(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

yevme yukşefu ǎn sāḳin ve yud'ǎvne ilā s-sucūdi fe lā yesteTīǔne / ḣāşiǎten ebSāruhum terheḳuhum ƶilletun ve ḳad kānū yud'ǎvne ilā s-sucūdi ve hum sālimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigün
2يُكْشَفُyukşefuك ش فÇekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak.açılacağı, sıvanacağı
3عَنْǎn
4سَاقٍsāḳinس و قPazara sürmek, sevk etmek, götürmek, yöneltmek, ayak diretmek, sürüklemek, arabayla gitmek, yönlendirmek, araç kullanmak, araba sürmekbacakların
5وَيُدْعَوْنَve yud'ǎvneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekve da'vet edilecekleri
6اِلَىilā
7السُّجُودِs-sucūdiس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecdeye
8فَلَاfe lā
9يَسْتَطِيعُونَyesteTīǔneط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.güçleri yetmez
1خَاشِعَةًḣāşiǎtenخ ش عAlçakgönüllü/mütevazı/itaatkar olmak, sessiz ve alçak olmak, gözleri veya sesi kısmak, batış yerinde batmak/neredeyse kaybolmak, tutulmak/uzaklaşmak, zayıflamak, solmak/kurumak, davranışta veya seste veya gözlerde alçakgönüllülük taklidi yapmak, bir şeyi fırlatmak, başı ve vücudu eğmek, korkak olmak.korkuyla
2اَبْصَارُهُمْebSāruhumب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgözleri
3تَرْهَقُهُمْterheḳuhumر ه قYakından takip etmek, kaplamak, aptal olmak, yalan söylemek, yaramaz olmak, dinsiz olmak, acele etmek, yakalamak, ulaşmak, yaklaşmak, yayılmak. Rahaqa - ezmek, acı çektirmek, kötü uygulamalara yönelmek. Rahqun - aptallık, baskı, kötü eğilim. Arhaqa - zor bir görev yüklemek, sıkıntılarla ve zorluklarla üzmek.onları kaplar
4ذِلَّةٌƶilletunذ ل لAlçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmakbir zillet
5وَقَدْve ḳadhalbuki
6كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
7يُدْعَوْنَyud'ǎvneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekda'vet edilirlerdi
8اِلَىilā
9السُّجُودِs-sucūdiس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecdeye
10وَهُمْve humonlar
11سَالِمُونَsālimūneس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmaksağlam iken

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O gün, işler güçleşir ve secdeye dâvet edilirler, derken güçleri yetmez.

Adem Uğur

O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.

Ahmed Hulusi

Hakikatin açığa çıkıp, Allah'tan ayrı vücud verdikleri benliklerinin yokluğunu itirafa (secdeye) davet edildikleri süreçte, bunun gereğini yerine getiremeyeceklerdir!

Ahmet Tekin

İşlerin güçleşip, herkesin paçalarını sıvayıp kaçacak yer aradığı (paçalarının tutuştuğu) gün, secdelere davet edilecekleri gün, secdeye güç yetiremiyecekleri, vakit bulamayacakları gün mâbutlarını çağırsınlar.

Ahmet Varol

O gün bacak açılır ve secdeye çağrılırlar ama güç yetiremezler.

Ali Bulaç

Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler.

Ali Fikri Yavuz

O kıyamet günü ki, iş güçleşip hakikat perdesi açılmağa başlıyacak, secdeye (Hakka boyun eğmeğe) çağrılacaklar; fakat güçleri yetmiyecektir.

Ali Rıza Safa

Baldırın çıplak kalacağı ve onların secde etmeye çağırılacakları gün; artık güçleri yetmeyecek.

Bayraktar Bayraklı

O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler; fakat güç yetiremezler.

Bekir Sadak

(42-43) O gun isin dehsetinden baldirlar acilir; gozleri donmu3gj olarak yuzlerini zillet burur; Secdeye cagirilirlar ama buna gucleri yetmez. Oysa, kendileri sapasaglam olduklari zaman secdeye cagirilmislardi.

Celal Yıldırım

O gün, baldır-bacak açılacak ; secdeye çağrılacaklar ama (buna) güçleri yetmiyecek.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O büyük korku ve dehşet günü gelip de secdeye çağrıldıklarında bunu yapamazlar;

Diyanet İşleri

(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

Diyanet İşleri (eski)

(42-43) O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

Diyanet Vakfi

O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Saktan keşfolunacağı (gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya konulup iş büyümeye başladığı) gün secdeye davet edililirler, ama artık güçleri yetmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki saktan bir keşf olunur ve secdeye da'vet edilirler o vakıt güçleri yetmez.

Erhan Aktaş

Gerçeklerin açığa çıktığı gün secde etmeye çağrılacaklar, ancak buna güçleri yetmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçeklerin açığa çıktığı gün secde etmeye çağrılacaklar, ancak buna güçleri yetmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeklerin açığa çıktığı gün secde etmeye çağrılacaklar, ancak buna güçleri yetmez.

