Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.

فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً سِٓيـَٔتْ وُجُوهُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَقِيلَ هٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تَدَّعُونَ

fe lemmā raevhu zulfeten siyet vucūhu (e)lleƶīne keferū ve ḳīle hāƶā elleƶī kuntum bihi teddeǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2رَاَوْهُraevhuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu görünce
3زُلْفَةًzulfetenز ل فYaklaşmak, ilerlemek, yakınlık/yakınlaşma/yakınlık derecesiyakından
4سِٓيـَٔتْsiyetس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötüleşti
5وُجُوهُvucūhuو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.yüzleri
6الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
7كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(lerin)
8وَقِيلَve ḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dendi
9هٰذَاhāƶāişte budur
10الَّذِيelleƶī
11كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz şey
12بِهِbihionu
13تَدَّعُونَteddeǔneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekçağırıp duruyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Azâbın yaklaştığını gördüler mi kâfir olanların yüzleri kararır ve işte denir, bu, isteyip durduğunuz şey.

Abdulkadir Gölpınarlı

Azâbın yaklaştığını gördüler mi kâfir olanların yüzleri kararır ve işte denir, bu, isteyip durduğunuz şey.

Adem Uğur

Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

Ahmed Hulusi

Onu (ölümü) yaklaşmış gördüklerinde, o hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzleri kötü oldu (karardı)! "İşte bu, kendisini bir an önce yaşamayı temenni ettiğinizdir!" denildi.

Ahmet Tekin

Azâbı yakından gördükleri zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin yüzleri fenalaşacak. Kendilerine: 'İşte, inkârlarınız ve alaylarınızla isteyip durduğunuz azap budur.' denecek.

Ahmet Varol

Nihayet onu yakında gördüklerinde inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve: 'İşte bu, (gerçekleşmeyeceğini) ileri sürüp durduğunuz şeydir' denir.

Ali Bulaç

Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o inkar edenlerin yüzleri kötüleşip karardı. Ve: "İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir" denildi.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet vakti gelip de o (vaad olunan) azabı yakından gördüklerinde o kâfir olanların yüzleri kötüleşivermiştir ve onlara şöyle denilmiş olacaktır: “- İşte sizin istediğiniz (ve vuku bulmaz dediğiniz) azap budur!...

Ali Rıza Safa

Fakat onu yaklaşırken gördükleri zaman, nankörlük edenlerin yüzleri asılacaktır. Ve şöyle denilecektir: "İsteyip durduğunuz şey, işte budur!"

Bayraktar Bayraklı

Onu yakından gördüklerinde, inkar edenlerin suratları asılır ve kendilerine, "İşte durmadan istediğiniz azap budur!" denilir.

Bekir Sadak

Azabi yaklasirken gordukleri zaman, inkar edenlerin yuzleri cirkinlesip kararir; onlara: «Sizin arayip durdugunuz iste budur» denir.

Celal Yıldırım

Va'dolunan azabın yaklaştığını görünce, o küfre sapanların yüzleri bir tuhaf olup çirkinlesin Onlara : «Sizin istediğiniz, davet edip durduğunuz bu idi!.» denilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ama onu yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kara çıkacak ve (kendilerine), “İşte sizin isteyip durduğunuz budur!” denilecektir.

Diyanet İşleri

Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.

Diyanet İşleri (eski)

Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: 'Sizin arayıp durduğunuz işte budur' denir.

Diyanet Vakfi

Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onu yakın görünce inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: «İşte çağırıp durduğunuz şey budur!» dendi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken vakti gelip de onu yakından gördüklerinde o inkar edenlerin yüzleri kötüleşti ve: "İşte o sizin kendinize davet edip durduğunuz budur!" denildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken vaktı gelip de onu yakından gördüklerinde o küfredenlerin yüzleri kötüleşiverdi. Ve denildi ki işte, o sizin kendilerine da'vet edip durduğunuz budur

Erhan Aktaş

Onu yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" denildi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu yakından gördükleri zaman, gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" denildi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu yakından gördükleri zaman, gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" denildi.

Fizilal-il Kuran

Fakat azabı gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri kararır ve kendilerine «işte sizin arayıp durduğunuz budur» denir.

Gültekin Onan

Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o küfredenlerin yüzleri kötüleşip karardı. Ve: "İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir" denildi.

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler, azabı yakından görünce yüzleri kararacak. Onlara, “İşte, sizin isteyip durduğunuz budur!” denilir.

Hasan Basri Çantay

Artık onu yakında gördükleri zaman o küfredenlerin yüzleri kötü bir haale getirilmiş ve (onlara) "İşte bu, sizin (çarçabuk istediğiniz ve aksini) iddia etdiğiniz şeydir" denilmişdir (denilecek).

