De ki: "Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

قُلْ اِنِّي عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّي وَكَذَّبْتُمْ بِهِ مَا عِنْدِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ

ḳul innī ǎlā beyyinetin min rabbī ve keƶƶebtum bihi mā ǐndī mā testeǎ'cilūne bihi ini l-Hukmu illā li (a)llahi yeḳuSSu l-Haḳḳa ve huve ḣayru l-fāSilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنِّيinnīelbette ben
3عَلٰىǎlāüzerindeyim
4بَيِّنَةٍbeyyinetinب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık bir delil
5مِنْmin-den
6رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim-
7وَكَذَّبْتُمْve keƶƶebtumك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.siz ise yalanladınız
8بِهِbihionu
9مَاdeğildir
10عِنْدِيǐndīع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.benim yanımda
11مَاşey (azab)
12تَسْتَعْجِلُونَtesteǎ'cilūneع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.acele istediğiniz
13بِهِbihionu
14اِنِini
15الْحُكْمُl-Hukmuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm vermek
16اِلَّاillāyalnızca
17لِلّٰهِli (a)llahiAllah'a aittir
18يَقُصُّyeḳuSSuق ص صİletmek, anlatmak/iletişim kurmak/hikaye etmek/nakletmek, birinin izini takip etmek, geri dönmek, misilleme yapmak, kesmek, ilişkili olmak, beyan etmek, bahsetmek. Qasasun - anlatı/hikaye, takip etme eylemi. Qisas - adil misilleme/kısas.(O) anlatır
19الْحَقَّl-Haḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçeği
20وَهُوَve huveve O
21خَيْرُḣayruخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.en iyisidir
22الْفَاصِلِينَl-fāSilīneف ص لBir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm.ayırdedenlerin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ben, sizin yalan saydığınız apaçık, belli-beyan deliline uydum Rabbimin. Çabucak gelmesini istediğiniz azap da benim elimde değil. Hüküm, ancak Allah'ın, doğruyu haber veren odur ve odur ayırt edenlerin en hayırlısı.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ben, sizin yalan saydığınız apaçık, belli-beyan deliline uydum Rabbimin. Çabucak gelmesini istediğiniz azap da benim elimde değil. Hüküm, ancak Allahʼın, doğruyu haber veren odur ve odur ayırt edenlerin en hayırlısı.

Adem Uğur

De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Ahmed Hulusi

De ki: "Doğrusu ben Rabbimden apaçık bir delil üzereyim ve siz o hakikati yalanladınız! Acele istediğiniz o (ölüm), benim yanımda değil. . . Hüküm ancak Allah'ındır! Hakk'ı O bildirir! O, (doğru ile yanlışı) ayırt edenlerin en hayırlısıdır. "

Ahmet Tekin

'Ben Rabbimden gelen apaçık hak bir delile, şeriata dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Küstahça çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim elimde değil. Hükümranlık, yargı ve icra yalnızca Allah’a aittir. O hakkı, doğruları, sorumluluk konularını anlatır, gerekçeli, hikmete dayalı, âdil icraat yapar. O, hakkı bâtıldan ayırt edenlerin, doğru hüküm verenlerin, isabetli icraat yapanların en hayırlısıdır.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanmaktayım. Sizse onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, doğru haberi bildirir ve (doğruyu yanlıştan) ayıranların en hayırlısıdır.'

Ali Bulaç

De ki: "Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır."

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Ben, Rabbimden açık bir hüccet (Kur’ân) üzereyim. Siz ise, onu yalanladınız. Acele istediğiniz azab benim elimde değil. Azabı çabuklaştırmak veya geciktirme hususunda hüküm ancak Allah’ındır. O, hakkı anlatır ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Ali Rıza Safa

De ki: "Kuşkusuz, Efendimden gelen açık bir kanıta dayanıyorum; oysa Onu yalanladınız. İvedi olarak istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Yargı, yalnızca Allah'a özgüdür; gerçeği açıklayacaktır. Çünkü O, ayırt edenlerin en iyisidir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir kanıta dayanmaktayım ve siz onu yalanlamış oluyorsunuz. Çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hakkı anlatır ve en iyi hüküm veren O'dur.

