Haşr Suresi 6. Ayet — Elfaz
Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.
1وَمَاve māve şey iseBağlaç+Şart Edatı
2اَفَٓاءَefā'everdiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıف ي اGeri dönmek, geri gitmek, (yeminden) vazgeçmek, yetki altına almak, yerini değiştirmek, kaydırmak, (gölgeyi) döndürmek. Gölge, savaş kazancı, savaş esiri.
3اللّٰهُ(a)llahuAllah'ınLafza-i Celal
4عَلٰىǎlāHarf-i Cer
5رَسُولِهِrasūlihiElçisineİsim+Zamirر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
6مِنْهُمْminhumonlardan (ganimetlerden)Harf-i Cer+Zamir
7فَمَاfe māSonuç Edatı+Harf-i Nefi
8اَوْجَفْتُمْevceftumsiz sürmedinizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıو ج فKalbin atması, acı verici şekilde çarpmak, zorlamak, dürtmek (örneğin bir hayvanı daha hızlı gitmesi için). Ajite olmak, çok rahatsız durumda olmak, çarpıntı yapmak, koşmak.
9عَلَيْهِǎleyhionun üzerineHarf-i Cer+Zamir
10مِنْminHarf-i Cer
11خَيْلٍḣaylinbir atİsimخ ي لBir şey hakkında düşünmek veya fikir sahibi olmak, tahmin etmek veya hayal etmek, aksamak veya duraksamak, hafif topallık, bir şeyi zihinde canlandırmak (imge oluşturmak), algılamak veya keşfetmek, şüphe veya kuşku uyandırmak, bir kavga durumunda korkak veya zayıf kalpli olmak [ve böylece kararlı veya istikrarlı hareket etmemek], korkaklık nedeniyle insanlardan veya bir gruptan geri durmak, gurur ve kendini beğenmişlikte biriyle rekabet etmek/yarışmak/taklit etmek (onun yaptığını yapmak), şüpheli/karışık/belirsiz, bitki veya otla kaplanmak (arazi), devam etmek veya uzaklaşmak, nüfuz edici bir enerjiyle hareket etmek (çabuk olmak), gururlu veya kibirli davranmak, gurur veya kendini beğenmişlikle yürümek, kalp ve bedence zayıf, aşk bağından uzak olmak (eşi olmamak).
12وَلَاve lāve ne deBağlaç+Harf-i Nefi
13رِكَابٍrikābindeveİsimر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.
14وَلٰكِنَّve lākinnefakatİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb
15اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
16يُسَلِّطُyuselliTumusallat ederMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak
17رُسُلَهُrusulehuonun resulleriİsim+Zamirر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
18عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
19مَنْmenkimselerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
20يَشَاءُyeşā'udilediğiMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
21وَاللّٰهُve(a)llahuAllahBağlaç+Lafza-i Celal
22عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
24شَيْءٍşey'inşeyİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş