Sur'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَاءَ اللّٰهُ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ اُخْرٰى فَاِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ

ve nufiḣa fī S-Sūri fe Saǐḳa men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi illā men şā'e (a)llahu ṧumme nufiḣa fīhi uḣrā fe iƶā hum ḳiyāmun yenZurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنُفِخَve nufiḣaن ف خAğızla üflemek, nefes almak.ve üflenir
2فِي
3الصُّورِS-Sūriص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakSur'a
4فَصَعِقَfe Saǐḳaص ع قYıldırım veya şimşek vurmak, bayılmak, bilinçsiz olmak, şoke olmak, aklı başından gitmeksonra ölür (bayılır)
5مَنْmenolanlar
6فِي
7السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
8وَمَنْve menve olanlar
9فِي
10الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerde
11اِلَّاillādışında
12مَنْmenkimseler
13شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediği
14اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
15ثُمَّṧummesonra, ayrıca
16نُفِخَnufiḣaن ف خAğızla üflemek, nefes almak.üflenir
17فِيهِfīhiona
18اُخْرٰىuḣrāا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbir daha
19فَاِذَاfe iƶābirden
20هُمْhumonlar
21قِيَامٌḳiyāmunق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkalkmış
22يَنْظُرُونَyenZurūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbakıyorlardır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Sûr'a üfürülmüştür de göklerdekilerin ve yeryüzündekilerin hepsi de, o sesin şiddetinden ölüp gitmiştir, sonra bir daha üfürülünce o zaman hepsi dirilmiştir, ne olacak diye bakınıp durmadalar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Sûrʼa üfürülmüştür de göklerdekilerin ve yeryüzündekilerin hepsi de, o sesin şiddetinden ölüp gitmiştir, sonra bir daha üfürülünce o zaman hepsi dirilmiştir, ne olacak diye bakınıp durmadalar.

Adem Uğur

Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!

Ahmed Hulusi

Sur'a üflenmiştir! Bu yüzden, Allah'ın dilediği müstesna, semalarda ve arzda kim varsa çarpılıp baygınlık geçirmektedir. . . Sonra ona ikinci (defa) nefholundu; işte onlar ayaklanmışlar bakıyorlar.

Ahmet Tekin

Sûra üfürülmüştür. Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, yere çarpılmış ve ölmüştür. Ancak, Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi olanlar hayattadır. Sonra sûra bir daha üfürülür. Derhal, herkes ayaktadır, gözleri açık bakıyorlar.

Ahmet Varol

Sur'a üflenir, böylece Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra ona bir daha üflenir ve hemen ayağa kalkarak bakınırlar.

Ali Bulaç

Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.

Ali Fikri Yavuz

(Artık kıyamet kopmuş, İsrafil tarafından birinci defa) Sûr’a üfürülmüştür de Allah’ın dilediği (Cebrâil, Azrâil, Mikâil ve İsrâfil gibileri) müstesna olmak üzre göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi ölmüştür. Sonra Sûr’a tekrar (ikinci defa) üfürülmüştür. Bu defa (kabirlerinden) kalkmışlar bakınıb duruyorlar. (Acaba kendilerine ne yapılacaktır!)

Ali Rıza Safa

Çünkü boruya üflenmiştir. Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yeryüzünde bulunan herkes bayılmıştır. Sonra, ona bir kez daha üflendiğinde, artık, ayağa kalkarak bakınırlar.

Bayraktar Bayraklı

Sur'a üflenince, Allah'ın diledikleri hariç olmak üzere, göklerde ve yerde ne/kim varsa hepsi bayılacaktır. Sonra Sur'a bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar.

Bekir Sadak

Sura uflenince, Allah'in diledigi bir yana, goklerde olanlar, yerde olanlar hepsi dusup olur. Sonra Sura bir daha uflenince hemen ayaga kalkip bakisir dururlar.

Celal Yıldırım

Sûr'a üfürülünce, Allah'ın dilediğinin dışında, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üfürülür derken (ölenlerin tamamı) kalkıp bakışırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(O gün) sûra üflenecek, ardından -Allah’ın diledikleri dışında-göklerde ve yerde bulunanların hepsi düşüp ölecek; sonra sûra yeniden üflenecek ve onlar birden ayağa kalkmış, etrafa bakıyor olacaklar.

Diyanet İşleri

Sur'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.

Diyanet Vakfi

Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Sur üflenmiştir. Göklerde kim var ve yerde kim varsa, Allah'ın dilediği kimselerden başka hepsi çarpılıp yıkılmıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da onların hepsi kalkmış bakıyorlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sur üflenmiştir de Göklerde kim var, Yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır, ancak Allahın dilediği müstesna, sonra ona bir daha üflenmiştir, bu kerre de hep onlar kalmışlar bakıyorlardır

Erhan Aktaş

Sur'a üflenmiş, Allah'ın dilediği hariç göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona bir kez daha üfürüldüğü zaman onlar kalkarak bakınırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sur'a üflenmiş, Allah'ın dilediği hariç göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona bir kez daha üfürüldüğü zaman onlar kalkarak bakınırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sura üflenmiş, Allah'ın dilediği hariç göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona bir kez daha üfürüldüğü zaman onlar kalkarak bakınırlar.

Fizilal-il Kuran

Sur'a üflenince, göklerde ve yerde olanlar korkudan düşüp bayılırlar. Ancak Allah'ın dilediği kalır. Sonra sur'a bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışıp dururlar.

Gültekin Onan

Sur'a üfürüldü; böylece Tanrı'nın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.

Hamdi Döndüren

Sûr’a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar, Allah’ın diledikleri dışında, düşüp ölmüştür. Sonra Sûr’a bir kez daha üflenmiştir. O anda bakarsın ki onlar (kabirlerinden) kalkmış beklemektedirler!

Hasan Basri Çantay

(Birinci) "Suur" a üfürülmüş (üfürülecek), artık Allahın diledikleri müstesna olmak üzere, göklerde kim varsa, yerde kim varsa düşüb olmuşdur (ölecekdir). Sonra ona bir daha üfürülmüşdür (üfürülecekdir). O anda görürsün ki (ölüler dirilib) ayakda bakınız duruyorlar!

Hasib Asutay

Sur'a üflenir, Allah'ın diledikleri dışında (27) göklerde kim varsa, yerde kim varsa hepsi ölür. Sonra ona bir daha üflenir, artık onlar ayağa kalkmış bakıyorlar! (27. Ağırlıklı görüşe göre birinci sur'un üfürülmesiyle ölmeyenler Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil ve arşı taşıyan meleklerdir.)

Hayrat Neşriyat

Ve sûra (birinci olarak) üfürülmüştür de Allah’ın dilediğinden başka göklerde kim var, yerde kim varsa ölmüştür. Sonra ona bir daha üfürülmüştür; bir de bakarsın ki onlar ayaktadırlar (etrâfa) bakınıp duruyorlar.

İbni Kesir

Ve Sur'a üflenmiştir. Artık Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar ve yerde olanlar baygın düşmüştür. Sonra ona bir daha üflenmiş ve bir de bakacaksın ki ayakta bakınıp duruyorlar.

Mehmet Okuyan

Sûr’a üflenmiş (olacak) ve –Allah’ın diledikleri hariç– göklerde ve yerde bulunanlar bayılacaktır. Sonra ona bir daha üflenince, bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!

Muhammed Esed

(O Gün hesap) suru üflenecek; ve yerde, gökte ne varsa hepsi, Allah'ın (hariç tutmak) istedikleri dışında, düşüp bayılacaklar. Sonra sur yeniden üflenecek; işte o zaman (yargı kürsüsü önünde) duranlar (hakikati) görmeye başlayacaklar!

