Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ

yetenāzeǔne fīhā ke'sen lā leğvun fīhā ve lā te'ṧīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَتَنَازَعُونَyetenāzeǔneن ز عÇekmek, almak, koparmak, çıkarmak, kapıp götürmek, kaldırmak, soymak, koparmak, çıkarmak, geri çekmek, sertçe çekmek, görevini yerine getirmek, özlem duymak, üst düzey yetkilileri görevden almak, benzemek, güçlü bir şekilde çekmek, başkalarını doğruya davet etmek, yükselmek, tırmanmak, mesken veya dipten çekmek, zorla götürmek, mahrum bırakmakkapışırlar
2فِيهَاfīhāorada
3كَأْسًاke'senك ا سİçinde içecek bir şey olduğunda içme bardağı. Bazen içeceğin kendisini ifade edebilir, örneğin şarap. Bazen her türlü nahoş/nefret edilen/kötü şeyi ifade etmek için kullanılır.bir kadeh
4لَاyoktur
5لَغْوٌleğvunل غ وSaçma konuşmak, bilerek veya bilmeyerek hata yapmak, boş sözler kullanmak, boş konuşmak, gürültü yapmak ve yaygara koparmak (sözü kesmek için), hafifçe konuşmak (başkasının duymasını engellemek için), konuşma hatası, istem dışı konuşma, gevezelik.saçmalama
6فِيهَاfīhāiçinde
7وَلَاve lāve yoktur
8تَأْثِيمٌte'ṧīmunا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünaha sokma

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve birbirlerine öyle bir kadeh sunarlar ki içtikleri şarabın sonucunda ne boş şeylerden bahsediş var, ne günaha giriş.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve birbirlerine öyle bir kadeh sunarlar ki içtikleri şarabın sonucunda ne boş şeylerden bahsediş var, ne günaha giriş.

Adem Uğur

Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girme.

Ahmed Hulusi

Onda, sarhoşlatıp ne düşünüp söylediğini bilmez hale getirmeyen içkiler kapışırlar!

Ahmet Tekin

Cennet’te birbirlerine boş konuşturmayan, saçmalamaya sevk etmeyen, bile bile günaha sokmayan, dolu kadehler sunarlar.

Ahmet Varol

Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama ne de günâha sokma vardır.

Ali Bulaç

Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma yoktur.

Ali Fikri Yavuz

Orada birbiriyle kadeh çekiştirirler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne bir günaha sokma...

Ali Rıza Safa

Boş söz söyletmeyen ve suç işletmeyen kadehler kaldırırlar.

Bayraktar Bayraklı

Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar; ama burada kötü söz de yoktur, günah işleme de.

Bekir Sadak

Orada kadeh tokustururlar; fakat bunda ne bir sacmalama, ne de bir gunaha girme vardir.

Celal Yıldırım

Orada kadeh tokuştururlar ki bunda ne bir boşanlamsız saçmalama, ne de günaha sokma vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Orada karşılıklı kadeh alıp verirler, ama o içecek ne saçmalamaya yol açar ne de günah işlemeye.

Diyanet İşleri

Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

Diyanet İşleri (eski)

Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

Diyanet Vakfi

Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girme.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Orada kadeh teati ederler ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de bir günaha sokma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada bir peymane çekiştirirler ki ne bir saçmalama vardır onda ne bir günaha sokma

Erhan Aktaş

Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

Fizilal-il Kuran

Orada bir kadehi kapışırlar fakat onda ne saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

Gültekin Onan

Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz' ne günaha sokma vardır.

Hamdi Döndüren

Orada bir kadeh kapışırlar ki, içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma!

Hasan Basri Çantay

Orada birbirleriyle öyle kadeh çekişirler ki! Onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha sokma yokdur.

Hasib Asutay

Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar. (5) Onda ne bir saçmalama vardır, ne de günâha sokma. (5. Cennet şarabı sarhoşluk değil, sevinç ve mutluluk verir.)

Hayrat Neşriyat

Orada (neş’e ile) birbirlerine kadeh çekişirler (verip alırlar); onda (onun içiminde)ne boş bir söz, ne de bir günâha sokma vardır (sarhoş etmez).

İbni Kesir

Orada öyle bir kadehi devrederler ki; onda, bir saçmalama ve günaha sokma yoktur.

Mehmet Okuyan

Boş söze de günaha girmeye de (neden) olmayan kadeh(lerden almak için) orada karşılıklı olarak çekişecekler.

Muhammed Esed

ve orada, (cennette), birbirlerine, boş konuşturmayan ve günaha sokmayan kaseler uzatacaklar.

Mustafa İslamoğlu

orada birbirlerine içeni boşboğaz etmeyen ve günaha sokmayan dolu kadehler sunacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

(22-23) Ve onlara arzu edeceklerinden bir meyve ile ve bir et ile imdat etmişizdir. Ve orada bir kâseyi teatide bulunurlar, onda ne bir saçma söz vardır ve ne de bir günah.

Ömer Öngüt

Orada birbirlerinden kadeh alıp verirler. Amma onu içenler ne boş bir söz söylerler, ne de günaha girerler.

Suat Yıldırım

Onlar orada içecek kadehleri kapışırlar ki bunları içmede ne saçma sapan konuşma olur, ne de günaha girilir.

Süleyman Ateş

Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma.

Süleymaniye Vakfı

Orada birbirlerine, içinde, boş söz söyletmeyecek ve günaha sokmayacak içki bulunan kadehler sunarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada kadeh kaldırırlar. Ne gereksiz bir sözleri ne de yanlış davranışları olur.

