De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O halde, Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?"

قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ

ḳul men yerzuḳukum mine s-semāi ve l-erDi e mmen yemliku s-sem'ǎ ve l-ebSāra ve men yuḣricu l-Hayye mine l-meyyiti ve yuḣricu l-meyyite mine l-Hayyi ve men yudebbiru l-emra fe se yeḳūlūne (a)llahu fe ḳul e fe lā tetteḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2مَنْmenkimdir?
3يَرْزُقُكُمْyerzuḳukumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.sizi rızıklandıran
4مِنَmine
5السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökten
6وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerden
7اَمَّنْe mmenyahut kimdir?
8يَمْلِكُyemlikuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.sahip olan
9السَّمْعَs-sem'ǎس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakkulaklara
10وَالْاَبْصَارَve l-ebSāraب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıve gözlere
11وَمَنْve menve kimdir?
12يُخْرِجُyuḣricuخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkaran
13الْحَيَّl-Hayyeح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekdiriyi
14مِنَmine-den
15الْمَيِّتِl-meyyitiم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölü-
16وَيُخْرِجُve yuḣricuخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakve çıkaran
17الْمَيِّتَl-meyyiteم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüyü
18مِنَmine-den
19الْحَيِّl-Hayyiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekdiri-
20وَمَنْve menve kimdir?
21يُدَبِّرُyudebbiruد ب رArkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek.düzene koyan
22الْاَمْرَl-emraا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakişleri
23فَسَيَقُولُونَfe se yeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyecekler
24اللّٰهُ(a)llahuAllah
25فَقُلْfe ḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
26اَفَلَاe fe lāöyleyse
27تَتَّقُونَtetteḳūneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişisakınmıyor musunuz?

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Size gökten, yerden rızık veren kimdir, kulaklarla gözlere mâlik olan kim ve ölüden diriyi izhâr eden, diriden ölüyü meydana getiren kim ve işleri tedbîr eden kim? Diyecekler ki Allah. O vakit de ki: Neden çekinmezsiniz öyleyse?

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Size gökten, yerden rızık veren kimdir, kulaklarla gözlere mâlik olan kim ve ölüden diriyi izhâr eden, diriden ölüyü meydana getiren kim ve işleri tedbîr eden kim? Diyecekler ki Allah. O vakit de ki: Neden çekinmezsiniz öyleyse?

Adem Uğur

(Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakınmıyor musunuz?

Ahmed Hulusi

(Müşriklere) de ki: "Sizi semadan ve arzdan kim rızıklandırıyor? Yahut işitme ve görme kuvvelerinin sahibi kim? Ölüden (ölü hükmündeki kendini sırf beden sanma yaşamından) diriyi (Hayy olanın Esma'sıyla diri olduğu bilincini) kim çıkarıyor ve diriden (Hakikati itibarıyla diri iken) ölüyü (kendi veya karşısındakinin hakikatini görememe veya kendini sırf beden olarak kabullenip, toprak olup yok olacağını sanma halini) kim oluşturuyor? Kim Hükmü tedbir ediyor?". . . "Allah" diyecekler. . . De ki: "O halde niye korunanlardan olmuyorsunuz?"

Ahmet Tekin

'Gökten ve yerden size rızık ve servet veren kimdir? Kulaklara ve gözlere hükmeden kimdir? Ölüden diriyi, tohum ve yumurtadan canlıyı kim çıkarır? Diriden ölüyü, canlıdan tohum ve yumurtayı kim çıkarır? Kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı kim yapıp yürütüyor, hayatın devamını ve aslî düzeni kim sağlıyor?' de. Onlar: 'Allah!' diyecekler. 'Hâlâ Allah’a sığınıp, emirlerine yapışmayacak, günahlardan arınıp, azaptan korunmayacak, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacak, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmayacak mısınız?' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? Yahut kulaklara ve gözlere sahip olan kimdir? Ölüden diriyi diriden ölüyü çıkaran kimdir? İşleri düzene koyan kimdir?' 'Allah' diyecekler. De ki: 'Öyleyse sakınmıyor musunuz?'

Ali Bulaç

De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup sakınmayacak mısınız?

