Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا اٰتٰيكُمْ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

li keylā te'sev ǎlā mā fetekum ve lā tefraHū bimā ātākum ve(a)llahu lā yuHibbu kulle muḣtālin feḣūrin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِكَيْلَاli keylāiçin
2تَأْسَوْاte'sevا س وHerhangi birini taklit etmek. Örnek, taklit, rahatlama, teselli, kalıp, örnek alınmaya değer model.üzülmemeniz
3عَلٰىǎlāüzerine
4مَاşey
5فَاتَكُمْfetekumف و تÖlmek, (bir fırsatı) kaçırmak, kaçmak, gevşetmek, özlemek. Tafavut - farklılık, ihmal, kusur, uyumsuzluk, hata, düzensizlik, orantı eksikliği.elinizden çıkan
6وَلَاve lāve
7تَفْرَحُواtefraHūف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.şımarmamanız (için)
8بِمَاbimāşey ile
9اٰتٰيكُمْātākumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize verdiği
10وَاللّٰهُve(a)llahuve Allah
11لَا
12يُحِبُّyuHibbuح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.sevmez
13كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihiçbirini
14مُخْتَالٍmuḣtālinخ ي لBir şey hakkında düşünmek veya fikir sahibi olmak, tahmin etmek veya hayal etmek, aksamak veya duraksamak, hafif topallık, bir şeyi zihinde canlandırmak (imge oluşturmak), algılamak veya keşfetmek, şüphe veya kuşku uyandırmak, bir kavga durumunda korkak veya zayıf kalpli olmak [ve böylece kararlı veya istikrarlı hareket etmemek], korkaklık nedeniyle insanlardan veya bir gruptan geri durmak, gurur ve kendini beğenmişlikte biriyle rekabet etmek/yarışmak/taklit etmek (onun yaptığını yapmak), şüpheli/karışık/belirsiz, bitki veya otla kaplanmak (arazi), devam etmek veya uzaklaşmak, nüfuz edici bir enerjiyle hareket etmek (çabuk olmak), gururlu veya kibirli davranmak, gurur veya kendini beğenmişlikle yürümek, kalp ve bedence zayıf, aşk bağından uzak olmak (eşi olmamak).kendini beğenenleri
15فَخُورٍfeḣūrinف خ رKendini yüceltme/büyütme, övünme, küçümseme/aşağılama, gururlu/kibirli, uzun/yüksek/büyük, mükemmel kalite, pişmiş çömlek/kil, toprak kap.övünenleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bunu da, elinizden çıkarıp kaybettiğiniz şeye kederlenmeyin ve size verdiğimize sevinmeyin diye yapmışızdır ve Allah, övünüp kibirlenen hiçbir kimseyi sevmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bunu da, elinizden çıkarıp kaybettiğiniz şeye kederlenmeyin ve size verdiğimize sevinmeyin diye yapmışızdır ve Allah, övünüp kibirlenen hiçbir kimseyi sevmez.

Adem Uğur

(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

Ahmed Hulusi

(Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!

Ahmet Tekin

Allah bunu, elinizden çıkan servete ve imkânlara üzülmeyesiniz, Allah’ın ihsan ettiği nimetler ve imkânlarla şımarmayasınız diye size açıklamaktadır. Allah kendini beğenenleri, böbürlenenleri sevmez.

Ahmet Varol

Bu elinizden çıkana üzülmeyesiniz, (Allah'ın) size verdiğiyle de sevinip şımarmayasınız diyedir. Allah, kendini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Ali Bulaç

Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

Ali Fikri Yavuz

(Her şey yazıldı ve tesbit edildi ki, dünya nimetlerinden) elde edemediğinize üzülmiyesiniz ve (Allah’ın) size verdiğine de güvenib sevinmiyesiniz. Allah çok öğünüb kurulanın hiç birini sevmez.

Ali Rıza Safa

Elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verdiğiyle şımarmamanız için böyledir. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Elinizden çıkanlara üzülmeyesiniz ve elinize geçenlere de şımarmayasınız diye bu böyle yapılmıştır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.

