اَفَمَنِ kelimesinin geçtiği ayetler

Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden افمن formunun kendisi aranıyor.

İlgili Ayetler (17)

Al-i İmran 3:162اَفَمَنِe fe menihiç olur mu?

اَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّٰهِ كَمَنْ بَاءَ بِسَخَطٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

e fe meni ttebeǎ riDvāne (a)llahi ke men bā'e bi seḣaTin mine (a)llahi ve me'vāhu cehennemu ve bi'se l-meSīru

Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!

Tevbe 9:109اَفَمَنْe fe menkimse mi?

اَفَمَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى تَقْوٰى مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ اَمْ مَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

e fe men essese bunyānehu ǎlā teḳvā mine (a)llahi ve riDvānin ḣayrun em men essese bunyānehu ǎlā şefā curufin hārin fe nhāra bihi fī nāri cehenneme ve(a)llahu lā yehdī l-ḳavme Z-Zālimīne

Binasını takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) ve O'nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.

Yunus 10:35اَفَمَنْe fe menkimse mi?

قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَائِكُمْ مَنْ يَهْدِي اِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّٰهُ يَهْدِي لِلْحَقِّ اَفَمَنْ يَهْدِي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدِّي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

ḳul hel min şurakāikum men yehdī ilā l-Haḳḳi ḳuli (a)llahu yehdī li l-Haḳḳi e fe men yehdī ilā l-Haḳḳi eHaḳḳu en yuttebeǎ e mmen lā yehiddī illā en yuhdā fe mā lekum keyfe teHkumūne

De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"

Hud 11:17اَفَمَنْe fe menkimse gibi midir?

اَفَمَنْ كَانَ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّهِ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِنْهُ وَمِنْ قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَامًا وَرَحْمَةً اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمَنْ يَكْفُرْ بِهِ مِنَ الْاَحْزَابِ فَالنَّارُ مَوْعِدُهُ فَلَا تَكُ فِي مِرْيَةٍ مِنْهُ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

e fe men kāne ǎlā beyyinetin min rabbihi ve yetlūhu şāhidun minhu ve min ḳablihi kitābu mūsā imāmen ve raHmeten ulāike yu'minūne bihi ve men yekfur bihi mine l-eHzābi fe n-nāru mev'ǐduhu fe lā teku fī miryetin minhu innehu l-Haḳḳu min rabbike ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yu'minūne

Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur'an) ve bir de ondan (Kur'an'dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Musa'nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. İşte bunlar ona (Kur'an'a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.

Ra'd 13:19اَفَمَنْe fe menolur mu?

اَفَمَنْ يَعْلَمُ اَنَّمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ كَمَنْ هُوَ اَعْمٰى اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

e fe men yeǎ'lemu ennemā unzile ileyke min rabbike l-Haḳḳu ke men huve eǎ'mā innemā yeteƶekkeru ūlū l-elbābi

Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.

Ra'd 13:33اَفَمَنْe fe menkimse gibi midir?

اَفَمَنْ هُوَ قَائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَاءَ قُلْ سَمُّوهُمْ اَمْ تُنَبِّؤُ۫نَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّبِيلِ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

e fe men huve ḳāimun ǎlā kulli nefsin bimā kesebet ve ceǎlū li (a)llahi şurakā'e ḳul semmūhum em tunebbiūnehu bimā lā yeǎ'lemu fī l-erDi em bi Zāhirin mine l-ḳavli bel zuyyine li(e)lleƶīne keferū mekruhum ve Suddū ǎni s-sebīli ve men yuDlili (a)llahu fe mā lehu min hādin

Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkar edilir mi? Halbuki onlar, Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?" Hayır, inkar edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.

Nahl 16:17اَفَمَنْe fe menmidir?

اَفَمَنْ يَخْلُقُ كَمَنْ لَا يَخْلُقُ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

e fe men yeḣluḳu ke men lā yeḣluḳu e fe lā teƶekkerūne

Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?

