İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.

وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّا بِسِيمٰيهُمْ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

ve beynehumā Hicābun ve ǎlā l-eǎ'rāfi ricālun yeǎ'rifūne kullen bi sīmāhum ve nādev eSHābe l-cenneti en selāmun ǎleykum lem yedḣulūhā ve hum yeTmeǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَبَيْنَهُمَاve beynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübiniki taraf arasında
2حِجَابٌHicābunح ج بEngelleme/önleme/engelleyen/gizleyen/örten/koruyan/araya giren, saklamak, soyutlamak, bir şeyi örtmek/gizlemek/saklamak/gizlemek, iki şey arasına girmek.bir perde (vardır)
3وَعَلَىve ǎlāve üzerinde
4الْاَعْرَافِl-eǎ'rāfiع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat DağıA'raf
5رِجَالٌricālunر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.erkekler (vardır)
6يَعْرِفُونَyeǎ'rifūneع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıtanıyan
7كُلًّاkullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsini
8بِسِيمٰيهُمْbi sīmāhumس و مPazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmekyüzlerindeki işaretleriyle
9وَنَادَوْاve nādevن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantıve seslendiler
10اَصْحَابَeSHābeص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkına
11الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennet
12اَنْendiye
13سَلَامٌselāmunس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakselam olsun
14عَلَيْكُمْǎleykumsize
15لَمْlem
16يَدْخُلُوهَاyedḣulūhāد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakcennete girmemiş
17وَهُمْve humfakat onlar
18يَطْمَعُونَyeTmeǔneط م عAçgözlülük etmek, şiddetle arzu etmek, ummak veya ümit etmek, özlemek. Arzu, umut ve özlem duyma, umutla dolmaya sebep olma.beklemektedirler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir örtü var ve A'râf üstünde erler var ki herkesi, yüzlerinden tanırlar ve cennet ehline esenlik size diye nidâ ederler. Onlar, henüz cennete girmemişlerdir ama girmeyi umarlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir örtü var ve Aʼrâf üstünde erler var ki herkesi, yüzlerinden tanırlar ve cennet ehline esenlik size diye nidâ ederler. Onlar, henüz cennete girmemişlerdir ama girmeyi umarlar.

Adem Uğur

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler.

Ahmed Hulusi

Onların ikisi (cennet ve cehennem) arasında bir perde vardır. . . A'rafta ise, her birini, onların yüzlerindeki alametlerden tanıyan RİCAL vardır. . . Cennet ashabına: "Selamun aleyküm" diye seslenirler. (Bu Rical henüz) cennete dahil olmamıştır. . . Onlar (cenneti) umarlar.

Ahmet Tekin

Cennet ehli ve cehennemlikler arasında bir perde-engel mevcuttur. Â’râf üzerinde, aradaki surun burçlarında, her iki taraftakilerin kimliklerini, hallerini simalarından okuyarak tanıyan liyakatli kişiler, adamlar vardır. Bunlar cennet ehline: 'Selâmün aleyküm (Allah’ın selâmı ve selâmeti size olsun, siz selâmete erdiniz)' diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmeyen, cenneti arzu eden kimselerdir.

Ahmet Varol

İki taraf arasında bir perde (engel) vardır. A'raf'ta [6] da herkesi simalarından tanıyan birtakım adamlar vardır. Cennetliklere: 'Size selam olsun' diye seslenirler. Bunlar henüz oraya girmemiş olan ama girmeyi arzulayan kimselerdir.

Ali Bulaç

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: "Selam size" derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır.'

Ali Fikri Yavuz

Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir sûr (perde) vardır. A’raf (cennet hisarı) üzerinde de bir takım insanlar (sevab ve günahları eşit olup en son cennete girecek olanlar) var ki, bunlar, cennetlik ve cehennemliklerden her birini çehreleriyle tanırlar; ve henüz cennete giremeyip onu arzu eder oldukları halde, cennetliklere “Selâmün Aleyküm”, diye nida ederler.