Ali Fikri Yavuz

(Rasûlüm) de ki: “-Size gökten ve yerden kim rızk veriyor? O kulaklara ve gözlere (onların idrakine) kim mâlik bulunuyor? Ölüden diriyi, diriden de ölüyü kim çıkarıyor? Bütün işleri kim idâre ediyor? “ Hemen diyecekler ki “Allah” De ki: “- O halde Allah’dan sakınmaz mısınız? “

Ali Rıza Safa

De ki: "Hem gökten hem de yeryüzünden size geçimlikler veren kimdir? Duyma ve görme yetinizin egemeni kimdir? Diriyi ölüden; ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Tüm işleri yöneten kimdir?" O zaman, şöyle diyecekler: "Allah!" De ki: "Yine de sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Size gökten ve yerden kim rızık veriyor, ya da gözleri ve kulakları yaratan, koruyan kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? İşi kim idare ediyor?" Hemen "Allah" diyecekler. De ki: "Hala sakınmıyor musunuz?"

Bekir Sadak

De ki: «Gokten ve yerden size rizik veren kimdir? Kulak ve gozlerin sahibi kimdir? Diriyi oluden cikaran, oluyu de diriden cikaran kimdir? Her isi duzenleyen kimdir?» Onlar: «Allah'tir!» diyecekler. «O halde O'na karsi gelmekten sakinmaz misiniz?» de.

Celal Yıldırım

De ki: Gökten ve yerden size rızık veren kimdir ? Kimdir kulağa ve gözlere (yaratma yönünden) sahip ? Ya diriyi ölüden, ölüyü de diriden çıkaran kimdir ? Kimdir işleri düzene koyan ? Hemen «Allah'tır» diyecekler. O halde de ki: Artık (Allah'tan saygı ile) korkup (fenalıklardan, putlara tapmaktan) sakınmaz mısınız?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da işitme ve görme yeteneklerini hükmü altında kim tutuyor? Ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kim? Her türlü işi kim yürütüyor? “Allah”diye cevap verecekler. “Öyleyse (O’na ortak koşmaktan) sakınmıyor musunuz?” de.

Diyanet İşleri

De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O halde, Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?"

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?' Onlar: 'Allah'tır! ' diyecekler. 'O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?' de.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? «Allah» diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakınmıyor musunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki, «size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?» Hemen «Allah'dır» diyecekler. De ki, «O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O kulak ve gözlerin sahibi kim? Kim ölüden diriyi çıkarıyor, diriden de ölüyü çıkarıyor? Kim bütün işleri düzenliyor?" Hemen diyecekler: "Allah!" De ki: "O halde (O'nun azabından) sakınmaz mısınız?

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: size gökten ve yerden kim rızk veriyor? Ya o sem' u ebsar kimin milki bulunuyor? Ve kim o ölüden diri çıkarıyor ve diriden ölü çıkarıyor? Ve emri kim tebdir ediyor? Derhal diyecekler ki Allah, de ki, o halde sakınmaz mısınız?

Erhan Aktaş

De ki: "Sizleri gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? İşitme ve görme gücünü veren kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzenleyen kimdir?" Diyecekler ki: "Allah'tır." O halde, "O'na karşı takvalı olmayacak mısınız?" de.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Sizleri gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? İşitme ve görme gücünü veren kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzenleyen kimdir?" Diyecekler ki: "Allah'tır." O halde, "O'na karşı takvalı olmayacak mısınız?" de.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Sizleri gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? İşitme ve görme gücünü veren kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzenleyen kimdir?" Diyecekler ki: "Allah'tır." O halde, "O'na karşı takvalı olmayacak mısınız!" de.

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki; «Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere işlerini görme yeteneğini kim verdi? Ölüden diriyi ve diriden ölüyü çıkaran kimdir? Evrenin işlerini kim çekip çeviriyor? Sana, «Allah» diyeceklerdir. O zaman onlara, «Allah'dan korkmuyor musunuz?» de.

Gültekin Onan

De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızk veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve buyruğu evirip çeviren / yöneten / yönlendiren kimdir? Onlar: "Tanrı" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup sakınmayacak mısınız?

Hamdi Döndüren

De ki: “Gökten ve yerden sizi besleyen, işitme ve görmeyi sağlayan, ölüden diriyi diriden ölüyü çıkaran ve her işi düzenleyen kimdir?” Onlar, “Allah’tır!” diyecekler. O zaman de ki: “O halde, Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Hasan Basri Çantay

(Habibim) de ki: "Size gökden ve yerden rızık veren kim? O kulaklara ve gözlere (onların hilkat ve hizmetlerine) malik (ve haakim) olan kim? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Hülasa) işi (kainatın ve hilkatin bütün umurunu) kim tedbir (ve idare) ediyor"? Derhal diyecekler ki: "Allah". De ki: "O halde (onun ıkaabından) sakınmaz mısınız?