Fizilal-il Kuran

O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; ve secdeye davet edilecekleri gün secde edemezler.

Gültekin Onan

Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler.

Hamdi Döndüren

O (kıyamet) günü paçalar sıvanır (iş kızışır, imanlarını denemek için) secdeye davet olunurlar, fakat güç yetiremezler.

Hasan Basri Çantay

(Hatırla ki o gün) baldır (lar) ın açılacağı, kendilerinin secdeye da'vet edilecekleri bir gündür. Fakat (buna) güc yetiremeyeceklerdir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) O gün incikten açılır (10) ve secdeye dâvet edilirler; fakat güç yetiremezler. (10. Arapçada 'İncikten açılmak' terimi ile işlerin güçleşmesi veya gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkması kastedilir.)

Hayrat Neşriyat

O gün (kıyâmet günü) paçalar sıvanır (iş zorlaşır) ve (onlar) secdeye çağrılırlar; fakat güç yetiremezler.

İbni Kesir

O gün; baldırlar açılır ve secdeye çağrılırlar. Ama buna güç yetiremezler.

Mehmet Okuyan

O gün, bacaktan açılacak (paçaları tutuşacak, işler zorlaşacak) ve secdeye davet edileceklerdir fakat (buna) güç yetiremeyeceklerdir.

Muhammed Esed

insan bedeninin bir kemik yığınından ibaret hale getirileceği gün ve onların, (şimdi hakikati inkar edenlerin, Allah'ın huzurunda) secde etmeye çağrılacakları ama onu yapmaya güçlerinin yetmeyeceği gün.

Mustafa İslamoğlu

O ezici gücün kendini gösterip dizde dermanın kalmadığı ve secdeye davet edilecekleri gün, asla ona güçleri yetmeyecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

(40-42) Onlara soruver, buna hangisi kefildir? Yoksa onlar için ortaklar mı vardır? Haydi eğer doğru sözlü kimseler iseler o ortaklarını getiriversinler. O gün ki, bacaklar açılır ve secdelere davet olunurlar, artık muktedir olamayacaklardır.

Ömer Öngüt

O gün baldırlar açılır ve secdeye dâvet edilirler, fakat güç getiremezler.

Suat Yıldırım

O gün işler son derece güçleşir, paçalar tutuşur. Bütün insanlar secdeye dâvet edilir, fakat kâfirler secde edemezler.

Süleyman Ateş

Bacaktan açılacağı (paçanın sıvanacağı, işlerin güçleşeceği) ve secdeye da'vet edilecekleri gün (secde) edemezler.

Süleymaniye Vakfı

O gün dizlerinin bağı çözülecek! Secdeye (kapanmaya) çağrılacaklar ama güçleri yetmeyecek.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün her şey ortaya dökülecek! Secdeye çağrılacaklar ama güçleri yetmeyecek.

Şaban Piriş

İşler kızıştığı gün, secdeye çağrılırlar da buna güçleri yetmez.

Tefhim-ul Kuran

Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler.

Ümit Şimşek

O gün işler çetinleşir de secdeye çağrılırlar; fakat güçleri yetmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Baldırın çıplak kalacağı, secdelere çağrılacakları gün, onu da yapamayacaklar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ayağın açılacağı və onlar səcdəyə çağırılacaqları, lakin buna qadir ola bilməyəcəkləri gün –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İş çətinləşəcəyi (baldırlar açılacağı, lüt-üryan vəziyyətdə qiyamətə gedəcəkləri, qiyamət bütün dəhşəti ilə görünəcəyi, həqiqət aşkar olacağı) və səcdəyə (namaza) dəʼvət olunacaqları gün onlar (səcdə etməyə) qadir olmayacaqlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn es am Jüngsten Tag hart zugeht und die Ungläubigen aufgefordert werden, sich anbetend niederzuwerfen, werden sie es nicht können.

Almanca — Der Edle Quran

Am Tag, da (manch) ein Schenkel entblößt wird und sie aufgerufen werden, sich (anbetend) niederzuwerfen, aber da werden sie es nicht können,

Almanca — M. A. Rassoul

Am Tage, wenn die Beine entblößt werden und sie aufgefordert werden, sich anbetend niederzuwerfen, werden sie es nicht können.

Almanca — Muhammad Zaidan

An dem Tag, wenn etwas Schwerwiegendes aufgedeckt wird und sie zum Sudschud aufgefordert werden, dann es nicht können,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Wait, a Day shall come when the truth comes to light and their records are exposed, and distress, horror and crushing sorrow are imposed and now they are called to prostrate before their Creator but they cannot.

Abdul Haleem

On the Day when matters become dire, they will be invited to prostrate themselves but will be prevented from doing so,

Abdullah Yusuf Ali

The Day that the shin shall be laid bare, and they shall be summoned to bow in adoration, but they shall not be able,-

Abul A'la Maududi

On the Day when the dreadful calamity will unfold, when people will be summoned to prostrate themselves, and yet they will not be able to prostrate.

