En'am Suresi 31. Ayet — Elfaz
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, "Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!" diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür!
1قَدْḳadgerçektenKesinlik Edatı
2خَسِرَḣasiraziyana uğradı(lar)Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4كَذَّبُواkeƶƶebūyalanlayan(lar)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
7حَتّٰٓىHattānihayetİbtida (Başlangıç) Edatı
8اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
9جَاءَتْهُمُcā'ethumukendilerine geldiğiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
10السَّاعَةُs-sāǎtuo sa'atMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmak
11بَغْتَةًbeğtetenansızınİsimب غ تAnsızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmak
12قَالُواḳālūdedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
13يَاحَسْرَتَنَاyā HasratenāEY/HEY/AH PişmanızNida Edatı+İsim+Zamirح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.
14عَلٰىǎlādolayıHarf-i Cer
15مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
16فَرَّطْنَاferraTnākusurlarımızdanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıف ر طÖnceden gelmek, ihmal etmek, ihmalkâr olmak, atlamak, aşırı olmak, terk etmek, aceleci veya haksız davranmak, yetersiz kalmak, sınırları aşmak, müsrif/aşırı olmak, adaletsizlik, başkalarını geçmek. mufratun - önceden gönderilip terk edilmek ve bırakılmak.
17فِيهَاfīhāoradaHarf-i Cer+Zamir
18وَهُمْve humve onlarHaliye Edatı+Zamir
19يَحْمِلُونَyeHmilūneyükleneceklerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmek
20اَوْزَارَهُمْevzārahumgünahlarınıİsim+Zamirو ز رBir yükü taşımak, bir yükü üstlenmek, (bir suç) işlemek.
21عَلٰىǎlāHarf-i Cer
23اَلَاelābakınİbtida (Başlangıç) Edatı
24سَاءَsā'ene kötüMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek
25مَاmāşeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
26يَزِرُونَyezirūneyüklenip taşıyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibو ز رBir yükü taşımak, bir yükü üstlenmek, (bir suç) işlemek.