Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَسْمَعُوا وَتَرٰيهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

ve in ted'ǔhum ilā l-hudā lā yesmeǔ ve terāhum yenZurūne ileyke ve hum lā yubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve ineğer
2تَدْعُوهُمْted'ǔhumد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekonları çağırsanız
3اِلَىilā
4الْهُدٰىl-hudāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.hidayete
5لَا
6يَسْمَعُواyesmeǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitmezler
7وَتَرٰيهُمْve terāhumر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.ve görürsün
8يَنْظُرُونَyenZurūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbaktıklarını
9اِلَيْكَileykesana
10وَهُمْve humoysa onlar
11لَا
12يُبْصِرُونَyubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmezler

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları doğru yola çağırırsan dinlemezler ve görürsün ki sana bakıyorlar, fakat baktıkları halde görmezler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları doğru yola çağırırsan dinlemezler ve görürsün ki sana bakıyorlar, fakat baktıkları halde görmezler.

Adem Uğur

Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

Ahmed Hulusi

Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler. . . Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler!

Ahmet Tekin

Onları doğru, hak yola, Allah’ın kitap ve peygamberle gösterdiği yola çağırırsanız duyma kabiliyetlerini hakkı duymak için kullanmazlar. Onların sana baktıklarını, senin peygamberliğini kavradıklarını düşünüyorsun. Basiretleri olmadığı için senin peygamberliğini, tebliğ ile görevli olduğun dini kavrayamıyorlar.

Ahmet Varol

Onları doğru yola çağırsanız duymazlar. Onları sana bakıyormuş gibi görürsün ama gerçekte görmezler.

Ali Bulaç

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.

Ali Fikri Yavuz

Eğer müşrikleri (veya putları) doğru yola çağırırsanız, duymazlar ve onları görürsün ki, sana bakıyorlar; halbuki onlar görmezler.

Ali Rıza Safa

Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler.

Bayraktar Bayraklı

Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

Bekir Sadak

Onlari dogru yola cagirirsaniz duymazlar. Sana baktiklarini gorursun, oysa gormezler.

Celal Yıldırım

Onları doğru yola çağırsanız duymazlar; sana bakıp (hayâsızca) durduklarını görürsün ; oysa onlar (gerçeği hiç de) görmezler.

Diyanet İşleri

Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.

Diyanet İşleri (eski)

Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler.

Diyanet Vakfi

Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Siz onları doğru yola çağıracak olsanız da duymazlar.» Onların sana baktıklarını görürsün, bakarlar, ama görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz onları doğru yolu göstermeye çağıracak olsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler

Erhan Aktaş

Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını görürsün, oysa onlar görmezler.

Fizilal-il Kuran

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler, onları sana bakar gibi görürsün, fakat görmezler.

Gültekin Onan

Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler.

Hamdi Döndüren

“Onları doğru yola çağırsanız, dinlemezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler!”

Hasan Basri Çantay

Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar.

Hasib Asutay

Eğer onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki onları (o putları) hidâyete da'vet etseniz, işitmezler! Çünki onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler!

İbni Kesir

Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki.

Mehmet Okuyan

Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler.

Muhammed Esed

onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler."

Mustafa İslamoğlu

Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar. Ve onları sana bakar görürsün, halbuki onlar göremezler.

Ömer Öngüt

Onları hidayete çağırsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün. Oysa onlar görmezler.

Suat Yıldırım

Siz o müşrikleri (veya putları) doğru yola dâvet ederseniz işitmezler. Onların sana baktığını görürsün ama, aslında onlar görmezler.

Süleyman Ateş

Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

Süleymaniye Vakfı

Onları doğru yola çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün ama onlar görmezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler.

Şaban Piriş

Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

Tefhim-ul Kuran

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.

Ümit Şimşek

Onları doğru yola çağırdığınızda sizi işitmezler. Onları sana bakarken görürsün; oysa onlar birşey görmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz onları doğru yola çağırsanız, eşitməzlər. Onları sənə baxan görürsən, halbuki onlar görmürlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər siz onları (bütləri və ya müşrikləri) sizə doğru yol göstərməyə çağırsanız, eşitməzlər. (Ya Rəsulum!) Sən onları sənə baxan görərsən, halbuki onlar görməzlər!

Almanca (2)

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn ihr sie zum rechten Weg ruft, so hören sie (euch) nicht. Und du siehst sie nach dir schauen, doch sie sehen nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solltest du sie um Rechtleitung bitten, hören sie bestimmt nicht. Und du siehst sie dich anstarren, während sie doch nichts sehen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And if you should invoke them to offer you counsel they cannot hear you, and you can see their artificial eyes staring vacantly at you, unable to see".