Aisha Bewley

On the Day when legs are bared and they are called on to prostrate, they will not be able to do so.

Al-Hilali & Khan

(Remember) the Day when the Shin[1] shall be laid bare (i.e. the Day of Resurrection) and they shall be called to prostrate themselves (to Allâh), but they (hypocrites) shall not be able to do so.

Ali Quli Qarai

The day when the catastrophe occurs, and they are summoned to prostrate themselves, they will not be able [to do it].

Amatul Rahman Omar

On the day when there is severe affliction and the truth is laid bare and they will be called upon to prostrate (themselves), but they will not be able to do so.

Arthur John Arberry

Upon the day when the leg shall be bared, and they shall be summoned to bow themselves, but they cannot;

Bijan Moeinian

The Day surely will come when their deeds will publicly be displayed. They will ask to prostrate but they will be so overcome that they can not even fall down.

E. Henry Palmer

On the day when the leg shall be bared; and they shall be called to adore and shall not be able!

Edip-Layth

The day will come when they will be exposed, and they will be required to prostrate, but they will be unable to.

George Sale

On a certain day the leg shall be made bare; and they shall be called upon to worship, but they shall not be able.

Hamid S. Aziz

On the day when the Shin (the Hidden Mystery or Truth) shall be laid bare, and they shall be called upon to make obeisance, but they shall not be able,

Mahmoud Ghali

On the Day when the shank will be bared and they will be called to prostrate themselves, yet they are unable to.

Marmaduke Pickthall

On the day when it befalleth in earnest, and they are ordered to prostrate themselves but are not able,

Mohamed Ahmed - Samira

On the day the great calamity befalls, and they are called to bow in homage, they will not be able to do so.

Muhammad Asad

on the Day when man's very being shall be bared to the bone, and when they [who now deny the truth] shall be called upon to prostrate themselves [before God], and shall be unable to do so:

Mustafa Khattab

˹Beware of˺ the Day the Shin ˹of Allah˺ will be bared,[1] and the wicked will be asked to prostrate, but they will not be able to do so,

Progressive Muslims

The Day will come when they will be exposed, and they will be required to prostrate, but they will be unable to.

Sahih International

The Day the shin will be uncovered and they are invited to prostration but the disbelievers will not be able,

Sam Gerrans

The day the shin is uncovered — and they are invited to the Submission, but they are not able —

Shabbir Ahmed

On the Day when they are confronted with the stark reality and they are summoned to prostrate, they shall not be able to prostrate. (It will be too late to submit).

Syed Vickar Ahamed

The Day that when the Shin (Allah’s Divine Self) shall be laid bare, and they shall be summoned to prostrate themselves but they (the hypocrites) shall not be able to do so—

Taqi Usmani

On the Day when the Shin will be exposed, and they will be called upon to prostrate themselves, they will not be able to.

The Monotheist Group

The Day will come when they will be exposed, and they will be required to prostrate, but they will be unable to.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le jour où ils affronteront les horreurs (du Jugement) et où ils seront appelés à la Prosternation mais ils ne le pourront pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Roja ku li wan dibe tengasî û zehmetî (ku roja qiyametê ye), daxwaz li wan tê kirin ku herin sicûdê, lê belê ew nikarin biçin sicûdê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Op de dag dat hun de benen ontbloot worden en zij opgeroepen worden zich eerbiedig neer te buigen, maar het dan niet kunnen,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op een zekeren dag zal het been ontbloot worden, en zij zullen opgeroepen worden om te aanbidden; maar zij zullen daartoe niet in staat zijn.

Hollandaca — Siregar

(Gedenkt) de Dag waarop de onderbenen ontbloot zullen worden en zij opgeroepen worden om neer te knielen, terwijl zij daartoe niet in staat zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

В тот день [в День Суда], когда откроется голень [[Пророк сказал: “Господь наш обнажит Свою голень, и скло­нятся в земном поклоне перед Ним все верующие мужчины и женщины, а (каждый из тех,) кто в мире этом совершал земные по­клоны напоказ или ради доброй славы, оста­нется, и (каждый из них) захочет склониться, но его хребет превратится в (сплошную) еди­ную (кость, и он не сможет сделать этого)”. (со слов Абу Са­`ида аль-Худри, Бухари, Муслим)]] [голень Аллаха, которая не подобна голени творений или вообще чему-либо] и они [творения] будут призваны совершить поклон ниц, а они [неверующие и лицемеры] не будут в состоянии [не смогут] (совершить поклон ниц).

Rusça — Osmanov

в тот день, когда им станет невмоготу и их призовут пасть ниц, а они не смогут.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Påminn dem om) den Dag då allt som varit djupast dolt skall dras fram i ljuset och de kommer att uppmanas att falla ned (inför Gud) men förmår inte göra det.