Haşr Suresi 5. Ayet — Elfaz
(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.
1مَاmāŞart Edatı
2قَطَعْتُمْḳaTaǎ'tumkesmenizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetle
3مِنْminHarf-i Cer
4لِينَةٍlīnetinbir hurma ağacınıİsimل ي نYumuşak, yumuşaklık, gevşeklik, zayıflık, esneklik, nezaket, kolaylık, narinlik
5اَوْevyahutBağlaç
6تَرَكْتُمُوهَاteraktumūhāonu bırakmanızMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.
7قَائِمَةًḳāimetendikiliİsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
8عَلٰٓىǎlāüzerindeHarf-i Cer
9اُصُولِهَاuSūlihāonun kökleriİsim+Zamirا ص لKök salmak, yerleşmek. Akşamüstü - akşam, gün batımından önceki zaman.
10فَبِاِذْنِfe bi iƶnihep izniyledirSonuç Edatı+Harf-i Cer+İsimا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
12وَلِيُخْزِيَve li yuḣziyeve cezalandırması içindirBağlaç+Ta'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.
13الْفَاسِقِينَl-fāsiḳīneyoldan çıkanlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.