Bekir Sadak

Bu, kaybettiginize uzulmemeniz ve Allah'in size verdigi nimetlerle simarmamaniz icindir. Allah, kendini begenip ogunen hic kimseyi sevmez.

Celal Yıldırım

Bu da, elinizden çıkana tasalanmamanız ve size verdiğine fazla sevinmemeniz içindir. Allah, çok övünen böbürlenen kimselerden hiçbirini sevmez.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve O’nun size verdikleriyle şımarmayasınız diye (böyle yapmıştır). Allah kendini beğenen, böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Diyanet İşleri

Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

Diyanet İşleri (eski)

Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez;

Diyanet Vakfi

(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şunun için ki: Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğine de güvenmeyesiniz! Allah çok övünen, kurulanın topunu sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şunun için ki gaybettiğinize gam yemeyesiniz ve size verdiğine de güvenmiyesiniz, Allah çok öğünen, kurulanın topunu sevmez.

Erhan Aktaş

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Fizilal-il Kuran

Amaç, kaybettiklerinize üzülmemeniz ve O'nun size verdikleri yüzünden şımarmamanızdır. Allah kendini beğenmiş şımarıkları sevmez.

Gültekin Onan

Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Tanrı'nın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Tanrı, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

Hamdi Döndüren

(Başınıza gelecek olayları bir kitaba yazdık) ki, kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği ile sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez.

Hasan Basri Çantay

(Allah bunu) elinizden çıkana tasalanmayasınız, Onun size verdiği ile sevinip şımarmayasınız diye (yazmışdır). Allah çok böbürlenen her kibirliyi sevmez.

Hasib Asutay

(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğine de şımarmayasınız diye (böyle yaptı). Çünkü Allah kendini beğenip övünen kimseleri sevmez.

Hayrat Neşriyat

Tâ ki elinizden gidene üzülmeyesiniz ve (Allah’ın) size verdiği ile şımarmayasınız! Çünki Allah, bütün kendini beğenenleri, çok övünenleri sevmez.

İbni Kesir

Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye. Allah; kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.

Mehmet Okuyan

Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah’ın) size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (Allah bu kanunu belirlemiştir). Allah kendini beğenmiş övünüp duranları sevmez.

Muhammed Esed

(Bunu bilin ki,) elinizden kaçan (iyi ve güzel) şeylere üzülmeyesiniz ve elinize geçen (iyi ve güzel) şeylerle de (boş yere) şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip küstahça davrananları sevmez.

Mustafa İslamoğlu

Böyle takdir etmiştir ki elden kaçırdıklarınıza (aşırı) üzülmeyesiniz, ele geçirdiklerinize de (aşırı) sevinmeyesiniz: nitekim Allah hiçbir kendini beğenmiş şımarığı sevmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Hadiselerin öyle tesbit edilmiş olması şu hikmete mebnî haber veriliyor ki:) Sizden gaip olan üzerine müteessir olmayasınız. Ve size verdiği ile de sevinip mağrur olmayasınız. Ve Allah, her bir böbürleneni, çok iftihar edeni sevmez.

Ömer Öngüt

Bu, elinizden çıkana üzülmemeniz ve Allah'ın size verdikleri ile sevinip şımarmamanız içindir. Çünkü Allah kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

Suat Yıldırım

Bu da, elinizden çıkan şeylerden dolayı gam yememeniz, Allah’ın size nasib ettiği nimetlerle de şımarmamanız içindir. Allah övünüp duran, kibirli, kendini beğenmiş kimseleri sevmez.

Süleyman Ateş

(Başınıza gelecek olayları, önceden bir Kitaba yazdık) Ki elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen kimseleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Bu, elinizden kaçan şey için dertlenmemeniz ve Allah'ın verdiği şeyle de şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenen ve övünüp duran hiç kimseyi sevmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun böyle olması, kaybettiğinize üzülmeyesiniz, Allah'ın verdiği şeyle de şımarmayasınız diyedir. Allah, kendini bir şey zannedip övünen hiç kimseyi sevmez.

Şaban Piriş

Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz, size verdiğimiz ile de şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.

Tefhim-ul Kuran

Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

Ümit Şimşek

Tâ ki kaybettiğinize üzülmeyin, size verdiklerimizle de şımarmayın. Çünkü Allah büyüklük taslayan ve böbürlenenlerin hiçbirini sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle yapılmıştır ki, elinizden çıkana üzülüp ümitsizliğe düşmeyesiniz ve Allah'ın size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah bunu əlinizdən çıxana kədərlənməyəsiniz və Onun sizə verdiyinə həddindən artıq sevinməyəsiniz deyə belə izah edir. Allah heç bir özündən razını, özünü öyəni sevmir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu sizin əlinizdən çıxana kədərlənməməyiniz və sizə də verilənə sevinib qürrələnməməyiniz üçündür. Allah özünü bəyənən, (özü ilə) fəxr edən heç bir kəsi sevməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sollt ihr wissen, damit ihr nicht unnötig über das trauert, was ihr nicht bekommt und ungebührlich frohlockt über das, was euch zukommt. Gott liebt nicht die Prahler und die Eingebildeten.

Almanca — Der Edle Quran

damit ihr nicht betrübt seid über das, was euch entgangen ist, und euch nicht (zu sehr) freut über das, was Er euch gegeben hat. Und Allah liebt niemanden, der eingebildet und prahlerisch ist,

Almanca — M. A. Rassoul

auf daß ihr euch nicht darüber betrüben möget, was euch entging, noch darüber frohlocken möget, was Er euch gegeben hat. Und Allah liebt keinen der eingebildeten Prahler

Almanca — Muhammad Zaidan

Damit ihr nicht trauert um das, was euch entgangen ist, und euch nicht übermäßig freut über das, was euch gewährt wurde. Und ALLAH liebt nicht jeden sich wichtigtuenden Prahler,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

So that you people apprehend that what has befallen you would never have missed you, nor what failed to hit you was meant to aim at you; and so do not nurse despair nor grieve at heart for what you failed to attain, nor boast your wit and exult over the favours you were made to wear, for Allah detests every boastful who exalts himself unduly and displays inordinate self-esteens.

Abdul Haleem

so you need not grieve for what you miss or gloat over what you gain. God does not love the conceited, the boastful,

Abdullah Yusuf Ali

In order that ye may not despair over matters that pass you by, nor exult over favours bestowed upon you. For Allah loveth not any vainglorious boaster,-

Abul A'la Maududi

(We do so) that you may not grieve over the loss you suffer, nor exult over what He gave you. Allah does not love the vainglorious, the boastful,

Aisha Bewley

That is so that you will not be grieved about the things that pass you by or exult about the things that come to you. Allah does not love any vain or boastful man:

Al-Hilali & Khan

In order that you may not grieve at the things that you fail to get, nor rejoice over that which has been given to you. And Allâh likes not prideful boasters.

Ali Quli Qarai

so that you may not grieve for what escapes you, nor exult for what comes your way, and Allah does not like any swaggering braggart.

Amatul Rahman Omar

(Allâh has apprised you of this) that you may neither grieve over that (good) which is lost to you, nor exult because of that which He has granted you. Allâh has no love for all those who are haughty and boastful.

Arthur John Arberry

that you may not grieve for what escapes you, nor rejoice in what has come to you; God loves not any man proud and boastful,

Bijan Moeinian

This is mentioned so that you do not grief over a loss nor be proud of whatever God has given to you [while you may think that you have earned it yourself]. Indeed God does not like those who are proud and arrogant.

E. Henry Palmer

That ye may not vex yourselves for what ye miss, nor be overjoyed at what He gives you; for God loves no arrogant boaster,

Edip-Layth

In order that you do not despair over anything that has passed you by, nor be exultant of anything He has bestowed upon you. God does not like those who are boastful, proud.