Ali Rıza Safa

İki taraf arasında bir perde ve Orta Yerde herkesi yüzünden tanıyan adamlar vardır. Daha oraya girmemiş, ama umutlu olan cennetin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Size selam olsun!"

Bayraktar Bayraklı

İki taraf/cennetlikler ve cehennemlikler arasında bir perde ve A'raf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde girmeyi umarak cennet ehline, "Selam size!" diye seslenirler.

Bekir Sadak

Iki taraf arasinda bir perde ve burclar uzerinde her iki tarafi da simalarindan taniyan adamlar vardir; cennetliklere, «Size selam olsun» derler. Bunlar henuz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir.

Celal Yıldırım

İki taraf arasında bir perde vardır ve A'raf üzerinde bunların hepsini tanıyan adamlar bulunuyordur ki Cennet yaranına: «Selâm size !» diye seslenirler. Bunlar Cennet'e girmemişlerdir, ama girmeyi umuyorlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İki taraf arasında bir perde ve A‘râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki bunlar, henüz cennete girmedikleri halde (girmeyi) uman cennet ehline, “Selâm size!” diye seslenirler.

Diyanet İşleri

İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.

Diyanet İşleri (eski)

İki taraf arasında bir perde ve burçlar üzerinde her iki tarafı da simalarından tanıyan adamlar vardır; cennetliklere, 'Size selam olsun' derler. Bunlar henüz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir.

Diyanet Vakfi

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: «Selâm size!» diye seslenirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: «selâm olsun size» diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık iki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan bir takım kimseler bulunacaktır. Ümit etmekle birlikte henüz cennete girmemiş olan bu kimseler, cennetliklere: "Selam size!" diye seslenmektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık iki taraf arasında bir hıcab ve A'raf üzerinde bir takım rical, her birini simalariyle tanırlar, eshabı Cennete "selam olsun size" diye nida etmektedirler ki bunlar ümid etmekle beraber henüz ona girmemişlerdir

Erhan Aktaş

İki taraf arasında bir hicap vardır. Ve A'raf' üzerinde de hepsini simalarından tanıyan kimseler vardır. Henüz Cennet'e girmemiş olan, fakat girmeyi uman Cennet halkına: "Size selam olsun." diye seslendiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İki taraf arasında bir hicap vardır. Ve A'raf' üzerinde de hepsini simalarından tanıyan kimseler vardır. Henüz Cennet'e girmemiş olan, fakat girmeyi uman Cennet halkına: "Size selam olsun." diye seslendiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İki taraf arasında bir hicap vardır. Ve A'raf' üzerinde de hepsini simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennet halkına: "Size selam olsun." diye seslendiler. Bunlar Cennet'e girmeyi uman kimselerdir.

Fizilal-il Kuran

İki taraf arasında bir set ve bu setin tepelerinde her iki grubu simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennete girememiş, fakat gireceklerini uman bu kimseler cennetliklere «selâmun aleyküm» diye seslenirler.

Gültekin Onan

İki taraf arasında bir engel ve A'raf üzerinde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: "Selam size" derler, ki bunlar henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır'.

Hamdi Döndüren

Bunlardan her ikisinin arasında bir perde vardır. A’râf üzerinde de, her iki grubu simalarından tanıyacak olan birtakım erkekler vardır. Onlar cennet halkına, “Selâmun aleykum (Size selâm olsun!)” diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat oraya girmeyi uman kimselerdir.

Hasan Basri Çantay

İki (taraf) arasında (surdan) bir perde ve "A'raaf" üzerinde de (cennetlik ve cehennemliklerin) her birini simalarıyle tanıyacak (müvahhid) rical vardır ki onlar henüz oraya (cennete) girmemiş, fakat onlar girmeyi şiddetle arzu eder olarak cennet yaranına: "Selamün aleyküm" diye nida ederler.

Hasib Asutay

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde (vardır) ve A'raf (13) üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz (cennete) girmedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline, 'Selâm size' diye seslenirler. (13. Cennetle cehennem arasında yüksek bir alan olup tartıda sevap ve günâhları eşit çıkanlar Allah'ın dilediği kadar orada kalacaklar ve daha sonra Allah'ın affına kavuşarak cennete gireceklerdir.)

Hayrat Neşriyat

Hem iki taraf (Cennet ve Cehennem ehli) arasında (aslâ aşamayacakları surdan)bir perde vardır. A'râf üzerinde (bu sûrun yüksek yerlerinde) ise, herkesi sîmâlarından tanıyan adamlar vardır ki, Cennet ehline: 'Selâmün Aleyküm! (Allah’ın selâmı üzerinize olsun!)' diye nidâ ederler; fakat onlar (Cennete girmeyi) çok arzu ediyor oldukları hâlde(henüz) oraya girmemişlerdir.

İbni Kesir

İki taraf arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de her birini simalarıyla tanıyan adamlar vardır. Cennetliklere: Size selam olsun, diye seslenirler. Bunlar, henüz girmeyen, ama uman kimselerdir.

Mehmet Okuyan

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve a‘rafta herkesi yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. (Cennete girmeyi) arzulamalarına rağmen henüz oraya (cennete) girmemiş bu kişiler, cennet halkına “Selam üzerinize olsun!” diye seslenecektir.

Muhammed Esed

Bu iki taraf arasında bir engel bulunacaktır. Ve orada, (hayattayken) kendilerine (eğri ile doğruyu) ayırt edebilme yetisi bahşedilmiş, onların her birini taşıdığı belirtiden tanıyan kimseler olacak. Ve (girmek için) can attıkları halde cennete (henüz) girmemiş olan bu kimseler cennetliklere: "Size selam olsun" diye seslenecekler.

Mustafa İslamoğlu

O ikisi arasında bir engel bulunacaktır. Orada (iyilerle kötüleri) ayırdetme yetisiyle donatılmış kimseler olacak; onlar her iki kesimi de belirtilerinden tanıyacaklar ve henüz cennete girmeyen lakin girmek için sabırsızlanan cennetliklere "Selamün aleyküm!" diye seslenecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onların arasında bir perde vardır. Ve A'râf üzerinde de birtakım rical vardır ki hepsini de alâmetleriyle tanır. Ashâb-ı cennete, «Selâmün Aleyküm» diye nidâ ederler. Ve bunlar ümitvar oldukları halde henüz cennete girmemiş bulunurlar.

Ömer Öngüt

İki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde bunların hepsini simâlarıyla tanıyan adamlar vardır. Onlar cennet halkına: “Selâm sizin üzerinize olsun!” diye seslenirler. Kendileri cennete girmemişler, fakat girme iştiyakı içindedirler.

Suat Yıldırım

İki taraf arasında bir perde, A’râf üzerinde de cennetlik ve cehennemliklerin her birini simalarından tanıyacak kimseler vardır ki onlar, henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi şiddetle arzular olarak cennetliklere "selamün aleyküm." diye seslenirler.

Süleyman Ateş

İki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde de hepsini (hem cennetlikleri hem de cehennemlikleri, yüzlerindeki) işaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar), henüz cennete girmemiş olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına: "selam size!" diye seslendiler.

Süleymaniye Vakfı

Cennet ile cehennem arasında bir engel bulunur. Araf üzerinde (cennetteki yüksek yerlerde) değerli şahsiyetler olur. Onlar herkesi yüzlerinden tanırlar. Cennet ahalisinden olup henüz oraya girmemiş ama girmeyi bekleyenlere şöyle seslenirler: "Siz esenlik ve güvenlikte olacaksınız!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cennet ile cehennem arasında bir engel vardır. O (engeldeki) yüksek yerler üzerinde de değerli şahsiyetler olur. Herkesi yüzlerinden tanırlar. Cennetlik ahaliye şöyle seslenirler: "Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)" Bunlar, henüz Cennet'e girmemiş olanlardır ama oraya girme umudundadırlar.

Şaban Piriş

(Cennet ehli ile cehennem ehli) arasında bir sur, surun burçları (A'raf'ın) üzerinde herkesi simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennetliklere: -Selam size diye nida ederler. Henüz oraya girmemişler, fakat çok arzulamaktadırlar.

