Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Az önce ne söyledi?" derler. İşte bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.

وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَ حَتّٰٓى اِذَا خَرَجُوا مِنْ عِنْدِكَ قَالُوا لِلَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مَاذَا قَالَ اٰنِفًا۠ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ طَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَاتَّبَعُوا اَهْوَٓاءَهُمْ

ve minhum men yestemiǔ ileyke Hattā iƶā ḣaracū min ǐndike ḳālū li(e)lleƶīne ūtū l-ǐlme māƶā ḳāle ānifen ulāike (e)lleƶīne Tabeǎ (a)llahu ǎlā ḳulūbihim ve ttebeǔ ehvā'ehum

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمِنْهُمْve minhumve onlardan
2مَنْmenkimisi
3يَسْتَمِعُyestemiǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakseni dinler
4اِلَيْكَileykegelip
5حَتّٰٓىHattānihayet
6اِذَاiƶāzaman
7خَرَجُواḣaracūخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıktıkları
8مِنْmin-dan
9عِنْدِكَǐndikeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.senin yanın-
10قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
11لِلَّذِينَli(e)lleƶīneolanlara
12اُو۫تُواūtūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilmiş
13الْعِلْمَl-ǐlmeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgi
14مَاذَاmāƶāne?
15قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöyledi
16اٰنِفًا۠ānifenا ن فBurnunu vurmak/çarpmak/incitmek, burnuna ulaşmak, otlakta otlamak (develer için), bir şeye burun kıvırmak, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak veya gurur ve kibir nedeniyle yapmayı reddetmek, bir şeyden nefret etmek/hoşlanmamak/tiksinti duymak, bir şeyin ucunu sivriltmek (mızrak ucu veya ok ucu gibi), birinin küçümseme/hor görme/öfke/kızgınlık hissetmesine neden olmak, bir işi acele ettirmek, başlamak veya başlatmak, bir şeyi önceden kestirmek, bir şeyin ilkini almak (ayrıca bir şey veya işte ilk olmak), en şiddetli, bir halkın başı olmak (Lord veya Şef), (damma ile, K) büyük burunlu (insan için), düzgün veya eşit yapmak.az önce
17اُو۬لٰٓئِكَulāikeonlar
18الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerdir
19طَبَعَTabeǎط ب عMühürlemek/damgalamak/basmak/kazımak/baskı yapmak/damgalamak/şekillendirmek, kirletmek, paslandırmak, bir şeyin üzerini örtmek ve bir şeyin girmesini engellemek, bir şeye uyum sağlama/eğilim, uyuşuk/tembel/miskin olmak, utandırmak/onurunu kırmak, keskin zihin gücü olmamak, yani çok paslı kılıç gibi keskinliği olmamak, iyice/ağırca yüklemek, güçlü bir şekilde etki bırakmak.mühürlediği
20اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
21عَلٰىǎlāüzerini
22قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
23وَاتَّبَعُواve ttebeǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve ardına düşmüş
24اَهْوَٓاءَهُمْehvā'ehumه و يKuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayallerkeyiflerinin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onlardan seni dinleyenler de var, sonunda yanından çıkınca kendilerine bilgi verilenlere, demin ne söylüyordu o derler; öyle kişilerdir onlar ki Allah, gönüllerini mühürlemiştir onların; onlar, kendi hevalarına, dileklerine uymaktadır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onlardan seni dinleyenler de var, sonunda yanından çıkınca kendilerine bilgi verilenlere, demin ne söylüyordu o derler; öyle kişilerdir onlar ki Allah, gönüllerini mühürlemiştir onların; onlar, kendi hevalarına, dileklerine uymaktadır.

Adem Uğur

Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.

Ahmed Hulusi

Onlardan kimi de (gelip) seni dinler. . . Nihayet senin yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara dediler ki: "Az önce ne dedi?" (Anlatılan, taşa yağmış yağmur misali akıp gitti. A. H. ). . . İşte bunlar Allah'ın kalplerini tab'ettiği (şuurlarını örttüğü - bilinçlerini kilitlediği); sonu boş arzu ve heveslerine tabi olmuş kimselerdir.

Ahmet Tekin

Onlardan seni dinlemeye gelenler var. Senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilen, Kur’ân’ı ve sünneti bilen kimselere alay yollu: 'O, demin ne anlattı?' diye sorarlar. İşte onlar, Allah’ın kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirdiği kimselerdir. Onlar sadece, şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarlar.

Ahmet Varol

Onlardan seni dinleyenler vardır. Ancak senin yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara: 'Az önce ne söyledi?' derler. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği ve arzularına uymuş kimselerdir.

Ali Bulaç

Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: "O biraz önce ne söyledi?" İşte onlar; Allah, onların kalplerini mühürlemiştir ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.

Ali Fikri Yavuz

O münafıklardan seni dinlemeğe gelen de var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman, (ashabdan) kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle derler: “- O (peygamber), demin ne söyledi?” (Böylece alay ederler.) Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalblerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır.

Ali Rıza Safa

Ve seni dinleyenlerden bir bölümü, senin yanından çıktıklarında, kendilerine bilgi verilmiş olanlara; "Az önce, ne söyledi?" derler. İşte onlar, Allah'ın, yüreklerine damga vurduğu ve kendi isteklerine tutsak olan kimselerdir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar arasında seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği, heva ve heveslerine uyan kimselerdir.

Bekir Sadak

Putperestlerin icinde seni dinleyenler vardir; sonra senin yanindan cikinca, bilgili kimselere «Az once ne demisti?» diye sorarlar. Iste bunlar, Allah'in kalblerini muhurlemis oldugu, kendi heveslerine uyan kimselerdir.

Celal Yıldırım

Onlardan kimi sana kulak verir de senden ayrılıp dışarı çıkınca, kendilerine (az-çok) ilim verilenlere, «az önce O ne söyledi ?» diye sorarlar. İşte bunlar Allah'ın, kalblerini mühürlediği kimselerdir ve bunlar heveslerine uyanlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İçlerinden sana kulak verenler de var. Nihayet senin huzurundan ayrılınca, bilgi sahiplerine, “Biraz önce ne söyledi?” diye sorarlar. İşte Allah bunların kalplerini mühürlemiştir, arzularının peşine takılıp gitmektedirler.

Diyanet İşleri

Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Az önce ne söyledi?" derler. İşte bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Onların içinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından çıkınca, bilgili kimselere 'Az önce ne demişti?' diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalblerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir.

Diyanet Vakfi

Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara «Az önce ne demişti?» diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: «O demin ne söyledi?» diye sorarlar. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan seni dinlemeye gelen de var. Yanından çıktıkları zaman ise, kendilerine ilim verilmiş olanlara: "O, demin ne söyledi?" derler. Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalplerini mühürlemiştir de hep heveslerinin ardına düşmektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan seni dinlemeğe gelen de var, hatta yanından çıktıklarında kendilerine ılim verilmiş olanlara derler ki: "o, demin ne söyledi?" Bunlar öyle kimselerdir ki Allah kalblerini tab'etmiştir de hep hevaları ardına düşmektedirler

Erhan Aktaş

Münafıklardan kimisi de seni dinliyormuş gibi gözükür. Senin yanından ayrıldıktan sonra, kendilerine ilim verilenlere: "O, biraz önce ne dedi?" dediler. İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürledikleri ve hevalarına tabi olan kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Münafıklardan kimisi de seni dinliyormuş gibi gözükür. Senin yanından ayrıldıktan sonra, kendilerine ilim verilenlere: "O, biraz önce ne dedi?" dediler. İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürledikleri ve hevalarına tabi olan kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Münafıklardan kimisi de seni dinliyormuş gibi gözükür. Senin yanından ayrıldıktan sonra, kendilerine ilim verilenlere: "O, biraz önce ne dedi?" dediler. İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürledikleri ve hevalarına tabi olan kimselerdir.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Onların içinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından çıkınca, bilgili kimselere «Az önce ne demişti?» diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir.

