Yunus Suresi 52. Ayet — Elfaz
Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.
1ثُمَّṧummesonra, ayrıcaBağlaç
2قِيلَḳīledenilirMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselereHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4ظَلَمُواZelemūzulmeden(lere)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
5ذُوقُواƶūḳūtadınEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu
6عَذَابَǎƶābeazabıİsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
7الْخُلْدِl-ḣuldisonsuzMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak
8هَلْhelmusunuz?Soru Eki
9تُجْزَوْنَtuczevnecezalandırılıyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek
10اِلَّاillābaşkasıylaHasr Edatı
11بِمَاbimāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12كُنْتُمْkuntumolduklarınızdanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
13تَكْسِبُونَteksibūnekazanıyor(lar)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.