ص ع ق (ṦAG) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Yıldırım veya şimşek vurmak, bayılmak, bilinçsiz olmak, şoke olmak, aklı başından gitmek

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (11)

Bu kök Kur'an boyunca 11 kez, 6 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الصَّاعِقَةُ3 kez

Bakara 2:55الصَّاعِقَةُS-Sāǐḳatuyıldırım gürültüsü

وَاِذْ قُلْتُمْ يَامُوسَىٰ لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

ve iƶ ḳultum yā mūsā len nu'mine leke Hattā nerā (a)llahe cehraten fe eḣaƶetkumu S-Sāǐḳatu ve entum tenZurūne

Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Nisa 4:153الصَّاعِقَةُS-Sāǐḳatuyıldırım gürültüsü

يَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُبِينًا

yeseluke ehlu l-kitābi en tunezzile ǎleyhim kitāben mine s-semāi fe ḳad seelū mūsā ekbera min ƶālike fe ḳālū erinā (a)llahe cehraten fe eḣaƶethumu S-Sāǐḳatu bi Zulmihim ṧumme tteḣaƶū l-ǐcle min beǎ'di mā cā'ethumu l-beyyinātu fe ǎfevnā ǎn ƶālike ve āteynā mūsā sulTānen mubīnen

Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

Zariyat 51:44الصَّاعِقَةُS-Sāǐḳatuyıldırım

فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ

fe ǎtev ǎn emri rabbihim fe eḣaƶethumu S-Sāǐḳatu ve hum yenZurūne

Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

صَاعِقَةً3 kez

Fussilet 41:13صَاعِقَةًSāǐḳatenbir yıldırıma karşı

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَقُلْ اَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ

fe in eǎ'raDū fe ḳul enƶertukum Sāǐḳaten miṧle Sāǐḳati ǎādin ve ṧemūde

Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

Fussilet 41:13صَاعِقَةِSāǐḳatibaşına düşen yıldırım

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَقُلْ اَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ

fe in eǎ'raDū fe ḳul enƶertukum Sāǐḳaten miṧle Sāǐḳati ǎādin ve ṧemūde

Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

Fussilet 41:17صَاعِقَةُSāǐḳatuyıldırımı

وَاَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمٰى عَلَى الْهُدٰى فَاَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

ve emmā ṧemūdu fe hedeynāhum fe steHabbū l-ǎmā ǎlā l-hudā fe eḣaƶethum Sāǐḳatu l-ǎƶābi l-hūni bimā kānū yeksibūne

Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

الصَّوَاعِقِ2 kez

Bakara 2:19الصَّوَاعِقِS-Savāǐḳiyıldırım sesleri

اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَاءِ فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ فِي اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ وَاللّٰهُ مُحِيطٌ بِالْكَافِرِينَ

ev ke Sayyibin mine s-semāi fīhi Zulumātun ve raǎ'dun ve berḳun yec'ǎlūne eSābiǎhum fī āƶānihim mine S-Savāǐḳi Haƶera l-mevti ve(a)llahu muHīTun bi l-kāfirīne

Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Ra'd 13:13الصَّوَاعِقَS-Savāǐḳayıldırımlar

وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَنْ يَشَاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِ وَهُوَ شَدِيدُ الْمِحَالِ

ve yusebbiHu r-raǎ'du bi Hamdihi ve l-melāiketu min ḣīfetihi ve yursilu S-Savāǐḳa fe yuSību bihā men yeşā'u ve hum yucādilūne fī (a)llahi ve huve şedīdu l-miHāli

Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder. Melekler de O'nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

صَعِقًا1 kez

A'raf 7:143صَعِقًاSaǐḳandüştü

وَلَمَّا جَاءَ مُوسٰى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ اَرِنِٓي اَنْظُرْ اِلَيْكَ قَالَ لَنْ تَرٰينِي وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ فَاِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرٰينِي فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقًا فَلَمَّا اَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ اِلَيْكَ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ

ve lemmā cā'e mūsā li mīḳātinā ve kellemehu rabbuhu ḳāle rabbi erinī enZur ileyke ḳāle len terānī ve lākini nZur ilā l-cebeli fe ini steḳarra mekānehu fe sevfe terānī fe lemmā tecellā rabbuhu li l-cebeli ceǎlehu dekken ve ḣarra mūsā Saǐḳan fe lemmā efāḳa ḳāle subHāneke tubtu ileyke ve enā evvelu l-mu'minīne

Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.

فَصَعِقَ1 kez

Zümer 39:68فَصَعِقَfe Saǐḳasonra ölür (bayılır)

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَاءَ اللّٰهُ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ اُخْرٰى فَاِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ

ve nufiḣa fī S-Sūri fe Saǐḳa men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi illā men şā'e (a)llahu ṧumme nufiḣa fīhi uḣrā fe iƶā hum ḳiyāmun yenZurūne

Sur'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.

يُصْعَقُونَ1 kez

Tur 52:45يُصْعَقُونَyuS'ǎḳūnekorkudan bayılacakları

فَذَرْهُمْ حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي فِيهِ يُصْعَقُونَ

fe ƶerhum Hattā yulāḳū yevmehumu elleƶī fīhi yuS'ǎḳūne

Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.