Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَقُلْ اَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ

fe in eǎ'raDū fe ḳul enƶertukum Sāǐḳaten miṧle Sāǐḳati ǎādin ve ṧemūde

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنْfe infakat eğer
2اَعْرَضُواeǎ'raDūع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çevirirlerse
3فَقُلْfe ḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
4اَنْذَرْتُكُمْenƶertukumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ben sizi uyardım
5صَاعِقَةًSāǐḳatenص ع قYıldırım veya şimşek vurmak, bayılmak, bilinçsiz olmak, şoke olmak, aklı başından gitmekbir yıldırıma karşı
6مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.gibi
7صَاعِقَةِSāǐḳatiص ع قYıldırım veya şimşek vurmak, bayılmak, bilinçsiz olmak, şoke olmak, aklı başından gitmekbaşına düşen yıldırım
8عَادٍǎādinع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.'Ad
9وَثَمُودَve ṧemūdeوثمودve Semud'un

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yüz çevirirlerse artık de ki: Sizi, Âd ve Semûd'un uğradıkları helâk edici azâba benzer bir azapla korkutmadayım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yüz çevirirlerse artık de ki: Sizi, Âd ve Semûdʼun uğradıkları helâk edici azâba benzer bir azapla korkutmadayım.

Adem Uğur

Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: İşte sizi Ad ve Semûd'un başına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karşı uyarıyorum!

Ahmed Hulusi

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Sizi, Ad ve Semud'un yıldırımı benzeri bir yıldırım ile uyarıyorum!"

Ahmet Tekin

Eğer indirilen âyetlere imandan yüz çevirirler, tebliği engelleme tedbirleri alırlarsa: 'Sizi, Âd ve Semûd yıldırımına benzer bir yıldırımın çarpmaması için uyarıyorum' de.

Ahmet Varol

Eğer yüz çevirirlerse de ki: 'Ben sizi Ad ve Semud'un yıldırımları gibi bir yıldırımla uyardım. [1]

Ali Bulaç

Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, bu beyandan sonra Mekke kâfirleri Allah’a ve Peygamberine iman etmekten yine) yüz çevirirlerse, de ki: “- Sizi, Âd ve Semûd’un şiddetli azabı gibi bir azabla korkutuyorum.”

Ali Rıza Safa

Yine de yüz çevirirlerse, şunu söyle: "Âd ve Semud'un yıldırımına benzeyen bir yıldırıma karşı sizi uyardım!"

Bayraktar Bayraklı

Eğer yüzçevirirlerse, de ki: "Ben, 'Ad ve Semud toplumlarını helak eden yıldırıma benzer bir yıldırımla sizi uyarıyorum."

Bekir Sadak

Eger yuz cevirirlerse onlara de ki: «Iste sizi, Ad ve Semud'un basina gelen yildirima benzer bir azap ile uyardim.»

Celal Yıldırım

Buna rağmen yüzçevirirlerse, de ki: Âd ve Semûd'a düşen yıldırımın benzeri bir yıldırımla sizi uyardım.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse de ki: “Sizi, Âd ve Semûd’un başına düşen yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyarıyorum.”

Diyanet İşleri

Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

Diyanet İşleri (eski)

Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: 'İşte sizi, Ad ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım.'

Diyanet Vakfi

Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: İşte sizi Âd ve Semûd'un başına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karşı uyarıyorum!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse de ki: «Ben sizi Âd ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma karşı uyardım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine yine başlarını çevirirlerse, o zaman de ki: "Size Ad ve Semud'u (çarpan) yıldırım gibi bir yıldırım haber veriyorum."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine yine başlarını çevirirlerse o vakıt de ki: size Ad ve Semud saıkası gibi bir saıka haber veriyorum

Erhan Aktaş

Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ad ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Âd ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Adn ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."

Fizilal-il Kuran

Eğer yüz çevirirlerse de ki: «Ben sizi Ad ve Semud kavimlerinin başlarına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma karşı uyardım.»

Gültekin Onan

Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."

Hamdi Döndüren

Eğer onlar, buna rağmen yüz çevirirlerse, de ki: “Ben, Ad ve Semud kavimlerinin başlarına düşen yıldırımın, sizin başınıza da düşmemesi için, sizi uyarıyorum!”

Hasan Basri Çantay

Eğer onlar (bu beyandan sonra yine imandan) yüz çevirirlerse de ki: "Aad ve Semud (u çarpan) yıldırım gibi size de bir azabı (n gelib çatabileceğini) hatırlatırım".

Hasib Asutay

(Resulüm!) Eğer yüz çevirirlerse de ki: Ben sizi Ad ve Semûd (kavimlerinin) yıldırımlarına benzer bir yıldırımla uyarıyorum!