Gültekin Onan

Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp gittikleri zaman ilim verilenlere derler ki: "O biraz önce ne söyledi?" İşte onlar; Tanrı, onların kalplerini mühürlemiştir ve onlar kendi hevalarına uymuşlardır.

Hamdi Döndüren

Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıklarında kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “O, az önce ne demişti?” derler. Onlar, Allah’ın kalplerini mühürlediği, tutkularına uymuş kimselerdir.

Hasan Basri Çantay

Onlardan öyle kimseler vardır ki seni dinler (ler). Nihayet yanından çıkdıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara "O, demin ne söylediydi ha?" derler. Onlar öyle kişilerdir ki Allah kalblerinin üzerine mühür basmışdır. Onlar hevaa (ve heves) lerine uymuşlardır.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Onlardan (7) kimi de (gelip) seni dinlerler. Nihâyet senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara, 'Az önce ne demişti?' diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği ve tutkularına uyan kimselerdir. (7. Gerçekten iman sahibi olmayan kâfirlerden.)

Hayrat Neşriyat

Onlardan seni dinleyen kimseler de vardır. Fakat senin yanından ayrıldıkları zaman, kendilerine ilim verilmiş olanlara (sahâbelere, alaylı bir şekilde): 'Az önce ne demişti?' derler. İşte onlar öyle kimselerdir ki, (isyanlarındaki bu ısrarları yüzünden) Allah kalblerini mühürlemiştir. Çünki (onlar nefislerinin) arzularına uymuşlardır.

İbni Kesir

Onların arasında seni dinleyenler vardır. Nihayet senin yanından çıkınca, kendilerine ilim verilmiş olanlara: Az önce ne demişti? diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalblerini mühürlemiş olduğu ve kendi heveslerine uyan kimselerdir.

Mehmet Okuyan

Onlardan seni dinleyenler de vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara “Az önce ne demişti?” diye (alaycılıkla) sorarlar. İşte onlar, kalplerini Allah’ın mühürledikleridir ve arzularına uyanlardır.

Muhammed Esed

Şimdi bu çaresiz günahkarlar arasında seni (ey Muhammed) dinliy(or görün)enler var, ama yanından ayrıldıktan sonra (senin mesajını) anlamış olanlara (küçümseyici bir edayla) "O şimdi ne anlattı bakalım?" diye sorarlar. Böyleleri, kalpleri Allah tarafından mühürlenmiş olanlardır, çünkü onlar (her zaman) sadece kendi tutku ve ihtiraslarına uymuşlardır.

Mustafa İslamoğlu

Onların arasından sana kulak verir (gibi) yapanlar var: nihayet senin yanından çıktıklarında, mesajı kavramış olanlara "Sahi, o demin ne dedi(!)" diye sorarlar. İşte, Allah'ın kalplerini mühürlediği ve keyiflerine göre davranan kimseler onlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlardan bazı kimseler vardır ki, seni dinler, sonra senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara derler ki: «O biraz evvel ne söyledi?» Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalbleri üzerini mühürlemiştir ve hevâlarına tâbi olmuşlardır.

Ömer Öngüt

Resulüm! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine ilim verilen kimselere (alay yoluyla): "O demin ne demişti?" derler. İşte bunlar Allah'ın kalplerini mühürlemiş olduğu, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.

Suat Yıldırım

Onlardan seni dinlemeye gelen de vardır. Ama ne zaman ki senin yanından çıkarlar, o vakit sana kulak verip meseleleri öğrenenlere: "Sahi, az önce o, neler söylüyordu?" diye sorarlar. İşte Allah onların kalplerini mühürlemiş ve onlar da hevalarına uymuşlardır.

