Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

وَقَالُوا قُلُوبُنَا فِي اَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَا اِلَيْهِ وَفِي اٰذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ اِنَّنَا عَامِلُونَ

ve ḳālū ḳulūbunā fī ekinnetin mimmā ted'ǔnā ileyhi ve fī āƶāninā veḳrun ve min beyninā ve beynike Hicābun fe ǎ'mel innenā ǎāmilūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler ki
2قُلُوبُنَاḳulūbunāق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerimiz
3فِيiçinde var
4اَكِنَّةٍekinnetinك ن نÖrtmek, gizlemek, sır olarak saklamak, görünmez kılmak, saklı, sığınak, örtü/peçekılıflar
5مِمَّاmimmāşeye karşı
6تَدْعُونَاted'ǔnāد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekbizi çağırdığın
7اِلَيْهِileyhikendisine
8وَفِيve fīve var
9اٰذَانِنَاāƶānināا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretkulaklarımızda
10وَقْرٌveḳrunو ق رKulakta ağır olmak, sağır olmak, kulakta ağırlık, nazik olmak, merhametli olmak, saygın olmakbir ağırlık
11وَمِنْve minve
12بَيْنِنَاbeynināب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinbizim aramızda var
13وَبَيْنِكَve beynikeب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinve senin aranda
14حِجَابٌHicābunح ج بEngelleme/önleme/engelleyen/gizleyen/örten/koruyan/araya giren, saklamak, soyutlamak, bir şeyi örtmek/gizlemek/saklamak/gizlemek, iki şey arasına girmek.bir perde
15فَاعْمَلْfe ǎ'melع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatsen (istediğini) yap
16اِنَّنَاinnenāelbette biz de
17عَامِلُونَǎāmilūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyoruz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve derler ki: Bizi dâvet ettiğin şeye karşı gönüllerimizde perdeler var ve kulaklarımızda ağırlık var ve seninle bizim aramızda da bir perde var, artık sen, dinince çalış, biz de çalışmadayız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve derler ki: Bizi dâvet ettiğin şeye karşı gönüllerimizde perdeler var ve kulaklarımızda ağırlık var ve seninle bizim aramızda da bir perde var, artık sen, dinince çalış, biz de çalışmadayız.

Adem Uğur

Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız!

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı bilinçlerimiz koza içindedir, kulaklarımızda bir ağır işitme var; bizimle senin aranda da bir perde mevcut! Artık yap elinden geleni; muhakkak ki biz de yapmaktayız. "

Ahmet Tekin

'Kalplerimiz kılıf içinde, kaşarlaşmış. Bizi davet ettiğin şeylerle ilgisi yok. Kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda bir perde var. Onun için, sen bilinçli olarak görevini yap, biz bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz.' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda da bir ağırlık var. Bizimle senin aranda da bir perde var. Artık sen (bildiğini) yap, biz de (bildiğimizi) yapıyoruz.'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalblerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, sana) onlar şöyle dediler: “- Senin bizi dâvet ettiğin Kur’an’dan kalblerimiz örtüler içindedir (dediğini anlamıyoruz). Kulaklarımızda da bir ağırlık var ve bizimle senin aranda bir perde mevcuttur. O halde sen dinin üzere çalış, biz de dinimiz üzere çalışacağız.”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı yüreklerimiz kapalıdır; kulaklarımızda ağırlık ve aramızda bir perde vardır. Yap bakalım; aslında, biz de yapmaya devam edeceğiz!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Bizi çağırdığın şeye karşılık kalplerimiz perdelenmiştir. Kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda da bir perde vardır. Sen istediğini yap, biz de istediğimizi yapacağız" dediler.

Bekir Sadak

(2-5) Bu Kitap, merhametli olan Allah katindan indirilmedir; bilen bir millet icin mujdeci ve uyarici olmak uzere arabca okunarak, ayetleri uzun uzun aciklanmistir. Ama insanlarin cogu yuz cevirmistir, onlar isitmezler de: «Bizi cagirdigin seye karsi kalblerimiz kapalidir, kulaklarimizda agirlik, bizimle senin aranda anlasmamiza engel vardir; istedigini yap, biz de yapacagiz» derler.

Celal Yıldırım

«Bizi çağırdığın şeye karşı kalbimiz kılıflıdır; kulaklarımızda ise ağırlık vardır ve bizimle senin aramızda gerili bir perde bulunuyordun Sen yap yapacağını, doğrusu biz de yapıyoruz.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Dediler ki: “Bizi çağırdığın şeylere karşı kalplerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da sağırlık var; bir de seninle bizim aramızda perde bulunmaktadır. Sen yapacağını yap, biz de yapmaktayız!”

