İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَنَتَجَاوَزُ عَنْ سَيِّـَٔاتِهِمْ فِي اَصْحَابِ الْجَنَّةِ وَعْدَ الصِّدْقِ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ

ulāike (e)lleƶīne neteḳabbelu ǎnhum eHsene mā ǎmilū ve netecāvezu ǎn seyyiātihim fī eSHābi l-cenneti veǎ'de S-Sidḳi elleƶī kānū yūǎdūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اُو۬لٰٓئِكَulāikeonlar
2الَّذِينَ(e)lleƶīneöyle kişilerdir ki
3نَتَقَبَّلُneteḳabbeluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkabul ederiz
4عَنْهُمْǎnhumonlardan
5اَحْسَنَeHseneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.en iyisini
6مَا
7عَمِلُواǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarının
8وَنَتَجَاوَزُve netecāvezuج و زBir yerden geçmek veya bir yer boyunca ilerlemek, geride bırakmak (bir yeri), bir yerden geçmek, bir yeri geçmek veya çaprazlamak, bir yerin ötesine geçmek, uygun sınırı/limiti/ölçüyü aşmak, aşırı/müsrif/ölçüsüz olmak, kabul edilebilir (doğru veya sağlam veya geçerli veya yasal olarak geçmek), bir yargı veya görüş oluşturmak, vermek, temizlemek, gevşetmek veya hafifletmek, göz yummak.ve geçeriz
9عَنْǎn-nden
10سَيِّـَٔاتِهِمْseyyiātihimس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekonların kötülükleri-
11فِيarasındadırlar
12اَصْحَابِeSHābiص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkı
13الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennet
14وَعْدَveǎ'deو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)sözdür
15الصِّدْقِS-Sidḳiص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru
16الَّذِيelleƶī
17كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolunan
18يُوعَدُونَyūǎdūneو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)kendilerine va'd

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle kişilerdir onlar ki yaptıklarının en güzelini kabûl ederiz ve kötülüklerinden geçeriz, cennet ehlinin içindedir bunlar; dosdoğru bir vaittir ki vaadedilmiştir onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle kişilerdir onlar ki yaptıklarının en güzelini kabûl ederiz ve kötülüklerinden geçeriz, cennet ehlinin içindedir bunlar; dosdoğru bir vaittir ki vaadedilmiştir onlara.

Adem Uğur

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir sözdür.

Ahmed Hulusi

İşte bunlar, cennet ehli içinde şu kimselerdir ki, onlardan yaptıklarının güzellerini geçerli kılar; kötülüklerinden vazgeçeriz. . . (Bu) vadedilmiş oldukları, sıdkın karşılığıdır!

Ahmet Tekin

İşte onlar, işlemeye devam ettikleri amaçla örtüşen niyete dayalı, bilinçli amellerin en güzelini, en değerlisini ölçü alarak mükâfatlandıracağımız, günahlarını bağışlayacağımız Cennet ehli arasında olan kimselerdir. Bu kendilerine va’dedilen doğru bir sözdür.

Ahmet Varol

İşte bunlar, yaptıklarının en güzelini kabul edeceğimiz ve kötülüklerinden de geçeceğimiz, cennet halkı içinde yer alan kimselerdir. Bu kendilerine vaad olunan doğru vaaddir.

Ali Bulaç

İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara va'dolunan doğru bir vaaddir.

Ali Fikri Yavuz

İşte bu sözü söyliyenler, cennetliklerle beraber (cennette) o seçkinlerdir ki, kendilerinden işledikleri güzel ameli kabul edeceğiz ve günahlarını bağışlayacağız. Bu, onların vaad edilmiş bulundukları gerçek bir vaaddir.

Ali Rıza Safa

İşte onlar, yaptıklarının en güzelini geçerli sayacağımız ve kötülüklerini görmezden geleceğimiz cennetin yoldaşları arasındadır. Onlara sözü verilen, doğru bir sözdür.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerini bağışlarız; onlar cennet halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Bekir Sadak

Iste, islediklerini en guzel sekilde kabul ettigimiz ve kotuluklerini gectigimiz bu kimseler, cennetlikler icindedirler. Bu, verilen dogru bir sozdur.

Celal Yıldırım

İşte bunların yapageldiklerinin en güzelini kabul eder; işledikleri kötülüklerinden vazgeçeriz (cezalandırmayız). Bunlar Cennet ehli arasındadırlar. Bu, va'dolundukları doğru sözdür (ki mutlaka yerini bulacaktır).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte cennetlikler arasında olan bu kimselerin yaptıkları güzel işleri kabul ederiz, kötülüklerini de görmezden geliriz. Bu kendilerine yapılagelen gerçek vaaddir.

Diyanet İşleri

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

Diyanet İşleri (eski)

İşte, işlediklerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler, cennetlikler içindedirler. Bu, verilen doğru bir sözdür.

Diyanet Vakfi

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir sözdür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte yaptıklarının en güzelini kendilerinden kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu onlara vaad edilmiş olan dosdoğru bir sözdür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte kendilerinden yaptıklannın en güzelini kabul buyuracağımız ve günahlarını sileceğimiz bu kimseler, cennetlikler arasında seçkin kişilerdir. Bu, va'dolunmakta oldukları şaşmaz doğru va'd iledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar Eshabı Cennet içinde o mumtazlardır ki kendilerinden yaptıkları amellerin en güzelini kabullanacağız ve günahlarından geçeceğiz, bu şaşmaz doğru va'd iledir ki va'd olunmakta bulunuyorlar

Erhan Aktaş

Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Fizilal-il Kuran

Onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların günahlarını bağışlarız, cennet halkı arasındadırlar. Bu dünyada kendilerine söylenen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Gültekin Onan

İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara vaadolunan doğru bir vaaddir.

Hamdi Döndüren

İşte onlar öyle kimselerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerinden geçeriz. İşte bunlar cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Hasan Basri Çantay

İşte bunlar —ki cennet yaranı içindedirler— işlediklerinin en güzel (ler) ini kabul edeceğimiz, günahlarından geçeceğimiz kimselerdir. (Bu), onların va'd olunageldikleri dosdoğru bir söz vermedir.

Hasib Asutay

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günâhlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir sözdür.

Hayrat Neşriyat

İşte onlar, kendilerinden yaptıklarının en güzelini kabûl edeceğimiz (mükâfatlarını buna göre vereceğimiz) ve kötülüklerinden vazgeçeceğimiz, Cennet ehli arasında bulunan kimselerdir. (Bu, dünyada iken) söz verilmekte oldukları sâdık va'ddir.

İbni Kesir

İşte bunlar, cennetliklerdendirler. Yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz ve kötülüklerinden vazgeçeceğimiz kimselerdir. Bu; onlara vaadolunan dosdoğru bir vaaddir.

Mehmet Okuyan

İşte, yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kişiler cennet halkı arasındadır. Bu, kendilerine verilen doğru bir söz olarak (böyledir).

Muhammed Esed

Onlar (öyle) kişilerdir ki, Biz yaptıklarının iyilerini kabul ederiz ve kötü fiillerini de görmezden geliriz; (onlar,) kendilerine (bu dünyada) verilen doğru sözün tutulmasıyla cennet sakinleri arasına katılacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

İşte bunlar, yaptıklarının en iyilerini kabul edip kötülüklerinin de üstünü çizeceğimiz kimselerdir: Verilmiş olan söze sadakatin bir gereği olarak, cennet ehli arasındaki yerlerini alacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte onlar, o kimselerdir ki, onlardan işlediklerinin en güzelini kabul ederiz ve onların günahlarından geçeriz, cennet ashâbı arasındadırlar. (Bu) Bir sâdık vaad iledir ki, onlar vaadolunmuş bulunmaktadırlar.

Ömer Öngüt

İşlediklerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz kimseler, cennet halkı arasındadırlar. Bu onlara vaad olunan dosdoğru bir vaaddir.

Suat Yıldırım

İşte Biz, onların yaptıkları en güzel işlerini, taatlerini kabul edip, günahlarını affedeceğiz. Bunlar cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara söz verilen gerçek bir vaaddir.

Süleyman Ateş

Onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerinden geçeriz, cennet halkı arasındadırlar. Bu, (dünyada) kendilerine söylenen doğru söz(ün gerçekleşmesi)dir.

Süleymaniye Vakfı

İşte bunlar; amellerini, en güzelini (esas alarak) kabul edeceğimiz, kötülüklerine bakmayacağımız ve Cennet ahalisi içine alacağımız kimselerdir. Bu, kendilerine yapılan doğru vaadin gereğidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bunlar, kendilerine verilen söz gereği, kabahatlerine bakmayıp yaptıklarının en güzelini esas alarak Cennet ahalisi arasına soktuğumuz kimselerdir.

