dileseydi; bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Onlar ise hala ayrılıktadırlar.

Mehmet Okuyan

Rabbin dileseydi bütün insanları tek bir ümmet yapardı. (Fakat) onlar anlaşmazlığa düşmeye devam ederler.

Muhammed Esed

Hem, Rabbin dileseydi, bütün insanlığı bir tek ümmet yapardı; fakat (O, yollarını seçmekte kendilerini özgür bıraktı diye) hala farklı görüşler benimsemekteler;

Mustafa İslamoğlu

Zaten, eğer Rabbin dileseydi insanlığın tamamını tek bir ümmet yapıverirdi. (O bunu dilemediği içindir ki) onlar, farklı görüşler benimseye gelmişlerdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer Rabbin dilese idi, elbette bütün nâsı bir tek ümmet kılardı. Fakat onlar ihtilâf eder kimseler olmaktan geri durmayacaklardır.

Ömer Öngüt

Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı, fakat onlar hâlâ ayrılıktadırlar.

Suat Yıldırım

(118-119) Eğer Rabbin dileseydi bütün insanları hakta ittifak eden bir tek ümmet yapardı. Fakat O bunu irade etmediğinden ittifak etmemişlerdir ve işte böylece ihtilaf eder vaziyette devam edeceklerdir. Ancak Rabbinin lütfederek hakta birleşmeyi nasib ettiği kimseler bunun dışındadır. Esasen O, insanları bunun için yaratmıştır. Böylece, Rabbinin "Ben cehennemi, bütün cin ve insanlardan müstehak olanlarla dolduracağım." sözü gerçekleşecektir.

Süleyman Ateş

Rabbin dileseydi, insanları bir tek ümmet yapardı. Ama ihtilaf edip durmaktadırlar.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin tercihini farklı yapsaydı elbette insanları tek bir ümmet/ hep doğru davranan kimseler yapardı. Ama onlar muhalefetlerini sürdüreceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer Rabbin insanları tek bir ümmet (toplum) yapmayı tercih etseydi yapardı.Ama onlar birbirlerine, sürekli muhalif olacaklardır.

Şaban Piriş

Eğer Rabbin dileseydi, insanları tek bir toplum kılardı. Fakat onlar bir türlü ihtilaftan kurtulamazlar.

Tefhim-ul Kuran

Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı. Oysa, onlar, anlaşmazlığı sürdürmektedirler:

Ümit Şimşek

Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı; fakat onların anlaşmazlıkları son bulmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer Rabbin dileseydi insanları elbette bir tek ümmet yapardı. Ama birbiriyle tartışmaya devam edeceklerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər Rəbbin istəsəydi, insanları vahid bir ümmət edərdi. Amma onlar elə hey ixtilafdadırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər Rəbbin, istəsəydi bütün insanları (eyni dində olan) tək bir ümmət edərdi. Onlar (yəhudi, xaçpərəst, atəşpərəst və i. a. olmaqla dinləri barəsində) hələ də ixtilafdadırlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn dein Herr gewollt hätte, hätte Er alle Menschen zu einem einzigen Volk gemacht. Doch Er hat sie verschieden gelassen, und so werden sie immer bleiben,

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn dein Herr wollte, hätte Er die Menschen wahrlich zu einer einzigen Gemeinschaft gemacht. Aber sie bleiben doch uneinig,

Almanca — M. A. Rassoul

Und hätte dein Herr es gewollt, so hätte Er die Menschen alle zu einer einzigen Gemeinde gemacht; doch sie wollten nicht davon ablassen, uneins zu sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hätte dein HERR es gewollt, hätte ER doch die Menschen zu einer einzigen Umma gemacht - sie aber bleiben uneins

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And had Allah, your Creator, willed, He would have made mankind one single nation conforming to one religion. Nonetheless, their innate incongruity would have induced them to be thus still at variance,

Abdul Haleem

If your Lord had pleased, He would have made all people a single community, but they continue to have their differences-

Abdullah Yusuf Ali

If thy Lord had so willed, He could have made mankind one people: but they will not cease to dispute.

Abul A'la Maududi

Had your Lord so willed, He would surely have made mankind one community. But as things stand, now they will not cease to differ among themselves and to follow erroneous ways

Aisha Bewley

If your Lord had wanted to, He would have made mankind into one community but they persist in their differences,

Al-Hilali & Khan

And if your Lord had so willed, He could surely have made mankind one Ummah [nation or community (following one religion i.e. Islâm)] but they will not cease to disagree.

