Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ

fe ǎtev ǎn emri rabbihim fe eḣaƶethumu S-Sāǐḳatu ve hum yenZurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَعَتَوْاfe ǎtevع ت وSürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü, şiddetli, soylu olmayan, görgüsüz. Aatiyatin - olağanüstü güçle esen.başkaldırdılar
2عَنْǎnkarşı
3اَمْرِemriا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbuyruğuna
4رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
5فَاَخَذَتْهُمُfe eḣaƶethumuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbu yüzden onları yakaladı
6الصَّاعِقَةُS-Sāǐḳatuص ع قYıldırım veya şimşek vurmak, bayılmak, bilinçsiz olmak, şoke olmak, aklı başından gitmekyıldırım
7وَهُمْve humve onlar
8يَنْظُرُونَyenZurūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbakıp dururlardı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helâk edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helâk edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı.

Adem Uğur

Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.

Ahmed Hulusi

Rablerinin emrine itaattan çıktılar! Bunun üzerine onlar bakıp dururlarken kendilerini yıldırım yakalayıverdi.

Ahmet Tekin

Rablerinin koyduğu düzene, şer’î hükümlere karşı geldiler. Onlar azâbı beklerlerken, başlarının üzerinde dolaşan felâketi hissede hissede onları yıldırım çarptı.

Ahmet Varol

Ancak Rablerinin emrine başkaldırdılar ve bu yüzden bakıp dururlarken kendilerini yıldırım çarptı.

Ali Bulaç

Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.

Ali Fikri Yavuz

Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. Bu yüzden bakınıb dururlarken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

Ali Rıza Safa

Yine de Efendilerinin buyruğuna karşı geldiler. Sonunda, onlar bakınırken ceza yıldırımı yakaladı.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen Rablerinin emirlerine karşı geldiler de bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.

Bekir Sadak

Onlar Rablerinin buyrugundan cikmislardi; bunun uzerine kendilerini gozleri gore gore yildirim carpti.

Celal Yıldırım

Onlar ise azgınlık gösterip, Rablarının emrinin dışına çıkmışlardı. Bu yüzden bakıp dururken yıldırım onları yakalayıvermişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rablerinin buyruğuna uymayı kendilerine yediremediler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım yakalayıverdi!

Diyanet İşleri

Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.

Diyanet Vakfi

Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rablerinin emrinden azgınlık ettiler (dışarı çıktılar), bu yüzden bakınıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o saika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı

Erhan Aktaş

Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.

Fizilal-il Kuran

Rab'lerinin buyruğuna baş kaldırdılar, bu yüzden bakıp dururlarken onları yıldırım yakaladı.

Gültekin Onan

Ancak rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.

Hamdi Döndüren

Ancak onlar, bir süre sonra Rablerinin buyruğuna karşı çıktılar. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.

Hasan Basri Çantay

Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. (Bu yüzden) kendilerine de göre göre, onları yıldırım tutuvermişdi.

Hasib Asutay

(Onlar) Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, onlar bakıp dururlarken kendilerini yıldırım çarpıverdi.

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen (onlar) Rablerinin emrine karşı geldiler; bu yüzden, onlar bakıp dururlarken o yıldırım kendilerini yakalayıverdi.

İbni Kesir

Onlar ise Rabblarının emrine başkaldırmışlardı, buyruğundan çıkmışlardı. Bunun üzerine kendilerini göz göre göre yıldırım çarpmıştı.

Mehmet Okuyan

Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi. Bu yüzden, bakarlarken onları yıldırım çarpmıştı.

Muhammed Esed

(çünkü) Rablerinin buyruğuna baş kaldırmışlardı; bunun üzerine, (ümitsizce) bakınıp dururlarken bir ceza şimşeği onları yakalamıştı,

Mustafa İslamoğlu

Nitekim onlar Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi: Ve onlar bön bön bakarken, bir (bela) yıldırımı kendilerini enseleyiverdi;

Ömer Nasuhi Bilmen

(43-44) Semûd'da da (O'nun kıssasında da ibret vardır). O vakit onlara denilmişti ki, «Bir zamana kadar faidelenin.» Onlar ise Rablerinin emrine imtisalden kaçındılar, artık onları bakar oldukları halde yıldırım yakaladı.

Ömer Öngüt

Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar. Bu yüzden bakıp dururken kendilerini yıldırım çarpmıştı.

Suat Yıldırım

Onlar Rab’lerinin emrinden uzaklaşıp azıtınca kendileri baka baka, o müthiş yıldırım onları çarpıverdi.

Süleyman Ateş

Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.

Süleymaniye Vakfı

(Yapılan uyarılardan sonra) Rablerinin emrine başkaldırmışlardı. Bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rablerinin (Sahiplerinin) emrinden uzaklaşıp büyüklenmişlerdi. Sonra göz göre göre onları yıldırımlar çarpmıştı.

Şaban Piriş

Rab'lerinin emrinden çıkmışlar, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpmıştı.

Tefhim-ul Kuran

Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.