Şaban Piriş

İşte onlar, yaptıklarını en iyi şekilde kabul ettiğimiz, günahlarını geçtiğimiz, cennet halkı içinde olanlardır. Kendilerine yapılan vaad, dosdoğru bir vaaddir.

Tefhim-ul Kuran

İşte bunlar; yapmakta olduklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara va'dolunan dosdoğru bir vaaddir.

Ümit Şimşek

Onlar, Cennet ehli içinde olan ve yaptıklarının en güzelini kabul edip günahlarını bağışladığımız kimselerdir. Bu, kendilerine verilmiş olan dosdoğru bir sözdür.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar, cennet halkı arasında o kimselerdir ki, yaptıklarının en güzelini kabul ederiz, çirkinliklerini görmezlikten geliriz. Bu onlara verilmiş olan şaşmaz vaattir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Belələri, əməllərinin ən yaxşısını qəbul edəcəyimiz, günahlarından keçəcəyimiz və Cənnət əhli içərisinə daxil edəcəyimiz kimsələrdir. Bu onlara verilmiş doğru vəddir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Belələri (dünyadakı) yaxşı əməllərini qəbul edəcəyimiz, günahlarından keçəcəyimiz və onlara verilmiş doğru vəʼdə görə cənnət əhli içərisində olacaq kimsələrdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Von diesen nehmen Wir die guten Werke an. Ihnen vergeben Wir ihre üblen Taten und reihen sie unter die Paradiesbewohner. Das ist die wahre Verheißung, die ihnen im Diesseits gemacht wurde.

Almanca — Der Edle Quran

Das sind diejenigen, von denen Wir das Beste von dem, was sie getan haben, annehmen und über deren böse Taten Wir hinwegsehen, unter den Insassen des (Paradies)gartens - (dies ist) das wahrhaftige Versprechen, das ihnen stets gegeben wurde.

Almanca — M. A. Rassoul

Das sind die, von denen Wir die guten Werke annehmen, die sie getan haben, und deren üble Werke Wir übergehen.(Sie gehören) zu den Bewohnern des Paradieses - in Erfüllung der wahrhaftigen Verheißung, die ihnen verheißen wurde.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diese sind diejenigen, von denen WIR das Beste von dem, was sie taten, annehmen und deren gottmißfälligen Taten WIR nachsehen mit den Weggenossen der Dschanna. Dies ist das Versprechen der Wahrheit, das ihnen stets versprochen wurde.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These are they whose best deeds will Allah count to them for righteousness, and ignore their wrong doings and quit them all His debt, and destine them to make abode in the beatitude of heaven: a Divine assurance of future blessing they have been promised.

Abdul Haleem

We accept from such people the best of what they do and We overlook their bad deeds. They will be among the people of Paradise- the true promise that has been given to them.

Abdullah Yusuf Ali

Such are they from whom We shall accept the best of their deeds and pass by their ill deeds: (They shall be) among the Companions of the Garden: a promise! of truth, which was made to them (in this life).

Abul A'la Maududi

Such are those from whom We accept their best deeds and whose evil deeds We overlook. They will be among the people of Paradise in consonance with the true promise made to them.

Aisha Bewley

Those are people whose best deeds will be accepted and whose wrong deeds will be overlooked. They are among the Companions of the Garden, in fulfilment of the true promise made to them.

Al-Hilali & Khan

They are those from whom We shall accept the best of their deeds and overlook their evil deeds. (They shall be) among the dwellers of Paradise - a promise of truth, which they have been promised.

Ali Quli Qarai

Such are the ones from whom We accept the best of what they do, and overlook their misdeeds, [who will be] among the inhabitants of paradise —a true promise which they had been given.

Amatul Rahman Omar

Such are the people the best of whose deeds We accept and reward, and whose evil deeds We pass over. (They shall be) among the owners of Paradise, (in fulfillment of) the true promise which was made to them.

Arthur John Arberry

Those are they from whom We shall accept the best of what they have done, and We shall pass over their evil deeds. They are among the inhabitants of Paradise -- the promise of the very truth, which they were promised.

Bijan Moeinian

I will accept such person’s good deed and cover his wrongdoings. Such person will inhabit in Paradise as I have truly promised.

E. Henry Palmer

There are those from whom we accept the best of what they have done, and we pass over their offences - amongst the fellows of Paradise; the promise of truth which they have been promised.

Edip-Layth

It is from these that We accept the best of their deeds, and We shall overlook their sins, among the dwellers of Paradise. This is the promise of truth that they had been promised.

George Sale

These are they from whom We accept the good work which they have wrought, and whose evil works We pass by; and they shall be among the inhabitants of paradise: This is a true promise, which they are promised in this world.

Hamid S. Aziz

These are they from whom We accept the best of what they have done and pass over their evil deeds; (they are) among the dwellers of the Garden; the promise of truth which they were promised.

Mahmoud Ghali

Those are they from whom We will (graciously) accept the fairest of what they have done, and We will pass over their odious deeds; (they will be) among the companions (i. e., inhabitants) of the Garden-the promise of sincerity which they were promised.

Marmaduke Pickthall

Those are they from whom We accept the best of what they do, and overlook their evil deeds. (They are) among the owners of the Garden. This is the true promise which they were promised (in the world).

Mohamed Ahmed - Samira

They are those from whom We accept the very best of what they have done, and overlook their faults. They will be among the inmates of Paradise: A true promise they have been made.

Muhammad Asad

It is [such as] these from whom We shall accept the best that they ever did, and whose bad deeds We shall overlook: [they will find themselves] among those who are destined for paradise, in fulfillment of the true promise which they were given [in this world].

Mustafa Khattab

It is from these ˹people˺ that We will accept the good they did, and overlook their misdeeds—along with the residents of Paradise, ˹in fulfilment of˺ the true promise they have been given.

Progressive Muslims

It is from these that We accept the best of their deeds, and We shall overlook their sins, among the dwellers of Paradise. This is the promise of truth that they had been promised.

Sahih International

Those are the ones from whom We will accept the best of what they did and overlook their misdeeds, [their being] among the companions of Paradise. [That is] the promise of truth which they had been promised.

Sam Gerrans

Those are they from whom We will accept the best of what they did, and will overlook their evil deeds — among the companions of the Garden: the promise of truth which they were promised!

Shabbir Ahmed

Such are those from whom We accept the best of their deeds and We shall absolve their imperfections. They are among the dwellers of Paradise. This is the True Promise that is made to them. ('Best of their deeds' indicates Allah's Reward surpassing the best of the best).

Syed Vickar Ahamed

They are such (people) from whom We shall accept the best of their deeds and overlook their bad deeds: (They shall be) among the companions of the Paradise: A promise of truth, which was made to them (in this life).

Taqi Usmani

Such are the people from whom We accept the best of what they did, and overlook their evil deeds, (so as they will be) among the people of Paradise according to the true promise that was made to them.

The Monotheist Group

It is from these that We accept the best of their deeds, and We shall overlook their sins, among the dwellers of the Paradise. This is the promise of truth that they had been promised.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ce sont ceux-là dont Nous acceptons le meilleur de ce quʹils œuvrent et passons sur leurs méfaits, (ils seront) parmi les gens du Paradis, selon la promesse véridique qui leur était faite.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha ew in, ên ku em ê spehîtirê ya ku kirine ji wan qebûl bikin, em ê li gunehên wan biburin û ew di nava xelkê bihiştê de ne. Ev e, peymana rast a ku ji wan re hatiye dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zijn het van wie Wij het beste dat zij deden aannemen en van wie Wij de slechte daden overslaan; zij zijn bij hen die in de tuin thuishoren. Dat is de betrouwbare toezegging die aan hen gedaan is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit zijn zij, van welke wij de goede werken aannemen, welke zij hebben verricht, en wier slechte daden wij voorbij gaan; en zij zullen onder de bewoners van het paradijs zijn: Dit is eene ware belofte, welke in deze wereld is gedaan.

Hollandaca — Siregar

Zij zijn degenen van wie Wij het beste aanvaarden van wat zij verrichtten, en Wij wissen hun slechte daden uit, (zij zijn) tezamen met de bewoners van het Paradijs, als een ware belofte die hun is gedaan.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те, от которых Мы принимаем лучшее (из праведных деяний), что они совершили, и прощаем (им) их плохие поступки, – среди обитателей Рая, по правдивому обещанию, которое было им обещано (Аллахом).

Rusça — Osmanov

Те, от которых Мы приемлем наилучшее из того, что они вершили, и которым прощаем их злые деяния, будут среди обитателей рая, согласно истинному обету, данному им.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Av vad sådana (människor) gjort skall Vi tillgodoräkna dem det bästa och Vi skall överse med deras dåliga handlingar; (ja, de skall vara) bland paradisets arvtagare enligt det sanna löfte som de har fått (genom profeterna).