(Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."

قُلْ اِنَّمَٓا اَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذِيرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَيْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

ḳul innemā eǐZukum bi vāHidetin en teḳūmū li (a)llahi meṧnā ve furādā ṧumme tetefekkerū mā bi SāHibikum min cinnetin in huve illā neƶīrun lekum beyne yedey ǎƶābin şedīdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنَّمَٓاinnemāsadece
3اَعِظُكُمْeǐZukumو ع ظÖğüt vermek, nasihat etmek, vaaz vermek, tavsiyede bulunmak, uyarmak, ödül veya ceza bahsederek kalbi yumuşatması gereken şeyleri hatırlatmak, iyi tavsiye veya öğüt vermek, işlerin sonucunu hatırlatmak, tövbe ve ıslaha yönlendiren öğütler vermek.size öğütleyeyim
4بِوَاحِدَةٍbi vāHidetinو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir tek (şeyi)
5اَنْen"(şu ki;)"
6تَقُومُواteḳūmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkalkın
7لِلّٰهِli (a)llahiAllah için
8مَثْنٰىmeṧnāث ن يBükmek/katlamak, ikiye katlamak, bir şeyin bir parçasını diğerinin üzerine çevirmek, iki ucundan birini diğerine çekmek, bir şeyi diğerine birleştirmek veya eklemek, birini yolundan veya istediği şeyden döndürmek, düşmanlığı gizlemek. İkişer ikişer, çift çift, iki, iki ve iki. Sık sık tekrarlanan. Övmek, birisi hakkında iyi konuşmak. Bir şeyin tekrarı.ikişer ikişer
9وَفُرَادٰىve furādāف ر دYalnız olmak, ayrılmış olmak, tek olmak, tek başına, basit, bileşik olmayan, ayrılmak, izole etmek, sadece bir şeyle meşgul olmak, kendini dünyadan soyutlamak, arkadaşsız/çocuksuz.ve teker teker
10ثُمَّṧummesonra, ayrıca
11تَتَفَكَّرُواtetefekkerūف ك رDüşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü.düşünün ki
12مَاyoktur
13بِصَاحِبِكُمْbi SāHibikumص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.arkadaşınızda
14مِنْminhiçbir
15جِنَّةٍcinnetinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkdelilik
16اِنْin
17هُوَhuveO
18اِلَّاillāancak
19نَذِيرٌneƶīrunن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.bir uyarıcı
20لَكُمْlekumsizin için
21بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinöncesinde
22يَدَيْyedeyي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitöncesinde
23عَذَابٍǎƶābinع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azabın
24شَدِيدٍşedīdinش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ben size tek bir öğüt vermedeyim ancak. İkişer ikişer, teker teker kalkın da sonra bir düşünün ki sizinle konuşanda deliliğe âit bir emâre bile yok; o, ancak ve ancak, şiddetli bir azaptan önce sizi korkutan biri.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ben size tek bir öğüt vermedeyim ancak. İkişer ikişer, teker teker kalkın da sonra bir düşünün ki sizinle konuşanda deliliğe âit bir emâre bile yok; o, ancak ve ancak, şiddetli bir azaptan önce sizi korkutan biri.

Adem Uğur

(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa kalkın, sonra da düşünün! Arkadaşınızda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir.

Ahmed Hulusi

De ki: "Size sadece bir tek öğüt veriyorum: Allah için ister ikişer - birlikte ister kendi başınıza kaldığınızda şöyle bir derin düşünün bakalım! Size sahip çıkanda bir cinnet söz konusu değildir. . . O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizin için uyarıcıdır!"

Ahmet Tekin

Rasulüm onlara: 'İlimde, teknikte, ahlakî güzellikte çağınızın örneği, önderi olarak Allah için, ikişer ikişer, birer birer, harekete geçip İslâmî sorumlulukları sırtlanarak yerine getirmenizi; insanlara İslam esaslarını öğretmenizi; İslâmî eğitimi kurumsallaştırmanızı, İslamda sebatınızı; ailenizin ve halkınızın meselelerine itina göstermenizi; ihtiyaçlarını karşılamanızı, sorumluluklarının gereğini yapmalarını istemenizi; İslam ilkelerinin uygulanıp uygulanmadığını denetlemenizi; bunları yaparken mutlaka aklınızı ve düşünme kabiliyetinizi kullanmanızı, size öğütlüyorum, sorumluluklarınızı, sorumsuz davranmanızın doğuracağı sonuçlarıhatırlatarak sizleri uyarıyorum.' de. Hemşehriniz, arkadaşınız peygamberde cinlere mahkûm olmuşluk, delilik eseri yoktur. O, kesinlikle, şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak sizi uyaran bir peygamberdir.