Bekir Sadak

De ki: «Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayim, halbuki siz onu yalanladiniz; acele istediginiz de elimde degildir. Hukum ancak Allah'indir. O, hukmedenlerin en iyisi olarak gercegi anlatir.»

Celal Yıldırım

De ki: Şüphesiz ki ben, Rabbimden (hakkı ve gerçeği yansıtan) açık belge üzereyim ve siz onu yalan saydınız; acele edip isteye durduğunuz azâb da elimde değildir; hüküm ancak Allah'ındır; O hakkı anlatır, O (hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, doğruyu eğriden) ayırd edenlerin en hayırlısıdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Şüphesiz ben, rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır ve Allah hakkı anlatır; O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

Diyanet İşleri

De ki: "Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır.'

Diyanet Vakfi

De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir, hüküm ancak Allah'a aittir, gerçeği O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise O'na yalan dediniz. Çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde değil; hüküm ancak Allah'ındır. Gerçeği O anlatır. Hem O, gerçeği batıldan ayırt edenlerin en iyisidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki ben rabbımdan bir beyyine üzerindeyim, siz ise onu tekzib ettiniz, acele istediğiniz azab benim elimde değil, huküm ancak Allahındır, o hakkı anlatır, hem o da'va fasledenlerin en hayırlısıdır

Erhan Aktaş

De ki: "Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı anlatır. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı anlatır. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı söyler. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

Fizilal-il Kuran

De ki; «Ben Rabbimden gelen kesin bir delile dayanıyorum, siz ise onu yalanladınız. Bir an önce gerçekleşmesini istediğiniz azap da benim yetkimde değildir. Egemenlik, Allah'ın tekelindedir. O gerçeği açıklar ve O ayırd edici hükmü verenlerin en hayırlısıdır.»

Gültekin Onan

De ki: "Ben gerçekten rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Tanrı'nındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırdedenlerin en hayırlısıdır."

Hamdi Döndüren

De ki: “Bende Rabbim tarafından gelen apaçık bir kanıt vardır. Siz ise onu yalan saydınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim elimde değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O, gerçeği haber verir. O, (doğruyu eğriden) ayıranların en iyisidir.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Şübhesiz ben Rabbinden apaçık bir hüccetin (tam) üstündeyim. Siz ise onu yalan saydınız. Sizin çarçabık (gelmesini) istemekde olduğunuz (azab) benim yanımda değildir. Hüküm de Allahdan başkasının değildir ki doğruyu O haber verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır".

Hasib Asutay

De ki: Şüphesiz ben Rabbimden (gelen) apaçık bir delil üzerindeyim; siz de onu yalanladınız. Acele ettiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır, O gerçeği anlatır ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır.'

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Şübhesiz ben, Rabbimden (gelen) apaçık bir delil üzereyim; hâlbuki (siz)onu yalanladınız. Kendisini acele istemekte olduğunuz şey (o azab) yanımda değildir.Hüküm ancak Allah’ındır. (O,) hakkı anlatır ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.'

İbni Kesir

De ki: Ben, şüphesiz Rabbımdan bir hüccet üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acale istediğiniz şey yanımda değildir. Hüküm; ancak Allah'ındır. Doğrusu O, hakkı verir ve O, ayırdedenlerin en hayırlısıdır.

Mehmet Okuyan

De ki: “Şüphesiz ki ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım; siz ise onu yalanladınız. Acele gelmesini istediğiniz (gün) benim yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O gerçeği anlatır ve O doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

Muhammed Esed

De ki: "Bakın, ben Rabbimden gelen açık bir kanıta dayanmaktayım; ve (bu şekilde) siz Onu yalanlamış oluyorsunuz! (Bilgisizliğiniz yüzünden) bu kadar şiddetle arzuladığınız şey benim elimde değil: Hüküm ancak Allaha aittir. O hakikati ilan edecektir, çünkü (hak ile batıl arasında) en iyi hüküm veren Odur."

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Çünkü ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanmaktayım; ve siz bu tavrınızla onu da yalanlamış bulunuyorsunuz; sizin acele gerçekleşmesini istediğiniz şey (de) benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakikati haber verecektir; zira (hak ile batıl arasında) en iyi hükmü O verir."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ben şüphesiz Rabbimden bir beyyine üzerindeyim. Siz ise O'nu tekzîp ettiniz. Sizin alelacele istediğiniz şey benim yanımda değil, hüküm ise ancak Allah'ındır. Hakkı o beyan eder ve o ayırdedenlerin en hayırlısıdır.»