Mustafa İslamoğlu

Ve sura üflenecek: derken Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde bulunan herkes dehşetten çarpılmışçasına düşüp bayılacaktır. Sonra sura bir daha üflenecek: işte o zaman onlar yerlerinden doğrulup (gerçeği) görecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Sûr'a üfürülmüştür. Hemen göklerde kim var ise ve yerde kim var ise ölüvermiştir. Allah'ın dilediği kimse müstesna. Sonra Sûr'a tekrar üfürülmüştür. O anda onlar kalkarak bakışırlar.

Ömer Öngüt

Sur'a üflenince, Allah'ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar yerde olanlar hepsi düşüp ölmüş olacaktır. Sonra bir daha üflenince, hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.

Suat Yıldırım

Sûra üflenir; Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer. Sonra ona bir daha üflenir: Bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar!

Süleyman Ateş

Sur'a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmışlar, ancak Allah'ın dilediği sarsılmamıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalkmış, bakıyorlardır.

Süleymaniye Vakfı

Sura üflenmiş, Allah'ın tercih ettikleri hariç, göklerde ve yerde kim varsa ölmüş olur. Sonra ona bir daha üflenir, hepsi hemen ayağa kalkıp bakınmaya başlarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sura üfürülünce Allah'ın tercih ettikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa ölecektir. Sonra ona bir daha üfürülünce hemen ayağa kalkıp anlamaya başlayacaklardır.

Şaban Piriş

Sur'a üflenmiş, Allah'ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa baygın düşmüştür/ölmüştür. Sonra ona tekrar üflendiği zaman onlar ayağa kalkar ve bakıp dururlar.

Tefhim-ul Kuran

Sûr'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetiyorlar.

Ümit Şimşek

Sûra üfürülür; Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra sûra bir daha üfürülür; o anda hepsi kalkmış, bakışmaktadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Sura üflenmiştir; Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yere yıkılmıştır. Sonra sura bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sur üfürüləcək və Allahın istədiyi kimsələrdən başqa göylərdə və yerdə kim varsa, hamısı öləcəkdir. Sonra bir daha ona üfürülən kimi onlar qalxıb baxacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sur (birinci dəfə) çalınacaq, Allahın göylərdə və yerdə olan istədiyi kimsələrdən (Cəbrail, Mikail, Əzrail və İsrafildən, yaxud ərşi daşıyan mələklərdən və ya müsəlman şəhidlərindən) başqa, dərhal hamı yıxılıb öləcək. Sonra bir daha çalınan kimi onlar (qəbirlərindən) qalxıb (Allahın əmrinə) müntəzir olacaqlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ins Horn geblasen wird, werden alle in den Himmeln und auf Erden wie erschlagen tot daliegen, ausgenommen die, die Gott am Leben lassen will. Wenn ein zweites Mal ins Horn geblasen wird, werden alle vom Tod aufstehen und warten.

Almanca — Der Edle Quran

Und es wird ins Horn geblasen, und da bricht zusammen, wie vom Donnerschlag getroffen, wer in den Himmeln und wer auf der Erde ist, außer wem Allah will. Hierauf wird ein weiteres Mal hineingeblasen, da.stehen sie sogleich auf und schauen hin.

Almanca — M. A. Rassoul

Und in den Sur wird gestoßen, und alle, die in den Himmeln sind, und alle, die auf Erden sind, werden tot niederstürzen; mit Ausnahme derjenigen, die Allah (ausnehmen) will. Dann wird wiederum in den Sur gestoßen, und siehe, da stehen sie auf und schauen zu.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und es wurde in As-sur geblasen, dann erschlagen wurden alle in den Himmeln und auf Erden außer denjenigen, die ALLAH will. Dann wurde darin ein zweites (Mal) hineingeblasen, sogleich waren sie stehend und schauten zu.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The trumpet will be blown and sounded emitting so violent penetrating, shocking and thunderous blast proclaiming the Final Event so as to overwhelm all those in the heavens and on earth who shall be stunned into unconsciousness save those whom Allah excepts as He will. Next will follow a Second blast and there, they are all up upon their feet looking around.

Abdul Haleem

the Trumpet will be sounded, and everyone in the heavens and earth will fall down senseless except those God spares. It will be sounded once again and they will be on their feet, looking on.

Abdullah Yusuf Ali

The Trumpet will (just) be sounded, when all that are in the heavens and on earth will swoon, except such as it will please Allah (to exempt). Then will a second one be sounded, when, behold, they will be standing and looking on!

Abul A'la Maududi

And the Trumpet shall be blown and all who are in the heavens and the earth shall fall down dead save those whom Allah wills. Then the Trumpet shall be blown again, and lo! all of them will be standing and looking on.

Aisha Bewley

The Trumpet will be blown and those in the heavens and those in the earth will all lose consciousness, except those Allah wills. Then it will be blown a second time and at once they will be standing upright, looking on.

Al-Hilali & Khan

And the Trumpet will be blown, and all who are in the heavens and all who are on the earth will swoon away, except him whom Allâh wills. Then it will be blown a second time, and behold they will be standing, looking on (waiting).[1]

Ali Quli Qarai

And the Trumpet will be blown, and whoever is in the heavens will swoon and whoever is on the earth, except whomever Allah wishes. Then it will be blown a second time, behold, they will rise up, looking on!

Amatul Rahman Omar

(That Day) there shall be a blast on the trumpet and all who are in the heavens and all who are on the earth will fall into a swoon except whom Allâh will like (to spare). Then there will be a blast another time and behold! these people shall stand up awaiting (judgment before their Lord).

Arthur John Arberry

For the Trumpet shall be blown, and whosoever is in the heavens and whosoever is in the earth shall swoon, save whom God wills. Then it shall be blown again, and lo, they shall stand, beholding.

Bijan Moeinian

When the trumpet is blown, every living species in the earth and heavens will fall down dead (except a few that God will let them stay alive. ) When the second trumpet is blown, all will resurrect looking around.

E. Henry Palmer

And the trumpet shall be blown, and those who are in the heavens and in the earth shall swoon, save whom God pleases. Then it shall be blown again, and, lo! they shall stand up and look on.

Edip-Layth

The horn will be blown, whereupon everyone in the heavens and the earth will be struck unconscious, except those spared by God. Then it will be blown another time, whereupon they will all rise up, looking.

George Sale

The trumpet shall be sounded, and whoever are in heaven, and whoever are on earth shall expire; except those whom God shall please to exempt from the common fate. Afterwards it shall be sounded again; and behold, they shall arise and look up.

Hamid S. Aziz

And the trumpet shall be blown, and all those that are in the heavens and all those that are in the earth shall swoon away (or become unconscious), except such as Allah wills; then it shall be blown again, then lo! They shall stand up waiting.

Mahmoud Ghali

And the Trumpet is blown; then whoever is in the heavens and whoever is in the earth will (get) stunned, excepting whom Allah decides (to exempt). Thereafter it will be blown another time; then, only then will they be upright, looking on!

Marmaduke Pickthall

And the trumpet is blown, and all who are in the heavens and all who are in the earth swoon away, save him whom Allah willeth. Then it is blown a second time, and behold them standing waiting!

Mohamed Ahmed - Samira

When the trumpet blast is sounded whoever is in the heavens and the earth will swoon away, except those God please. When the blast is sounded the second time, they will stand up all expectant.

Muhammad Asad

And [on that Day, ] the trumpet [of judgment] will be sounded, and all [creatures] that are in the heavens and all that are on earth will fall down senseless, unless they be such as God wills [to exempt]. And then it will sound again - and lo! standing [before the Seat of Judgment], they will begin to see [the truth]!

Mustafa Khattab

The Trumpet will be blown and all those in the heavens and all those on the earth will fall dead, except those Allah wills ˹to spare˺. Then it will be blown again and they will rise up at once, looking on ˹in anticipation˺.

Progressive Muslims

And the horn will be blown, whereupon everyone in the heavens and the Earth will be struck unconscious, except those spared by God. Then it will be blown another time, whereupon they will all rise up, looking.

Sahih International

And the Horn will be blown, and whoever is in the heavens and whoever is on the earth will fall dead except whom Allah wills. Then it will be blown again, and at once they will be standing, looking on.

Sam Gerrans

And the Trumpet will be blown, and whoso is in the heavens and whoso is in the earth will fall down thunderstruck save whom God wills. Then will it be blown again; and then will they be standing, looking on.

Shabbir Ahmed

When the Trumpet will be sounded the high leaders and the masses will be stunned except those who are already walking the Divine Path. And then it will sound again, and behold, they will stand in awe seeing the Truth. (27:87), (83:6).

Syed Vickar Ahamed

And the Trumpet will be blown (by Angel Israfil, and sounded loudly), when all that are in the heavens and on earth will be dizzy (and faint), except what will please Allah. Then will a second (Trumpet) one be sounded, when, look, they will be standing and looking!

Taqi Usmani

And Horn (Sūr ) will be blown, and all those in the heavens and all those in the earth will faint, except the one whom Allah wills (otherwise). Thereafter, it will be blown once again, and suddenly they will stand up, looking around.

The Monotheist Group

And the horn will be blown, whereupon everyone in the heavens and the earth will be struck unconscious, except those spared by God. Then it will be blown another time, whereupon they will all rise up, looking.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et on soufflera dans la Trompe, et voilà que ceux qui seront dans les cieux et ceux qui seront sur la terre seront foudroyés, sauf ceux quʹAllah voudra (épargner). Puis on y soufflera de nouveau, et les voilà debout à regarder.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ku di sûrê de hate pifkirin, ji bilî yên ku Xwedê bivê -ew cuda ne- li erd û asîmanan kî heye tev dimirin. Paşê dema ku careke din tê de were pifkirin, vêca di cih de radibin û çavnêriyê dikin (ka dê çi bê serê wan).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En er wordt op de bazuin geblazen en wie er in de hemelen en wie er op de aarde zijn vallen wezenloos neer, behalve zij van wie God het wil. Dan wordt er een tweede keer op geblazen en dan staan zij op om te kijken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Eene trompet zal geblazen worden, en allen die in den hemel en op aarde zijn, behalve zij, omtrent welke het Gode zal behagen, hen van het algemeene lot uit te zonderen, zullen den geest geven. Daarna zal nog eens geblazen worden, en ziet, zij zullen verrijzen en opzien.

Hollandaca — Siregar

En er zal op de bazuin geblazen worden, waarop allen die in de hemelen en op de aarde zijn bezwijken, behalve (voor) wie Allah wil (dat deze blijft leven). En er zal nog een keer op de bazuin worden geblazenen dan zullen zij staan en wachten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И дунут в трубу (в первый раз) и будут повержены (словно молнией) [умрут] те, кто в небесах [ангелы], и те, кто на земле, кроме тех, кого пожелает Аллах (оставить живыми) [некоторые ангелы, райские гурии и другие]. Потом дунут еще раз (для воскрешения всех творений), и вот – они [творения] будут стоять, смотря (и ожидая, что с ними будет происходить).

Rusça — Osmanov

[В День воскресения] затрубят в трубу и будут повержены [словно] молнией и те, кто на небесах, и те, кто на земле, кроме тех, кого Аллах пожелает [помиловать]. Потом протрубят еще раз, и люди [выйдут из могил] и станут, озираясь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (Domens) basunstötar skall ljuda och alla i himlarna och på jorden - utom de som Gud vill (skona) - skall falla livlösa till marken. Ännu en basunstöt - och de reser sig och får skåda (den nya verkligheten).