Ümit Şimşek

Onlar Rablerinin emrine karşı geldiler. Onları da göz göre göre yıldırım yakaladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar öz Rəbbinin əmrindən çıxdılar və onları gözləri baxa-baxa ildırım vurdu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar öz Rəbbinin əmrinə (tabe olmağa) təkəbbür göstərmiş və onları gözləri baxa-baxa ildırım vurmuşdu.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie übertraten vermessen den Befehl ihres Herrn. So erschlug sie der Blitz, während sie zuschauten.

Almanca — Der Edle Quran

Sie lehnten sich gegen den Befehl ihres Herrn auf. Da ergriff sie der Donnerschlag, während sie hinschauten,

Almanca — M. A. Rassoul

Doch sie trotzten dem Befehl ihres Herrn. So ereilte sie der Blitzschlag, als sie dahin schauten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann erhoben sie sich über die Anweisung ihres HERRN, dann erschlug sie der Blitzschlag während sie zuschauten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But they insolently defied the command of Allah, and were consequently destroyed by an overwhelming thunderous convulsion of the earth's surface produced by a natural force within the earth's crust in broad daylight.

Abdul Haleem

but they rebelled against their Lord’s command, so the blast took them. They looked on helplessly:

Abdullah Yusuf Ali

But they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on.

Abul A'la Maududi

But they brazenly disobeyed their Lord’s command, and then a sudden chastisement overtook them while they looked on.

Aisha Bewley

But they spurned their Lord’s command, so the Blast seized them as they looked.

Al-Hilali & Khan

But they insolently defied the Command of their Lord, so the Sâ‘iqah[1] overtook them while they were looking.

Ali Quli Qarai

Then they defied the command of their Lord; so the thunderbolt seized them as they looked on.

Amatul Rahman Omar

But they disdainfully disobeyed the commandment of their Lord, so a thunderbolt struck them while they looked on (utterly confused).

Arthur John Arberry

Then they turned in disdain from the commandment of their Lord, and the thunderbolt took them and they themselves beholding

Bijan Moeinian

As they continued to challenge their Lord, they were overtaken by a sudden thunderbolt.

E. Henry Palmer

But they revolted against the bidding of their Lord; and the noise caught them as they looked on.

Edip-Layth

But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.

George Sale

But they insolently transgressed the command of their Lord: Wherefore a terrible noise from heaven assailed them, while they looked on;

Hamid S. Aziz

But they revolted against the commandment of their Lord, so the rumbling (thunderbolt or stunning noise of an earthquake) overtook them while they looked.

Mahmoud Ghali

Yet they rebelled against the Command of their Lord; so that stunning (thunderbolt) took them (away) (while) they were looking on.

Marmaduke Pickthall

But they rebelled against their Lord's decree, and so the thunderbolt overtook them even while they gazed;

Mohamed Ahmed - Samira

But they disobeyed the command of their Lord; so they were destroyed by a thunderbolt, and they could only gape,

Muhammad Asad

after they had turned with disdain from their Sustainer’s commandment - whereupon the thunderbolt of punishment overtook them while they were [helplessly] looking on:

Mustafa Khattab

Still they persisted in defying the commands of their Lord, so they were overtaken by a ˹mighty˺ blast while they were looking on.

Progressive Muslims

But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.

Sahih International

But they were insolent toward the command of their Lord, so the thunderbolt seized them while they were looking on.

Sam Gerrans

But they scorned the command of their Lord, and the thunderbolt seized them while they were looking on,

Shabbir Ahmed

But they defied their Lord's Commandment. Whereupon the thunder seized them while they looked on.

Syed Vickar Ahamed

But they angrily defied the Command of their Lord: So the stunning and destructive noise (of an earthquake) caught them, even while they were looking on.

Taqi Usmani

Then they rebelled against the command of your Lord; so the thunderbolt (of divine punishment) seized them, while they were looking on.

The Monotheist Group

But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils défièrent le commandement de leur Seigneur. La foudre les saisit alors quʹils regardaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew li ber fermana Xwedayê xwe rabûn, vêca birûskan li ber çavên wan li wan da.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij minachtten het bevel van hun Heer en toen greep de donderslag hen, terwijl zij keken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij schonden onbeschaamd het bevel van hunnen Heer, waardoor hen een vreeselijk onweder van den hemel overviel, terwijl zij daarheen blikten.

Hollandaca — Siregar

Toen waren zij hoogmoedig tegenover het gebod van hun Heer, waarop de bliksemslag hen greep, terwijl zij toezagen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Но они отошли от повеления своего Господа [ослушались Его], и постигло их поражающее (наказание) в то время, как они смотрели (своими глазами, как надвигается на них это наказание).

Rusça — Osmanov

Но они уклонились от веления Господа своего, и тогда поразила их молния, пока они взирали [пораженные].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

detta sedan de hade satt sig upp emot sin Herres befallning - och så drabbade (straffets) blixtar dem mitt för deras ögon.