Abdul Haleem

If you [believers] call such people to guidance, they do not hear. You [Prophet] may observe them looking at you, but they can-not see.

Abdullah Yusuf Ali

If thou callest them to guidance, they hear not. Thou wilt see them looking at thee, but they see not.

Abul A'la Maududi

And if you were to call them to true guidance, they will not hear; and you observe them looking at you whereas they have no power to see.'

Aisha Bewley

If you call them to guidance, they do not hear. You see them looking at you, yet they do not see.

Al-Hilali & Khan

And if you call them to guidance, they hear not and you will see them looking at you, yet they see not.

Ali Quli Qarai

If you call them to guidance, they will not hear. You see them observing you, but they do not perceive.

Amatul Rahman Omar

And if you call these (polytheists) to guidance they will not even be able to hear (you speak). And though you see them (as if they are) looking at you while (as a matter of fact) they do not see (anything being absent minded as they are).

Arthur John Arberry

If you call them to the guidance they do not hear; and thou seest them looking at thee, unperceiving.

Bijan Moeinian

When you invite them to the right path, their ears does not process your call. Although it seems that they are looking at you, they do not see nothing.

E. Henry Palmer

But if ye call them unto the guidance they will not hear, thou mayest see them looking towards thee, yet they do not see.

Edip-Layth

If you invite them to the guidance, they do not listen; you see them looking at you, while they do not see.

George Sale

And if you invite them to guidance, they hear not. And thou seest them looking towards thee, but they see not.

Hamid S. Aziz

But if you call them unto the guidance, they hear not. You will see them looking at you, yet they see not.

Mahmoud Ghali

And in case you call them to the guidance, they do not hear, and you see them looking at you, and they do not behold. .

Marmaduke Pickthall

And if ye (Muslims) call them to the guidance they hear not; and thou (Muhammad) seest them looking toward thee, but they see not.

Mohamed Ahmed - Samira

When you call upon them for guidance, they do not hear. When you think they are looking at you, (in fact) they cannot see."

Muhammad Asad

and if you pray unto them for guidance, they do not hear; and though thou mayest imagine that they behold thee, they do not see. "

Mustafa Khattab

If you ˹idolaters˺ call them to guidance, they cannot hear. And you ˹O Prophet˺ may see them facing towards you, but they cannot see.

Progressive Muslims

And if you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.

Sahih International

And if you invite them to guidance, they do not hear; and you see them looking at you while they do not see.

Sam Gerrans

And if you invite them to guidance, they hear not; and thou seest them looking at thee, but they see not.

Shabbir Ahmed

Such people are lost in their reverence of false deities. When you invite them to Guidance, they hear without listening and you see them looking at you, but they see not.

Syed Vickar Ahamed

If you call them to guidance— They will not hear, you will see them looking at you, yet they do not see.

Taqi Usmani

If you call them for guidance, they shall not hear. You see them as if they are looking at you, while they cannot see.

The Monotheist Group

And when you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si tu les appelles vers le chemin droit, ils nʹentendent pas. Tu les vois qui te regardent, (mais) ils ne voient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger hûn wan (pûtan) gazî bal riya rast ve bikin, we nabihîsin. Tu dibînî ku berê wan li te ye, lê belê ew nabînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als jullie hen tot de leidraad oproepen dan horen zij niet en jullie zien hen naar jullie kijken, maar zij zien niet.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En indien gij hen aanroept om u te leiden, zullen zij u niet hooren. Gij ziet hen naar u blikken, maar zij zien niet.

Hollandaca — Siregar

En wanneer jullie ben aanroepen om leiding (te verkrijgen) dan horen zij niet. En jij ziet hen naar jou kijken, terwijl zij niet zien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если вы (о, многобожники) позовете их [ваших ложных богов] к прямому пути, они не услышат (вашего зова). И ты (о, Посланник) видишь, будто они [идолы] смотрят на тебя (так как им сделали глаза), но они не видят (так как они всего лишь изваяния).

Rusça — Osmanov

Если ты [, Мухаммад,] призовешь их [к] прямому пути, они не последуют [твоему зову]. Ты зришь, как они уставились на тебя, но они не видят [оком прозрения].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om ni kallar dem till (Guds) vägledning, hör de er inte, och (även om du tror) dig märka att de ser dig, ser de inte.ʺ