Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

ثُمَّ اَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهِ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِاِذْنِ اللّٰهِ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ

ṧumme evraṧnā l-kitābe (e)lleƶīne STafeynā min ǐbādinā fe minhum Zālimun li nefsihi ve minhum muḳteSidun ve minhum sābiḳun bi l-ḣayrāti bi iƶni (a)llahi ƶālike huve l-feDlu l-kebīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2اَوْرَثْنَاevraṧnāو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakmiras verdik
3الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabı
4الَّذِينَ(e)lleƶīne
5اصْطَفَيْنَاSTafeynāص ف وBerraklaşmak/durulmak (genellikle içecekler için kullanılır), Kaf-Dal-Ra'nın zıttı, bulanıklıktan/kalınlıktan/çamurdan arınmak, karışımlardan arınmak, bulutsuz hale gelmek (hava/atmosfer için söylenir, aynı zamanda aşk/yaşam/zihin/kalp için de kullanılır), açık/saf/en iyi/seçkin kısım/porsiyon, netleştirmek/açıklığa kavuşturmak, doğru/samimi, özellikle ayırt etmek, seçmek/tercih etmek, hayatın huzuru, rahatlık, karşılıklı samimiyet/saflık.seçtiklerimize
6مِنْmin(arasın)dan
7عِبَادِنَاǐbādināع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarımız
8فَمِنْهُمْfe minhumonlardan kimi
9ظَالِمٌZālimunظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedendir
10لِنَفْسِهِli nefsihiن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefsine
11وَمِنْهُمْve minhumve kimi
12مُقْتَصِدٌmuḳteSidunق ص دNiyet etmek, ılımlı olmak, orta yolu tutmak, doğruca ilerlemek, hedeflemek, amaçlamak, onarmak, tasarlamak, ölçülü davranmak. Qasdun - doğru yol, orta yol, doğru yön, doğru yola yönlendirme, amaç, niyet, düz ve doğru yol, adil. Qasidun - kolay veya ılımlı (yolculuk). Muqtasidun - doğru ve ılımlı yolda kalan, iki uç nokta veya üst limit ile alt limit arasında olan, iyi niyetli olan kişi.orta gidendir
13وَمِنْهُمْve minhumve kimi de
14سَابِقٌsābiḳunس ب قGeçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmaköne geçendir
15بِالْخَيْرَاتِbi l-ḣayrātiخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayırlarda
16بِاِذْنِbi iƶniا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizniyle
17اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
18ذٰلِكَƶālikeişte budur
19هُوَhuveO
20الْفَضْلُl-feDluف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutuf
21الْكَبِيرُl-kebīruك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize mîras bıraktık; derken onlardan nefsine zulmeden var ve onlardan mutedil hareket eden var ve onlardan, hayırlarda herkesten ileri giden var Allah izniyle; işte bu, pek büyük bir lütuf ve ihsândır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize mîras bıraktık; derken onlardan nefsine zulmeden var ve onlardan mutedil hareket eden var ve onlardan, hayırlarda herkesten ileri giden var Allah izniyle; işte bu, pek büyük bir lütuf ve ihsândır.

Adem Uğur

Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.

Ahmed Hulusi

Sonra kullarımızdan süzüp seçtiklerimizi Hakikat ve Sünnetullah bilgisine varis kıldık! Onlardan kimi nefsine zulmedicidir (hakikat bilgisinin hakkını vererek yaşayamaz). . . Onlardan kimi muktesiddir (arada, kah hakikatini hisseder kah bedenselliğe düşer). . . Onlardan kimi de Bi-iznillah (Esma açığa çıkışının elvermesiyle) hayırlar - yaşantıları ile öne geçendir. . . İşte bu büyük lütuf, üstünlüktür! Not: Bu ayeti açıklayan bir hadis-i şerif: Ebud Derda r. a. dedi ki, Hz. Rasulullah'ı şu ayeti (yani bu 32. ayeti) okurken işittim de şöyle buyurdu: "Hayratlar ile öne geçene gelince, o hesap görmeden cennete girer. . . Muktesid (arada olan) ise kolay bir hesapla hesaba çekilir. . . Amma nefsine zulmedene gelince, kendisine hemm (hüzün - üzüntü) dokununcaya kadar bir makamda oturur, sonra cennete dahil olur". . . Sonra şu ayeti okudu: "Hamd, hazanı (üzülmeyi) bizden gideren (tüm kuvvelerin sahibi) Allah'a aittir. . . Muhakkak ki Rabbimiz, Ğafur'dur, Şekur'dur. {34. ayet}" (Müsned-i A. Hanbel)

