Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.

وَلَوْ اَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ مِنْ سُوءِ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَبَدَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مَا لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ

ve lev enne li(e)lleƶīne Zelemū mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu lāftedev bihi min sū'i l-ǎƶābi yevme l-ḳiyāmeti ve bedā lehum mine (a)llahi mā lem yekūnū yeHtesibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve eğer olsaydı
2اَنَّenneve eğer olsaydı
3لِلَّذِينَli(e)lleƶīneo kimseler için ki
4ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenlerin
5مَاbulunanların
6فِي
7الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
8جَمِيعًاcemīǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.tümü
9وَمِثْلَهُve miṧlehuم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.ve bir misli daha
10مَعَهُmeǎhuonunla beraber
11لَافْتَدَوْاlāftedevف د يO bir şey verdi, fidye, satın alma, onu serbest bıraktı veya özgür kıldı, müfadat - bir adamı verip karşılığında bir adam alma, bir koleksiyon.mutlaka fidye verirlerdi
12بِهِbihionu
13مِنْmin-dan (kurtulmak için)
14سُوءِsū'iس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötü
15الْعَذَابِl-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab-
16يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
17الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
18وَبَدَاve bedāب د وGörünmek, ortaya çıkmak, açığa çıkmak, belirmek, başlamak, gözükmek, belli olmak, meydana çıkmak, çöl hayatı yaşamak, göçebe hayatı sürmekve karşılarına çıkmıştır
19لَهُمْlehumonların
20مِنَmine-tan
21اللّٰهِ(a)llahiAllah-
22مَاşeyler
23لَمْlemhiç
24يَكُونُواyekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
25يَحْتَسِبُونَyeHtesibūneح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.hesabetmedikleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeryüzünde ne varsa hepsi ve onlarla berâber de daha bir misli, zulmedenlerin olsa kıyâmet günü, azâbın kötülüğünü giderip kurtulmak için elbette bağışlarlardı; ve o gün, onların hiç hesaplamadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılıverecek.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeryüzünde ne varsa hepsi ve onlarla berâber de daha bir misli, zulmedenlerin olsa kıyâmet günü, azâbın kötülüğünü giderip kurtulmak için elbette bağışlarlardı; ve o gün, onların hiç hesaplamadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılıverecek.

Adem Uğur

Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.

Ahmed Hulusi

Eğer ki yeryüzündekilerin tümü ve onunla beraber onun misli daha, o zulmedenlerin olsa, elbette onu, kıyamet sürecindeki azabın kötüsünden (kurtulmak için) fidye verirlerdi! (Çünkü) Allah'tan hiç ummadıkları şey onların karşısına çıktı!

Ahmet Tekin

Eğer yeryüzündekilerin hepsi ve onunla birlikte bir misli daha, baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin, müşriklerin, âsilerin, inkârcıların, hakka riayet etmeyenlerin, haksızlık edenlerin olsaydı, Kıyamet gününde o dehşetli azaptan kurtulmak için elbette bunların hepsini feda ederlerdi. Ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, korkunç gazaplar, azaplar Allah tarafından karşılarına çıkarılır.

Ahmet Varol

Yeryüzünde olanların tümü ve bir o kadarı daha zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü, o kötü azaptan (kurtulmak için) feda ederlerdi. (Çünkü) Allah'tan, hiç hesap etmedikleri şeyler karşılarına çıkmıştır.

Ali Bulaç

Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabtan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır.

Ali Fikri Yavuz

Eğer bütün arzdakiler -bir misli beraber- o kâfirlerin olsa, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlak feda ederlerdi. Artık zannetmedikleri bir azab, Allah tarafından onlar için meydana çıkmıştır.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde olanların tümü ve yanında bir o kadarı daha haksızlık yapanların olsa, Yeniden Yaratılış Günü'nün ağır cezasına karşı, kurtulmalık olarak kesinlikle onu verirlerdi. Çünkü Allah, hesaba katmadıkları şeyleri karşılarına çıkaracaktır.

Bayraktar Bayraklı

Şayet yeryüzünde bulunan her şey ve bununla birlikte bir o kadarı daha zalimlerin olsaydı, kıyamet gününde o azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Onlara Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler gösterilecektir.

Bekir Sadak

Yeryuzunde olanlarin hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmus olsa, kiyamet gunundeki kotu azap icin fidye verseler kabul edilmez. Allah katindan onlara, hic hesaplamadiklari seyler beliriverir.