Ahmet Varol

De ki: 'Size bir şeyi öğütlüyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker durup sonra düşünmenizi. (Göreceksiniz ki) arkadaşınızda hiçbir delilik eseri yoktur. O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıdır.'

Ali Bulaç

De ki: "Size bir tek öğüt veriyorum: "Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz. Sizin sahibiniz (veya arkadaşınız olan Peygamber)de hiç bir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, Mekke kâfirlerine) de ki: “- Size sadece bir tek nasihat edeceğim: Allah için, (tarafgirlik için değil, gerçeği anlamak için) ikişer ikişer ve teker teker (peygamberin meclisinden) kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz; arkadaşınızda cinnetten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde sizi korkutan bir peygamberdir.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Size, bir tek öğüt veriyorum: Başkalarıyla birlikte veya yalnız olarak, Allah'ın karşısında olun, sonra düşünün; arkadaşınız delirmiş değildir. Yaman bir cezanın öncesinde, sizin için yalnızca bir uyarıcıdır!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Size sadece bir öğüt veriyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkınız. Sonra arkadaşınızda kesinlikle hiçbir deliliğin olmadığını iyice düşününüz. O sadece, sizi önünüzdeki şiddetli azaba karşı uyaran birisidir."

Bekir Sadak

De ki: «Size tek bir ogudum vardir: Allah icin ikiser ikiser ve tek tek kalkiniz, sonra dusununuz, goreceksiniz ki arkadasinizda bir delilik yoktur. O yalniz cetin bir azabin oncesinde sizi uyarmaktadir.»

Celal Yıldırım

De ki: Size tek bir öğütte bulunuyorum: Allah için ikişer ikişer, birer birer ayağa kalkmanızı, sonra da iyice düşünmenizi (istiyorum). Arkadaşınızda cinnet diye bir şey yoktur. O, ancak çok şiddetli bir azâbdan önce sizi uyaran bir peygamberdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Size tek bir öğüt vereceğim: Allah için, başkalarıyla birlikte veya tek başınıza şöyle bir durup düşünün! (Görüyorsunuz ki) arkadaşınızda cinnetten eser yok; o ancak şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kimse.”

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, sonra düşününüz, göreceksiniz ki arkadaşınızda bir delilik yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır.'

Diyanet Vakfi

(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: İkişerli olarak, teker teker Allah'a yönelin ve düşünün! Arkadaşınızda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Size sadece bir tek nasihat edeceğim. Şöyle ki: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz.» Arkadaşınızda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde, sizi sakındıracak bir peygamberdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Size sadece bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız sonra da iyi düşünürsünüz; arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde sizi sakındıracak bir peygamberdir."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: size sade bir tek nasıhat edeceğim şöyle ki: Allah için ikişer üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz, arkadaşınızda cinnetten eser yoktur, o yalnız şiddetli bir azabın önünde sizi sakındıracak bir Peygamberdir

Erhan Aktaş

De ki: "Size yalnızca bir tek şey öğütlüyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker bir araya gelin. Sonra iyice düşünün." Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Size yalnızca bir tek şey öğütlüyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker bir araya gelin. Sonra iyice düşünün." Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Size yalnızca bir tek şey öğütlüyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker bir araya gelin. Sonra iyice düşünün." Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, onlara de ki; «Size bir tek öğüdüm var: İkişer ikişer ve teker teker Allah ile vicdanınızla başbaşa kalınız ve düşününüz ki, bu dostunuz deli değildir, o sadece ağır bir azabın eşiğinde sizleri uyaran bir peygamberdir.»

Gültekin Onan

De ki: "Size bir tek öğüt veriyorum: Tanrı için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz (tetefekkeru). Sizin arkadaşınız (olan Peygamber)de hiç bir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır."

Hamdi Döndüren

De ki: “Size bir öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker durup düşünün! Arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur! O, ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan önce sizi uyaran bir elçidir.”