Ahmet Tekin

Sonra kitabı, Kur’ân’ı kullarımız arasından seçtiklerimize, Muhammed ümmetine, âlimlerine, imamlarına, mürşitlerine, miras olarak devrettik. Kullarımız arasında, helâlleri terkederek, bir kısım meşrû haklarını kullanmayarak, nefislerine zulmedenler var. Onların içinde, orta yolu, maksada ulaştıran hak yolu tutan, sâlih amellerin yanında ara sıra günah işleyenler var. Yine onların arasında, Allah’ın planı, iradesi dahilinde dünya ve âhiret için en hayırlı olanda, Kur’ân öğretiminde, Kur’ân ilkeleriyle yaşamada, uygulamada, Allah’ın emirlerini yerine getirmede öne geçenler var. İşte böyle bir sorumluluğa sahiplenmek büyük bir lütfudur.

Ahmet Varol

Sonra Kitab'ı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi nefsine haksızlık eder, kimi orta yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçer. İşte büyük lütuf budur.

Ali Bulaç

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.

Ali Fikri Yavuz

Sonra biz Kur’an’ı, kullarımızdan (diğer ümmetler üzerine) seçtiklerimize, (Hz. Muhammed aleyhissâlatü vesselâm’ın ümmetine) miras kılmağa hüküm verdik. Onlardan da kimi, (Kur’an’la amelde kusur etmekle) nefislerine zulüm edicidir, kimi kötülük ve iyiliği müsavi gidendir, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçendir. İşte bu (Kur’an’a varis olmak), büyük ihsandır.

Ali Rıza Safa

Sonra, kullarımızdan seçtiklerimizi, Kitap'a kalıtçı yaptık. Böylece, onlardan bir bölümü kendisine yazık eder, bir bölümü orta yolda gider; bir bölümü de Allah'ın izniyle, iyiliklerde öne geçer. İşte bu, büyük lütuftur.

Bayraktar Bayraklı

Sonra bu kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan bazısı kendilerine haksızlık ettiler. Bazıları orta yolu tuttular. Kimileri de hayır işlerinde Allah'ın izniyle öne geçtiler. İşte bu en büyük fazilettir.

Bekir Sadak

Sonra bu kitap'i kullarimizdan sectigimiz kimselere miras birakmisizdir. Onlardan kimi kendine yazik eder, kimi orta davranir, kimi de, Allah'in izniyle, iyiliklere kosar. Iste buyuk lutuf budur.

Celal Yıldırım

Sonra da Kitab'ı kullarımızdan seçip beğendiklerimize miras bıraktık. Artık onlardan bir kısmı kendine haksızlık eder; bir kısmı ortalama gider; bir kısmı da —Allah'ın izniyle— hayırlarda öne geçer, işte bu büyük bir fazilettir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra biz kullarımızdan seçtiklerimizi o kitaba mirasçı kıldık. Onlardan kimi kendine kötülük eder, kimi orta bir durumdadır, kimi de Allah’ın izniyle hayır işlerinde yarışır; işte büyük lütuf budur.

Diyanet İşleri

Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra bu Kitap'ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur.

Diyanet Vakfi

Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra Biz, o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta giden yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte büyük lütuf odur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzdüklerimize miras kıldık, onlardan da nefislerine zulmeden var, muktesıd, orta giden var, Allahın izniyle hayırlarda ileri geçenler var, işte büyük fadl o

Erhan Aktaş

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. İşte büyük fazilet budur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. İşte büyük fazilet budur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. İşte büyük fazilet budur.