George Sale

And this is written lest ye immoderately grieve for the good which escapeth you, or rejoice for that which happeneth unto you; for God loveth no proud or vain-glorious person,

Hamid S. Aziz

So that you may not grieve for what has escaped you, nor be exultant at what He has given you; and Allah does not love any arrogant boaster,

Mahmoud Ghali

So that you may not feel sad for what eluded you nor exult with what He has brought you. And Allah does not love anyone (Literally: every one) who is conceited (and) constantly boastful,

Marmaduke Pickthall

That ye grieve not for the sake of that which hath escaped you, nor yet exult because of that which hath been given. Allah loveth not all prideful boasters,

Mohamed Ahmed - Samira

Lest you grieve for what you missed, or rejoice at what you received. God does not love the egoist and the braggart,

Muhammad Asad

[Know this, ] so that you may not despair over whatever [good] has escaped you nor exult [unduly] over whatever [good] has come to you: for, God does not love any of those who, out of self-conceit, act in a boastful manner –

Mustafa Khattab

˹We let you know this˺ so that you neither grieve over what you have missed nor boast over what He has granted you. For Allah does not like whoever is arrogant, boastful—

Progressive Muslims

In order that you do not despair over anything that has passed you by, nor be happy of anything He has bestowed upon you. God does not like those who are boastful, proud.

Sahih International

In order that you not despair over what has eluded you and not exult [in pride] over what He has given you. And Allah does not like everyone self-deluded and boastful -

Sam Gerrans

That you grieve not over what eludes you, nor exult at what comes to you; and God loves not every conceited boaster:

Shabbir Ahmed

Thus despair not over whatever has left you, nor exult for whatever you have been given. For, Allah does not love any of those self-centered boasters -

Syed Vickar Ahamed

In order that you may not be sorry over matters that pass you by, nor become overjoyed by mercies bestowed upon you; Allah does not love any petty and showy boasters— (With praise for themselves).

Taqi Usmani

- so that you may neither grieve on what has escaped you, nor over-exult on what He has given to you. And Allah does not love any self-admirer, over-proud,

The Monotheist Group

In order that you do not despair over anything that has passed you by, nor be happy of anything He has bestowed upon you. God does not love those who are boastful, proud.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

afin que vous ne vous tourmentiez pas au sujet de ce qui vous a échappé, ni nʹexultiez pour ce quʹIl vous a donné. Et Allah nʹaime point tout présomptueux plein de gloriole.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Da ku bi vî awayî hûn, ji ber ya ku ji dest we çûye xemgîn nebin û bi qenciya ku Xwedê daye we jî çavsor nebin. Bi rastî Xwedê ji kesên qure û serxweveçûyî hez nake.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het is, opdat jullie niet bekommerd raken over wat jullie ontgaan is en je niet verheugen over wat tot jullie komt. En God bemint geen enkele ingebeelde en verwaande,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Bedroef u dus niet om het goede dat u ontsnapt, noch verblijd u overmatig, om datgene wat u toevloeit; want God bemindt den trotschaard, den ijdele niet.

Hollandaca — Siregar

Opdat jullie niet zullen treuren over wat jullie is ontgaan en jullie niet opgetogen zullen raken over wat Hij jullie heeft gegeven. En Allah houdt van geen enkele verwaande opschepper.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

чтобы вы не печалились о том, что вас миновало [не говорили: «о, если бы я сделал так, то было бы вот так»], и не радовались [[Аллах Всевышний дозволил благодарную радость, а горделивую радость запретил.]] (горделиво) тому, что Он даровал вам. Аллах не любит всякого гордеца [высокомерного] (из-за мирских благ) хвастливого (этими благами перед другими), –

Rusça — Osmanov

[Записано это в книге] для того, чтобы вы не скорбели о том, чего вы лишились, и не ликовали над тем, что вам даровали. Ведь Аллах не любит всяких гордецов и бахвалов

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Så är det) för att ni inte skall sörja över det som ni har gått miste om, och inte heller jubla i övermod över det som Han har skänkt er. Gud älskar inte inbilska skrävlare