Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

حَتّٰٓى اِذَا مَا جَٓاؤُ۫هَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Hattā iƶā mā cā'ūhā şehide ǎleyhim sem'ǔhum ve ebSāruhum ve culūduhum bimā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1حَتّٰٓىHattānihayet
2اِذَاiƶāzaman
3مَا
4جَٓاؤُ۫هَاcā'ūhāج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakoraya vardıkları
5شَهِدَşehideش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidlik ettiler
6عَلَيْهِمْǎleyhimaleyhlerine
7سَمْعُهُمْsem'ǔhumس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakkulakları
8وَاَبْصَارُهُمْve ebSāruhumب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıve gözleri
9وَجُلُودُهُمْve culūduhumج ل دVurmak/incitmek/deriyi dövmek, kamçıyla vurmak, düşmek, zorlamak, dayanıklı/güçlü/sağlam olmak, dayanıklı veya sabırlı olmak, biriyle mücadele etmek, zorlamak/mecbur bırakmak/gerekli kılmak.ve derileri
10بِمَاbimāhakkında
11كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları (işler)
12يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Oraya gelince de kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları şeyler hakkında, kendi aleyhlerine tanıklıkta bulunur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Oraya gelince de kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları şeyler hakkında, kendi aleyhlerine tanıklıkta bulunur.

Adem Uğur

Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.

Ahmed Hulusi

(Allah'ın düşmanları bilinçler) oraya geldiklerinde, onların sem'leri (işitme hassaları), basarları (görme hassaları) ve derileri (altındaki tüm bedenleri), tüm yaptıklarıyla onların aleyhine olarak şahitlik etti.

Ahmet Tekin

Nihayet Cehenneme geldiklerinde, kulakları, gözleri, tenleri, tenasül organları, aleyhlerine şâhitlik ederler. İşlemeye devam ettikleri günahları anlatırlar.

Ahmet Varol

Sonunda oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları hakkında aleyhlerine şahitlik eder.

Ali Bulaç

Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet ateşe geldikleri zaman, onlar (dünyada) ne yapıyordu iseler, kulakları, gözleri ve derileri hep aleyhlerine şahidlik edecektir.

Ali Rıza Safa

Sonunda oraya geldiklerinde, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları edimler için kendilerine karşı tanıklık edecektir.

Bayraktar Bayraklı

Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları amellere karşı onların aleyhine şahitlik ederler.

Bekir Sadak

Sonunda oraya varinca, kulaklari, gozleri ve derileri, yaptiklari hakkinda onlarin aleyhinde sahidlik ederler.

Celal Yıldırım

Tâ ki oraya vardıklarında, yapageldikleri şeyler sebebiyle kulakları gözleri ve derileri aleyhlerinde şâhidlik ederler.

Diyanet İşleri

Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

Diyanet İşleri (eski)

Sonunda oraya varınca, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhinde şahidlik ederler.

Diyanet Vakfi

Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hatta ona vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri neler yaptıkları konusunda aleyhlerine şahitlik ederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hatta ona vardıklarında aleyhlerine kulakları ve gözleri ve derileri şehadet eder: neler yapıyor idiyseler.

Erhan Aktaş

Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.

Fizilal-il Kuran

Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhine şahitlik ettiler.

Gültekin Onan

Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.

Hamdi Döndüren

Oraya vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları işler hakkında, onların aleyhine tanıklık ederler.

Hasan Basri Çantay

Nihayet oraya geldikleri zaman onlar ne yapıyor idiyseler, kulakları, gözleri, derileri kendilerinin aleyhinde şahidlik edecekdir.

Hasib Asutay

Nihâyet oraya geldikleri zaman, kulakları, gözleri ve derileri yapmış oldukları işler hakkında aleyhlerine şahitlik edecektir.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri, yapmakta oldukları şeyler hakkında onların aleyhine şâhidlik eder.

İbni Kesir

Nihayet oraya varınca; kulakları, gözleri ve derileri yapar oldukları şeye aleyhlerinde şehadet ederler.

Mehmet Okuyan

Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme (duyu)ları, gözleri ve derileri işledikleri şeylerle ilgili olarak onların aleyhine şahitlik edecektir.

Muhammed Esed

ve onlar (ateşe) yaklaştıklarında, kulakları, gözleri ve derileri onlara karşı tanıklık yapacak ve onların (yeryüzünde) yaptıklarını anlatacaklar.

Mustafa İslamoğlu

hatta ateşe vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri yapa geldikleri şeyler sebebiyle onlar aleyhine şahitlik eder.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet oraya geldikleri vakit, onların aleyhine ne işlemiş olduklarına dair kulakları ve gözleri ve derileri şahadette bulunmuş olur.

Ömer Öngüt

Sonunda oraya varınca kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları hakkında onların aleyhinde şâhitlik ederler.

Suat Yıldırım

Nihayet oraya ulaştıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları işleri söyleyip kendi aleyhlerinde şahitlik ederler.

Süleyman Ateş

Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları işler hakkında aleyhlerine şahidlik ettiler.

Süleymaniye Vakfı

Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri, yapıp ettikleri şeyler hakkında onların aleyhine şahitlik edecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ateş için bir araya getirilince kulakları, gözleri ve derileri, yapıp ettikleriyle aleyhlerinde şahitlik edecektir.

Şaban Piriş

Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda oraya geldikleri zaman, onların işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.