Hasib Asutay

Artık onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine) 'Sizin isteyip durduğunuz işte budur!' denilecek. (11) (11. Cehennem bekçileri (zebanileri) tarafından.)

Hayrat Neşriyat

Nihâyet onu (o kıyâmeti) yakından gördüklerinde, inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve (kendilerine): 'İşte kendisini (acele ederek) isteyip durduğunuz (azab) budur!' denilir.

İbni Kesir

Onu yaklaşırken gördükleri vakit, küfredenlerin yüzleri buruştu. Ve: Sizin isteyip durduğunuz işte budur, denildi.

Mehmet Okuyan

Onu yakın(ların)da gördüklerinde, kâfir olanların yüzleri asılmış olacaktır ve kendilerine “İşte aceleyle istediğiniz (gün) budur!” denecektir.

Muhammed Esed

Ama sonunda, bu (gerçekleşme)nin yakın olduğunu gördükleri zaman, hakikati inkar edenlerin yüzleri acı ile buruşacak ve onlara: "İşte (o kadar küçümseyerek) çağırıp durduğunuz şey budur!" denilecek.

Mustafa İslamoğlu

Fakat onun çok yakın olduğunu gördükleri zaman, inkara şartlanmış olanların suratları asılacak; dahası kendilerine denilecek ki: "İşte (gelmeyeceğini) iddia edip durduğunuz (gün) budur!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onu (o azabı) yakın bir halde görüverdiler. Kâfir olmuş olanların yüzleri çirkinleşmiş oldu ve denildi ki: «İşte bu odur ki, siz bunu talep ettiniz.»

Ömer Öngüt

Onu (azabı) yaklaşmış gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri kararır. Kendilerine "İşte sizin isteyip durduğunuz şey budur!" denilir.

Suat Yıldırım

Onu yanıbaşlarında buldukları zaman inkâr edenlerin kederden yüzleri mosmor kesilir. Kendilerine: "İşte sizin isteyip durduğunuz şey!" denilir.

Süleyman Ateş

Onu yakın görünce inkar edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi.

Süleymaniye Vakfı

Onu yakından gördüklerinde, kafirlik edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara "İşte bu, olmasını istediğiniz şeydir!" denir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O tehdidi yakından görünce ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yüzleri fenalaşır ve onlara "Öğrenmek istediğiniz şey budur" denir.

Şaban Piriş

O'nu yakından gördükleri zaman, inkarcıların yüzleri simsiyah kesilir. Onlara denir ki: -İşte, isteyip durduğunuz şey!

Tefhim-ul Kuran

Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o küfretmekte olanların yüzleri kötüleşip karardı. Ve: «İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir» denildi.

Ümit Şimşek

Onu yakınlarında gördükleri an, o kâfirlerin yüzleri simsiyah kesilir. Onlara 'İstediğiniz şey işte bu' denir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yakından gördüklerinde, inkar edenlerin yüzleri kötüleşti. Şöyle denildi: "O habire çağırıp durduğunuz şey budur."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər əzabın yaxın olduğunu gördükdə üzləri eybəcər görkəm alacaq və onlara: “Sizin durmadan istədiyiniz əzab bax budur!”– deyiləcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kafirlər əzabın yaxınlaşdığını gördükləri zaman üzləri eybəcər kökə düşəcək (qaralacaq) və onlara: ″Sizin (dünyada) istədiyiniz (və həmişə istehza edib inanmadığınız) əzab budur!″ – deyiləcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie die angedrohte Strafe in ihrer Nähe sehen, werden die Gesichter der Ungläubigen düster. Ihnen wird gesagt werden: ʺHier ist, was ihr schnell erleben wolltet!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie es aber nahe (bei sich) sehen, dann werden die Gesichter derjenigen, die ungläubig sind, böse betroffen sein. Und es wird gesagt werden: ʺDas ist das, was ihr stets herbeizurufen wünschtet.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Doch wenn sie es nahe sehen, dann werden die Gesichter derer, die ungläubig sind, verzerrt sein, und es wird gesprochen werden: ʺDas ist es wonach ihr verlangt habt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nachdem sie diese nahe gesehen hatten, betrübt wurden die Gesichter derjenigen, die Kufr betrieben haben, und es wurde gesagt: ʺDies ist das, wonach ihr zu verlangen pflegtet.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then when the Day of Judgment comes to be a matter of fact and they face it resolutely, their countenances shall speak a different language, the language of dismay and despair. Now is the encounter with Allah's punishment awaiting the wicked. They will be told: "This is what you defiantly asked for ! and what you were promised."