Ömer Öngüt

De ki: “Şüphesiz ki ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı haber verir ve O, ayırdedenlerin en hayırlısıdır. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım. Siz ise, onu yalan saydınız. Gelmesi için acele ettiğiniz azap da benim elimde değildir. Azabı çabuklaştırmak veya ertelemek hakkındaki hüküm, ancak Allah’ındır. O doğru haber verir. O doğruyu eğriden ayırt edenlerin, hükmedenlerin en hayırlısıdır."

Süleyman Ateş

De ki: "Ben, Rabbimden (gelen) açık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Acele istediğiniz (azab) da benim yanımda değildir. Hüküm vermek, yalnız Allah'a aittir. (O) gerçeği anlatır ve O, (davayı çözüp) ayırdedenlerin en iyisidir."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanıyorum ama siz onun karşısında yalana sarılıyorsunuz. Hemen istediğiniz şey (hak ettiğiniz ceza) benim elimde değildir. Onun kararını sadece Allah verir. O, gerçeği tam olarak ortaya koyar. İyi ile kötüyü en iyi ayıran odur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum ama siz yalan yanlış şeylere sarılıyorsunuz. Sizin hemen istediğiniz şeyi yapmak benim elimde değildir. Kararı verecek olan sadece Allah'tır. Doğruyu O anlatır, en iyi ayıklamayı da O yapar.

Şaban Piriş

Ve yine de ki: -Ben, Rabbimden gelen apaçık bir belge üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah'a aittir. O ayıranların en hayırlısı olarak gerçeği anlatır.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) da yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O doğru haberi verir ve O ayırd edenlerin en hayırlısıdır.»

Ümit Şimşek

De ki: Ben Rabbimden açık bir delil üzereyim; oysa siz onu yalanladınız. Sizin çabuklaştırılmasını istediğiniz şey benim elimde değildir; hükmü ancak Allah verir. O doğruyu bildirir. Doğru ile eğriyi ayırt edenlerin en hayırlısı da Odur.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mən Rəbbimdən nazil olan açıq-aydın bir dəlilə əsaslanıram. Siz isə onu təkzib etdiniz. Sizin səbirsizliklə can atdığınız əzab məndə deyildir. Hökm yalnız Allaha məxsusdur. Allah haqqı söyləyir və O, ayırd edənlərin ən yaxşısıdır”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Mən Rəbbimdən açıq-aydın bir dəlilə (Qurʼana) istinad edirəm. Siz isə onu yalan hesab etdiniz. Sizin tələm-tələsik istədiyiniz (ilahi əzab) məndə (mənim əlimdə) deyildir. Hökm ancaq Allahındır. Haqqı yalnız O bəyan edər. O (haqla batili) ayırd edənlərin ən yaxşısıdır!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺIch bin mir im klaren über meinen Herrn, an Den ihr nicht glaubt. Es liegt nicht in meiner Macht, die von euch schnell geforderten Strafen Gottes zu erwirken. Die Entscheidung liegt nur bei Gott, Der das Rechte tut. Er ist es, Der die besten Entscheidungen trifft.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Ich halte mich an einen klaren Beweis von meinem Herrn, während ihr Ihn der Lüge bezichtigt. Ich verfüge nicht über das, was ihr zu beschleunigen wünscht. Das Urteil gehört allein Allah. Er berichtet die Wahrheit, und Er ist der Beste derer, die entscheiden.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺIch folge einem klaren Beweis von meinem Herrn, den ihr als Lüge erklärt. Es liegt nicht in meiner Macht (, herbeizuführen), was ihr zu beschleunigen wünscht. Die Entscheidung liegt nur bei Allah. Er legt die Wahrheit dar, und Er ist der beste Richter.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIch folge doch einem klaren Zeichen von meinem HERRN, während ihr Ihn verleugnet habt. Doch ich verfüge nicht über das, was ihr übereilt haben wollt. Denn die Entscheidung (darüber) unterliegt nur ALLAH. ER spricht dieWahrheit und ER ist Der Beste der Richtenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "I follow the law I received from Allah, the law illuminating the eyes and imparting spiritual and intellectual enlightenment -the Quran- which you have totally denied". "I do not have control over Allah's punishment which you challenge and impertinently urge that it be hastened on." Decisions lay in the hands of Allah; He declares the truth and He is infinitely the best of all who can decide a question, a matter of doubt or discussion and settle a dispute.