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen yüz çevirirlerse, artık de ki: '(Ben) sizi Âd ve Semûd’un (başına gelen) yıldırımları gibi bir yıldırım (azâbıy)la korkuttum!'

İbni Kesir

Eğer yüz çevirecek olurlarsa; Ad ve Semud'un yıldırımına benzer bir yıldırımla sizi uyarırım, de.

Mehmet Okuyan

Yüz çevirirlerse de ki: “Sizi Âd ve Semûd’un (başına gelen) yıldırım gibi bir yıldırıma (afete) karşı uyarıyorum!”

Muhammed Esed

(Bütün bu kozmik gerçeklere rağmen) onlar yine de yüz çevirirlerse de ki: "Sizi, 'Ad ve Semud (kabilelerinin başına düşen) yıldırımlara benzer bir yıldırıma karşı uyarıyorum!"

Mustafa İslamoğlu

Bu (cömertliğimize) rağmen yüz çevirirlerse, de ki: "Sizi Ad ve Semud'u çarpan yıldırıma benzer bir (bela) yıldırımıyla uyarıyorum!"

Ömer Nasuhi Bilmen

İmdi onlar eğer yüz çevirirlerse o vakit de ki: «Ben sizi Âd ve Semûd yıldırımı gibi bir yıldırım ile korkutmuş bulunmaktayım.»

Ömer Öngüt

Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: "İşte sizi Âd ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir yıldırım (azabı) ile uyardım. "

Suat Yıldırım

Eğer yüz çevirirlerse sen şöyle de: "Ben, sizi Âd ve Semûd halklarını çarpan kasırga gibi bir kasırganın geleceğini bildirerek uyarıyorum."

Süleyman Ateş

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Ben sizi 'Ad ve Semud'un başına düşen yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

Süleymaniye Vakfı

Yine de yüz çevirirlerse de ki: "Ben, Ad ve Semud'u çarpan yıldırımın dengi olan bir yıldırıma karşı sizi uyarıyorum."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yüz çevirdiklerinde de ki "Sizi uyarıyorum; Ad halkı ve Semud halkına verilen ceza gibi bir cezaya çarptırılabilirsiniz."

Şaban Piriş

Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: -Sizi, Ad ve Semud'un yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.

Tefhim-ul Kuran

Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: «Ben sizi, Ad ve Semûd (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyarıp korkuttum.»

Ümit Şimşek

Yüz çevirecek olurlarsa, sen de ki: Ben sizi Âd ve Semud'un başlarına gelen azabın benzeri bir azapla uyarmış bulunuyorum.

Yaşar Nuri Öztürk

Yüz çevirirlerse şöyle de: "Sizi, Ad ve Semud'a çarpan yıldırıma benzer bir yıldırıma karşı uyarıyorum."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər üz döndərsələr, de: “Mən sizi də Ad və Səmudu saran ildırıma bənzər bir ildırımın sarsıda biləcəyindən xəbərdar edirəm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Əgər (Məkkə müşrikləri sənin bu sözlərindən sonra haqdan, imandan) üz döndərsələr, de: ″Mən sizi Ad və Səmud ildırımı kimi bir ildırımla (bu tayfaları məhv etmiş tükürpədici bir səslə, müdhiş bir əzabla) qorxuduram!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie sich abwenden, sage: ʺIch warne euch vor einem Blitzschlag, wie der, der die ʹÂd und die Thamûd ereilte.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie sich also abwenden, dann sag: Ich warne euch vor einem Donnerschlag gleich dem Donnerschlag der ʹAd und der Tamud,

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sollten sie sich abwenden, dann sag: ʺIch warnte euch vor einem Blitzschlag wie der Blitzschlag von ʹAad und Thamud.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Should they -the unbelievers- as yet turn away and counsel deaf, then say to them: "I warn you of an injurious rout tempest like the thunderbolt which overtook the 'Adites and the Thamudites".

Abdul Haleem

If they turn away, say, ‘I have warned you about a blast like the one which struck 'Ad and Thamud:

Abdullah Yusuf Ali

But if they turn away, say thou: "I have warned you of a stunning Punishment (as of thunder and lightning) like that which (overtook) the 'Ad and the Thamud!"

Abul A'la Maududi

But if they turn away, tell them: "I warn you against a sudden scourge like that which struck Ad and Thamud."

Aisha Bewley

If they turn away, then say, ‘I warn you of a lightning-bolt like the lightning-bolt of ‘Ad and of Thamud. ’

Al-Hilali & Khan

But if they turn away, then say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I have warned you of a Sâ‘iqah (a destructive awful cry, torment, hit, a thunderbolt) like the Sâ‘iqah which overtook ‘Âd and Thamûd (people)."