Fizilal-il Kuran

Sonra bu Kitab'ı seçtiğimiz kullarımıza miras bıraktık. Bunların kimi kendilerine yazık eder, kiminin davranış notu ortadır, kimi de Allah'ın izni ile iyiliklerde öncüdür. İşte büyük lütuf budur.

Gültekin Onan

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Tanrı'nın izniyle hayırlarda yarışır, öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.

Hamdi Döndüren

Sonra biz o kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize verdik. Onların içinde kimi kendisine zulmetmekte, kimi orta bir yol tutmakta, kimi de Allah’ın izniyle hayır işlerinde yarışmaktadır. İşte büyük lütuf budur.

Hasan Basri Çantay

Sonra bir o kitabı kullarımızdan (beğenib) seçdiklerimize miras bırakdık. İşte onlardan kimi nefsine zulmedendir, onların ba'zısı mu'tedildir, onlardan bir kısmı da Allahın izniyle hayrat (ve hasenat yarışların) da öncü ol (up kazan) andır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.

Hasib Asutay

Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi kendisine zulmeder, kimi orta yolu tutar, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük lütuf budur.

Hayrat Neşriyat

Sonra o kitâbı, kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (senin ümmetine) mîras verdik. Artık onlardan nefsine zulmeden de var, içlerinden muktesid (orta yolda giden) de var. Bir de onlardan Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçen var. İşte büyük lütûf budur!

İbni Kesir

Sonra Biz; kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi nefsine zulmedicidir, kimi de muktesiddir. Kimi ise Allah'ın izni ile hayırlara koşandır. İşte bu; büyük lutfun kendisidir.

Mehmet Okuyan

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Kimi kendisine haksızlık eder; kimi ortadadır; kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öndedir. Asıl büyük lütuf işte budur.

Muhammed Esed

Biz, bu ilahi vahyi kullarımızdan seçtiklerimize miras olarak bahşettik. Onlardan bazısı kendilerine zulmeder, bazısı (doğru ile eğri arasında) ara yolu tercih eder, bir kısmı da Allah'ın izniyle iyilikte başı çekenlerden olur. Bu (ise) en büyük fazilettir.

Mustafa İslamoğlu

Derken, bu ilahi kelamı (tebliğ işine) kullarımızdan seçtiklerimizi varis kıldık: fakat onların içerisinden kimisi kendine zulmeder, kimisi ortalama bir yol tutar, kimisi de Allah'ın izniyle her iyi şeyde öncülük eder: bu, işte budur muhteşem zafer!

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra o kitabı kullarımızdan seçip ayırt ettiklerimize miras kıldık. İmdi onlardan nefsine zulmeden vardır ve onlardan mutedil olan vardır ve onlardan izn-i ilâhî ile hayırlarda ileri geçen vardır. İşte bu, en büyük bir keremdir.

Ömer Öngüt

Sonra biz o Kitab'ı kullarımızdan beğenip seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi nefsine zulmedendir. Kimi mutedildir (Orta yoldadır). Onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayır yarışlarında öncü olanlardır. İşte bu, büyük bir fazl-u keremin tâ kendisidir.

Suat Yıldırım

Sonra Biz, kitabı seçtiğimiz kullarımıza miras verdik. Kullarımızdan kimi nefsine zulmeder. Kimi mûtedildir, orta yolu tutar. Kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçer. İşte büyük lütuf budur.

Süleyman Ateş

Sonra Kitabı kullarımız arasından seçtiklerimize miras verdik. Onlardan kimi nefsine zulmedendir, kimi orta gidendir, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçendir. İşte büyük lutuf budur.

Süleymaniye Vakfı

Sonra, kullarımızdan seçtiğimiz kimseleri, Kitaba mirasçı kıldık. Onlardan kimi kendine karşı yanlış yapar, kimi orta halli davranır. Kimi de Allah'ın onayıyla hayırlı işlerde en önde olur ki bu, büyük bir lütuftur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimseleri Allah'ın izniyle bu Kitaba mirasçı yaparız. Onlardan kimi kendine kötülük yapar, kimi orta yolda gider, kimi de iyilikler konusunda en önde olur. İşte büyük üstünlük en önde olmaktır.

Şaban Piriş

Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan kendine zulmeden de olur, onu tasdik eden de. Onların arasında Allah'ın izniyle hayırlarda yarışanlar vardır. En büyük fazilet budur.

Tefhim-ul Kuran

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi kendi orta yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır, öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.

Ümit Şimşek

Sonra kitaba kullarımızdan seçtiklerimizi vâris kıldık. Onlardan kimi vardır, nefsine zulmeder. Kimi vardır, orta yolu tutar. Kimi de vardır, Allah'ın izniyle hayırda öne geçer. Bu ise pek büyük bir lütuftur.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra, kullarımız arasından seçtiklerimizi Kitap'a mirasçı kıldık. İçlerinden öz nefsine zulmeden var. Orta yolda gideni var. Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçeni var. İşte bu, büyük lütfun ta kendisidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra, Kitabı qullarımız içərisindən seçdiklərimizə miras etdik. Onlardan kimisi özünə zülm edər, kimisi orta yol tutar, kimisi də Allahın izni ilə yaxşı işlərdə öndə gedər. Böyük lütf də budur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra Kitabı bəndələrimizdən seçdiklərimizə (Muhəmməd ümmətinə) miras verdik. Onlardan kimisi özünə zülm edər (pis əməlləri yaxşı əmələrdən çox olar), kimisi möʼtədil (pis əməlləri ilə yaxşı əməlləri bərabər) olar, kimisi də Allahın izni ilə yaxşı işlərdə (başqalarını ötüb) irəli keçər (yaxşı əməlləri pis əməllərindən çox olar). Bu (Kitaba varis olmaq) böyük lütfdür!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dieses Buch geben Wir Unseren auserwählten Dienern zum Erbe. Darunter gibt es einige, die sich selbst gegenüber ungerecht sind, und einige, die mit den guten wie mit den üblen Taten sparen und andere, die sich beeilen, mit Gottes Erlaubnis Gutes zu tun. Dafür erweist Gott ihnen Seine große Huld.

Almanca — Der Edle Quran

Hierauf gaben Wir das Buch denjenigen von Unseren Dienern, die Wir auserwählten, zum Erbe. Mancher von ihnen tut sich selbst Unrecht, mancher von ihnen zeigt ein gemäßigtes Verhalten, und mancher von ihnen geht mit den guten Dingen mit Allahs Erlaubnis voran. Das ist die große Huld.

Almanca — M. A. Rassoul

Alsdann gaben Wir das Buch jenen von Unseren Dienern zum Erbe, die Wir erwählten. Und unter ihnen sind einige, die gegen sich selbst freveln, und unter ihnen sind einige, die den gemäßigten Standpunkt einnehmen, und unter ihnen sind einige, die nach den guten Dingen mit Allahs Erlaubnis wetteifern. Das ist die große Huld.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann ließen WIR die Schrift diejenigen erben, die WIR von Unseren Dienern auserwählten. So ist manch einer von ihnen sich selbst gegenüber ein Unrecht-Begehender, manch einer von ihnen ist gemäßigt und manch einer ist initiativ Eilender mit dem gottgefällig Guten mit ALLAHs Zustimmung. Dies ist die große Gunst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We made the Book an heritage We bequeathed to such of Our servants as We have chosen and taken by preference. Some of them, the wrongful of actions, are being unfair to themselves. Others choose a middle way between right and wrong and some do vie by the grace of Allah in doing all that is good and all that reflects wisdom and piety. This is indeed the sufficient grace abounding in whom He will as well as the efficacious grace which effects the end for which it is given.

Abdul Haleem

We gave the Scripture as a heritage to Our chosen servants: some of them wronged their own souls, some stayed between [right and wrong], and some, by God’s leave, were foremost in good deeds. That is the greatest favour:

Abdullah Yusuf Ali

Then We have given the Book for inheritance to such of Our Servants as We have chosen: but there are among them some who wrong their own souls; some who follow a middle course; and some who are, by Allah's leave, foremost in good deeds; that is the highest Grace.

Abul A'la Maududi

Then We bequeathed the Book to those of Our servants that We chose.Now, some of them wrong themselves and some follow the medium course; and some, by Allah's leave, vie with each other in acts of goodness. That is the great bounty.

Aisha Bewley

Then We made Our chosen slaves inherit the Book. But some of them wrong themselves; some are ambivalent; and some outdo each other in good by Allah’s permission. That is the great favour.

Al-Hilali & Khan

Then We gave the Book (the Qur’ân) as inheritance to such of Our slaves whom We chose (the followers of Muhammad صلى الله عليه وسلم). Then of them are some who wrong their ownselves, and of them are some who follow a middle course, and of them are some who are, by Allâh’s Leave, foremost in good deeds. That (inheritance of the Qur’ân) - that is indeed a great grace.

Ali Quli Qarai

Then We made heirs to the Book those whom We chose from Our servants. Yet some of them are those who wrong themselves, and some of them are average, and some of them are those who take the lead in all the good works by Allah’s will. That is the greatest grace [of Allah]!

Amatul Rahman Omar

We (always) made only those whom We had chosen from among Our servants, the inheritors of (Our) Book. Some of them are (hard upon themselves and so) unjust to their souls (for suppressing their egos sternly). There are others among them who are moderate and are following the middle course. There are yet others among them who, by the leave of Allâh, are foremost in acts of goodness. That indeed is the great distinction.

Arthur John Arberry

Then We bequeathed the Book on those of Our servants We chose; but of them some wrong themselves, some of them are lukewarm, and some are outstrippers in good works by the leave of God; that is the great bounty.

Bijan Moeinian

Then I made the chosen servants of mine [the Muslims] to become the heirs to this great book. Among them [the Muslims] you will find some who are unjust to their soul, some who are half obedient and some who [have deserved to] have received the assistance of God in becoming wholeheartedly devoted to the good deeds, which is the supreme success.

E. Henry Palmer

Then we gave the Book for an inheritance to those whom we chose of our servants, and of them are some who wrong themselves, and of them are some who take a middle course, and of them are some who vie in good works by the permission of their Lord; that is great grace.

Edip-Layth

Then We inherited the book to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged themselves, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with God's will; this is the greatest triumph.

George Sale

And We have given the book of the Koran in heritage unto such of our servants as We have chosen: Of them there is one who injureth his own soul; and there is another of them who keepeth the middle way; and there is another of them who out-strippeth others in good works, by the permission of God. This is the great excellence.

Hamid S. Aziz

And that which We have revealed to you of the Book, that is the Truth, confirming (verifying) that which was revealed before it; verily, Allah is Aware, Seer of His servants.

Mahmoud Ghali

Thereafter We made the ones whom We elected of Our bondmen inherit the Book. Then, of them are (some) who are unjust to themselves, and of them are (some) who are moderate, and of them are (some) who are forerunners in charitable (deeds), by the permission of Allah. It is that (which) is the great Grace.

Marmaduke Pickthall

Then We gave the Scripture as inheritance unto those whom We elected of Our bondmen. But of them are some who wrong themselves and of them are some who are lukewarm, and of them are some who outstrip (others) through good deeds, by Allah's leave. That is the great favour!

Mohamed Ahmed - Samira

So We made those of Our creatures whom We had chosen, heirs to the Book; but some of these exceed themselves, and some follow the middle course, and some surpass others in goodness by God's will, which is the greatest blessing.

Muhammad Asad

And so, We have bestowed this divine writ as a heritage unto such of Our servants as We chose: and among them are some who sin against themselves; and some who keep half-way [between right and wrong]; and some who, by God’s leave, are fore­most in deeds of goodness: [and] this, indeed, is a merit most high!