Celal Yıldırım

Eğer yeryüzünde olan (kıymetlerin) hepsi ve bir misli de beraber o zâlimlerin olsaydı. Kıyamet günündeki azabın kötülüğünden kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Onların hesaplayamadıkları şeyler Allah'tan kendilerine beliriverecek.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O zalimler yeryüzündeki her şeye, hatta bunun yanında bir kat fazlasına daha sahip olsalardı, kıyamet günündeki korkunç azaptan kurtulmak için hepsini feda ederlerdi. Daha önce hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından onların karşısına çıkarılacaktır!

Diyanet İşleri

Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.

Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.

Diyanet Vakfi

Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı da beraber o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve eğer bütün yeryüzünde olanlar ve onlarla birlikte bir o kadar daha o zulmedenlerin olsa, kıyamet günü azabın fenalığından kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ama karşılarına Allah tarafından hiç hesap etmedikleri şeyler çıkarılacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer bütün Arzdakiler, bir misli de beraber o zulmedenlerin olsa Kıyamet günü azabın fenalığından kurtulmak için onu mutlak feda ederlerdi zuhur edib de kendilerine Allahdan hiç hisab etmedikleri, nesneler

Erhan Aktaş

Eğer yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, o zulmedenlerin olsaydı, Kıyamet Günü azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, o zulmedenlerin olsaydı, Kıyamet Günü azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.

Fizilal-il Kuran

Eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onunla birlikte bir misli daha fazlası da zalimlerin olsaydı; kıyamet günündeki kötü azabdan kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Çünkü hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.

Gültekin Onan

Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabtan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Tanrı'dan kendileri için açığa çıkmıştır.

Hamdi Döndüren

Eğer yeryüzünde bulunanların tamamı ve bir o kadarı daha, zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde, başlarına gelecek o kötü azaptan kurtulmak için, onu mutlaka fidye verirlerdi. Çünkü hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah’tan karşılarına çıkmıştır.

Hasan Basri Çantay

Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikde bir misli daha o zulmedenlerin (elinde) olsaydı kıyamet gününde (uğrayacakları) azabin kötülüğünden (kurtulmak için) elbette bunları feda ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için Allahdan hiç de zannetmeyecekleri (nice) şeyler zühura gelmişdir (gelecekdir).

Hasib Asutay

Eğer, yerde bulunanların tümü ve onunla birlikte bir misli daha o zalimlerin olsaydı kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları feda ederlerdi. (Çünkü) onlar için (o gün) Allah tarafından hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.

Hayrat Neşriyat

Eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve onunla berâber bir misli daha gerçekten zulmedenlerin olsa, kıyâmet günü azâbın kötülüğünden (kurtulmak için) onu fedâ ederlerdi. Artık Allah tarafından, hiç hesâba katmakta olmadıkları şeyler (Cehennem azâbı) onlara görünmüştür.

İbni Kesir

Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olsaydı; kıyamet günündeki kötü azab için elbette bunları fidye verirlerdi. Halbuki Allah katından onlara hiç hesablamadıkları şeyler belirmiştir.

Mehmet Okuyan

Yeryüzünde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir benzeri daha o zalimlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın kötülüğünden (kurtulmak için) elbette onu fidye verirlerdi (feda ederlerdi). (O gün) onlar için, Allah tarafından hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmış (olacak)tır.

Muhammed Esed

Fakat eğer o zalimler yeryüzündeki her şeye ve (hatta) iki misli fazlasına sahip olsalardı, onu Kıyamet Günü (başlarına gelecek) korkunç bela için fidye olarak teklif ederlerdi; çünkü daha önce hiç hesaba almadıkları şey (o zaman) Allah tarafından karşılarına çıkarılacak:

Mustafa İslamoğlu

Ve eğer yeryüzünün tüm serveti, hatta onun bir kat fazlası zulümde ısrar edenlerin olsaydı, Kıyamet Günü çarptırılacakları cezadan kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi; zira (o gün) daha önceden hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından ortaya çıkarılacak.

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer zulmetmiş olanlar için yerde olanların cümlesi ve onunla beraber onun bir misli de olacak olsa elbette ki, yevm-i Kıyamette azabın fenalığından dolayı (kurtuluş için) onu mutlaka feda ederlerdi ve onlar için Allah tarafından hiç de hesaba katmamış oldukları şeyler zuhûra gelmiş olacaktır.

