(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍ نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَا كَذٰلِكَ نَجْزِي مَنْ شَكَرَ

innā erselnā ǎleyhim HāSiben illā āle lūTin necceynāhum bi seHarin / niǎ'meten min ǐndinā ke ƶālike neczī men şekera

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّٓاinnāelbette biz
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderdik
3عَلَيْهِمْǎleyhimüstlerine
4حَاصِبًاHāSibenح ص بTaş atmak, çakıl taşı/küçük taş saçmak, ateşe atmak/fırlatmak, bir kişi veya şeyden aceleyle uzaklaşmak, bir kişiden yüz çevirmek, ateş yakmak. Yakacak odun, taşlar.taşları savuran güçte kasırga
5اِلَّٓاillādışında
6اٰلَāleا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçailesi
7لُوطٍlūTinلوطLut
8نَجَّيْنَاهُمْnecceynāhumن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.onları kurtardık
9بِسَحَرٍbi seHarinس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktiseher vakti
1نِعْمَةًniǎ'metenن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.bir nimet olarak
2مِنْmin-dan
3عِنْدِنَاǐndināع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katımız-
4كَذٰلِكَke ƶālikeböyle
5نَجْزِيneczīج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekbiz mükafatlandırırız
6مَنْmenkimseyi
7شَكَرَşekeraش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.şükreden

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Katımızdan bir nîmet olarak; işte böyle mükâfatlandırırız şükredeni.

Adem Uğur

Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.

Ahmed Hulusi

İndimizden bir nimet olmak üzere. . . Şükredeni işte böyle cezalandırırız!

Ahmet Tekin

Tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık. Şükredenleri biz böyle mükâfatlandırırız.

Ahmet Varol

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte şükredeni böyle mükafatlandırırız.

Ali Bulaç

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.

Ali Fikri Yavuz

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte (iman ve itaat etmek suretiyle nimetimize) şükür edeni, böyle mükâfatlandırırız.

Ali Rıza Safa

Bizim katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri, işte böyle ödüllendiririz.

Bayraktar Bayraklı

- Lut ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lut ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

Bekir Sadak

(34-35) Biz de uzerlerine tas yagdiran bir ruzgar gonderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarini, katimizdan bir nimet olarak seher vakti kurtardik. sukredene iste boyle mukafat veririz.

Celal Yıldırım

(34-35) Bunun için biz, üzerlerine taş (yağmuru yağdıran bir kasırga) gönderdik; ancak Lût ailesini katımızdan bir nîmet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredeni biz böyle mükâfatlandırırız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(34-35) Biz de üzerlerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Ancak Lût ailesi hariç tutuldu; onları katımızdan bir lutuf olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

Diyanet İşleri

(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

Diyanet İşleri (eski)

(34-35) Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.

Diyanet Vakfi

(34-35) Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız

Erhan Aktaş

İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.

Fizilal-il Kuran

Tarafımızdan sunulmuş bir nimet olarak. Biz şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

Gültekin Onan

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.

Hamdi Döndüren

Tarafımızdan bir nimet olarak! Biz şükredeni böyle ödüllendiririz.

Hasan Basri Çantay

Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükafatlandırırız.

Hasib Asutay

Katımızdan bir rahmet olarak. Biz şükredeni böyle mükâfatlandırırız.

Hayrat Neşriyat

(34-35) Şübhesiz ki biz, onların üzerine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik; ancak Lût âilesi müstesnâ. Tarafımızdan bir ni'met olarak onları (karısı hâriç) bir seher vaktinde kurtardık. İşte şükreden(ler)i böyle mükâfâtlandırırız!

İbni Kesir

Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.

Mehmet Okuyan

Lut’un ailesi (destekçileri) hariç, üzerlerine taş göndermiştik (yağdırmıştık). Onları (Lut’un destekçilerini) ise katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtarmıştık. Biz şükredenin karşılığını işte böyle veririz.

Muhammed Esed

katımızdan bir nimet olarak; işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.

Mustafa İslamoğlu

katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bizim tarafımızdan bir nîmet olarak, işte şükredeni öylece mükâfaatlandırırız.