Mustafa Khattab

Then We granted the Book to those We have chosen from Our servants. Some of them wrong themselves, some follow a middle course, and some are foremost in good deeds by Allah’s Will. That is ˹truly˺ the greatest bounty.

Progressive Muslims

Then We inherited the Scripture to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged their souls, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with God's will; this is the greatest triumph.

Sahih International

Then we caused to inherit the Book those We have chosen of Our servants; and among them is he who wrongs himself, and among them is he who is moderate, and among them is he who is foremost in good deeds by permission of Allah. That [inheritance] is what is the great bounty.

Sam Gerrans

Then We caused to inherit the Writ those whom We have chosen of Our servants; and among them is he who wrongs his soul, and among them is one lukewarm, and among them are the frontrunners in good deeds by the leave of God; that is the great favour.

Shabbir Ahmed

And so, We have bestowed this Book (on you) as a heritage from Our servants whom We chose. And among people are those who (ignore it and thus) hurt themselves. Others will have a lukewarm attitude toward it, and some who, by Allah's leave, will be foremost in attaining all the good in it. That! Indeed that is, the Great Bounty.

Syed Vickar Ahamed

Then, We have given the Book to be passed down the generations to only those of Our servants as We have chosen: Then (even) there are among them, some who harm their own souls; And of them, some who take a middle course; And of them, some who are, by Allah’s permission, leaders in good deeds; That is truly, the highest grace.

Taqi Usmani

Then We conveyed the Book as an heritage to those of Our slaves whom We chose. Now, some of them are those who wrong their own selves, and some of them are mediocre, and some of them are those who outpace (others) in righteous deeds with Allah’s permission. That is the great bounty,

The Monotheist Group

Then We inherited the Book to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged themselves, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with the will of God; such is the great benefit.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ensuite, Nous fîmes héritiers du Livre ceux de Nos serviteurs que Nous avons choisis. Il en est parmi eux qui font du tort à eux-mêmes, dʹautres qui se tiennent sur une voie moyenne, et dʹautres avec la permission dʹAllah devancent (tous les autres) par leurs bonnes actions; telle est la grâce infinie

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê wan ên ku me ew ji nava bendeyên xwe bijartine, me ew kirin warisê kitêbê. Vêca hin ji wan hene ku neheqiyê li xwe dikin û hin ji wan di riya navinc de diçin û hin ji wan bi destûra Xwedê di qenciyan de pêşbaziyê dikin. Ha ev, kerema mezin e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen hebben Wij het boek als erfenis gegeven aan hen die Wij van Onze dienaren hadden uitverkoren. Onder hen zijn er die zichzelf onrecht aandoen, die gematigd zijn en die met Gods toestemming wedijveren in goede daden. Dit is de grote goedgunstigheid:

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij hebben het boek van den Koran als erfgoed gegeven aan degenen onzer dienaren die daartoe door ons werden uitgekozen. Er is menigeen onder hen, die zijne eigen ziel beleedigt, en er is een ander van hen die den middenweg houdt, en er is een ander van hen, die, door Gods verlof, de overigen in goede werken overtreft. Dit is eene groote uitnemendheid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом Мы дали Писание в наследство тем из Наших рабов, кого Мы избрали [даровали Коран общине пророка Мухаммада]. Среди них есть те, кто причиняет зло самим себе [совершающие грехи], и среди них есть и умеренные [выполняющие обязательное и отстраняющиеся от запрещенного], и среди них есть и опережающие (других) в благих делах по дозволению Аллаха. Это [дарование Книги и избрание этой общины] и есть большая щедрость!

Rusça — Osmanov

Потом Мы дали в наследие это Писание тем из Наших рабов, кого Мы избрали. Среди них есть такие, которые совершают несправедливость против самих себя, умеренные и опережающие [других] в добрых делах по соизволению Аллаха - а это и есть великая милость -