Tefhim-ul Kuran

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde de hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: «Selam size» derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır.'

Ümit Şimşek

Cennet ile Cehennem arasında bir perde vardır. A'râf'ta ise onların hepsini yüzlerinden tanıyan kimseler bulunmaktadır. Onlar Cennet ehline 'Size selâm olsun' diye seslenirler. Kendileri Cennete girmemiş, ama girmeyi ummaktadırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

İki taraf arasında bir perde, A'raf üzerinde de herkesi yüzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, özleyip durdukları halde henüz ona girmemiş olanlara şöyle seslenirler: "Selam size!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Hər iki tərəfin arasında pərdə və səddin üzərində hər kəsi simasından tanıyan insanlar olacaqdır ki, onlar Cənnət əhlini səsləyib: “Sizə salam olsun!” deyəcəklər. Halbuki özləri çox istədikləri halda hələ Cənnətə girməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların ikisinin (cənnət əhli ilə cəhənnəm əhlinin) arasında pərdə (səs, maneə) və Əʼraf (Cənnətlə Cəhənnəm arasındakı səddin yüksəklikləri) üzərində isə (savabları və günahları, xeyir və şər əməlləri bərabər olan) insanlar (kişilər) vardır ki, onlar hamını (cənnətlikləri və cəhənnəmlikləri) üzündən tanıyıb cənnət əhlinə: ″Sizə salam olsun!″ - deyə müraciət edərlər. Bunlar (əʼraf əhli) çox istədiklərinə baxmayaraq hələ ora (Cənnətə) daxil olmamış (lakin Əʼrafda günahları təmizləndikdən sonra daxil olacaq) kimsələrdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zwischen den Paradies- und den Höllenbewohnern erhebt sich ein Trennwall, auf dessen Höhen Männer sind, die jeden an seinen Merkmalen erkennen. Den für das Paradies Bestimmten werden sie zurufen: ʺFriede sei mit euch!ʺ Diese sind zwar noch nicht drinnen, aber sie sehnen sich danach.

Almanca — Der Edle Quran

Und zwischen ihnen ist ein Vorhang. Und auf den Höhen sind Männer, die jeden an seinem Merkmal erkennen. Sie rufen den Insassen des (Paradies)gartens zu: ʺFriede sei auf euch!ʺ Sie sind aber in ihn nicht eingetreten, und sie begehren (es) doch.

Almanca — M. A. Rassoul

Und zwischen den zweien soll eine Scheidewand sein; und in den Höhen sind Leute, die die beiden (Scharen) an ihren Merkmalen erkennen. Sie rufen der Schar des Paradieses zu: ʺFriede sei auf euch!ʺ Diese sind (noch) nicht in (das Paradies) eingegangen, obwohl sie es erhoffen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und zwischen ihnen gibt es eine Abtrennung. Auch auf Al-aʹraf sindMänner , die jeden an seiner Miene erkennen. Und sie haben den Weggenossen der Dschanna zugerufen: ʺSalam sei mit euch.ʺ Sie selbst jedoch sind nicht hineingetreten, aber sie wünschen es sich sehr.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Between those in the realm of Paradise and these in the realm of Hell, there shall be a partition veiling those from these; at its height, stand men* able to distinguish those in Paradise from these in Hell by the language spoken by their countenances. They greet those in Paradise with the customary formula "Peace be upon you";people to whom paradise was not particularly their aim but only the obedience to Allah.

Abdul Haleem

A barrier divides the two groups with men on its heights recognizing each group by their marks: they will call out to the people of the Garden, ‘Peace be with you!’- they will not have entered, but they will be hoping,

Abdullah Yusuf Ali

Between them shall be a veil, and on the heights will be men who would know every one by his marks: they will call out to the Companions of the Garden, "peace on you": they will not have entered, but they will have an assurance (thereof).

Abul A'la Maududi

And between the two there will be a barrier, and on the Heights will be men who will recognize each person by his mark and will cry, out to the people of Paradise: 'Peace be to you.'These will be the ones who had not yet joined them in Paradise, though they long to do so.