Ümit Şimşek

Oraya vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, onların işledikleri hakkında kendileri aleyhine tanıklık ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri, yapıp-ettikleri hakkında onlar aleyhine tanıklık edecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət, onlar oraya gəldikləri zaman qulaqları, gözləri və dəriləri etdikləri əməllər barəsində onların əleyhinə şahidlik edəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, onlar Cəhənnəmə gəldikdə qulaqları, gözləri və dəriləri etdikləri əməllər barəsində onların əleyhinə şəhadət verəcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie dort angekommen sind, werden ihre Ohren, ihre Gesichter und ihre Haut Zeugnis ablegen von den Untaten, die sie begangen haben.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie dann dort angekommen sind, legen ihr Gehör, ihre Augen und ihre Häute gegen sie Zeugnis ab über das, was sie zu tun pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

bis daß, wenn sie es erreichen, ihre Ohren und ihre Augen und ihre Haut Zeugnis gegen sie von dem ablegen, was sie zu tun pflegten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann wenn sie bei ihm (beim Feuer) sind, werden ihr Gehör, ihre Augen und ihre Häute Zeugnis gegen sie ablegen über das, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they have all reached the intended end, there and then shall their senses: hearing, sight and touch or skin bear witness to their deeds of iniquity.

Abdul Haleem

their ears, eyes, and skins will, when they reach it, testify against them for their misdeeds.

Abdullah Yusuf Ali

At length, when they reach the (Fire), their hearing, their sight, and their skins will bear witness against them, as to (all) their deeds.

Abul A'la Maududi

and when all have arrived, their ears, their eyes, and their skins shall bear witness against them, stating all that they had done in the life of the world.

Aisha Bewley

when they reach it, their hearing, sight and skin will testify against them concerning what they did.

Al-Hilali & Khan

Till, when they reach it (Hell-fire), their hearing (ears) and their eyes, and their skins will testify against them as to what they used to do.

Ali Quli Qarai

When they come to it, their hearing will bear witness against them and their sight and their skins concerning what they used to do.

Amatul Rahman Omar

Till, when they all reach it (- the Hell) their hearing and their eyes and their skins will be (testifying to and) bearing witness against them as to their (mis)deeds.

Arthur John Arberry

till when they are come to it, their hearing, their eyes and their skins bear witness against them concerning what they have been doing,

Bijan Moeinian

Their own ears, eyes and skins will testify against what they have been doing in this world [after all who can deny the video of his own actions?]

E. Henry Palmer

until when they come to it, their hearing and their eyesight and their skins shall bear witness against them of that which they have done.

Edip-Layth

When they come to it, their own hearing, eyes, and skins will bear witness to everything they had done.

George Sale

until, when they shall arrive thereat their ears, and their eyes, and their skins shall bear witness against them of that which they shall have wrought.

Hamid S. Aziz

Until when they come to it, their ears and their eyes and their skins shall bear witness against them as to what they did.

Mahmoud Ghali

Till, just when they come to it, their hearing, and their beholdings, (i. e., eyesight (s) and their skins testify against them concerning whatever they were doing.

Marmaduke Pickthall

Till, when they reach it, their ears and their eyes and their skins testify against them as to what they used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

So that when they reach it their ears and eyes and persons will testify to what they did.

Muhammad Asad

till, when they come close to it, their hearing and their sight and their [very] skins will bear witness against them, speaking of what they were doing [on earth].

Mustafa Khattab

When they reach it, their ears, eyes, and skin will testify against what they used to do.[1]

Progressive Muslims

When they come to it, their own hearing, eyes, and skins will bear witness to everything they had done.

Sahih International

Until, when they reach it, their hearing and their eyes and their skins will testify against them of what they used to do.

Sam Gerrans

When they have reached it, their hearing and their sight and their skins will bear witness against them as to what they did.

Shabbir Ahmed

Till, when they reach it, their hearing and their sight and their skins will bear witness against them, about all they had been doing.

Syed Vickar Ahamed

At length, when they reach the (Fire), their hearing, their sight, and their skins will speak up against them, as to (all) their actions.

Taqi Usmani

until when they will come to it, their ears and their eyes and their skins will testify against them about what they used to do.

The Monotheist Group

When they come to it, their own hearing, eyes, and skins will bear witness to everything they had done.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors, quand ils y seront, leur ouïe, leurs yeux et leurs peaux témoigneront contre eux de ce quʹils œuvraient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê dema ku ew hatin qada heşrê, guhên wan, çavên wan û çermên wan li hemberî ya ku wan (li dinyayê) kiriye dê li ser wan şahdeyiyê bidin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij daar dan gekomen zijn zal hun gehoor, hun gezicht en hun huid tegen hen getuigen over wat zij deden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Totdat, wanneer zij daar zullen aangekomen zijn, hunne ooren, hunne oogen en hunne huiden getuigenis tegen hen zullen afleggen, van datgene wat zij verricht zullen hebben.

Hollandaca — Siregar

Totdat, wanneer Zij haar (de Hel) bereiken, hun oren, en hun ogen en kun huiden tegen hen zullen getuigen, wegens wat zij plachten te doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда придут они [враги Аллаха] к нему [к Аду] (то станут отрицать свое неверие и грехи), (но) будут свидетельствовать против них слух их, их зрение и их кожи о том, что они делали [какие грехи они совершали в своей жизни].

Rusça — Osmanov

пока они не окажутся в огне. Их уши, глаза и кожа будут свидетельствовать против того, что они вершили.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och när de nått fram, skall deras öron, deras ögon och deras hud vittna mot dem om vad de gjorde.