Rahman Suresi 33. Ayet — Elfaz
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.
1يَامَعْشَرَyā meǎ'şeraEY/HEY/AH topluluğuNida Edatı+İsimع ش رOnda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara - arkadaşlık etmek, birlikte yaşamak, birinin toplumunu geliştirmek, tanıdık olmak. ashirun - yoldaş, ashiratun - akraba, ma'sharun - topluluk, ırk, kalabalık, yakın iletişim içinde yaşayanlar (çoğul: ashair).
2الْجِنِّl-cinnicinlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık
3وَالْاِنْسِve l-insive insanlarBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.
4اِنِinieğerŞart Edatı
5اسْتَطَعْتُمْsteTaǎ'tumgücünüz yeterseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İstif'âl Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
6اَنْenMasdar Harfi
7تَنْفُذُواtenfuƶūgeçip gitmeğeMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabن ف ذBir şeyi (ok ile) delmek, meydana gelmek, içinden geçmek, ustaca gerçekleştirmek, ötesine geçmek.
8مِنْmin-ndanHarf-i Cer
10السَّمٰوَاتِs-semāvātigöklerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
11وَالْاَرْضِve l-erDive yerinBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
12فَانْفُذُواfe nfuƶūgeçin gidinİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabن ف ذBir şeyi (ok ile) delmek, meydana gelmek, içinden geçmek, ustaca gerçekleştirmek, ötesine geçmek.
13لَاlāHarf-i Nefi
14تَنْفُذُونَtenfuƶūnegeçemezsinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabن ف ذBir şeyi (ok ile) delmek, meydana gelmek, içinden geçmek, ustaca gerçekleştirmek, ötesine geçmek.
15اِلَّاillāancak (geçebilirsiniz)Hasr Edatı
16بِسُلْطَانٍbi sulTāninkudretleHarf-i Cer+İsimس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak