De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۖ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذِيرٌ مُبِينٌ

ḳul innemā l-ǐlmu ǐnde (a)llahi ve innemā enā neƶīrun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنَّمَاinnemāşüphesiz
3الْعِلْمُl-ǐlmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgi
4عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanındadır
5اللّٰهِۖ(a)llahiAllah'ın
6وَاِنَّمَٓاve innemāve ancak
7اَنَا۬enāben
8نَذِيرٌneƶīrunن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.bir uyarıcı
9مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Bilgi, ancak Allah katındadır ve ben, ancak apaçık bir korkutucuyum.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Bilgi, ancak Allah katındadır ve ben, ancak apaçık bir korkutucuyum.

Adem Uğur

De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Ahmed Hulusi

De ki: "O'nun bilgisi Allah indindedir! Şüphesiz ki ben apaçık uyarıcıyım!"

Ahmet Tekin

'Bununla ilgili bilgi yalnız Allah katındadır. Ben sadece, sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım.' de.

Ahmet Varol

De ki: '(Onunla ilgili) bilgi ancak Allah katındadır. Ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.'

Ali Bulaç

De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Ali Fikri Yavuz

(Onlara) de ki: “- O (azaba dair) ilim, ancak Allah katındadır. Ben, sadece açık anlatan (azabla korkutucu) bir peygamberim.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Aslında, ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "O bilgiyalnızca Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Bekir Sadak

De ki: «Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apacik bir uyariciyim.»

Celal Yıldırım

De ki: Bunun bilgisi ancak Allah katındadır. Ben sadece açık bir uyarıcıyım.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “O bilgi yalnız Allah’a mahsustur, ben ise sadece açık bir uyarıcıyım.”

Diyanet İşleri

De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.'

Diyanet Vakfi

De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "(Ona ait) o bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben, yalnızca açıkça anlatan bir uyarıcıyım (peygamberim)."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki, o ılim ancak Allahın ındindedir, ben sade açık anlatan bir nezir (kocundurucu bir Peygamber)im.

Erhan Aktaş

De ki: "Bunu yalnızca Allah bilmektedir. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Bunu yalnızca Allah bilmektedir. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Bunu yalnızca Allah bilmektedir. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Fizilal-il Kuran

De ki: «O bilgi ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece açık sözlü bir uyarıcıyım.»

Gültekin Onan

De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Tanrı'nın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Hamdi Döndüren

De ki: “Ona ait bilgi Allah’ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

Hasan Basri Çantay

De ki: O (nun vaktına aid) bilgi ancak Allahın nezdindedir. Ben sadece Allahın azabını apaçık haber veren (bir peygamber) im".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: O bilgi ancak Allah'ın yanındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'O bilgi, yalnız Allah katındadır. Ben ise ancak (O’nun azâbını haber veren)apaçık bir korkutucuyum!'

İbni Kesir

De ki: Bilgi; ancak Allah katındadır. Ve ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Mehmet Okuyan

De ki: “O bilgi yalnızca Allah katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

Muhammed Esed

Onlara de ki (ey Peygamber): "Onun bilgisi yalnız Allah katındadır; ben ise sadece bir uyarıcıyım".

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır! Ben ise, yalnızca onu olduğu gibi ileten bir uyarıcıyım."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Şüphe yok, ona ait bilgi ancak Allah'ın indindedir ve ben muhakkak ki ancak açıkça bildiren bir korkutucu peygamberim.»

Ömer Öngüt

Resulüm! De ki: "O bilgi ancak Allah katındadır. Ben ise apaçık bir uyarıcıyım. "

Suat Yıldırım

De ki: "Bunu yalnız Allah bilir. Ben ise sadece açık ve kesin bir tarzda uyarırım."

Süleyman Ateş

De ki: (Ona ait) Bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "O bilgi, sadece Allah katındadır. Ben, sadece açık bir uyarıcıyım."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "O bilgi, Allah katındadır. Ben, sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım."

Şaban Piriş

De ki: - Bunun bilgisi yalnız Allah'tadır. Ben sadece bir uyarıcıyım.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben ancak apaçık olan bir uyarıcı-korkutucuyum.»

