Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَاَعْرَضَ اَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

beşīran ve neƶīran fe eǎ'raDe ekṧeruhum fe hum lā yesmeǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1بَشِيرًاbeşīranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdeleyici olarak
2وَنَذِيرًاve neƶīranن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarıcı olarak
3فَاَعْرَضَfe eǎ'raDeع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.fakat yüz çevirmiştir
4اَكْثَرُهُمْekṧeruhumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çokları
5فَهُمْfe humonlar
6لَا
7يَسْمَعُونَyesmeǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitmezler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Müjdecidir ve korkutucu, fakat çoğu yüz çevirmiştir, onlar, duymazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Müjdecidir ve korkutucu, fakat çoğu yüz çevirmiştir, onlar, duymazlar.

Adem Uğur

Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.

Ahmed Hulusi

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. . . (Ne var ki) onların çoğunluğu (bu gerçeklerden) yüz çevirmiştir! Onlar işitmezler!

Ahmet Tekin

Allah’ın rahmetini, merhametini, ihsanını, sevgisini müjdeleyici; sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı bir kitaptır. Fakat onların çoğu Kur’ân ile ilgilenmedi, Kur’ân’ın dinlenmesine, benimsenmesine, öğretilmesine, ilkelerinin yaşanmasına engel tedbirler aldılar. Onlar Kur’ân’a kulak vermiyorlar.

Ahmet Varol

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Ama onların çoğu yüz çevirdi. Artık onlar duymazlar.

Ali Bulaç

Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

Ali Fikri Yavuz

Hem (cenneti) müjdeleyici, hem (ateşten) korkutucu olarak... Fakat onların (Mekke kâfirlerinin) çoğu, (Kur’an’dan) yüz çevirdiler. Artık onlar dinleyip hakkı kabul etmezler.

Ali Rıza Safa

Muştulayıcı ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir; artık duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Buna rağmen onların çoğu yüz çevirip dinlemezler.

Bekir Sadak

(2-5) Bu Kitap, merhametli olan Allah katindan indirilmedir; bilen bir millet icin mujdeci ve uyarici olmak uzere arabca okunarak, ayetleri uzun uzun aciklanmistir. Ama insanlarin cogu yuz cevirmistir, onlar isitmezler de: «Bizi cagirdigin seye karsi kalblerimiz kapalidir, kulaklarimizda agirlik, bizimle senin aranda anlasmamiza engel vardir; istedigini yap, biz de yapacagiz» derler.

Celal Yıldırım

Hem müjde verici, hem uyarıcıdır. Buna rağmen onların çoğu yüzçevirmişlerdir, işitmemektedirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirilmiştir ama çokları yüz çevirdi, artık onu işitmezler.

Diyanet İşleri

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

Diyanet İşleri (eski)

(2-5) Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: 'Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız' derler.

Diyanet Vakfi

Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat insanların çoğu yüz çevirmişlerdir. Artık onlar gerçeği işitmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem müjdeci olarak, hem gocundurucu; onun için çokları onlara başını çevirmiştir de işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem müjdeci olarak hem gocundurucu, onun için çokları başını çevirmiştir de onlar işitmezler.

Erhan Aktaş

Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

Fizilal-il Kuran

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat insanların çoğu onu düşünüp kabul etmekten yüz çevirmiştir. Onlar işitmezler.

Gültekin Onan

Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

Hamdi Döndüren

Bu kitap hem müjdeleyici hem uyarıcıdır. Ama onların çoğu yüz çevirdi. Artık onlar işitmezler.

Hasan Basri Çantay

(2-3-4) (Bu), ayetleri — bilecek (anlayacak) her hangi bir kavm için — ayrı ayrı açıklanmış, (hükmünce amel edenlere) müjdeler verici, (muhaaliflerini başlarına gelecek fena akıbetlerle) korkutucu, Arabca bir Kur'an olmak üzere Rahman (ve) Rahıym tarafından indirilmiş bir kitabdır. (Böyle iken) onların çoğu (bunu düşünüb kabulden) yüz çevirmişdir. Artık dinlemezler onlar.

