(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍ نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَا كَذٰلِكَ نَجْزِي مَنْ شَكَرَ
innā erselnā ǎleyhim HāSiben illā āle lūTin necceynāhum bi seHarin / niǎ'meten min ǐndinā ke ƶālike neczī men şekera
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Katımızdan bir nîmet olarak; işte böyle mükâfatlandırırız şükredeni.
Adem Uğur
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Ahmed Hulusi
İndimizden bir nimet olmak üzere. . . Şükredeni işte böyle cezalandırırız!
Ahmet Tekin
Tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık. Şükredenleri biz böyle mükâfatlandırırız.
Ahmet Varol
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Ali Bulaç
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Ali Fikri Yavuz
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte (iman ve itaat etmek suretiyle nimetimize) şükür edeni, böyle mükâfatlandırırız.
Ali Rıza Safa
Bizim katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri, işte böyle ödüllendiririz.
Bayraktar Bayraklı
- Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Bekir Sadak
(34-35) Biz de uzerlerine tas yagdiran bir ruzgar gonderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarini, katimizdan bir nimet olarak seher vakti kurtardik. sukredene iste boyle mukafat veririz.
Celal Yıldırım
(34-35) Bunun için biz, üzerlerine taş (yağmuru yağdıran bir kasırga) gönderdik; ancak Lût ailesini katımızdan bir nîmet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredeni biz böyle mükâfatlandırırız.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(34-35) Biz de üzerlerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Ancak Lût ailesi hariç tutuldu; onları katımızdan bir lutuf olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Diyanet İşleri
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Diyanet İşleri (eski)
(34-35) Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Diyanet Vakfi
(34-35) Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
Erhan Aktaş
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
Fizilal-il Kuran
Tarafımızdan sunulmuş bir nimet olarak. Biz şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Gültekin Onan
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Hamdi Döndüren
Tarafımızdan bir nimet olarak! Biz şükredeni böyle ödüllendiririz.
Hasan Basri Çantay
Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükafatlandırırız.
Hasib Asutay
Katımızdan bir rahmet olarak. Biz şükredeni böyle mükâfatlandırırız.
Hayrat Neşriyat
(34-35) Şübhesiz ki biz, onların üzerine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik; ancak Lût âilesi müstesnâ. Tarafımızdan bir ni'met olarak onları (karısı hâriç) bir seher vaktinde kurtardık. İşte şükreden(ler)i böyle mükâfâtlandırırız!
İbni Kesir
Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Mehmet Okuyan
Lut’un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut’un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.
Muhammed Esed
katımızdan bir nimet olarak; işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Mustafa İslamoğlu
katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bizim tarafımızdan bir nîmet olarak, işte şükredeni öylece mükâfaatlandırırız.
Ömer Öngüt
Katımızdan bir rahmet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Suat Yıldırım
(34-35) Biz de Lût’un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.
Süleyman Ateş
Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Süleymaniye Vakfı
katımızdan bir nimet olarak... Şükredenleri /görevlerini yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz.
Şaban Piriş
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Tefhim-ul Kuran
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
Ümit Şimşek
Bu ise katımızdan bir nimet idi. Şükredeni Biz böyle ödüllendiririz.
Yaşar Nuri Öztürk
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Özümüzdən bir mərhəmət olaraq! Biz şükür edənləri belə mükafatlandırırıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Dərgahımızdan bir lütf olaraq! Biz (neʼmətimizə) şükür edəni belə mükafatlandırırıq!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
als Gnade von Uns. So belohnen Wir den Dankbaren.
Almanca — Der Edle Quran
aus Gunst von Uns. So vergelten Wir, wer dankbar ist.
Almanca — M. A. Rassoul
als eine Gnade von Uns. So belohnen Wir den, der dankbar ist.
Almanca — Muhammad Zaidan
als Wohltat von Uns. Solcherart vergelten WIR demjenigen, der sich dankbar erweist.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
For they -but not his wife- came in My grace, the efficacious grace which effects to the thankful the end for which it is given.
Abdul Haleem
as a favour from Us: this is how We reward the thankful.
Abdullah Yusuf Ali
As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks.
Abul A'la Maududi
as a favour from Us. Thus do We reward those who give thanks.
Aisha Bewley
It was a blessing direct from Our presence. That is how We recompense those who give thanks.
Al-Hilali & Khan
As a Favour from Us. Thus do We reward him who gives thanks (by obeying Us).
Ali Quli Qarai
as a blessing from Us. Thus do We reward those who give thanks.
Amatul Rahman Omar
(It was) a favour from Us. That is how We reward those who give thanks.
Arthur John Arberry
a blessing from Us; even so We recompense him who is thankful.
Bijan Moeinian
I (God) blessed him and his family; this is the way that I reward the grateful ones.
E. Henry Palmer
As a favour from us; so do we reward him who gives thanks!
Edip-Layth
A blessing from Us; it is thus that We reward those who are appreciative.
George Sale
through favour from Us. Thus do We reward those who are thankful.
Hamid S. Aziz
A favour from Us; thus do We reward him who gives thanks.
Mahmoud Ghali
A favor from Our Providence; thus We recompense him who thanks (Us).
Marmaduke Pickthall
As grace from Us. Thus We reward him who giveth thanks.
Mohamed Ahmed - Samira
As a favour from Us. That is how We reward the grateful.
Muhammad Asad
as a blessing from Us: thus do We reward all who are grateful.
Mustafa Khattab
as a blessing from Us. This is how We reward whoever gives thanks.
Progressive Muslims
A blessing from Us; it is thus that We reward those who are appreciative.
Sahih International
As favor from us. Thus do We reward he who is grateful.
Sam Gerrans
As favour from Us; thus do We reward him who is grateful.
Shabbir Ahmed
As a Bliss from Us. Thus it is, We reward the grateful.
Syed Vickar Ahamed
As a Grace from Us: Thus do We reward those who give thanks.
Taqi Usmani
as a grace from Us. This is how We reward the one who offers gratitude.
The Monotheist Group
A blessing from Us; it is thus that We reward the thankful.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
à titre de bienfait de Notre part: ainsi récompensons-Nous celui qui est reconnaissant.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ev qenciyek bû ji cem me, her wiha em şukirdaran xelat dikin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
als een daad van genade van Onze kant; zo belonen Wij wie dank betuigt.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Dit was door onze gunst. Zoo beloonen wij hen, die dankbaar zijn.
Hollandaca — Siregar
Als een gunst van Ons. Zo belonen Wij wie dankbaar is.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
по благодеянию от Нас. Так воздаем Мы тем, кто благодарен [тем, кто уверовал в Аллаха и был Ему покорным]!
Rusça — Osmanov
по Нашей милости. Так Мы вознаграждаем тех, кто благодарен.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Vår nåd var med dem; så belönar Vi de tacksamma.