Ümit Şimşek

Sen de ki: Onun bilgisi Allah katındadır; ben ise apaçık bir uyarıcıyım.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Bilgi Allah'ın katındadır. Bana gelince, ben ancak açıkça uyaran biriyim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Buna aid bilgi yalnız Allah yanındadır. Mən isə ancaq xəbərdar və bəyan edənəm!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Onu bilmək yalnız Allaha məxsusdur. Mən isə ancaq (sizi Allahın əzabı ilə) açıq-aşkar qorxudan bir peyğəmbərəm!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺDas Wissen darüber ist bei Gott allein. Ich bin nur ein eindeutiger Warner.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich:ʺ Das Wissen (darum) ist wahrlich bei Allah, und ich bin nur ein deutlicher Warner.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺDasWissen ist doch nur bei ALLAH. Und ich bin doch nur ein deutlicher Warner.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "The acquaintance with this fact lies entirely in the hands of Allah and in His power; I am only a spectacle and a warning; I only give you timely notice of impending danger and I caution you against denying Allah".

Abdul Haleem

Say, ‘God alone has knowledge of this: my only duty is to give clear warning.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "As to the knowledge of the time, it is with Allah alone: I am (sent) only to warn plainly in public."

Abul A'la Maududi

Say: "Allah alone knows about that; and I am no more than a plain warner."

Aisha Bewley

Say: ‘The knowledge is with Allah alone and I am only a clear warner. ’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "The knowledge (of its exact time) is with Allâh only, and I am only a plain warner."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Its knowledge is only with Allah; I am only a manifest warner. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `The knowledge (of the time of its occurrence) is with Allâh. I am only a plain Warner.'

Arthur John Arberry

Say: 'The knowledge is with God; I am only a clear warner. '

Bijan Moeinian

Tell them: "Only God knows when. I do not know the time. My only job is to warn you."

E. Henry Palmer

Say, 'The knowledge is only with God; and I am but a plain warner!'

Edip-Layth

Say, "The knowledge is only with God, and I am but a clear warner."

George Sale

Answer, the knowledge of this matter is with God alone: For I am only a public warner.

Hamid S. Aziz

Say, " The knowledge thereof is only with Allah and I am only a plain Warner. "

Mahmoud Ghali

Say, "Surely the knowledge is only in the Providence of Allah, and surely I am only an evident Warner. "

Marmaduke Pickthall

Say: The knowledge is with Allah only, and I am but a plain warner;

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "God alone has knowledge. My duty is only to warn you clearly."

Muhammad Asad

Say thou, [O Prophet:] "Knowledge thereof rests with God alone; and I am only a plain warner. "

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "That knowledge is with Allah alone, and I am only sent with a clear warning."

Progressive Muslims

Say: "The knowledge is only with God, and I am but a clear warner. "

Sahih International

Say, "The knowledge is only with Allah, and I am only a clear warner. "

Sam Gerrans

Say thou: “The knowledge is but with God; and I am only a clear warner.”

Shabbir Ahmed

Say, "This knowledge rests with Allah alone and I am only a plain Warner. "

Syed Vickar Ahamed

Say: "As to the knowledge of the time, it is with Allah Alone: I am (sent) only to warn plainly in public. "

Taqi Usmani

Say, "The knowledge (of that Day) is only with Allah, and I am only a plain warner.

The Monotheist Group

Say: "The knowledge is with God, and I am but a clear warner."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺAllah seul (en) a la connaissance. Et moi je ne suis quʹun avertisseur clairʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Birastî zanîna wê li cem Xwedê ye. Ez tenê hişyarker û agahdêr im.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺDe kennis (daarover) is bij God. Ik ben slechts een duidelijke waarschuwer.ʺ

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺDe kennis daarover is slechts bij Allah en ik ben slechts een duidelijke waarschuwer.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Отвечай: ʺЗнает это только Аллах, я же - лишь ясно излагающий увещевательʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺGud ensam har kunskap om detta; jag är bara en varnare, (som varnar) klart och entydigt.ʺ