Ömer Öngüt

Eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı daha o zâlimlerin olsaydı, kıyamet günü o kötü azaptan kurtulmak için hepsini de fedâ ederlerdi. O gün Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler karşılarına çıkacaktır.

Suat Yıldırım

O zalim kâfirler, dünyanın bütün malları ve imkânları kendilerinin olsa, hatta onların bir misli daha bulunsaydı, kıyamet gününde azabın kötülüğünden kurtulmak için, derhal fidye olarak verirlerdi. O gün onların hiç hesaba katmadıkları öyle şeyler Allah tarafından ortaya dökülür ki saymaya gelmez!

Süleyman Ateş

Eğer yeryüzünde bulunanların tümü ve onun bir misli daha zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü o kötü azabdan (kurtulmak için) onu mutlaka fidye verirlerdi. (Çünkü) hiç hesab etmedikleri şeyler, Allah'tan karşılarına çıkmıştır.

Süleymaniye Vakfı

Yeryüzündeki her şey ve onunla birlikte bir o kadarı daha, yanlışlar yapmış kimselerin olsa kıyamet /mezardan kalkış gününde o kötü azaptan kurtulmak için kesinlikle hepsini verirler. O gün hiç hesaba katmadıkları şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılmış olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Mezardan) kalkış günü, yeryüzündeki her şey ve bir o kadarı daha yanlışlar içindeki o kimselerin elinde olsa, o azabın sıkıntısından kurtulmak için hepsini verirlerdi. Allah, hiç hesap etmedikleri şeyleri karşılarına çıkaracaktır.

Şaban Piriş

Yeryüzünde bulunan şeylerin hepsi ve bir katı daha o zalimlerin olsaydı, kıyamet günü, azabın en kötüsünden kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Zira onlar için Allah'tan hiç hesap etmedikleri bir azap ortaya çıkmıştır.

Tefhim-ul Kuran

Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabdan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır.

Ümit Şimşek

Yeryüzünde ne varsa hepsi, hattâ bir o kadarı daha o zulmedenlerin olsa, kıyamet gününde o kötü azaptan kurtulmak için hepsini feda ederlerdi. Çünkü hiç hesaba katmadıkları şey Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer yerdekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı, zulmedenlerin olsa, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için tümünü mutlaka fidye verirlerdi. Çünkü hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yer üzündə olanların hamısı və, üstəlik bir o qədər də əlavə, zalımlara məxsus olsaydı, onlar mütləq hamısını Qiyamət gününün dəhşətli əzabından qurtarmaq üçün fidyə verərdilər. Lakin Allahdan onlara güman etmədikləri bir əzab düçar olacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yer üzündə nə (sərvət) varsa, hamısı, üstəlik bir o qədər də kafirlərin olmuş olsaydı, mütləq onun qiyamət gününün pis əzabından qurtarmaq üçün fidyə verərdilər (lakin onlardan fidyə qəbul olunmaz). Və (o zaman) Allahdan onlara güman etmədikləri (gözləmədikləri əzab) görünəcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn die Ungerechten alles besäßen, was es auf der Erde an Gütern gibt und noch einmal soviel dazu, würden sie sich gewiß am Jüngsten Tag von der schlimmen Strafe freikaufen wollen. Aber Gott läßt sie erleben, was sie nicht ahnen.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn diejenigen, die Unrecht tun, alles hätten, was auf der Erde ist, und noch einmal das Gleiche dazu, würden sie sich sicherlich damit von der bösen Strafe am Tag der Auferstehung loskaufen. Ihnen wird dann (nämlich) von Allah her klar, womit sie nicht gerechnet haben.

Almanca — M. A. Rassoul

Besäßen diejenigen, die gefrevelt haben, auch alles, was auf Erden ist, und noch einmal soviel dazu, würden sie sich gewiß damit von der schlimmen Strafe am Tage der Auferstehung loskaufen wollen; aber es wird ihnen von Allah das erscheinen, mit dem sie nimmermehr gerechnet haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und würden diejenigen, die Unrecht begingen, über alles verfügen, was auf Erden ist - allesamt, und mit ihm seinesgleichen, würden sie sich damit vom Schlechten der Peinigung am Tag der Auferstehung zweifelsohne freikaufen. Und ihnen erschien von ALLAH, womit sie nie zu rechnen pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if it so happens that the wrongful of actions were to own the worldly riches and the affluence treasured on earth and as much of the same, they shall be glad to offer it in Day of Judgement in expiation of their guilt and of the inseparable torment laid upon the damned. They shall be faced with what they never expected would happen but Allah has brought it all to light and they now realized that their hopes have been doomed to disappointment.

Abdul Haleem

If the evildoers possessed the earth’s assets twice over they would offer them to ransom themselves from the terrible suffering on the Day of Resurrection: God will show them something they had not reckoned with,

Abdullah Yusuf Ali

Even if the wrong-doers had all that there is on earth, and as much more, (in vain) would they offer it for ransom from the pain of the Penalty on the Day of Judgment: but something will confront them from Allah, which they could never have counted upon!

Abul A'la Maududi

If the wrong-doers possessed the treasures of the earth in their entirety and as much besides, they would gladly offer it on the Day of Resurrection to redeem themselves from the harrowing chastisement. This because there will appear to them from Allah something (exceedingly dismal which) they had never even imagined.

Aisha Bewley

If those who did wrong owned everything on earth, and the same again with it, they would offer it as a ransom to save themselves from the evil of the punishment on the Day of Rising. What confronts them from Allah will be something they did not reckon with.

Al-Hilali & Khan

And those who did wrong (the polytheists and disbelievers in the Oneness of Allâh), if they had all that is in earth and therewith as much again, they verily, would offer it to ransom themselves therewith on the Day of Resurrection from the evil torment; and there will become apparent to them from Allâh what they had not been reckoning.[1]

Ali Quli Qarai

Even if the wrongdoers possessed all that is on the earth, and as much of it besides, they would surely offer it to redeem themselves with it from a terrible punishment on the Day of Resurrection, and there will appear to them from Allah what they had never reckoned.

Amatul Rahman Omar

And had the wrongdoers owned all that the earth contains and as much in addition to it, they would certainly offer it on the Day of Resurrection to redeem themselves from the woeful punishment; yet there would appear to them from Allâh that which they had never even thought of.

Arthur John Arberry

If the evildoers possessed all that is in the earth, and the like of it with it, they would offer it to ransom themselves from the evil of the chastisement on the Day of Resurrection; yet there would appear to them from God that they never reckoned with,

Bijan Moeinian

If the wrongdoers owned every valuable thing on earth (or even twice as much), on the Day of Judgment they would have willingly offered it to escape their punishment when they will be shown by God what they would have never imagined to happen to them.

E. Henry Palmer

And had those who do wrong all that is in the earth, and the like thereof with it, they would ransom themselves therewith from the evil of the torment on the resurrection day! but there shall appear to them from God that which they had not reckoned on;

Edip-Layth

If those who transgressed owned everything on earth, and its equivalent again with it, they would ransom it to avoid the terrible retribution on the day of resurrection. They will be shown by God what they did not expect.

George Sale

If those who act unjustly were masters of whatever is in the earth, and as much more therewith, verily they would give it to ransom themselves from the evil of the punishment, on the day of resurrection: And there shall appear unto them, from God, terrors which they never imagined;

Hamid S. Aziz

And had those who are unjust all that is in the earth and the like of it with it, they would certainly offer it as ransom (to be saved) from the pain of the punishment on the Day of Resurrection; and what they never thought of shall become plain to them from Allah.

Mahmoud Ghali

And if the ones who do injustice had (control) of whatever is in the earth all together and the like of it with it, indeed they would ransom themselves with it from the odious torment on the Day of the Resurrection, and (there) would appear to them from Allah what they did not (expectedly) reckon with.

Marmaduke Pickthall

And though those who do wrong possess all that is in the earth, and therewith as much again, they verily will seek to ransom themselves therewith on the Day of Resurrection from the awful doom; and there will appear unto them, from their Lord, that wherewith they never reckoned.

Mohamed Ahmed - Samira

Even if the sinners possessed whatever is in the heavens and the earth, and as much more, they would offer it to ransom themselves from the torment of the Day of Resurrection; yet what they did not even imagine would appear to them from God;

Muhammad Asad

But if those who are bent on evildoing posses­sed all that is on earth, and twice as much, they would surely offer it as ransom from the awful suffering [that will befall them] on the Day of Resur­rection: for, something with which they had not reckoned before will [by then] have been made obvious to them by God;

Mustafa Khattab

Even if the wrongdoers were to possess everything in the world twice over, they would certainly offer it to ransom themselves from the horrible punishment on Judgment Day, for they will see from Allah what they had never expected.