Aisha Bewley

There will be a dividing wall between them and on the ramparts there will be men who recognise everyone by their mark. They will call out to the people of the Garden: ‘Peace be upon you!’ They will not enter it for all their ardent desire to do so.

Al-Hilali & Khan

And between them will be a (barrier) screen and on Al-A‘râf [1] (a wall with elevated places) will be men (whose good and evil deeds would be equal in scale), who would recognise all (of the Paradise and Hell people), by their marks (the dwellers of Paradise by their white faces and the dwellers of Hell by their black faces), they will call out to the dwellers of Paradise, "Salâmun ‘Alaikum" (Peace be on you), and at that time they (men on Al-A‘râf) will not yet have entered it (Paradise), but they will hope to enter (it) with certainty.

Ali Quli Qarai

And there will be a veil between them. And on the Elevations will be certain men who recognize each of them by their mark. They will call out to the inhabitants of paradise, ‘Peace be to you!’ (They will not have entered it, though they would be eager to do so.

Amatul Rahman Omar

And between the two (- the Fire and the Paradise) is a barrier, and on the elevated places there shall be men (like the Prophets and other exalted spiritual dignitaries) who will recognise every one by his appearance. And they shall call out to the (prospective) inmates of Paradise, `Peace be on you!' These (prospective inmates of Paradise) will not have (yet) entered therein, though they will be hoping (for this entry).

Arthur John Arberry

And between them is a veil, and on the Ramparts are men knowing each by their mark, who shall call to the inhabitants of Paradise: 'Peace be upon you! They have not entered it, for all their eagerness. '

Bijan Moeinian

There will be a barrier between the inhabitants of Paradise and those who have to live in Hell. There will also be a group of people waiting in the heights (purgatory) hoping to be admitted into Paradise. They recognize each group by their faces and send their salutations to the inhabitants of the Paradise saying : "Salamon-Alaikum (meaning peace be with you in Arabic.)"

E. Henry Palmer

And betwixt the two there is a veil, and on al Aaraf are men who know each by marks; and they shall cry out to the fellows of Paradise, 'Peace be upon you!' they cannot enter it although they so desire.

Edip-Layth

A barrier separates them. At the identification station there are people who recognize others by their features. They called out to the dwellers of paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.

George Sale

And between the blessed and the damned there shall be a vail; and men shall stand on Al Araf, who shall know every one of them by their marks; and shall call unto the inhabitants of paradise, saying, peace be upon you: Yet they shall not enter therein, although they earnestly desire it.

Hamid S. Aziz

And betwixt the two (Hell and Paradise) there is a veil, and on the Heights are men (exalted or able men) who know each by their marks; and they greet the companions of the Garden, "Peace be upon you!" They enter it not though they hope (or desire, or are assured) to do so.

Mahmoud Ghali

And between them is a curtain, and on the battlements are men who recognize (them) all by their mark; and they will call out to the companions of the Garden, "Peace be upon you! They have not (yet) entered it, and they long (Or: ara eager) for that. "

Marmaduke Pickthall

Between them is a veil. And on the Heights are men who know them all by their marks. And they call unto the dwellers of the Garden: Peace be unto you! They enter it not although they hope (to enter).

Mohamed Ahmed - Samira

There will be a veil between them, and on the wall will be the men (of al-A'raf) who will recognise everyone by their distinguishing marks, and will call to the inmates of Paradise: "Peace on you," without having entered it themselves though hoping to do so.

Muhammad Asad

And between the two there will be a barrier. And there will be persons who [in life] were endowed with the faculty of discernment [between right and wrong], recognizing each by its mark. And they will call out unto the inmates of paradise, "Peace be upon you!"-not having entered it themselves, but longing [for it].

Mustafa Khattab

There will be a barrier between Paradise and Hell. And on the heights ˹of that barrier˺ will be people[1] who will recognize ˹the residents of˺ both by their appearance.[2] They will call out to the residents of Paradise, "Peace be upon you!" They will have not yet entered Paradise, but eagerly hope to.