Ömer Öngüt

Katımızdan bir rahmet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.

Suat Yıldırım

(34-35) Biz de Lût’un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.

Süleyman Ateş

Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.

Süleymaniye Vakfı

katımızdan bir nimet olarak... Şükredenleri /görevlerini yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz.

Şaban Piriş

Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

Tefhim-ul Kuran

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.

Ümit Şimşek

Bu ise katımızdan bir nimet idi. Şükredeni Biz böyle ödüllendiririz.

Yaşar Nuri Öztürk

Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Özümüzdən bir mərhəmət olaraq! Biz şükür edənləri belə mükafatlandırırıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Dərgahımızdan bir lütf olaraq! Biz (neʼmətimizə) şükür edəni belə mükafatlandırırıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

als Gnade von Uns. So belohnen Wir den Dankbaren.

Almanca — Der Edle Quran

aus Gunst von Uns. So vergelten Wir, wer dankbar ist.

Almanca — M. A. Rassoul

als eine Gnade von Uns. So belohnen Wir den, der dankbar ist.

Almanca — Muhammad Zaidan

als Wohltat von Uns. Solcherart vergelten WIR demjenigen, der sich dankbar erweist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For they -but not his wife- came in My grace, the efficacious grace which effects to the thankful the end for which it is given.

Abdul Haleem

as a favour from Us: this is how We reward the thankful.

Abdullah Yusuf Ali

As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks.

Abul A'la Maududi

as a favour from Us. Thus do We reward those who give thanks.

Aisha Bewley

It was a blessing direct from Our presence. That is how We recompense those who give thanks.

Al-Hilali & Khan

As a Favour from Us. Thus do We reward him who gives thanks (by obeying Us).

Ali Quli Qarai

as a blessing from Us. Thus do We reward those who give thanks.

Amatul Rahman Omar

(It was) a favour from Us. That is how We reward those who give thanks.

Arthur John Arberry

a blessing from Us; even so We recompense him who is thankful.

Bijan Moeinian

I (God) blessed him and his family; this is the way that I reward the grateful ones.

E. Henry Palmer

As a favour from us; so do we reward him who gives thanks!

Edip-Layth

A blessing from Us; it is thus that We reward those who are appreciative.

George Sale

through favour from Us. Thus do We reward those who are thankful.

Hamid S. Aziz

A favour from Us; thus do We reward him who gives thanks.

Mahmoud Ghali

A favor from Our Providence; thus We recompense him who thanks (Us).

Marmaduke Pickthall

As grace from Us. Thus We reward him who giveth thanks.

Mohamed Ahmed - Samira

As a favour from Us. That is how We reward the grateful.

Muhammad Asad

as a blessing from Us: thus do We reward all who are grateful.

Mustafa Khattab

as a blessing from Us. This is how We reward whoever gives thanks.

Progressive Muslims

A blessing from Us; it is thus that We reward those who are appreciative.

Sahih International

As favor from us. Thus do We reward he who is grateful.

Sam Gerrans

As favour from Us; thus do We reward him who is grateful.

Shabbir Ahmed

As a Bliss from Us. Thus it is, We reward the grateful.

Syed Vickar Ahamed

As a Grace from Us: Thus do We reward those who give thanks.

Taqi Usmani

as a grace from Us. This is how We reward the one who offers gratitude.

The Monotheist Group

A blessing from Us; it is thus that We reward the thankful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

à titre de bienfait de Notre part: ainsi récompensons-Nous celui qui est reconnaissant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ev qenciyek bû ji cem me, her wiha em şukirdaran xelat dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

als een daad van genade van Onze kant; zo belonen Wij wie dank betuigt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit was door onze gunst. Zoo beloonen wij hen, die dankbaar zijn.

Hollandaca — Siregar

Als een gunst van Ons. Zo belonen Wij wie dankbaar is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

по благодеянию от Нас. Так воздаем Мы тем, кто благодарен [тем, кто уверовал в Аллаха и был Ему покорным]!

Rusça — Osmanov

по Нашей милости. Так Мы вознаграждаем тех, кто благодарен.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vår nåd var med dem; så belönar Vi de tacksamma.