Mü'min Suresi 34. Ayet — Elfaz
Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.
1وَلَقَدْve leḳadve andolsunBağlaç+Lam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
2جَاءَكُمْcā'ekumsize gelmiştiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
3يُوسُفُyūsufuYusufÖzel İsim
4مِنْminHarf-i Cer
6بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiaçık kanıtlarlaHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
7فَمَاfe māfakatİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
9فِيfī(olmaktan)Harf-i Cer
11مِمَّاmimmāşeyler hakkındaHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12جَاءَكُمْcā'ekumsize getirdikleriMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
13بِهِbihionunHarf-i Cer+Zamir
14حَتّٰٓىHattānihayetİbtida (Başlangıç) Edatı
15اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
16هَلَكَhelekeöldüğüMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.
17قُلْتُمْḳultumdedinizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
18لَنْlenaslaHarf-i Nefi
19يَبْعَثَyeb'ǎṧegöndermezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek
20اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
21مِنْminHarf-i Cer
22بَعْدِهِbeǎ'dihiondan sonraİsim+Zamirب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
23رَسُولًاrasūlenbir elçiİsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
24كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyleHarf-i Cer+İşaret Zamiri
25يُضِلُّyuDillusaptırırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
26اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
27مَنْmenkimseleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
28هُوَhuveoZamir