Ali Quli Qarai

Had your Lord wished, He would have made mankind one community; but they continue to differ,

Amatul Rahman Omar

Had your Lord (enforced) His will He would have certainly made the whole of mankind one community, but (since He did not like to enforce His will upon people) they would not cease to differ.

Arthur John Arberry

Had thy Lord willed, He would have made mankind one nation; but they continue in their differences

Bijan Moeinian

If God wanted, He would have made mankind one community; but (the wisdom of God necessitates that) people try different alternatives (and eventually arrive to the conclusion that only the Lord’s way is conducive to salvation. )

E. Henry Palmer

Had thy Lord pleased, He would have made men one nation; but they will not cease to differ,

Edip-Layth

Had your Lord wished, He could have made all the people one nation, but they still would continue to disagree;

George Sale

And if thy Lord pleased, He would have made all men of one religion: But they shall not cease to differ among themselves,

Hamid S. Aziz

In truth your Lord did not destroy the communities unjustly while they were doing right. (Or for a few or minor wrong-doings, or while there were few wrong-doers, or while they had the potentiality to mend).

Mahmoud Ghali

And if your Lord had (so) decided, He would indeed have made mankind one nation; and (i. e., but) they do not cease differing (among themselves).

Marmaduke Pickthall

And if thy Lord had willed, He verily would have made mankind one nation, yet they cease not differing,

Mohamed Ahmed - Samira

But if your Lord had pleased He could have made all human beings into one community of belief. But they would still have differed from one another,

Muhammad Asad

And had thy Sustainer so willed, He could surely have made all mankind one single community: but [He willed it otherwise, and so] they continue to hold divergent views'

Mustafa Khattab

Had your Lord so willed, He would have certainly made humanity one single community ˹of believers˺, but they will always ˹choose to˺ differ—

Progressive Muslims

And had your Lord wished, He could have made all mankind one nation, but they still would continue to disagree.

Sahih International

And if your Lord had willed, He could have made mankind one community; but they will not cease to differ.

Sam Gerrans

And had thy Lord willed, He would have made mankind one community; but they will cease not to differ,

Shabbir Ahmed

Had your Lord so willed, He could have made all mankind one single community, (but He has granted them free will as against other creatures (5:48)). Therefore, they continue to hold divergent views. Eventually however, the Divine Truth given in the Qur'an will be the dominant force in the world bringing most of the mankind together (9:33), (41:53), (48:28), (61:9).

Syed Vickar Ahamed

And if your Lord had so willed, He could have made (all) mankind one People, but (even then) they will not stop disagreeing,

Taqi Usmani

Had your Lord willed, He would have made all the people a single community. But, they will continue in their differences,

The Monotheist Group

And if your Lord had wished, He could have made all the people one nation, but they still would have continued to disagree.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si ton Seigneur avait voulu, Il aurait fait des gens une seule communauté. Or, ils ne cessent dʹêtre en désaccord (entre eux,)

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger Xwedayê te bixwesta dê mirov tev bikirina yek umet, (lê) ew ê her di îxtilafê de bin…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als jouw Heer het had gewild, had Hij de mensen tot één gemeenschap gemaakt, maar zij blijven het oneens,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En indien het uw Heer had behaagd, zou hij alle menschen van éénen godsdienst gemaakt hebben; maar zij zullen niet ophouden onder elkander te verschillen,

Hollandaca — Siregar

En als jouw Heer het had gewild, dan zou Hij de mensheid (als behorend tot) één godsdienst hebben gemaakt, maar zij bleven van mening verschillen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если бы пожелал твой Господь, то Он сделал бы (всех) людей единой общиной [сделал бы всех на единственной истинной Вере и покорными Ему]. А они [люди] (так и) не перестают пребывать в разногласиях [придерживаться разных вероучений и уставов],

Rusça — Osmanov

Если бы твой Господь захотел, то Он создал бы людей одной религиозной общиной. Но ведь люди не перестают вступать в противоречия [между собой],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hade din Herre velat skulle Han helt visst ha gjort människorna till ett enda samfund; men (det var inte Hans vilja och därför) fortsätter de att föra fram motstridiga åsikter,