Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ
fe ǎtev ǎn emri rabbihim fe eḣaƶethumu S-Sāǐḳatu ve hum yenZurūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helâk edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helâk edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı.
Adem Uğur
Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
Ahmed Hulusi
Rablerinin emrine itaattan çıktılar! Bunun üzerine onlar bakıp dururlarken kendilerini yıldırım yakalayıverdi.
Ahmet Tekin
Rablerinin koyduğu düzene, şer’î hükümlere karşı geldiler. Onlar azâbı beklerlerken, başlarının üzerinde dolaşan felâketi hissede hissede onları yıldırım çarptı.
Ahmet Varol
Ancak Rablerinin emrine başkaldırdılar ve bu yüzden bakıp dururlarken kendilerini yıldırım çarptı.
Ali Bulaç
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.
Ali Fikri Yavuz
Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. Bu yüzden bakınıb dururlarken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Ali Rıza Safa
Yine de Efendilerinin buyruğuna karşı geldiler. Sonunda, onlar bakınırken ceza yıldırımı yakaladı.
Bayraktar Bayraklı
Buna rağmen Rablerinin emirlerine karşı geldiler de bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.
Bekir Sadak
Onlar Rablerinin buyrugundan cikmislardi; bunun uzerine kendilerini gozleri gore gore yildirim carpti.
Celal Yıldırım
Onlar ise azgınlık gösterip, Rablarının emrinin dışına çıkmışlardı. Bu yüzden bakıp dururken yıldırım onları yakalayıvermişti.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Rablerinin buyruğuna uymayı kendilerine yediremediler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım yakalayıverdi!
Diyanet İşleri
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Diyanet İşleri (eski)
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
Diyanet Vakfi
Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rablerinin emrinden azgınlık ettiler (dışarı çıktılar), bu yüzden bakınıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o saika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı
Erhan Aktaş
Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.
Fizilal-il Kuran
Rab'lerinin buyruğuna baş kaldırdılar, bu yüzden bakıp dururlarken onları yıldırım yakaladı.
Gültekin Onan
Ancak rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.
Hamdi Döndüren
Ancak onlar, bir süre sonra Rablerinin buyruğuna karşı çıktılar. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
Hasan Basri Çantay
Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. (Bu yüzden) kendilerine de göre göre, onları yıldırım tutuvermişdi.
Hasib Asutay
(Onlar) Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, onlar bakıp dururlarken kendilerini yıldırım çarpıverdi.
Hayrat Neşriyat
Buna rağmen (onlar) Rablerinin emrine karşı geldiler; bu yüzden, onlar bakıp dururlarken o yıldırım kendilerini yakalayıverdi.
İbni Kesir
Onlar ise Rabblarının emrine başkaldırmışlardı, buyruğundan çıkmışlardı. Bunun üzerine kendilerini göz göre göre yıldırım çarpmıştı.
Mehmet Okuyan
Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi. Bu yüzden, bakarlarken onları yıldırım çarpmıştı.
Muhammed Esed
(çünkü) Rablerinin buyruğuna baş kaldırmışlardı; bunun üzerine, (ümitsizce) bakınıp dururlarken bir ceza şimşeği onları yakalamıştı,
Mustafa İslamoğlu
Nitekim onlar Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi: Ve onlar bön bön bakarken, bir (bela) yıldırımı kendilerini enseleyiverdi;
Ömer Nasuhi Bilmen
(43-44) Semûd'da da (O'nun kıssasında da ibret vardır). O vakit onlara denilmişti ki, «Bir zamana kadar faidelenin.» Onlar ise Rablerinin emrine imtisalden kaçındılar, artık onları bakar oldukları halde yıldırım yakaladı.
Ömer Öngüt
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar. Bu yüzden bakıp dururken kendilerini yıldırım çarpmıştı.
Suat Yıldırım
Onlar Rab’lerinin emrinden uzaklaşıp azıtınca kendileri baka baka, o müthiş yıldırım onları çarpıverdi.
Süleyman Ateş
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.
Süleymaniye Vakfı
(Yapılan uyarılardan sonra) Rablerinin emrine başkaldırmışlardı. Bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Rablerinin (Sahiplerinin) emrinden uzaklaşıp büyüklenmişlerdi. Sonra göz göre göre onları yıldırımlar çarpmıştı.
Şaban Piriş
Rab'lerinin emrinden çıkmışlar, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpmıştı.
Tefhim-ul Kuran
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.
Ümit Şimşek
Onlar Rablerinin emrine karşı geldiler. Onları da göz göre göre yıldırım yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar öz Rəbbinin əmrindən çıxdılar və onları gözləri baxa-baxa ildırım vurdu.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar öz Rəbbinin əmrinə (tabe olmağa) təkəbbür göstərmiş və onları gözləri baxa-baxa ildırım vurmuşdu.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie übertraten vermessen den Befehl ihres Herrn. So erschlug sie der Blitz, während sie zuschauten.
