Hadid Suresi 14. Ayet — Elfaz
(Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."
1يُنَادُونَهُمْyunādūnehumonlara seslenirlerMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantı
2اَلَمْe lemSoru Eki+Harf-i Nefi
3نَكُنْnekundeğil miydik?Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
4مَعَكُمْmeǎkumsizinle beraberMekan Zarfı+Zamir
5قَالُواḳālūderler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
6بَلٰىbelāevetCevap Edatı
7وَلٰكِنَّكُمْve lākinnekumama sizBağlaç+Harf-i Nasb+Zamir
8فَتَنْتُمْfetentumkötülük ettinizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.
9اَنْفُسَكُمْenfusekumkendi canlarınızaİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
10وَتَرَبَّصْتُمْve terabbeStumve bekledinizBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıر ب صBeklemek, pusuya yatmak, yapışmak, fırsat kollamak, bir beklenti, bir şeyden vazgeçmek, bir şeyi gözetlemek, birinin başına gelmek, bekleyen kişi, alıkoyan kişi veya pahalı zamanı bekleyerek buğday gibi şeyleri toplayan ve tutan kişi.
11وَارْتَبْتُمْve rtebtumve kuşkulandınızBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmek
12وَغَرَّتْكُمُve ğarratkumuve sizi aldattıBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler
13الْاَمَانِيُّl-emāniyyukuruntularMarife (Belirlilik Takısı)+İsimم ن يBirini denemek veya kanıtlamak, arabuluculuk yapmak, dilemek veya arzulamak.
14حَتّٰىHattākadarHarf-i Cer
15جَاءَcā'egelinceyeMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
17اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
18وَغَرَّكُمْve ğarrakumve sizi aldattıBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler
19بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah(ın affı) ileHarf-i Cer+Lafza-i Celal
20الْغَرُورُl-ğarūruçok aldatıcı (şeytan)Marife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler