(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

فَذَكِّرْ فَمَا اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ

fe ƶekkir fe mā ente bi niǎ'meti rabbike bi kāhinin ve lā mecnūnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَذَكِّرْfe ƶekkirذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeksen hatırlat
2فَمَاfe mādeğilsin
3اَنْتَentesen
4بِنِعْمَتِbi niǎ'metiن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimeti sayesinde
5رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
6بِكَاهِنٍbi kāhininك ه نRahip veya falcı olmak, kâhin gibi davranmak.kahin
7وَلَاve lāve değilsin
8مَجْنُونٍmecnūninج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkmecnun

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nîmeti sâyesinde sen, ne kâhinsin, ne deli.

Abdulkadir Gölpınarlı

Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nîmeti sâyesinde sen, ne kâhinsin, ne deli.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Ahmed Hulusi

(Rasulüm) sen hatırlat! Rabbinin nimeti olarak, sen ne bir kahin olarak açığa çıkarıldın ve ne de cin etkisi altında olan kişi!

Ahmet Tekin

Öğüt ver, tebliğ görevini yapmaya devam et. Rabbinin, sana ihsan ettiği vahyi, peygamberlik nimeti sebebiyle, sana kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de diyemezler. Sen kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de değilsin.

Ahmet Varol

O halde sen öğüt ver. Rabbinin nimetiyle sen ne bir kâhinsin ne de mecnun.

Ali Bulaç

Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm, sen) öğüd ve nasihata devam et; çünkü sen, Rabbinin (nübüvvet ve İslâm) nimeti sayesinde ne kâhinsin, ne mecnûn...

Ali Rıza Safa

Öyleyse hatırlat! Efendinin nimeti sayesinde, ne bir kahinsin ne de bir deli!

Bayraktar Bayraklı

Sen öğüt ver! Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kahinsin ne de bir deli.

Bekir Sadak

Ogut ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

Celal Yıldırım

Sen öğüt vermeye devam et. Sen, Rabbin nîmetiyle ne bir kâhinsin, ne de deli...

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sen öğüt vermeye devam et; rabbinin lütfu sayesinde sen asla ne bir kâhinsin ne de bir mecnun.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Diyanet İşleri (eski)

Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde anlatıp öğüt vermeye devam et; çünkü sen, Rabbinin nimeti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun!

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde va'z-u tezkire devam et, çünkü sen, rabbının ni'meti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun

Erhan Aktaş

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

Gültekin Onan

Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

Hamdi Döndüren

Öyleyse sen öğüt vermeye devam et. Rabbinin lütfu sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnun!

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sen hemen öğüt vermekde devam et. Öyle ya, sen Rabbinin ni'meti sayesinde ne bir kahin, ne de bir mecnun değilsin.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) O hâlde nasîhat et; çünki Rabbinin ni'meti hakkı için, sen ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun!

İbni Kesir

Sen; öğüt ver. Rabbının nimeti sayesinde sen; ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Mehmet Okuyan

Sen (gerçeği) hatırlat! Rabbinin lütfuyla sen hiçbir şekilde kâhin de değilsin; cinlenmiş de değilsin.

Muhammed Esed

Öyleyse (ey Muhammed! Bütün insanlara) öğüt ver! Çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Öğüt vermeyi (sürdür); şüphesiz, -Rabbinin nimeti sayesinde- senin bir kahin ve bir mecnun olma ihtimalin asla bulunmamaktadır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(29-30) Artık sen öğüt vermeğe devam et! Çünkü sen Rabbin nîmeti hakkı için ne bir kâhînsin ve ne de bir mecnûn. Yoksa diyorlar mı ki, «O bir şairdir, onun hakkında zamanın ızdırap veren felaketini bekliyoruz?»

Ömer Öngüt

Resulüm! Sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun.

Suat Yıldırım

Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatina devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun.

Süleymaniye Vakfı

O halde sen doğru bilgi ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen, ne kahinsin ne de cinlerin etkisindesin (aksine, vahiy alan bir elçisin).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları bilgilendirmeye devam et. Sahibinin nimeti sayesinde sen, ne geleceği bildiğini sanan birisin (kahin) ne de cinlerin (şeytanların) etkisindesin.

Şaban Piriş

-Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun.

Tefhim-ul Kuran

Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun.

Ümit Şimşek

Sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de deli.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kahinsin ne de cin çarpmış.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara xatırlat! Sən öz Rəbbinin neməti sayəsində nə kahinsən, nə də dəli!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elə isə (ya Peyğəmbər! Sən müşriklərə) öyüd-nəsihət ver. Sən öz Rəbbinin neʼməti (nübüvvət və islam dini) sayəsində nə kahinsən, nə də divanə!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ermahne sie! Du bist dank der Gnade Gottes weder ein Wahrsager noch ein Wahnsinniger.

Almanca — Der Edle Quran

So ermahne (nur); du bist ja durch die Gunst deines Herrn weder ein Wahrsager noch ein Besessener.

