Fussilet Suresi 20. Ayet — Elfaz
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
1حَتّٰٓىHattānihayetİbtida (Başlangıç) Edatı
2اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
3مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4جَٓاؤُ۫هَاcā'ūhāoraya vardıklarıMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
5شَهِدَşehideşahidlik ettilerMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.
6عَلَيْهِمْǎleyhimaleyhlerineHarf-i Cer+Zamir
7سَمْعُهُمْsem'ǔhumkulaklarıİsim+Zamirس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
8وَاَبْصَارُهُمْve ebSāruhumve gözleriBağlaç+İsim+Zamirب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
9وَجُلُودُهُمْve culūduhumve derileriBağlaç+İsim+Zamirج ل دVurmak/incitmek/deriyi dövmek, kamçıyla vurmak, düşmek, zorlamak, dayanıklı/güçlü/sağlam olmak, dayanıklı veya sabırlı olmak, biriyle mücadele etmek, zorlamak/mecbur bırakmak/gerekli kılmak.
10بِمَاbimāhakkındaHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11كَانُواkānūoldukları (işler)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
12يَعْمَلُونَyeǎ'melūneyapıyor(lar)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat