Fussilet Suresi 5. Ayet — Elfaz
Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."
1وَقَالُواve ḳālūve dediler kiBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3فِيfīiçinde varHarf-i Cer
4اَكِنَّةٍekinnetinkılıflarİsimك ن نÖrtmek, gizlemek, sır olarak saklamak, görünmez kılmak, saklı, sığınak, örtü/peçe
5مِمَّاmimmāşeye karşıHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6تَدْعُونَاted'ǔnābizi çağırdığınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
7اِلَيْهِileyhikendisineHarf-i Cer+Zamir
8وَفِيve fīve varBağlaç+Harf-i Cer
9اٰذَانِنَاāƶāninākulaklarımızdaİsim+Zamirا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
10وَقْرٌveḳrunbir ağırlıkİsimو ق رKulakta ağır olmak, sağır olmak, kulakta ağırlık, nazik olmak, merhametli olmak, saygın olmak
11وَمِنْve minveBağlaç+Harf-i Cer
12بَيْنِنَاbeyninābizim aramızda varİsim+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
13وَبَيْنِكَve beynikeve senin arandaBağlaç+İsim+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
15فَاعْمَلْfe ǎ'melsen (istediğini) yapİsti'nafiye Edatı+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat
16اِنَّنَاinnenāelbette biz deHarf-i Nasb+Zamir