Kasas 28:61اَفَمَنْe fe menkimse midir?

اَفَمَنْ وَعَدْنَاهُ وَعْدًا حَسَنًا فَهُوَ لَاقِيهِ كَمَنْ مَتَّعْنَاهُ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مِنَ الْمُحْضَرِينَ

e fe men veǎdnāhu veǎ'den Hasenen fe huve lāḳīhi ke men metteǎ'nāhu metāǎ l-Hayāti d-dunyā ṧumme huve yevme l-ḳiyāmeti mine l-muHDerīne

Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?

Secde 32:18اَفَمَنْe fe men

اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًا لَا يَسْتَوُ۫نَ

e fe men kāne mu'minen ke men kāne fāsiḳan lā yestevūne

Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.

Fatır 35:8اَفَمَنْe fe menkimse (de) mi?

اَفَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُوءُ عَمَلِهِ فَرَاٰهُ حَسَنًا فَاِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَاتٍ اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

e fe men zuyyine lehu sū'u ǎmelihi fe rāhu Hasenen fe inne (a)llahe yuDillu men yeşā'u ve yehdī men yeşā'u fe lā teƶheb nefsuke ǎleyhim Haserātin inne (a)llahe ǎlīmun bimā yeSneǔne

Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.

Zümer 39:19اَفَمَنْe fe menkimse mi?

اَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ الْعَذَابِ اَفَاَنْتَ تُنْقِذُ مَنْ فِي النَّارِ

e fe men Haḳḳa ǎleyhi kelimetu l-ǎƶābi e fe ente tunḳiƶu men fī n-nāri

Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?

Zümer 39:22اَفَمَنْe fe menkimse değil midir?

اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

e fe men şeraHa (a)llahu Sadrahu li l-islāmi fe huve ǎlā nūrin min rabbihi fe veylun li l-ḳāsiyeti ḳulūbuhum min ƶikri (a)llahi ulāike fī Delālin mubīnin

Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.

Zümer 39:24اَفَمَنْe fe menkimse mi?

اَفَمَنْ يَتَّقِي بِوَجْهِهِ سُوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَقِيلَ لِلظَّالِمِينَ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ

e fe men yetteḳī bi vechihi sū'e l-ǎƶābi yevme l-ḳiyāmeti ve ḳīle li Z-Zālimīne ƶūḳū mā kuntum teksibūne

Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.

Fussilet 41:40اَفَمَنْe fe menkimse mi?

اِنَّ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَا اَفَمَنْ يُلْقٰى فِي النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَأْتِي اٰمِنًا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

inne (e)lleƶīne yulHidūne fī āyātinā lā yeḣfevne ǎleynā e fe men yulḳā fī n-nāri ḣayrun em men ye'tī āminen yevme l-ḳiyāmeti ǎ'melū mā şi'tum innehu bimā teǎ'melūne beSīrun

Ayetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Muhammed 47:14اَفَمَنْe fe menkimse olur mu?

اَفَمَنْ كَانَ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّهِ كَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُوءُ عَمَلِهِ وَاتَّبَعُوا اَهْوَٓاءَهُمْ

e fe men kāne ǎlā beyyinetin min rabbihi ke men zuyyine lehu sū'u ǎmelihi ve ttebeǔ ehvā'ehum

Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?

Necm 53:59اَفَمِنْe fe min-den mi?

اَفَمِنْ هٰذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

e fe min hāƶā l-Hadīṧi teǎ'cebūne

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

Mülk 67:22اَفَمَنْe fe menkimse mi?

اَفَمَنْ يَمْشِي مُكِبًّا عَلٰى وَجْهِهِ اَهْدٰٓى اَمَّنْ يَمْشِي سَوِيًّا عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

e fe men yemşī mukibben ǎlā vechihi ehdā e mmen yemşī seviyyen ǎlā SirāTin musteḳīmin

Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?