Almanca — M. A. Rassoul

So ermahne darum; auf Grund der Gnade deines Herrn bist du weder ein Wahrsager noch ein Besessener.

Almanca — Muhammad Zaidan

So erinnere! Denn du bist wegen der Wohltat deines HERRN weder ein Wahrsager noch ein Geistesgestörter.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, keep O Muhammad reminding people of their duty to Allah, proclaiming His message. You are a spectacle and a warning to them all, and not as they contemptuously claim, a fortune - teller, nor are you demoniac.

Abdul Haleem

So [Prophet] remind [people]. By the grace of your Lord [Prophet], you are neither oracle nor madman.

Abdullah Yusuf Ali

Therefore proclaim thou the praises (of thy Lord): for by the Grace of thy Lord, thou art no (vulgar) soothsayer, nor art thou one possessed.

Abul A'la Maududi

So exhort (them, O Prophet), for by your Lord's Grace, you are neither a soothsayer nor a madman.

Aisha Bewley

Remind them then! For, by the blessing of your Lord, you are neither a soothsayer nor a madman.

Al-Hilali & Khan

Therefore, remind (mankind of Islâmic Monotheism, O Muhammad صلى الله عليه وسلم). By the Grace of Allâh, you are neither a soothsayer, nor a madman.

Ali Quli Qarai

So admonish. By your Lord’s blessing, you are not a soothsayer, nor mad.

Amatul Rahman Omar

So (Prophet!) keep on exhorting, as by the grace of your Lord, you are neither a soothesayer, nor a mad man.

Arthur John Arberry

Therefore remind! by thy Lord's blessing thou art not a soothsayer neither possessed.

Bijan Moeinian

Go on and guide them to the right path. By the grace of your Lord, you are neither a wizard nor a mad man.

E. Henry Palmer

Wherefore do thou remind them: for thou art, by the favour of thy Lord, neither a soothsayer nor mad!

Edip-Layth

Therefore, you shall remind. For by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor mad.

George Sale

Wherefore do thou, O prophet, admonish thy people. Thou art not, by the grace of thy Lord, a soothsayer, or a madman.

Hamid S. Aziz

Therefore continue you (O Muhammad) to remind (or warn), for by the grace of your Lord, you are not a soothsayer, or a madman.

Mahmoud Ghali

Then remind! So in no way are you (The Prophet) by your Lord's favor a soothsayer or a madman.

Marmaduke Pickthall

Therefor warn (men, O Muhammad). By the grace of Allah thou art neither soothsayer nor madman.

Mohamed Ahmed - Samira

Remind them, therefore, that by the grace of your Lord you are neither a soothsayer nor possessed.

Muhammad Asad

EXHORT, then, [O Prophet, all men:] for, by thy Sustainer’s grace, thou art neither a soothsayer nor a madman.

Mustafa Khattab

So ˹continue to˺ remind ˹all, O  Prophet˺. For you, by the grace of your Lord, are not a fortune-teller or a madman.

Progressive Muslims

Therefore, you shall remind. For by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor mad.

Sahih International

So remind [O Muúammad], for you are not, by the favor of your Lord, a soothsayer or a madman.

Sam Gerrans

So remind thou! And by the favour of thy Lord thou art neither a soothsayer nor possessed.

Shabbir Ahmed

Hence, (O Messenger) keep reminding, for, by the Grace of your Lord, you are neither a soothsayer nor a madman.

Syed Vickar Ahamed

Therefore remind (mankind to celebrate the Praise of Allah). By the Grace of your Lord, you are not (any) petty-talker, and you are not a madman (nor one possessed).

Taqi Usmani

So keep reminding (them), because by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor a mad man.

The Monotheist Group

Therefore, you shall remind. For by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor crazy.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Rappelle donc et par la grâce de ton Seigneur tu nʹes ni un devin ni un possédé.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Vêca tu (li qewmê xwe) şîretan bike, vêca tu bi nimeta ku perwerdegarê te li te kiriye tu ne kahin û ne jî dîn î.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Vermaan dus, want jij bent door de genade van jouw Heer geen waarzegger en geen bezetene.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Derhalve, o profeet! vermaan gij uw volk. Gij zijt door de genade van uwen Heer noch een waarzegger, noch een bezetene.

Hollandaca — Siregar

Vermaan daarom, jij bent door de Genade van jouw Heer geen waarzegger en geen bezetene.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Напоминай же (Кораном) (тем, к которым ты послан, о Пророк)! И ты (о, Пророк) по благодеянию [милости] Господа твоего не прорицатель и не одержимый (бесами) (как ложно наговаривают на тебя многобожники).

Rusça — Osmanov

Наставляй же! И ты благодаря милости Господа твоего -не прорицатель и не одержимый.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(FORTSÄTT) alltså att påminna (människorna, Muhammad)! Tack vare din Herres nåd är du varken en spåman eller en galning.