Progressive Muslims

And if those who transgressed owned everything on Earth, and its equivalent again with it, they would ransom it to avoid the terrible retribution on the Day of Resurrection. They will be shown by God what they did not expect.

Sahih International

And if those who did wrong had all that is in the earth entirely and the like of it with it, they would [attempt to] ransom themselves thereby from the worst of the punishment on the Day of Resurrection. And there will appear to them from Allah that which they had not taken into account.

Sam Gerrans

And were those who do wrong to possess all that is in the earth and the like of it with it, they would seek to ransom themselves thereby from the evil of the punishment on the Day of Resurrection; and there will appear to them from God that on which they had not reckoned,

Shabbir Ahmed

If the violators of human rights owned everything on the earth, and twice as much, they would readily offer it as ransom from the awful retribution of the Resurrection Day. And there will appear unto them, from Allah' Law of Requital what they had never imagined. (They will realize that Paradise and Hellfire are but natural consequences of how the human beings use their capabilities).

Syed Vickar Ahamed

And those who did wrong had all that there is on earth, and as much more, (for no use) they would offer it to save (themselves) from the pain of the penalty on the Day of Judgment: But something will confront them from Allah, over which they could never have counted upon!

Taqi Usmani

Were the wrongdoers to own all that is on earth, and even twice as much, they would surely seek to ransom themselves with it against the evil punishment on the Day of Judgment. There will appear to them from Allah what they have never imagined.

The Monotheist Group

And if those who transgressed owned everything on the earth, and its equivalent again with it, they would ransom it to avoid the terrible retribution on the Day of Resurrection. They will be shown by God what they did not expect.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si les injustes possédaient tout ce qui se trouve sur la terre, - et autant encore -, ils lʹoffriraient comme rançon pour échapper au pire châtiment le Jour de la Résurrection; et leur apparaîtra, de la part dʹAllah, ce quʹils nʹavaient jamais imaginé;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî, eger (roja qiyametê) tiştê ku li erdê heye û bi qasî wê jî, ji sitemkaran re hebûya; ji ber xerabiya ezabê roja qiyametê dê teqez (di ber xwe de) bi gerewî bidana. Hal ev e ku wê rojê, ji bo wan ji cem Xwedê ve ya ku qet hesab nedikirin, diyar bûye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als zij die onrecht plegen alles wat er op de aarde is hadden en nog eens evenveel, dan zouden zij zich ermee willen vrijkopen van de erge bestraffing op de opstandingsdag. Van de kant van God zal voor hen dan openlijk zichtbaar worden waarop zij niet gerekend hadden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien zij, die onrechtvaardig handelen, meesters waren van alles wat op de aarde is en nog meer daarenboven, waarlijk, zij zouden het geven om zich zelven los te koopen, van de smart der straf op den dag der opstanding, en daar zullen hun, van God verschrikkingen verschijnen, welke zij zich nimmer konden verbeelden.

Hollandaca — Siregar

En voorwaar, als aan degenen die onrecht pleegden alles zou toebehoren wat zich op de aarde bevindt, en nog eens zoveel erbij, dan zouden zij zich ermee vrij (willen) kopen van de slechtste bestraffing op de Dag der Opstanding. En er zullen voor hen (betraffingen) van Allah verschijnen, waar zij nooit rekening mee gehouden hebben.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И если бы у тех, которые совершали беззаконие [у многобожников], было бы все то, что на земле [все богатства], и еще столько же вместе с этим, то они, непременно, стали бы откупаться этим (чтобы спастись) от ужасного (адского) наказания в День Воскрешения. И открылось [стало представленным] им [неверующим] от Аллаха то [наказание], на что они (даже) не рассчитывали (когда жили на земле).

Rusça — Osmanov

Если бы у нечестивцев было все, что на земле, и еще столько же, то они непременно откупились бы этим от сурового наказания в День воскресения. Но перед ними предстанет от Аллаха то, о чем они и не мыслили.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om de orättfärdiga ägde hela jorden och lika mycket därtill skulle de helt säkert erbjuda det som lösen för att friköpa sig från det svåra lidande (som väntar dem) på Uppståndelsens dag; Gud skall låta dem klart se något som de inte hade räknat med,