Abdul Haleem

Say, ‘I stand on clear proof from my Lord, though you deny it. What you seek to hasten is not within my power. Judgement is for God alone: He tells the truth, and He is the best of judges.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "For me, I (work) on a clear sign from my Lord, but ye reject Him. What ye would see hastened, is not in my power. The command rests with none but Allah: He declares the truth, and He is the best of judges."

Abul A'la Maududi

Say: 'I take stand upon a clear evidence from my Lord and it is that which you have given the lie to. That which you desire to be hastened is not within my power. Judgement lies with Allah alone. He declares the Truth, and He is the best judge.'

Aisha Bewley

Say: ‘I stand on a Clear Sign from my Lord and yet you have denied it. I do not have in my possession what you are in such haste to bring about. Jurisdiction over it belongs to Allah alone. He tells the truth and He is the Best of Deciders.’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I am on clear proof from my Lord (Islâmic Monotheism), but you deny it (the truth that has come to me from Allâh). I have not gotten what you are asking for impatiently (the torment). The decision is only for Allâh, He declares the truth, and He is the Best of judges."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Indeed I stand on a manifest proof from my Lord and you have denied it. What you seek to hasten is not up to me. Judgement belongs only to Allah; He expounds the truth and He is the best of judges.’

Amatul Rahman Omar

Say, `Surely, I take my stand upon clear guidance from my Lord while you have cried lies to it. I have no power over that (punishment) which you seek to hasten before its (fixed time. The judgment rests with none but Allâh. He declares the true judgment and He is the Best of deciders (as to whom, when and how to punish).'

Arthur John Arberry

Say: 'I stand upon a clear sign from my Lord, and you have cried lies to it. Not with me is that you seek to hasten; the judgment is God's alone. He relates the truth, and He is the Best of deciders.'

Bijan Moeinian

Say: "I [believe and] rely upon the clear revelations of the same Lord that you have chosen to deny. It is not in my power to accelerate the punishment of your disobedience that you [mockingly] ask me to subject you to [as a miracle and sign of my prophet hood.] It is God who will decide [when to subject you to your punishment] and He is the best decision maker."

E. Henry Palmer

Say, 'I stand on a manifestation from my Lord, which ye call a lie. I have not with me what ye fain would hasten on, ???MISSING???

Edip-Layth

Say, "I am on a proof from my Lord and you have denied it. I do not have what you hasten towards; the judgment is with God only; He carves out the truth, and He is the best analyzer."

George Sale

Say, 'I take my stand on a clear evidence from my Lord and you reject it. That which you desire to be hastened is not in my power. The decision rest with Allah alone. He explains the truth and He is the Best of Judges.'

Hamid S. Aziz

Say, "I rely on a manifestation (proofs) from my Lord, which you deny. I have not with me that for which you are impatient. The decision is a matter for Allah alone, He declares the Truth and He is the best of Judges."

Mahmoud Ghali

Say, "Surely I am on a supreme evidence from my Lord and you have cried lies to it. In no way do I have whatever you seek to hasten; decidedly the judgment is with none except Allah. He narrates the Truth, and He is The Most Charitable of verdict givers."

Marmaduke Pickthall

Say: I am (relying) on clear proof from my Lord, while ye deny Him. I have not that for which ye are impatient. The decision is for Allah only. He telleth the truth and He is the Best of Deciders.

Mohamed Ahmed - Samira

Tell them: "A clear proof has come to me from my Lord, and Him you deny. But what you wish to be hastened is not within my power. The judgement is only God's. He unfolds the Truth, and is the best of judges."

Muhammad Asad

Say: "Behold, I take my stand on a clear evidence from my Sustainer-and [so] it is to Him that you are giving the lie! Not in my power is that which [in your ignorance] you so hastily demand: judgment rests with none but God. He shall declare the truth, since it is He who is the best judge between truth and falsehood."

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "Indeed, I stand on a clear proof from my Lord—yet you have denied it. That ˹torment˺ you seek to hasten is not within my power. It is only Allah Who decides ˹its time˺. He declares the truth. And He is the Best of Judges."

Progressive Muslims

Say: "I am on a clarity from my Lord and you have denied it. I do not have what you hasten towards; the judgment is with God only; He carves out the truth, and He is the best decider."

Sahih International

Say, "Indeed, I am on clear evidence from my Lord, and you have denied it. I do not have that for which you are impatient. The decision is only for Allah. He relates the truth, and He is the best of deciders."

Sam Gerrans

Say thou: “I am upon clear evidence from my Lord, and you have denied it. I have not that which you seek to hasten; judgment is but for God. He relates the truth, and He is the best to decide.”

Shabbir Ahmed

Say, "I have a manifest Proof from my Lord that you deny. I do not control the retribution you challenge me to bring. Judgment belongs to none but Allah. And no one has the Ultimate Rule. He declares the Truth and He is the Best of deciders."

Syed Vickar Ahamed

Say: "For me, I (work) on a clear Sign from my Lord, but if you reject it, what (punishment) you would see hastened, is not in my power. The Command rests with none but Allah: He declares the Truth and He is the Best of judges."

Taqi Usmani

Say, "I am on clear guidance from my Lord, and you have cried lies to it. That which you demand to be hastened is not up to me. The Decision belongs to none but Allah. He relates the Truth and He is the best of all judges.

The Monotheist Group

Say: "I am on a clarity from my Lord and you have denied it. I do not have what you hasten towards; the judgment is with God only; He narrates the truth, and He is the best decider."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺJe mʹappuie sur une preuve évidente de la part de mon Seigneur, et vous avez traité cela de mensonge. Ce (le châtiment) que vous voulez hâter ne dépend pas de moi. Le jugement nʹappartient quʹà Allah: Il tranche en toute vérité et Il est le meilleur des juges.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Bêguman ez ji cem Perwerdegarê xwe ve li ser rêkeke aşkera me û we bawerî pê neanî. Ew ezabê ku hûn divên bi lez bi ser we de bê, ne li ba min e. Ferman tenê ya Xwedê ye. Ew rastiyê tîne zimên û ew çêtirînê heqvebiran e (ku heqan ji hev diqetîne).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺIk steun op een duidelijk bewijs van mijn Heer en jullie loochenen het. Ik heb geen macht over dat wat jullie zouden willen verhaasten. Het oordeel komt alleen God toe. Hij vertelt de waarheid en Hij is de beste van de beslissers.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: ik houd mij aan de verklaring, die ik van mijnen Heer heb ontvangen: doch gij hebt logens nopens hem uitgedacht. Wat gij wilt dat verhaast zal worden, is niet in mijne macht; het oordeel behoort alleen aan God. Hij zal de waarheid doen kennen, en hij is de beste beslisser.

Hollandaca — Siregar

Zeg (O Moehammad): ʺVoorwaar, ik berust mij op een duidelijk bewijs van mijn Heer en jullie loochenen bet, ik heb (geen macht) over wat jullie willen verhaasten. Voorwaar, het oordeel is alleen aan Allah, Hij verklaart de Waarheid en Hij is de Beste van de Oordelaars.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (этим многобожникам): «Поистине, я (опираюсь) на ясное знамение [доказательство] от своего Господа (которое Он дал мне откровением), а вы считаете это ложью. Нет у меня того, с чем вы торопите [не могу я ускорить наказание Аллаха для вас]. Решение (о наказании и о другом) – только у Аллаха: рассказывает Он истину, и Он – лучший из разъясняющих [Он, по Своей мудрости, разделяет истину от лжи]!»

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺЯ следую ясному знамению, ниспосланному Господом моим, а вы отрицаете Его. Я не властен в том, что вы просите ускорить, ибо решение [об этом] выносит только Аллах, который отличает истину [от лжи] - никто так хорошо не различит их, как Онʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺJag stöder mig på ett klart vittnesbörd från min Herre - och detta (vittnesbörd) avvisar ni! Jag har inte makt över det som ni så otåligt begär att jag skall påskynda; det är Gud ensam som dömer och Han skall meddela (oss) sanningen; ingen kan som Han skilja (sanningen från lögnen).ʺ