Diyanet İşleri

Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

Diyanet İşleri (eski)

(2-5) Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: 'Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız' derler.

Diyanet Vakfi

Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar: «Ey Muhammed! Senin bizi davet ettiğin şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda anlaşmamıza engel bir de perde vardır. Sen istediğini yap, çünkü biz yapıyoruz» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve şöyle demektedirler: "Kalplerimiz, senin bizi çağırdığın şeye karşı örtüler içinde, kulaklarımızda da bir ağırlık var ve seninle aramıza bir gergi (perde) çekilmiştir. Haydi, yap yapacağını çünkü biz yapıyoruz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şöyle demektedirler: kalblerimiz senin bizi çağırdığın şeyden örtüler içinde, kulaklarımızda da bir ağırlık var ve seninle bizim aramızdan bir gerki çekilmiştir, haydi yap yapacağını, çünkü biz yapıyoruz.

Erhan Aktaş

"Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.

Fizilal-il Kuran

Dediler ki: «Ey Muhammed! Bizi çağırdığın şeye karşı kalbimiz kapalıdır, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde vardır. Sen istediğini yap, biz de istediğimizi yapıyoruz.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz."

Hamdi Döndüren

Onlar dediler ki: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır; kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Onun için, sen (istediğini) yap, çünkü biz de yapıyoruz!”

Hasan Basri Çantay

Onlar "Bizi kendisine da'vet edegeldiğin şeyden kalblerimiz örtüler içindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. O halde sen (dinince) amel (ve hareket) et. Biz de şübhesiz (dinimize göre) amel (ve hareket) ediciyiz" derler.

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtü içindedir. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. (2) Öyle ise, sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de yapmaktayız'. (2. Din farklılığı.)

Hayrat Neşriyat

Ve dediler ki: 'Bizi kendisine da'vet ettiğin şeyden (dolayı), kalblerimiz örtüler içindedir (ne yapsan inanmayacağız) ve kulaklarımızda bir ağırlık vardır (ne söylesen dinlemeyeceğiz) ve seninle bizim aramızda bir perde vardır (ne göstersen görmeyeceğiz). Artık(sen yapacağını) yap; muhakkak ki biz (öyle) yapanlarız!'

İbni Kesir

Bizi, çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda bir perde var. Sen; istediğini yap, biz de yapıcılarız, dediler

Mehmet Okuyan

(İnkârcılar) şöyle demişlerdi: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir (s)ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. (Sen istediğini) yap; biz de yapanlarız!”

Muhammed Esed

ve "(Ey Muhammed!)" derler, "Kalplerimiz bizi çağırdığın her şeye kapalıdır, kulaklarımız sağırdır ve bizimle senin aranda bir engel vardır. Öyleyse, sen (ne istersen) yap, unutma ki biz de (her zaman yaptığımızı) yine yapacağız!"

Mustafa İslamoğlu

Bir de dönüp derler ki: "Kalplerimiz bizi çağırdığın şeye kapalıdır, kulaklarımızda kurşun vardır; dahası aramızda aşılmaz bir engel vardır. Şu halde sen (elinden geleni) yap, unutma ki biz de (elimizden ne geliyorsa onu) yapacağız!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve dediler ki: «Kendisine bizi davet ettiğin şeyden bizim kalplerimiz örtüler içindedir. Ve bizim kulaklarımızda bir ağırlık vardır. Ve bizim aramızdan ve senin arandan bir perde vardır. Artık sen (kendi dinine göre) amel et. Şüphe yok ki, biz de (kendi dinimize göre) amel edicileriz.»

Ömer Öngüt

Ve dediler ki: "Bizi dâvet ettiğin şeye karşı kalplerimiz örtülüdür. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Sen istediğini yap, biz de yapıyoruz. "

Suat Yıldırım

Ve derler ki: "Senin bizi dâvet ettiğin inançlara karşı kalplerimiz kapalıdır, örtüler içindedir; kulaklarımızda da ağırlık bulunmaktadır. Hem aramızda bir perde çekilmiştir. Artık bu durumda yapacağın bir şey varsa yap, biz de bildiğimiz gibi yapmaya devam edeceğiz!"

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kılıflar içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen (istediğini) yap, biz de (istediğimizi) yapıyoruz."

Süleymaniye Vakfı

Onlar şöyle dediler: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kat kat örtülü, kulaklarımızda da tıkaç var. Seninle aramızda bir engel bulunmaktadır. Sen yapacağını yap, biz zaten yapıyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şunu söylerler: "Senin çağrına gönlümüz kapalı, kulaklarımız tıkalıdır; aramızda da perde var. Bizim işimiz yolunda; sen kendi işine bak."