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Ya da kulak ve gözlere kim sahip bulunuyor? Ölüden diriyi ve diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi düzenleyen kimdir? Hemen Allah diyecekler. De ki: Öyle ise (Allah'tan) sakınmıyor musunuz? (17) (17. Burada göz ve kulak gibi insanın en önemli organları ve diğer kimi nimetlere dikkat çekilmiştir. Bunların Allah'ın vergisi olduğunu müşrikler de kabul eder. Fakat Allah'a putları ortak koşarak tevhit inancından ayrılırlar.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: 'Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)a ve gözlere kim sâhib bulunuyor (yaratıcıları kimdir)? Ve kimdir ki ölüden diriyi çıkarıyor, diriden de ölüyü çıkarıyor! (Bütün) bu işleri kim idâre ediyor?' (Sana)hemen, 'Allah!' diyeceklerdir. Bunun üzerine de ki: 'Öyleyse (O’na şirk koşmaktan)sakınmıyor musunuz?'

İbni Kesir

De ki: Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlere kim hükmeder? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir? Onlar: Allah'tır, diyecekler. O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız? de.

Mehmet Okuyan

De ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Veya işitme (duyu)suna ve gözlere kim hâkim bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor; diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim yönetiyor?” Hemen “Allah” diyecekler. De ki: “(Hâlâ) takvâlı (duyarlı) olmayacak mısınız?

Muhammed Esed

De ki: "Sizi göğün ve yerin ürünleriyle rızıklandıran kimdir? Yahut kimdir, işitme ve görme yetisi üzerinde mutlak egemen olan? Kimdir, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaran? Ve (yine) kimdir var olan her şeyi çekip çeviren?" Şüphesiz, diyecekler ki: "(Elbette) Allah!" Öyleyse, de ki: "Peki, O'na karşı artık gereken duyarlığı göstermeyecek misiniz?

Mustafa İslamoğlu

(Ey Peygamber)! De ki: "Göğün ve yerin ürünleriyle sizi rızıklandıran kimdir? Peki, işitme ve görme duyularınız üzerinde kim mutlak söz sahibidir? Dahası kimdir ölüden diriyi çıkaran? Ve diriden ölüyü çıkaran kim? Ya bir düzen içerisinde devinen bütün bir varlığa talimatı kim veriyor? Derhal diyecekler ki: "(Elbette) Allah!" O halde sen de (onlara) de ki: "Hala sorumsuzca davranmayı sürdürecek misiniz?"

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Sizi gökten ve yerden kim merzûk ediyor? Ve o işitme kuvvetine ve gözlere mâlik olan kimdir? Ve kimdir ki, ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır. Ve kimdir işleri tedbir eden?» Derhal diyeceklerdir ki: «Allah...» Artık de ki: «Siz korkmaz mısınız?»

Ömer Öngüt

De ki: “Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?” “Allah” diyecekler. De ki: “O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Suat Yıldırım

De ki: Kimdir sizi gökten ve yerden rızıklandıran?Kimdir kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan?Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran. Kimdir bütün işleri çekip çeviren, kâinatı yöneten. "Allah!" diyecekler, duraksamadan:De ki: "O halde sakınmaz mısınız O’nun cezasından?"

Süleyman Ateş

De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)ın ve gözlerin sahibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Kim buyruğu(nu) yürütüyor (kainatı yönetiyor)?" "Allah." diyecekler. "O halde, korunmuyor musunuz?" de.

Süleymaniye Vakfı

Bunlara bir sor: "Gökten ve yerden size rızık veren kim? Dinleme ve görme (basiret) yetenekleri üzerinde hakim olan kim? Ya ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kim? Bütün işleri çekip çeviren kim?" Hepsi de "Allah'tır!" diyecekler. Öyleyse de ki "Ona karşı yanlış yapmaktan sakınmaz mısınız?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Desen ki "Size gökten ve yerden size rızık veren kim? Dinleme ve ileri görüşlü olma (basiret) özelliklerinize hakim olan kim?Ya ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran kim? Kimdir o bütün işleri çekip çeviren?" "Allah'tır" diyeceklerdir. De ki "Hiç çekinmez misiniz?"

Şaban Piriş

De ki: -Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlere hükmeden kimdir? ölüden diriyi çıkaran; ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir? Onlar: -Allah'tır! diyecekler. -O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız? de.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip çeviren kimdir? Onlar: «Allah» diyeceklerdir. Öyleyse de ki: «Peki, siz yine de korkup sakınmayacak mısınız?»