Progressive Muslims

And between them is a barrier, and on the elevated platform are men who recognized others by their features. And they called out to the dwellers of Paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.

Sahih International

And between them will be a partition, and on [its] elevations are men who recognize all by their mark. And they call out to the companions of Paradise, "Peace be upon you." They have not [yet] entered it, but they long intensely.

Sam Gerrans

And between them is a partition; and upon the elevations are men recognising each by their mark; and they will call to the companions of the Garden: “Peace be upon you!” They have not entered it, though they desire to.

Shabbir Ahmed

Between the people of Paradise and Hell there will be a veil. On the Heights there will be people with insight who will recognize others by their looks. They will greet those who, in their estimate, are worthy of entering the Garden, with "Peace!" (2:143), (4:41), (56:10-11).

Syed Vickar Ahamed

Between them shall be a veil, and on the heights (of honor) will be men who would know everyone by his marks: They will call out to the companions of the Garden, "Peace upon you:" And at that time they will not have gone in (the Garden), but they will be assured (of their entry).

Taqi Usmani

Between the two groups there will be a barrier. And on A‘rāf (the Heights) there shall be people who will recognize each group through their signs, and they will call out to the people of Paradise, "Peace on you." They will not have entered it, yet they will hope to.

The Monotheist Group

And between them is a barrier, and on the elevated platform are men who recognized others by their features. And they called out to the dwellers of the Paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et entre les deux, il y aura un mur, et, sur al-Aʹrâf seront des gens qui reconnaîtront tout le monde par leurs traits caractéristiques. Et ils crieront aux gens du Paradis: ʺPaix sur vous!ʺ Ils nʹy sont pas entrés bien quʹils le souhaitent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di navbera herduyan de (bihiştî û cehemiyan de) perdeyek heye. Li ser e‘rafê mirovinên ku (bihiştî û cehnemiyan) bi nîşanên wan nas dikin hene. Gazî ehlê cenetê dikin: Silav (ewleyî û aramî) li ser we be! Ew hê jî neçûne bihiştê lê bi hêvî ne ku ew dê biçinê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Tussen beiden is er een afscheiding en op de kantelen zijn er mannen die iedereen aan hun kentekenen kennen en zij roepen hun die in de tuin thuishoren toe: ʺVrede zij met jullie!ʺ Zij zijn niet binnengegaan al begeren zij het.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En tusschen de gezegenden en de verdoemden zal een sluier zijn. Op Al Araf zullen de menschen staan, en ieder van hen aan hunne onderscheidingsmerken kennen; en zij zullen de bewoners van het paradijs aanroepen, zeggende: Vrede zij over u; doch zij zullen er niet binnentreden, hoezeer het hunne ernstige begeerte mocht zijn.

Hollandaca — Siregar

En tussen hen is een afscheiding en op de Aʹraf bevinden zich mannen, zij kennen allen door hun kenmerken; zij roepen tot de bowoners van het Paradijs: Salamoen ʹalaikoem.ʺ (Vrede zij met jullie) Zij zijn haar nog niet binnengegaan terwijl zij (dat) begeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И между ними [обитателями Рая и обитателями Ада] – (огромная) (разделяющая) завеса (которая называется преградой), и на (этой) преграде (находятся) люди, которые узнают всех [и обитателей Рая и обитателей Ада] по их признакам (как например по белизне лиц обитателей Рая и черноте лиц обитателей Ада). (Люди, которые находятся на преграде, те, у которых благие деяния равны плохим и они надеются на милосердие Аллаха.) И воззовут они [люди на преграде] к обитателям Рая (приветствуя их): «Мир вам!» (И) они [люди на преграде] (еще) не вошли в него [в Рай], хотя и (очень) желали.

Rusça — Osmanov

Между раем и адом [находится] завеса, а на оградах - люди, которые распознают и обитателей рая, и обитателей ада по их чертам. И эти люди воззовут к обитателям рая: ʺДа будет вам мир!ʺ Сами они не войдут в рай, хотя и жаждут того.