Şaban Piriş

-Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Ve dediler ki: «Bizi kendisine çağırmakta olduğun şeye karşı kalblerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda da bir perde vardır. Artık sen (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz.»

Ümit Şimşek

Dediler ki: 'Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda ağırlık, seninle bizim aramızda da perde var. Artık ne yapacaksan yap; biz de yapacağız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Bizi çağırdığı o şeye karşı kalplerimiz kılıflar içinde; kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde var. O halde, sen işini yap, muhakkak biz de işimizi yapacağız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar deyirlər: “Sənin bizi dəvət etdiyinə qarşı qəlbimiz qapalıdır, qulaqlarımızda tıxac vardır, bizimlə sənin arana pərdə çəkilmişdir. Sən işində ol, biz də öz işimizdə olacağıq!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Onlar deyərlər: ″Sənin bizi dəʼvət etdiyinə (tövhid dininə) qarşı qəlblərimiz örtülü, qulaqlarımız da kardır və bizimlə sənin aranda pərdə vardır. Sən (öz dininə) əməl et, biz də (öz dinimizə) əməl etməkdəyik! (Sən öz istədiyini et, biz də öz istədiyimizi!)″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺUnsere Herzen sind gegen deinen Aufruf fest verhüllt und verschlossen, unsere Ohren sind mit Taubheit geschlagen, und zwischen uns ist eine undurchlässige Trennwand. Mache was du willst, auch wir machen, was wir wollen!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagen: ʺUnsere Herzen sind in Hüllen vor dem, wozu du uns aufrufst, und in unseren Ohren ist Schwerhörigkeit, und zwischen uns und dir ist ein Vorhang. Handle also, wir werden ebenfalls handeln.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie sagen: ʺUnsere Herzen sind vor dem verhüllt, wozu du uns berufst, und unsere Ohren sind taub, und zwischen uns und dir ist eine Scheidewand. So handle, auch wir handeln.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie sagten: ʺUnsere Herzen sind unter Bedeckung dem gegenüber, wozu du uns rufst, und in unseren Ohren ist Schwerhörigkeit, und zwischen uns und dir gibt es einen Sichtschutz, also handle! Gewiß, wir handeln ebenfalls.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And they say: "Our hearts O Muhammad are shielded against what you induce us to accept as a matter of fact, and our ears are deaf and in fact you might say there is a screen interposed between us and you, and so, you just proceed as you have begun; we are doing what we will".

Abdul Haleem

They say, ‘Our hearts are encased against [the faith] you call us to; our ears are heavy; there is a barrier between us and you. So you do whatever you want, and so shall we.’

Abdullah Yusuf Ali

They say: "Our hearts are under veils, (concealed) from that to which thou dost invite us, and in our ears in a deafness, and between us and thee is a screen: so do thou (what thou wilt); for us, we shall do (what we will!)"

Abul A'la Maududi

They say: "Our hearts are securely wrapped up against what you call us to, and in our ears is a heaviness, and between you and us there is a veil. So act; we too are acting."

Aisha Bewley

They say, ‘Our hearts are covered up against what you call us to and there is a heaviness in our ears. There is a screen between us and you. So act – we are certainly acting.’

Al-Hilali & Khan

And they say: "Our hearts are under coverings (screened) from that to which you invite us; and in our ears is deafness, and between us and you is a screen: so work you (on your way); verily, we are working (on our way)."

Ali Quli Qarai

They say, ‘Our hearts are in veils [which shut them off] from what you invite us to, and there is a deafness in our ears, and there is a curtain between us and you. So act [as your faith requires]; we too are acting [according to our own].’

Amatul Rahman Omar

And they say, `Our hearts are (fortified) within a covering against that (Book) towards which you call us. We are deaf in the ear and there exists a barrier between us and you. So carry on your work (according to your creed) and surely we are the workers (in accordance with our own doctrines).'

Arthur John Arberry

They say, 'Our hearts are veiled from what thou callest us to, and in our ears is a heaviness, and between us and thee there is a veil; so act; we are acting!'

Bijan Moeinian

The disbelievers say: "Qur’an has no way open to reach our hearts. It has divided us; you go your way and we will follow ours."

E. Henry Palmer

and say, 'Our hearts are veiled from what thou dost call us to, and in our ears is dullness, and between us and thee there is a veil. Act thou; verily, we are acting too!'

Edip-Layth

They said, "Our hearts are sealed from what you invite us to, in our ears is deafness, and there is a barrier between us and you. So do what you will, and so will we."

George Sale

And they say, our hearts are veiled from the doctrine to which thou invitest us; and there is a deafness in our ears, and a curtain between us and thee: Wherefore act thou, as thou shalt think fit; for we shall act according to our own sentiments.