Ümit Şimşek

De ki: Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kim? Yahut kulak ve gözlerinizin sahibi kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran, kâinatta her işi çekip çeviren kim? 'Allah' diyecekler. O zaman de ki: Peki, niçin sakınmazsınız?

Yaşar Nuri Öztürk

Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hala kendinize gelmiyor musunuz?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Sizə göydən və yerdən ruzi verən kimdir? Qulaqlara və gözlərə hakim olan kimdir? Ölüdən diri çıxaran, diridən də ölü çıxaran kimdir? İşləri yoluna qoyan kimdir?” Onlar deyəcəklər: “Allah!” De: “Bəs belə olduğu halda Allahdan qorxmursunuz?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Sizə göydən və yerdən kim ruzi verir? Qulaqlara və gözlərə sahib olan (onları yaradan) kimdir? Ölüdən diri, diridən ölü çıxardan kimdir? Hər işi düzüb qoşan (səhmana salan) kimdir? Onlar: ″Allahdır!″ – deyəcəklər. De: ″Bəs onda Allahdan qorxmursunuz?″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺWer versorgt euch mit Gaben vom Himmel und aus der Erde? Wer ist es, der hören und sehen läßt, Lebendes aus Totem und Totes aus Lebendem hervorbringt? Und wer verfügt über alles?ʺ Sie werden sagen: ʺGott, Allah!ʺ Sprich: ʺWollt ihr also Gott gegenüber nicht fromm sein?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Wer versorgt euch vom Himmel und von der Erde, oder wer verfügt über Gehör und Augenlicht? Und wer bringt das Lebendige aus dem Toten und bringt das Tote aus dem Lebendigen hervor? Und wer regelt die Angelegenheit? Sie werden sagen: ʺAllah.ʺ Sag: Wollt ihr denn nicht gottesfürchtig sein?

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺWer versorgt euch vom Himmel her und aus der Erde? Oder wer ist es, der Gewalt über die Ohren und die Augen hat? Und wer bringt das Lebendige aus dem Toten hervor und das Tote aus dem Lebendigen? Und wer sorgt für alle Dinge?ʺ Sie werden sagen: ʺAllahʺ. So sprich: ʺWollt ihr Ihn denn nicht fürchten?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺWer gewährt euch denn Rizq vom Himmel und von der Erde?! Oder wer verfügt über das Hören und das Sehen?! Und wer bringt das Lebendige aus dem Toten hervor und bringt hervor das Tote aus dem Lebendigen?! Und wer lenkt die Angelegenheit?!ʺ Sie werden dann sagen: ʺALLAH!ʺ Dann sag: ʺWollt ihr denn 1 nicht Taqwa gemäß handeln!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them -the infidels- O Muhammad: "Who supplies you with the provisions from the Heavens and the earth and with the means of sustaining your lives? Who has control over the faculties of hearing and sight, faculties divine? Who causes the living* to egress from the dead and causes the dead to fall from the living? And Who conducts all affairs? Ironically, they will say: "Allah". Then say to them: "Will you, then, not entertain the profound reverence dutiful to Him!"

Abdul Haleem

Say [Prophet], ‘Who provides for you from the sky and the earth? Who controls hearing and sight? Who brings forth the living from the dead and the dead from the living, and who governs everything?’ They are sure to say, ‘God.’ Then say, ‘So why do you not take heed of Him?

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Who is it that sustains you (in life) from the sky and from the earth? or who is it that has power over hearing and sight? And who is it that brings out the living from the dead and the dead from the living? and who is it that rules and regulates all affairs?" They will soon say, "Allah". Say, "will ye not then show piety (to Him)?"

Abul A'la Maududi

Ask them: 'Who provides you with sustenance out of the heavens and the earth? Who holds mastery over your hearing and sight? Who brings forth the living from the dead and the dead from the living? Who governs all affairs of the universe?' They will surely say: 'Allah.' Tell them: 'Will you, then, not shun (going against reality)?"

Aisha Bewley

Say: ‘Who provides for you out of heaven and earth? Who controls hearing and sight? Who brings forth the living from the dead and the dead from the living? Who directs the whole affair?’ They will say, ‘Allah. ’ Say, ‘So will you not have taqwa?’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Who provides for you from the sky and the earth? Or who owns hearing and sight? And who brings out the living from the dead and brings out the dead from the living? And who disposes the affairs?" They will say: "Allâh." Say: "Will you not then be afraid of Allâh’s punishment (for setting up rivals in worship with Allâh)?"

Ali Quli Qarai

Say, ‘Who provides for you out of the sky and the earth? Who controls [your] hearing and sight, and who brings forth the living from the dead and brings forth the dead from the living, and who directs the command?’ They will say, ‘Allah. ’ Say, ‘Will you not then be wary [of Him]?’

Amatul Rahman Omar

Ask, `Who provides you sustenance from the heaven and the earth? Or who controls hearing and sight? And who brings forth the living out of the dead and brings forth the dead out of the living? And who directs and regulates all the affairs (of the universe)?' They will certainly say thereupon, `It is Allâh. ' Then say, `Will you not even then guard against evil (doings).

Arthur John Arberry

Say: 'Who provides you out of heaven and earth, or who possesses hearing and sight, and who brings forth the living from the dead and brings forth the dead from the living, and who directs the affair?' They will surely say, 'God. ' Then say: 'Will you not be godfearing?'

Bijan Moeinian

Ask them: "Who provides your means of existence from the sky above (such as oxygen for breathing and rain for cultivation) and the earth below (such as food and running water?) Who has given you the ability to hear and to see? Who makes life appear from death and replaces death with life?" They will answer: “God. ” Say: “Why then you do not respect the Lord (and do not obey His Commandments?)”

E. Henry Palmer

Say, 'Who provides you from the heaven and the earth? who has dominion over hearing and sight? and who brings forth the living from the dead, and brings forth the dead from the living? and who governs the affair?' And they will say, 'God. ' Say, 'Do ye not then fear?'

Edip-Layth

Say, "Who provides for you from the sky and the land? Who possesses the hearing and the eyesight? Who brings forth the living from the dead and brings forth the dead from the living? Who controls all affairs?" They will say, "God." Say, "Why then you do not show awareness!"

George Sale

Say, who provideth you food from heaven and earth? Or who hath the absolute power over the hearing and the sight? And who bringeth forth the living from the dead, and bringeth forth the dead from the living? And who governeth all things? They will surely answer, God. Say, will ye not therefore fear Him?

Hamid S. Aziz

There shall every soul experience what it did (or has sent on) before; and they shall be returned unto Allah, their rightful Lord, and that which they used to invent shall fail them.

Mahmoud Ghali

Say, "Who provides you from the heaven and the earth, or even who possesses hearing and beholdings, (i. e., eyesights) and who brings out the living from the dead and brings out the dead from the living, and who conducts the Command?" Then will they soon say, " Allah." So say, "Then will you not be pious?".

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): Who provideth for you from the sky and the earth, or Who owneth hearing and sight; and Who bringeth forth the living from the dead and bringeth forth the dead from the living; and Who directeth the course? They will say: Allah. Then say: Will ye not then keep your duty (unto Him)?

Mohamed Ahmed - Samira

Ask them: "Who gives you food and sustenance from the skies and the earth? Or, who is the lord of ear and eye? And who brings forth the living from the dead, the dead from the living? And who directs all affairs?" They will say: "God. " So tell them: "Why do you not fear Him?"

Muhammad Asad

SAY: "Who is it that provides you with sustenance out of heaven and earth, or who is it that has full power over [your] hearing and sight? And who is it that brings forth the living out of that which is dead, and brings forth the dead out of that which is alive? And who is it that governs all that exists?" And they will [surely] answer: "[It is] God. " Say, then: "Will you not, then, become [fully] conscious of Him-

Mustafa Khattab

Ask ˹them, O  Prophet˺, "Who provides for you from heaven and earth? Who owns ˹your˺ hearing and sight? Who brings forth the living from the dead and the dead from the living? And who conducts every affair?" They will ˹surely˺ say, “Allah.” Say, “Will you not then fear ˹Him˺?

Progressive Muslims

Say: "Who provides for you from the sky and the land Who possesses the hearing and the eyesight, and who brings forth the living from the dead and brings forth the dead from the living, and who controls all affairs" They will Say: "God. " Say: "Will you not be righteous!"

Sahih International

Say, "Who provides for you from the heaven and the earth? Or who controls hearing and sight and who brings the living out of the dead and brings the dead out of the living and who arranges [every] matter?" They will say, " Allah," so say, "Then will you not fear Him?"

Sam Gerrans

Say thou: “Who provides for you from the heaven and the earth?” If He who owns the hearing and the sight, and He who brings forth the living from the dead and brings forth the dead from the living, and He who directs the matter — then will they say: “God” — then say thou: “Will you then not be in prudent fear!”