Ali Quli Qarai

But if they turn away, say, ‘I warn you of a thunderbolt, like the thunderbolt of ‘Ād and Thamūd. ’

Amatul Rahman Omar

But if even now they turn away then say, `I have warned you of a scourge which will be like the scourge (that befell the people) of `âd and Thamûd. '

Arthur John Arberry

And We adorned the lower heaven with lamps, and to reserve; that is the ordaining of the All-mighty, the All-knowing. But if they turn away, then say, 'I warn you of a thunderbolt like to the thunderbolt of Ad and Thamood.'

Bijan Moeinian

If the disbelievers [after being reminded of God’s greatness] still persist, then say: "I am warning of a disaster like the thunderbolt which descended upon the nations of Ad and Thamud. "

E. Henry Palmer

But if they turn aside, then say, 'I have warned you of a thunder-clap like the thunder-clap of 'Ad and Thamud;

Edip-Layth

But if they turn away, then say, "I have warned you of destruction like the destruction of Aad and Thamud."

George Sale

If the Meccans withdraw from these instructions, say, I denounce unto you a sudden destruction, like the destruction of Ad and Thamûd.

Hamid S. Aziz

But if they turn aside, then say: "I have warned you of a scourge like the scourge of A'ad and Thamud. "

Mahmoud Ghali

Yet in case they veer away, then say, "I warn you of a (stunning) thunderbolt like to the (stunning) thunderbolt of c?d and Thamûd. "

Marmaduke Pickthall

But if they turn away, then say: I warn you of a thunderbolt like the thunderbolt (which fell of old upon the tribes) of A'ad and Thamud;

Mohamed Ahmed - Samira

If even then they turn away, tell them: "I forewarn you of a terrible punishment like the thunderbolt that fell upon the 'Ad and Thamud. "

Muhammad Asad

BUT IF they turn away, say: "I warn you of [the coming of] a thunderbolt of punishment like the thunderbolt [that fell upon the tribes] of Ad and Thamud!"

Mustafa Khattab

If they turn away, then say, ˹O Prophet,˺ "I warn you of a ˹mighty˺ blast, like the one that befell ’Ȃd and Thamûd."

Progressive Muslims

But if they turn away, then Say: "I have warned you of a destruction like the destruction of 'Aad and Thamud. "

Sahih International

But if they turn away, then say, "I have warned you of a thunderbolt like the thunderbolt [that struck] 'Aad and Thamud.

Sam Gerrans

Then if they turn away, say thou: “I warn you of a thunderbolt like the thunderbolt of ʿĀd and Thamūd,”

Shabbir Ahmed

But if they turn away, then tell them, "I warn you of a thunder (of Requital) like the thunder of Aad and Thamud. "

Syed Vickar Ahamed

But if they turn away, then you say (to them): "I have warned you of a sudden punishment (as of thunder and lightning) like that which (overtook) the ‘Ad and the Samood (Thamud people)!"

Taqi Usmani

So, if they turn away, then say, "I have warned you of a calamity like the calamity of ‘Ād and Thamūd,

The Monotheist Group

But if they turn away, then say: "I have warned you of a destruction like the destruction of 'Aad and Thamud."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Sʹils sʹen détournent, alors dis-leur; ʺJe vous ai avertis dʹune foudre semblable à celle qui frappa les ʹAad et les Tamûdʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Îcar eger ew berê xwe (ji îmanê) vegerînin, (ji wan re) bibêje: Ez we bi yek helakê hişyar dikim, mîna wê helaka ku bi serê qewmê Ad û Semûd de hatî.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als zij zich afwenden zeg dan: ʺIk waarschuw jullie voor een donderslag als de donderslag van de ʹAad en de Thamoed.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien de bewoners van Mekka zich aan deze onderrichtingen onttrekken, zeg: Ik kondig u eene plotselinge vernietiging aan, zooals de vernietiging van Ad en Thamoed.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если же они [эти неверующие] отвернутся (после того, как им было разъяснено об Аллахе и о Его Слове), то скажи (им): «Я предостерег вас о поражающем (наказании), которое подобно поражающему (наказанию), (постигшего) ‘адитов и самудян (которые не уверовали в своего Господа и ослушались Его посланников)».

Rusça — Osmanov

А если они не внемлют, то скажи [, Мухаммад]: ʺЯ увещеваю вас молнией, подобной молнии, [поразившей] народы ʹад и самудʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men säg, om (lyssnarna) drar sig undan: ʺJag varnar er för en katastrof som den (som förintade stammarna) Aad och Thamud!ʺ