Hamid S. Aziz

And they say, "Our heart are under veils from that to which you call us, and there is a deafness in our ears, and a screen hangs between us and you. So do you (as you will), we too are doing (what we will)."

Mahmoud Ghali

And they have said, "Our hearts are under lids (literally: into lids) from what you call us to, and in our ears is an obstruction, and between us and you (The Prophet) is a curtain; so do (according to your belief); surely we are doing (according to ours). "

Marmaduke Pickthall

And they say: Our hearts are protected from that unto which thou (O Muhammad) callest us, and in our ears there is a deafness, and between us and thee there is a veil. Act, then. Lo! we also shall be acting.

Mohamed Ahmed - Samira

And say: "Our hearts are immured against what you call us to. There is a deafness in our ears, and a veil lies between us and you. So act (your way), we are acting (ours)."

Muhammad Asad

and so they say, [as it were:] "Our hearts are veiled from whatever thou callest us to, [O Muhammad,] and in our ears is deafness, and between us and thee is a barrier. Do, then, [whatever thou wilt, whereas,] behold, we shall do [as we have always done]!"

Mustafa Khattab

They say, "Our hearts are veiled against what you are calling us to, there is deafness in our ears, and there is a barrier between us and you. So do ˹whatever you want˺ and so shall we!"

Progressive Muslims

And they said: "Our hearts are sealed from what you invite us to, and in our ears is a deafness, and there is a barrier between us and you. So do what you will, and so will we."

Sahih International

And they say, "Our hearts are within coverings from that to which you invite us, and in our ears is deafness, and between us and you is a partition, so work; indeed, we are working. "

Sam Gerrans

And they say: “Upon our hearts are coverings against that to which thou invitest us, and in our ears is deafness, and between us and thee is a partition; then work thou — we are working.”

Shabbir Ahmed

And so they say, "Our hearts are veiled from what you invite us to, and (consider) there is deafness in our ears, and that between us and you is a barrier. So, do as you will (mind your business), and, behold, we shall do as we have been doing."

Syed Vickar Ahamed

And they (those who do not hear) say: "Our hearts are (hidden) behind veils, from that to which you invite us; And in our ears is a deafness, and between us and you is a screen: So you do (whatever you wish); As for us, we shall do (whatever we wish!)"

Taqi Usmani

And they say, "Our hearts are (wrapped) in covers against that (faith) to which you invite us, and there is deafness in our ears, and there is a barrier between you and us. So, do (in your way). We too are doing (in our own way)".

The Monotheist Group

And they said: "Our hearts are sealed from what you invite us to, and in our ears is a deafness, and there is a barrier between us and you. So do what you will, and so will we."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils dirent: ʺNos cœurs sont voilés contre ce à quoi tu nous appelles, nos oreilles sont sourdes. Et entre nous et toi, il y a une cloison. Agis donc de ton côté; nous agissons du nôtre.ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Muşrikan got: Dilên me, li bara doza ku tu me bi bal ve gazî dikî, girtî ne. Di guhên me de giraniyek heye û di navbera me û te de jî perdeyek heye, vêca tu wekî xwe bike, em ê jî wekî xwe bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij zeggen: ʺOnze harten zijn in hoezen afgesloten van dat waartoe jij ons oproept, in onze oren is hardhorendheid en tussen jou en ons is een afscheiding. Handel dan maar, wij zullen het ook doen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij zeggen: onze harten zijn gesluierd voor de leer waartoe gij ons uitnoodigt; er is doofheid in onze ooren, en eene gordijn tusschen ons en ulieden; handel dus zooals gij gepast zult oordeelen; want wij zullen handelen overeenkomstig onze eigene gevoelens.

Hollandaca — Siregar

En zij zeiden: ʺOnze harten zijn verhuld voor dat waar jij (O Moehammad) ons toe oproept, en in onze oren is doofheid en tussen en ons en jou is een afscheiding. Werk dan (op jouw manier), voorwaar, wij werken (op onze manier).ʺ

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И сказали они [отвернувшиеся неверующие] (пророку Мухаммаду): «Сердца наши в покровах [закрыты] к тому, к чему ты призываешь нас [мы не можем понять это], и в ушах наших глухота [мы не слышим истину], и между нами и тобой завеса (которая удерживает нас от того, чтобы последовать твоему призыву). Действуй же (по своей вере), ведь поистине мы (тоже) действуем (по нашей вере)!»

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och de säger: ʺVåra hjärtan är övertäckta så att dina ord inte når fram, och våra öron har täppts till och ett hinder har rests mellan oss och dig. Handla nu (som du anser bäst); vi skall handla (som vi anser bäst)!ʺ