Süleyman Ateş

Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne söyledi?" derler. Onlar Allah'ın kalblerini mühürlediği, keyiflerinin ardına düşmüş kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı

Onlardan seni dinleyenler var. Yanından çıkınca bilgi sahibi olanlara: "Ne dedi şimdi bu!" derler. Onlar, Allah'ın kalpleri üstünde yeni bir yapı oluşturduğu ve kendi arzularına uyup duran kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçlerinde seni dinleyenler var. Onlar senin yanından çıkınca, bilgili olanlarına: "Az önce ne dedi?" diye sorarlar. Sanki Allah onların kalplerini mühürlemiş de duygularına esir olmuşlardır.

Şaban Piriş

İçlerinde seni dinleyenler vardır. Senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere sorarlar: -Demin ne söylemişti? Onlar, heveslerine uyduğu için Allah, onların kalblerini mühürlemiştir.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp gittikleri zaman, kendilerine ilim verilenlere derler ki: «O biraz önce ne söyledi?» İşte onlar; Allah, onların kalplerini damgalamıştır ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.

Ümit Şimşek

Onlardan seni işitenler vardır. Fakat yanından çıktıklarında, bilgi sahibi olanlara 'Az önce ne demişti?' derler. Onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir ki, heveslerinin peşine düşmüşlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların arasında səni dinləyənlər də var. Nəhayət sənin yanından çıxdıqda özlərinə elm verilmiş kimsələrə istehza ilə deyərlər: “O, bayaq nə deyirdi?” Bunlar o kəslərdir ki, Allah onların qəlbinə möhür vurmuş, özləri də nəfslərinə tabe olmuşlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Onların (kafirlərin) içərisində elələri də vardır ki, səni dinləyər, sənin yanından çıxıb gedən kimi elm verilmiş kimsələrdən (səhabədən istehza ilə): ″(Muhəmməd) bu saat nə dedi?!″ – deyə soruşarlar. Onlar Allahın ürəklərinə möhür vurduğu və öz nəfslərinə uymuş kimsələrdir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Manche unter ihnen hören dir zu, und wenn sie von dir fortgehen, sagen sie denen, die über Wissen verfügen: ʺWas hat er jetzt gesagt?ʺ Das sind Menschen, deren Herzen Gott versiegelt hat und die ihren Gelüsten folgen.

Almanca — Der Edle Quran

Und unter ihnen gibt es manche, die dir zuhören. Wenn sie aber von dir hinausgehen, sagen sie zu denjenigen, denen das Wissen gegeben worden ist: ʺWas hat er eben gesagt?ʺ Das sind diejenigen, deren Herzen Allah versiegelt hat und die ihren Neigungen folgen.

Almanca — M. A. Rassoul

Unter ihnen sind einige, die auf dich hören, doch wenn sie von dir fortgehen, sagen sie jenen, denen das Wissen gegeben wurde: ʺWas hat er da soeben gesagt?ʺ Das sind diejenigen, deren Herzen Allah versiegelt hat und die ihren Neigungen folgen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Among your listeners O Muhammad are those who are hypocrites. They apparently incline their ears to you while their hearts' ears are closed, and when they leave at the end of your discourse of instructions and exhortation, they, in a cunning manner, ask your faithful associates who have intellectual acquaintance with facts: "What was it that he -Muhammad- has just said?" These are they whose hearts has Allah impressed with dullness of comprehension and they followed their own lustful course and a religion of a sensuous character.

Abdul Haleem

Some of these people listen to you [Prophet], but, once they leave your presence, they sneer at those who have been given knowledge, saying, ‘What was that he just said?’ These are the ones whose hearts God has sealed, those who follow their own desires.

Abdullah Yusuf Ali

And among them are men who listen to thee, but in the end, when they go out from thee, they say to those who have received Knowledge, "What is it he said just then?" Such are men whose hearts Allah has sealed, and who follow their own lusts.

Abul A'la Maududi

Among them some give ear to you. But no sooner do they leave your presence than they ask those endowed with knowledge: "What is it that he said just now?" Such are those whose hearts Allah has sealed and who pursue their lusts.

