Hud Suresi 10. Ayet — Elfaz
Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir.
1وَلَئِنْve le inve şayetBağlaç+Lam-ı Te'kid+Şart Edatı
2اَذَقْنَاهُeƶeḳnāhuona tattırırsakMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu
3نَعْمَاءَneǎ'mā'ebir nimetİsimن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.
4بَعْدَbeǎ'desonraZaman Zarfıب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
6مَسَّتْهُmessethukendisine dokunanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.
7لَيَقُولَنَّle yeḳūlennemutlaka derLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
8ذَهَبَƶehebegittiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek
9السَّيِّـَٔاتُs-seyyiātukötülüklerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek
10عَنِّيǎnnībendenHarf-i Cer+Zamir
11اِنَّهُinnehuşüphesiz oHarf-i Nasb+Zamir
12لَفَرِحٌle feriHunşımarıkLam-ı Te'kid+İsimف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.
13فَخُورٌfeḣūrunve böbürlenendirSıfatف خ رKendini yüceltme/büyütme, övünme, küçümseme/aşağılama, gururlu/kibirli, uzun/yüksek/büyük, mükemmel kalite, pişmiş çömlek/kil, toprak kap.