Abdul Haleem

When they see it close at hand, the disbelievers’ faces will be gloomy, and it will be said, ‘This is what you were calling for.’

Abdullah Yusuf Ali

At length, when they see it close at hand, grieved will be the faces of the Unbelievers, and it will be said (to them): "This is (the promise fulfilled), which ye were calling for!"

Abul A'la Maududi

When they will see it near at hand, the faces of all those who had denied it will be distraught, and then they will be told: "This is the doom which you used to ask for."

Aisha Bewley

When they see it right up close, the faces of those who are kafir will be appalled and they will be told, ‘This is what you were calling for. ’

Al-Hilali & Khan

But when they will see it (the torment on the Day of Resurrection) approaching, the faces of those who disbelieve will change and turn black with sadness and in grief and it will be said (to them): "This is (the promise) which you were calling for!"

Ali Quli Qarai

When they see it brought near, the countenances of the faithless will be distorted, and [they will be] told, ‘This is what you asked for!’

Amatul Rahman Omar

But when they see it (- the threatened punishment) nigh, the faces of those who disbelieve will wear a grieved look. And it will be said (to them), `This is what you used to ask for so persistently.'

Arthur John Arberry

Then, when they see it nigh at hand, the faces of the unbelievers will be vexed, and it will be said, 'This is what you were promised. '

Bijan Moeinian

When the Day of Judgment arrives, their faces will look like the criminals who are being led to the prison. Then they will be said: "This is the time that you were wondering when it will happen."

E. Henry Palmer

And when they see it nigh, sorry shall be the faces of those who misbelieve; and it shall be said, 'This is that for which ye used to call!'

Edip-Layth

So when they see it near, the faces of those who rejected will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you had called for!"

George Sale

But when they shall see the same nigh at hand, the countenance of the infidels shall grow sad: And it shall be said unto them, this is what ye have been demanding.

Hamid S. Aziz

But when they shall see it nigh, the faces of those who disbelieve shall be sorry, and it shall be said, "This is that which you used to call for. "

Mahmoud Ghali

Then, as soon as they see it drawn forward, the faces of the disbelievers will be vexed, and it will be said, "This is (the thing) that you used to claim. "

Marmaduke Pickthall

But when they see it nigh, the faces of those who disbelieve will be awry, and it will be said (unto them): This is that for which ye used to call.

Mohamed Ahmed - Samira

When they realise it has come upon them, distraught will be the faces of unbelievers. They will be told: "This is what you asked for."

Muhammad Asad

Yet in the end, when they shall see that [fulfilment] close at hand, the faces of those who were bent on denying the truth will be stricken with grief; and they will be told, "This it is that you were [so derisively] calling for!"

Mustafa Khattab

Then when they see the torment drawing near, the faces of the disbelievers will become gloomy, and it will be said ˹to them˺, "This is what you claimed would never come."[1] 

Progressive Muslims

So when they see it near, the faces of those who rejected will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you had called for!. "

Sahih International

But when they see it approaching, the faces of those who disbelieve will be distressed, and it will be said, "This is that for which you used to call. "

Sam Gerrans

Then when they see it approaching, the faces of those who ignore warning will be distressed, and it will be said: “This is that for which you called.”

Shabbir Ahmed

But when they see it close at hand, grieved will be the faces of the rejecters, and they will be told, "This it is which you were calling for. "

Syed Vickar Ahamed

At length, when they see it (the time) close at hand, painful will be the faces of the unbelievers, and it will be said (to them): This is (the Promise fulfilled), which you were asking for!

Taqi Usmani

Then, once they will see it approaching, the faces of the disbelievers will be turned awkward, and it will be said, "This is what you were calling for!"

The Monotheist Group

So when they see it near, the faces of those who rejected will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you had called for!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, quand ils verront (le châtiment) de près, les visages de ceux qui ont mécru seront affligés. Et il leur sera dit: ʺVoilà ce que vous réclamiezʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wanneer zij het dan van dichtbij zien vertrekken de gezichten van hen die ongelovig zijn. En er wordt gezegd: ʺDit is het wat jullie hebben verlangd.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar als zij de straf van nabij zullen zien, zullen hunne aangezichten zich verduisteren, en men zal tot hen zeggen: Dat is wat gij gevraagd hebt.

Hollandaca — Siregar

Wanneer zij dan (de bestraffing) van dichtbij zien, worden de gezichten van degenen die niet geloven bedroefd, en er zal worden gezegd: ʺDit is waar jullie om plachten te vragen.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Когда же [кара] подступит совсем близко к неверным, лица их исказятся и им молвят: ʺЭто - то, чего вы просилиʺ.