(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا عُذْرًا اَوْ نُذْرًا اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ
ve l-murselāti ǔrfen / fe l-ǎāSifeti ǎSfen / ve n-nāşirāti neşran / fe l-feriḳāti ferḳan / fe l-mulḳiyāti ƶikran / ǔƶran ev nuƶran / innemā tūǎdūne le vāḳiǔn
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bulutları yayıp sürenlere.
Abdulkadir Gölpınarlı
Bulutları yayıp sürenlere.
Adem Uğur
(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
Ahmed Hulusi
Diriltip ayağa kaldıranlara;
Ahmet Tekin
Andolsun, hakikat ve hayırları yaydıkça yayanlara!
Ahmet Varol
Yaydıkça yayanlara,
Ali Bulaç
Yaydıkça yayanlara.
Ali Fikri Yavuz
Yer yüzüne şeriatleri yayan melekler hakkı için,
Ali Rıza Safa
Yemin olsun; yaydıkça yayanlara!
Bayraktar Bayraklı
- Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile batılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Bekir Sadak
(1-7) Birbiri ardindan gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'in buyruklarini yaydikca yayanlara ve hak ile batilin arasini ayirdikca ayiranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak, icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soze verilen kiyamet suphesiz kopacaktir.
Celal Yıldırım
(Hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden) ayırdettikçe edenlere,
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Yaydıkça yayanlara;
Diyanet İşleri
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Diyanet İşleri (eski)
(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
Diyanet Vakfi
(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yaydıkça yayanlara,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
neşrederek yayanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve neşrederek yayanlara
Erhan Aktaş
Yaydıkça yayanlara,
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Yaydıkça yayanlara,
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Yaydıkça yayanlara,
Fizilal-il Kuran
Her yana dağıtanlara,
Gültekin Onan
Yaydıkça yayanlara.
Hamdi Döndüren
Yaydıkça yayanlara,
Hasan Basri Çantay
(şeriatın hükümlerini yer yüzünde) iyiden iyi yayan,
Hasib Asutay
Yaydıkça, yayanlara,
Hayrat Neşriyat
Ve (o emirleri) yaydıkça yayanlara!
İbni Kesir
Veya yaydıkça yayanlara.
Mehmet Okuyan
Yaydıkça yayanlara,
Muhammed Esed
Düşün bu (mesaj)ları, (hakikati) dört bir yana yayan,
Mustafa İslamoğlu
Ve (ilahi mesajı) yaydıkça yayanlar!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve yaymakla yayıverenlere.
Ömer Öngüt
(Hakikat) tohumlarını yaydıkça yayanlara andolsun ki!
Suat Yıldırım
Tohumlarını yaydıkça yayanlar,
Süleyman Ateş
Yaydıkça yayanlara,
Süleymaniye Vakfı
(Marufu) yaydıkça yayıp
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
iyiliği her tarafa yayanlar,
Şaban Piriş
Yaydıkça yayanlara..
Tefhim-ul Kuran
Yaydıkça yayanlara,
Ümit Şimşek
Ve yaydıkça yayanlara.
Yaşar Nuri Öztürk
Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
And olsun Allahın əmrini yaydıqca yayanlara,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
And olsun (Allahın ayələrini, kitablarını və əmrlərini) yayanlara;
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Bei den Versen, die die Wahrheit und die Rechtleitung verbreiten!
Almanca — Der Edle Quran
und den alles Ausbreitenden,
Almanca — M. A. Rassoul
und bei den (Engeln), die stets (die Wolken) verbreiten
Almanca — Muhammad Zaidan
Bei den im Ausbreiten Ausbreitenden,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
and by the winds carrying clouds* floating at various heights and scatter them and drift them to where a nimbus must form,
Abdul Haleem
scattering far and wide,
Abdullah Yusuf Ali
And scatter (things) far and wide;
Abul A'la Maududi
and raise (clouds) and scatter them around,
Aisha Bewley
by the scatterers scattering,
Al-Hilali & Khan
And by the winds that scatter clouds and rain.
Ali Quli Qarai
by the sweeping spreaders,
Amatul Rahman Omar
And those that spread (the truth) far and wide,
Arthur John Arberry
by the scatterers scattering
Bijan Moeinian
…t scatter clouds to their final destinations.
E. Henry Palmer
And by the dispensers abroad!
Edip-Layth
By the distributors that dispense.
George Sale
and by those which disperse his commands, by divulging them through the earth;
Hamid S. Aziz
Which scatter things far and wide,
Mahmoud Ghali
And (by) the spreaders spreading,
Marmaduke Pickthall
By those which cause earth's vegetation to revive;
Mohamed Ahmed - Samira
And those that revive by quickening,
Muhammad Asad
Consider these [messages] that spread [the truth] far and wide,
Mustafa Khattab
and those scattering ˹rainclouds˺ widely!
Progressive Muslims
And all that is scattered about.
Sahih International
And [by] the winds that spread [clouds]
Sam Gerrans
And the scattering ones a-scattering,
Shabbir Ahmed
And spread (the Truth) far and wide.
Syed Vickar Ahamed
And drive (things and the clouds) far and wide;
Taqi Usmani
and by those that spread (clouds) all over,
The Monotheist Group
And all that is scattered about.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et qui dispersent largement (dans toutes les directions).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bi wan ên ku heqiyê belav dikin…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En de wijd verspreidenden!
Hollandaca — Salomo Keyzer
En bij hen die zijne bevelen verspreiden. Door die op aarde bekend te maken,
Hollandaca — Siregar
En bij de verspreid verspreidenden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и (ветрами) распространяющими (облака) гоня их (куда пожелает Аллах),
Rusça — Osmanov
Клянусь ветрами, разгоняющими [облака].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och (uppenbarelserna) som lägger fram (sanningen)