Aisha Bewley

Among them are those who listen to you and then, when they leave your presence, say to those who have been given knowledge, ‘What was that he just said?’ They are those whose hearts Allah has sealed up and who follow their own desires.

Al-Hilali & Khan

And among them are some who listen to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) till when they go out from you, they say to those who have received knowledge: "What has he said just now? Such are men whose hearts Allâh has sealed, and they follow their lusts (evil desires).

Ali Quli Qarai

There are some among them who prick up their ears at you. But when they go out from your presence, they say to those who have been given knowledge, ‘What did he say just now?’ They are the ones on whose hearts Allah has set a seal, and they follow their own desires.

Amatul Rahman Omar

And there are some (hypocrites) among them who (pretend to) listen to you. Yet when they go out from your presence they say to those who have been given knowledge, `What was it he said just now?' These are the people whose hearts Allâh has sealed and who follow their low desires.

Arthur John Arberry

And some of them there are give ear to thee, till, when they go forth from thee, they say to those who have been given knowledge, 'What said he just now?' Those are they upon whose hearts God has set a seal, and they have followed their caprices.

Bijan Moeinian

Some disbelievers listen to your sermons and, after they leave, they jokingly, ask: "What in the Heaven was he talking about?" God [in response to their jokes] seals their heart and, in consequence, they will follow their lowly desires.

E. Henry Palmer

Some of them there are who listen to thee, until when they go forth from thee they say to those who have been given the knowledge, 'What is this which he says now?' These are those on whose hearts God his set a stamp and who follow their lusts.

Edip-Layth

Some of them listen to you, until when they go out from you, they say to those who have been given the knowledge: "What did he say?" Those are the ones whom God has sealed upon their hearts, and they followed their desires.

George Sale

Of the unbelievers there are some who give ear unto thee, until, when they go out from thee, they say, by way of derision, unto those to whom knowledge hath been given, what hath he said now? These are they whose hearts God hath sealed up, and who follow their own lusts:

Hamid S. Aziz

And there are those of them who seek to listen to you, until when they go forth from you, they say to those who have been given the knowledge, "What was it that he said just now?" These are they upon whose heart Allah has set a seal and they follow their own lusts (or low desires).

Mahmoud Ghali

And among them are (the ones) who listen to you, until, when they go out of your presence, they say to (the ones) to whom was brought knowledge, "What did he say just now?" Those are they upon whose hearts Allah has stamped, (i. e., impressed or set a seal) and they have closely followed their prejudices.

Marmaduke Pickthall

Among them are some who give ear unto thee (Muhammad) till, when they go forth from thy presence they say unto those who have been given knowledge: What was that he said just now? Those are they whose hearts Allah hath sealed, and they follow their own lusts.

Mohamed Ahmed - Samira

There are some who listen to you; but as soon as they go from you they say to those who were given knowledge: "What is this he is saying now?" They are those whose hearts have been sealed by God, and they follow their own lusts.

Muhammad Asad

Now among those [hapless sinners] are such as [pretend to] listen to thee, [O Muhammad,] and then, as soon as they leave thy presence, speak [with scorn] unto those who have understood [thy mes­sage]: "What is it that he has said just now?" It is such as these whose hearts God has sealed because they [always] followed but their own lusts

Mustafa Khattab

There are some of them who listen to you ˹O Prophet˺, but when they depart from you, they say ˹mockingly˺ to those ˹believers˺ gifted with knowledge, "What did he just say?" These are the ones whose hearts Allah has sealed and who ˹only˺ follow their desires.

Progressive Muslims

And some of them listen to you, until when they go out from you, they say to those who have been given the knowledge: "What did he say" Those are the ones whom God has sealed upon their hearts, and they followed their desires.

Sahih International

And among them, [O Muúammad], are those who listen to you, until when they depart from you, they say to those who were given knowledge, "What has he said just now?" Those are the ones of whom Allah has sealed over their hearts and who have followed their [own] desires.