Shabbir Ahmed

(Now is the time for them to think. ) Say (O Messenger), "Who is it that provides for you from the heaven and the earth, or who is it that has full power over your hearing and sight? And who is it that brings forth the living from the dead, and the dead from the living? And who is it that directs the Order of the Universe?" They will say, "Allah." Say, "Will you not then be mindful of His Laws?"

Syed Vickar Ahamed

Say: "Who is it that provides you (for life) from the sky and from the earth? Or who is it that has power over hearing and sight? And who is it that brings out the living from the dead, and the dead from the living and who is it that rules and controls all affairs?" They will soon say, "Allah!" Say: "Then will you not show piety (to Him)?"

Taqi Usmani

Say, "Who gives you sustenance from the heavens and the earth? Or, who controls the (powers of) hearing and seeing? And who brings forth the living from the dead, and brings forth the dead from the living? And who manages everything?" They will say, “Allah.” Then, (you) say, “Would you not, then, fear Allah (by desisting from holding others as gods)?”

The Monotheist Group

Say: "Who provides for you from the heavens and the earth? Who possesses the hearing and the eyesight? And who brings the living out from the dead and brings the dead out from the living? And who manages all affairs?" They will say: "God." Say: "Will you not be righteous!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺQui vous attribue de la nourriture du ciel et de la terre? Qui détient lʹouïe et la vue, et qui fait sortir le vivant du mort et fait sortir le mort du vivant, et qui administre tout?ʺ Ils diront: ʺAllahʺ. Dis alors: ʺNe Le craignez-vous donc pas?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ji muşrikan re) Bibêje: Ma kî ji erd û asîmanan rizqê we dide yan ma kî dikare guh û çavan biafirîne, kî dikare yê sax ji yê mirî û yê mirî ji yê sax derêxe û kî karên afirandinê bi rê ve dibe? Vêca ew ê bibêjin: Xwedê ye. Nexwe (ji wan re) bibêje: Eger wisa ye, êdî çima hûn xwe (ji ezabê) Xwedê naparêzin?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺWie voorziet in jullie onderhoud vanuit de hemel en de aarde? Of wie heerst over horen en zien? En wie laat het levende uit het dode voortkomen en laat het dode uit het levende voortkomen? En wie regelt het bestuur?ʺ Zij zullen zeggen: ʺGod.ʺ Zeg: ʺZullen jullie dan niet godvrezend worden?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Wie voorziet u van voedsel uit den hemel en van de aarde? of wie heeft de volstrekte macht over het gehoor en het gezicht? en wie brengt het leven uit den dood voort? en wie regeert alle dingen? Zij zullen zekerlijk antwoorden: God! Zeg: Wilt gij hem dus niet vreezen?

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺWie schenkt jullie voorzieningen uit de hemel en de aarde,ʺ of: ʺWie heeft macht over (het scheppen van) het horen en het zien en wie brengt het levende voort uit het dode en wie brengt het dode voort uit het levende, en wie verordent het bestuur?ʺ Zij zullen zeggen: ʺAllah,ʺ Zeg dan: ʺZullen jullie (Allah) dan niet vrezen?ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (этим многобожникам): «Кто наделяет вас пропитанием с неба (ниспосылая дождь) и земли (взращивая на ней растения)? Или кто распоряжается слухом и зрением (которыми вы наделены)? И кто выводит живое из неживого [человека из семени, птицу из яйца] и выводит неживое из живого [семя из человека, яйцо из птицы]? И кто управляет делом [всем бытием]?» И скажут же они [многобожники] – «(Все это делает) Аллах». Так скажи же (им): «Разве вы не станете остерегаться (наказания Аллаха)? [Разве вы не перестанете поклоняться идолам и выдуманным божествам?]

Rusça — Osmanov

Спроси [, Мухаммад]: ʺКто дает вам удел с неба и земли?ʺ Или [спроси]: ʺКто властен над слухом и зрением [людским]? Кто производит из мертвого живое и из живого мертвое? Кто управляет [всеми] событиями?ʺ И они ответят: ʺАллахʺ. Тогда спроси: ʺНеужели же вы не страшитесь [Его]?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

SÄG: ʺVem förser er med det i himlen och på jorden som ni behöver för er försörjning? Vem har makten över hörsel och syn? Vem låter livet spira ur det som är dött och låter döden stiga fram ur det levande? Och vem styr skapelsens ordning?ʺ På detta kommer de att svara: ʺ(Det är) Gud.ʺ Och du skall säga: ʺSkall ni då inte frukta Honom