Şaban Piriş

Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Orada saçmalama yoktur. Günaha sokma yoktur.

Tefhim-ul Kuran

Orada bir kadeh kapışır çekişirler ki, onda, ne 'boş ve saçma bir söz', ne de bir günaha sokma yoktur.

Ümit Şimşek

Orada öyle kadehler kapışmaktadırlar ki, içene ne boş söz söyletir, ne onu günaha sokar.

Yaşar Nuri Öztürk

Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar orada bir-birinə (şərab dolu) qədəh ötürəcəklər. Onda (cənnət şərabının xislətində dünyakından fərqli olaraq) nə lağlağılıq, nə də günaha təhrik vardır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden im Paradies einander einen Becher reichen, der weder zu sinnlosem Gerede noch zur Sünde führt.

Almanca — Der Edle Quran

Sie greifen darin miteinander nach einem Becher, in dem nichts darin ist, was zu unbedachter Rede verleitet und zu keiner Versündigung.

Almanca — M. A. Rassoul

Dort greifen sie nach einem Becher, durch den man weder zu sinnlosem Gerede noch zu Sündhaftigkeit verleitet wird

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie reichen darin einander Becher, mit dem weder sinnloses Gerede noch Verfehlendes ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They will be served with a drink which gives a rapturous feeling of bliss and beautitude, and never does it induce them to discourse matters of little value or insignificance, nor do they hear ill tongues or what is morally evil.

Abdul Haleem

They pass around a cup which does not lead to any idle talk or sin.

Abdullah Yusuf Ali

They shall there exchange, one with another, a (loving) cup free of frivolity, free of all taint of ill.

Abul A'la Maududi

They shall pass on to one another a cup that will incite neither levity nor sin.

Aisha Bewley

They will pass round there a drinking cup to one another with no foolish talk and no wrong action in it.

Al-Hilali & Khan

There they shall pass from hand to hand a (wine) cup, free from any Laghw (dirty, false, evil vain talk between them), and free from sin[1] (because it will be lawful for them to drink).

Ali Quli Qarai

There they will pass from hand to hand a cup wherein there will be neither any vain talk nor sinful speech.

Amatul Rahman Omar

Therein they will pass one to another a cup (of refreshing drink) which shall induce neither foul talk nor sin.

Arthur John Arberry

while they pass therein a cup one to another wherein is no idle talk, no cause of sin,

Bijan Moeinian

They will be passed hand to hand cups of drinks which will not intoxicate them and, therefore, they will never behave indecently or use abusive language.

E. Henry Palmer

They shall pass to and fro therein a cup in which is neither folly nor sin.

Edip-Layth

They will exchange one with another a cup in which there is no harm, nor regret.

George Sale

They shall present unto one another therein a cup of wine, wherein there shall be no vain discourse, nor any incitement unto wickedness.

Hamid S. Aziz

They shall pass from one to another a cup wherein there shall be nothing vain nor any sin.

Mahmoud Ghali

Therein they will (obligingly) contend with one another cups, and there is no idle talk, and no room for vice.

Marmaduke Pickthall

There they pass from hand to hand a cup wherein is neither vanity nor cause of sin.

Mohamed Ahmed - Samira

They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.

Muhammad Asad

and in that [paradise] they shall pass on to one another a cup which will not give rise to empty talk, and neither incite to sin.

Mustafa Khattab

They will pass around to each other a drink ˹of pure wine,˺ which leads to no idle talk or sinfulness.

Progressive Muslims

They will enjoy drinks in which there is no harm, nor regret.

Sahih International

They will exchange with one another a cup [of wine] wherein [results] no ill speech or commission of sin.

Sam Gerrans

They will pass from one to another a cup wherein is neither vain speech, nor cause of sin,

Shabbir Ahmed

And therein they pass from hand to hand cups of delicious drinks that cause no idle talk nor a hangover. ('Ithm' = Pull down, drag down, hangover, harming personality, reducing human dignity or potential).

Syed Vickar Ahamed

There they shall exchange, one with another, a (loving) cup, free of pettiness, free of all signs of impurity.

Taqi Usmani

They will snatch from one another (in a friendly manner) a glass (of wine) carrying neither absurd talk, nor something leading to sin.

The Monotheist Group

They will enjoy drinks therein, from which there is no nonsense, nor blame.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Là, ils se passeront les uns les autres une coupe qui ne provoquera ni vanité ni incrimination.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew tê de qedehên meyê ji dest hev digirin, di wê meyê de ne axaftineke kelevajî ne jî tê de gunehkarî (serxweşî ) heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

terwijl zij er een beker aan elkaar doorgeven waarbij er onzinnig geklets noch verleiding tot zonde voorkomt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daar zulllen zij elkander een beker aanbieden, waardoor geen ijdel gesprek, of zonde zal worden uitgelokt.

Hollandaca — Siregar

Zij reiken daar elkaar een beker aan waarbij geen onzin en geen zondigheid is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они будут передавать там друг другу кубок (с райским вином), – не (бывает) пустословия от него [от этого вина] и побуждения к греху [от райского вина не пьянеют и не уменьшается рассудок пьющего].

Rusça — Osmanov

Они будут передавать друг другу чашу, [содержимое] которой не развязывает язык и не влечет ко греху.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och där skall de kappas om att tömma en skål (med vin), som varken förleder dem till lättsinnigt tal eller låter syndiga tankar stiga upp inom dem.