Hasib Asutay

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir). Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar dinlemezler.

Hayrat Neşriyat

(3-4) Bilecek bir kavim için Arabca bir Kur’ân olarak âyetleri açıklanmış, müjdeleyicive (aynı zamanda) korkutucu bir kitabdır. Fakat onların çoğu, (o Kitab’dan) yüz çevirdi; artık onlar (onun hakikatini) işitmezler.

İbni Kesir

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Ama onların çoğu yüz çevirmiştir, artık onlar işitmezler.

Mehmet Okuyan

(Bu), ayetleri Arapça bir Kur’an olarak açıklanmış, bilen bir toplum için müjdeleyici ve uyarıcı olarak (indirilmiş) bir kitaptır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler.

Muhammed Esed

güzel haberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat (bu ilahi kelam insanlara ne zaman tebliğ edilse) çoğu yüz çevirir ki (mesajını) duymasınlar;

Mustafa İslamoğlu

bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak: ama (uyarılanlar var ya), onların çoğu yüz çevirmiştir; artık onlar işitmezler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Müjdeleyici ve korkutucu olarak (indirilmiştir). Fakat onların çoğu yüz çevirmişlerdir. Artık onlar dinlemezler.

Ömer Öngüt

Müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir, artık dinlemezler.

Suat Yıldırım

Bu kitap, Allah’ın rahmeti ile müjdelemek, cezasını haber vererek uyarmak için gönderildi. Buna rağmen insanların çoğu ondan yüz çevirdiler. Onlar artık dinlemezler.

Süleyman Ateş

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir). Fakat çokları yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

Süleymaniye Vakfı

Müjdeleyici ve uyarıcı olsun diye (açıklanmıştır). Fakat onların /insanların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Kitap) Müjdeleyen ve uyaran bir yapıdadır ama çokları ondan yüz çevirir; dinlemezler.

Şaban Piriş

Müjdeci ve uyarıcıdır. Oysa çokları işitmeyerek yüz çevirmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Bir müjde verici ve bir uyarıcı korkutucu olarak. Ama onların çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

Ümit Şimşek

Hem müjdeleyici, hem de uyarıcı olarak indirilmiştir. Fakat çokları ona sırtlarını döndüler; kulak vermiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Muştulayıcı ve uyarıcı olarak. Onların pek çoğu yüz çevirdi; kulak verip dinlemezler onlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, həm müjdə verən, həm də xəbərdar edəndir. Lakin onların çoxu üz çevirib söz eşitməzlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bu Qurʼan) həm (möʼminlərə Cənnətlə) müjdə verəndir və həm də (kafirləri cəhənnəm əzabı ilə) qorxudan. Onların (Məkkə əhlinin) əksəriyyəti (Qurʼandan) üz döndərib (onu) dinləməz (Allahın kəlamının qüdsiyyəti, hikməti haqqında düşünməz).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er stellt frohe Botschaft und Warnung dar. Die meisten jedoch wandten sich von ihm ab, als hörten sie nicht.

Almanca — Der Edle Quran

als Frohboten und als Warner. Aber die meisten von ihnen wenden sich ab, so daß sie nicht hören.

Almanca — M. A. Rassoul

als Bringer froher Botschaft und Warner. Doch die meisten von ihnen kehren sich (von ihm) ab, so daß sie (ihn) nicht hören.

Almanca — Muhammad Zaidan

Es ist ein Warner und ein Überbringer froher Botschaft. Doch dann wandten sich die meisten ab, sie hören nicht zu.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A book announcing blissful tidings to those who lift to Allah their inward sight, and intimates a cautionary advice against the denial of Allah and the disregard of the profound reverence dutiful to Him. Yet most of them deflect from the thought and turn a deaf ear.

Abdul Haleem

giving good news and warning. Yet most of them turn away and so do not hear.