Almanca — Der Edle Quran
Sie lehnten sich gegen den Befehl ihres Herrn auf. Da ergriff sie der Donnerschlag, während sie hinschauten,
Almanca — M. A. Rassoul
Doch sie trotzten dem Befehl ihres Herrn. So ereilte sie der Blitzschlag, als sie dahin schauten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann erhoben sie sich über die Anweisung ihres HERRN, dann erschlug sie der Blitzschlag während sie zuschauten.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But they insolently defied the command of Allah, and were consequently destroyed by an overwhelming thunderous convulsion of the earth's surface produced by a natural force within the earth's crust in broad daylight.
Abdul Haleem
but they rebelled against their Lord’s command, so the blast took them. They looked on helplessly:
Abdullah Yusuf Ali
But they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on.
Abul A'la Maududi
But they brazenly disobeyed their Lord’s command, and then a sudden chastisement overtook them while they looked on.
Aisha Bewley
But they spurned their Lord’s command, so the Blast seized them as they looked.
Al-Hilali & Khan
But they insolently defied the Command of their Lord, so the Sâ‘iqah[1] overtook them while they were looking.
Ali Quli Qarai
Then they defied the command of their Lord; so the thunderbolt seized them as they looked on.
Amatul Rahman Omar
But they disdainfully disobeyed the commandment of their Lord, so a thunderbolt struck them while they looked on (utterly confused).
Arthur John Arberry
Then they turned in disdain from the commandment of their Lord, and the thunderbolt took them and they themselves beholding
Bijan Moeinian
As they continued to challenge their Lord, they were overtaken by a sudden thunderbolt.
E. Henry Palmer
But they revolted against the bidding of their Lord; and the noise caught them as they looked on.
Edip-Layth
But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.
George Sale
But they insolently transgressed the command of their Lord: Wherefore a terrible noise from heaven assailed them, while they looked on;
Hamid S. Aziz
But they revolted against the commandment of their Lord, so the rumbling (thunderbolt or stunning noise of an earthquake) overtook them while they looked.
Mahmoud Ghali
Yet they rebelled against the Command of their Lord; so that stunning (thunderbolt) took them (away) (while) they were looking on.
Marmaduke Pickthall
But they rebelled against their Lord's decree, and so the thunderbolt overtook them even while they gazed;
Mohamed Ahmed - Samira
But they disobeyed the command of their Lord; so they were destroyed by a thunderbolt, and they could only gape,
Muhammad Asad
after they had turned with disdain from their Sustainer’s commandment - whereupon the thunderbolt of punishment overtook them while they were [helplessly] looking on:
Mustafa Khattab
Still they persisted in defying the commands of their Lord, so they were overtaken by a ˹mighty˺ blast while they were looking on.
Progressive Muslims
But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.
Sahih International
But they were insolent toward the command of their Lord, so the thunderbolt seized them while they were looking on.
Sam Gerrans
But they scorned the command of their Lord, and the thunderbolt seized them while they were looking on,
Shabbir Ahmed
But they defied their Lord's Commandment. Whereupon the thunder seized them while they looked on.
Syed Vickar Ahamed
But they angrily defied the Command of their Lord: So the stunning and destructive noise (of an earthquake) caught them, even while they were looking on.
Taqi Usmani
Then they rebelled against the command of your Lord; so the thunderbolt (of divine punishment) seized them, while they were looking on.
The Monotheist Group
But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils défièrent le commandement de leur Seigneur. La foudre les saisit alors quʹils regardaient.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew li ber fermana Xwedayê xwe rabûn, vêca birûskan li ber çavên wan li wan da.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar zij minachtten het bevel van hun Heer en toen greep de donderslag hen, terwijl zij keken.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar zij schonden onbeschaamd het bevel van hunnen Heer, waardoor hen een vreeselijk onweder van den hemel overviel, terwijl zij daarheen blikten.
Hollandaca — Siregar
Toen waren zij hoogmoedig tegenover het gebod van hun Heer, waarop de bliksemslag hen greep, terwijl zij toezagen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Но они отошли от повеления своего Господа [ослушались Его], и постигло их поражающее (наказание) в то время, как они смотрели (своими глазами, как надвигается на них это наказание).
Rusça — Osmanov
Но они уклонились от веления Господа своего, и тогда поразила их молния, пока они взирали [пораженные].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
detta sedan de hade satt sig upp emot sin Herres befallning - och så drabbade (straffets) blixtar dem mitt för deras ögon.