Sam Gerrans

And among them are some who listen to thee. When they have gone forth from thy presence, they say to those who have been given knowledge: “What said he just now?” Those are they whose hearts God sealed, and they follow their vain desires.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Among them are some who pretend to listen to you, and then, as soon as they leave your presence, they ask others who have received knowledge, "What was it that he just said?" Such are the ones whose hearts Allah has sealed, for their minds are always contemplating ways to fulfill their desires. (4:155), (10:74), (16:106), (17:45), (47:24), (83:14).

Syed Vickar Ahamed

And among them are men who listen to you, but in the end, when they go away from you, they say to those who have received knowledge, "What is it he said just then?" Such are men whose hearts Allah has sealed, because they follow their own (evil) wishes.

Taqi Usmani

Among them there are ones who (pretend to) give ear to you, until when they go out from your presence, they say to those who have been given knowledge, "What did he say just now?" Those are the ones on whose hearts Allah has put a seal, and they have followed their desires.

The Monotheist Group

And some of them listen to you, until when they go out from you, they say to those who have been given the knowledge: "What did he say?" Those are the ones whom God has sealed their hearts, and they followed their desires.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il en est parmi eux qui tʹécoutent. Une fois sortis de chez toi ils disent à ceux qui ont reçu la science: ʺQuʹa-t-il dit tout à lʹheure?ʺ Ce sont ceux-là dont Allah a scellé les cœurs et qui suivent leurs propres passions.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji minafiqan hin hene li te guhdarî dikin heyanî ji cem te dertên, ji yên xwedîzanîn re dibêjin; ma niha wî çi got? Ha ev ên hanê, ew kes in ku Xwedê mor li ser dilên wan daye û wan dane pey hewesên xwe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Onder hen zijn er die naar jou luisteren, maar wanneer zij dan bij jou zijn weggegaan zeggen zij tot hen aan wie de kennis gegeven is: ʺWat heeft hij zo-even gezegd?ʺ Zij zijn het van wie God de harten verzegeld heeft en zij volgen hun grillen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Onder de ongeloovigen zijn sommigen, die u gehoor verleenen, tot zij, als zij van u uitgaan, al spottend tot degenen zeggen, aan wie kennis werd gegeven; Wat heeft hij thans gezegd? Dit zijn zij, wier harten door God zijn verzegeld, en die hunne eigene lusten volgen.

Hollandaca — Siregar

En onder hen zijn er die naar jou luisteren; maar wanneer zij bij jou weggaan, zeggen zij tot degenen aan wie de kennis is gegeven (de metgezellen van de Profeet): ʺWat zei hij daarnet?ʺ Zij zijn degenen wiens harten Allah heeft verzegeld en die hun begeerten volgen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И среди них [тех неверующих, которые наслаждаются и едят как животные] есть те, кто прислушивается к тебе [о, Посланник] (и это – лицемеры). А когда они выходят от тебя (прослушав твои наставления и проповеди), то (усмехаясь) говорят тем, которым даровано знание [ученым из числа сподвижников]: «Что это такое он [Пророк] говорил сейчас недавно (мы даже не обратили внимание на его речь)?» Те (лицемеры) являются теми, сердца которых запечатал Аллах (и поэтому они не могут уверовать и их сердца не направляют их ни к чему благому) и которые последовали за своими прихотями (и стали неверными и высокомерными).

Rusça — Osmanov

Среди них есть и такие, которые внимают тебе, но стоит расстаться с тобой, как они говорят тем, кому даровано знание: ʺЧто это он болтал только что?ʺ Это - те, на сердца которых Аллах наложил печать и которые потакают своим низменным желаниям.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Bland (hycklarna) finns de som lyssnar till dig (Muhammad, och låtsas förstå), men när de går ifrån dig säger de till dem som har kunskap: ʺVad betyder det han sade nyss?ʺ De är (människor) vars hjärtan Gud har förseglat, eftersom de (bara) följer vad de själva tycker och önskar;