Abdullah Yusuf Ali

Giving good news and admonition: yet most of them turn away, and so they hear not.

Abul A'la Maududi

one bearing good news and warning. Yet most of them turned away and are not wont to give heed.

Aisha Bewley

bringing good news and giving warning; but most of them have turned away and do not hear.

Al-Hilali & Khan

Giving glad tidings [of Paradise to the one who believes in the Oneness of Allâh (i.e. Islâmic Monotheism) and fears Allâh much (abstains from all kinds of sins and evil deeds) and loves Allâh much (performing all kinds of good deeds which He has ordained)], and warning (of punishment in the Hell-Fire to the one who disbelieves in the Oneness of Allâh), but most of them turn away, so they hear not.

Ali Quli Qarai

a bearer of good news and a warner. But most of them turn away [from it], [and] so they do not listen.

Amatul Rahman Omar

It is a bearer of good tidings and a warner, yet most of these (people) turn away (from it) because they do not (even) give (it) ear.

Arthur John Arberry

good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.

Bijan Moeinian

Qur’an informs you of the good news [for the believers] and also warns [the wrongdoers]; what a pity that most people care less.

E. Henry Palmer

a herald of glad tidings and a warning. But most of them turn aside and do not hear,

Edip-Layth

A bearer of good news, and a warner. But most of them turn away; they do not hear.

George Sale

bearing good tidings, and denouncing threats: But the greater part of them turn aside, and hearken not thereto.

Hamid S. Aziz

Giving good news and a warning, but most of them turn aside so they hear not.

Mahmoud Ghali

Bearing) good tidings and a warning; yet most of them veered away, so they do not hear.

Marmaduke Pickthall

Good tidings and a warning. But most of them turn away so that they hear not.

Mohamed Ahmed - Samira

Announcing happy news and warnings. And yet most of them are averse and do not listen,

Muhammad Asad

to be a herald of glad tidings as well as a warning. And yet, [whenever this divine writ is offered to men,] most of them turn away, so that they cannot hear [its message];

Mustafa Khattab

delivering good news and warning. Yet most of them turn away, so they do not hear.

Progressive Muslims

A bearer of good news, and a warner. But most of them turn away; they do not hear.

Sahih International

As a giver of good tidings and a warner; but most of them turn away, so they do not hear.

Sam Gerrans

As a bearer of glad tidings and a warner; but most of them turn away, so they hear not.

Shabbir Ahmed

A herald of glad news as well as a warning. Yet, most of them turn away so that they hear not.

Syed Vickar Ahamed

Giving glad tidings (good news) and warning: But yet, most of them turn away, and so they do not hear.

Taqi Usmani

as a bearer of good news and warning. Yet most of them turned away, so they do not listen.

The Monotheist Group

A bearer of good news, and a warner. But most of them turn away; they do not hear.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

annonciateur (dʹune bonne nouvelle) et avertisseur. Mais la plupart dʹentre eux se détournent; cʹest quʹils nʹentendent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew mizgîndar û hişyarker e, piraniya mirovan pişta xwe danê û ew qet dengê wê nabine xwe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

als een verkondiger van goed nieuws en een waarschuwer. Maar de meesten van hen wenden zich af; zij luisteren dus niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Brengende goede tijdingen, en bedreigingen aankondigende, maar het meerendeel hunner wendt zich af en luistert niet daarnaar.

Hollandaca — Siregar

Als een verkondiger van verheugende tijdingen en een waarschuwer, maar de meesten van hen hebben zich er van afgewend, zij luisteren niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

в качестве вестника (радующего верующих наградой) и увещевателя (предостерегающего неверующих о наказании). Но большинство их [людей] отвернулось, и они не слушают (Слово Аллаха)!

Rusça — Osmanov

он - добрый вестник и увещеватель. Однако большая часть их не [желает] слушать

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

med varsel om hopp och glädje - och med ord till varning. Men de flesta (människor) vänder sig bort och vill inte lyssna (när den läses högt),