Hasan Basri Çantay

(Habibim) de ki: "Ben size sırf Allah için ikişer, ikişer, teker teker (karşımda) durmanız, sonra arkadaşınızda hiçbir mecnunluk olmadığını iyi düşün (üb bil) menizi va'z ederim. O, çetin bir azab (gelib çatmaz) dan evvel (bunu) size haber veren (bir peygamber) den başkası değildir".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Size sadece tek bir öğüt vereceğim; Allah için ikişer ve (ya) teker teker kalkın sonra iyice düşünün. Arkadaşınızda (peygamberde) hiçbir delilik (eseri) yoktur. O, çetin bir azabın öncesinde sizi uyaran bir peygamberden başkası değildir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) De ki: 'Size sâdece tek bir nasîhat edeceğim; şöyle ki: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkarsınız, sonra da düşünürsünüz! (Ve anlarsınız ki)arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur; o ancak, (pek) şiddetli bir azâbın öncesinde, sizin için bir korkutucudur.'

İbni Kesir

De ki: Ben, size ancak Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalmanızı, sonra arkadaşınızda bir delilik olmadığını iyice düşünmenizi öğütlerim. O, ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıdır.

Mehmet Okuyan

(Onlara) de ki: “Size tek bir öğüt vereceğim: (İster) ikişer ikişer (toplu halde, isterse) yalnız başınızayken Allah’ın huzurunda (olduğunuzun bilincinde) olun!” Sonra (şunu) düşünün: Arkadaşınızda (Muhammed’de) hiçbir cinlenmişlik yoktur! O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıdır.

Muhammed Esed

De ki: "Size bir tek öğüdüm var; ister başkalarıyla birlikte iken ister yalnız, Allah'ın huzurunda (bulunduğunuzun bilincinde) olun ve sonra kendi kendinize, (bu elçi olarak görevlendirilen) arkadaşınızda bir delilik olmadığını düşünün! O, yaşayacağınız şiddetli azaba karşı sizi uyarmaktan başka bir şey yapmıyor."

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Size tek bir öğüdüm var: ister başkalarıyla beraber ister yalnız başınayken, Allah'ın huzurunda bulunduğunuz gerçeğini asla (unutmayın)! Sonra arkadaşınızda delilikten eser olmadığını düşünün: onun tek yaptığı, önünüzde bekleyen şiddetli mahrumiyete karşı sizi uyarmaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Size ancak bir şey ile öğüt veririm. Şöyle ki: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkarsınız, sonra da güzelce düşünürsünüz, sizin sahibinizde cinnetten bir eser yoktur, o sizin için şiddetli azabın önünde bir korkutucudan başka değildir.»

Ömer Öngüt

Resulüm! De ki: "Ben size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkınız. Sonra da arkadaşınızda hiçbir delilik olmadığını iyice düşününüz. O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan önce sizi uyarandır.

Suat Yıldırım

De ki: "Size bir tek nasihat edeceğim: İkişer ikişer veya teker teker Allah hakkı için durup düşünmenizi, hem sonra bu arkadaşınızda delilikten eser olmadığını iyice anlamanızı istiyorum. O, ancak şiddetli bir azaptan önce sizi sakındırmak için gelen bir peygamberdir."

Süleyman Ateş

De ki: "Size bir şeyi öğütleyeyim: 'Allah için, ikişer ikişer ve teker teker durup düşününüz! Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, çetin bir azabın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Size tek bir şeyi, Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkıp düşünmenizi tavsiye ediyorum. Arkadaşınızda cinlerin bir etkisi yoktur. O, çetin bir azabın öncesinde sizin için yalnızca bir uyarıcıdır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Size bir tek öğüdüm var: Allah için kalkın ve ikişer kişi baş başa vererek ya da teker teker düşünün; göreceksiniz ki, arkadaşınızda cinlerin bir etkisi yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır."

Şaban Piriş

De ki: -Size tek bir öğüt veriyorum. Allah için birer, ikişer kalkın, sonra iyice düşünün. Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, yalnızca şiddetli bir azapdan önce sizi uyaran birisidir.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Size bir tek öğüt veriyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz; sizin sahibiniz (veya arkadaşınız olan peygamber)de hiç bir delilik yoktur. O, sizi şiddetli bir azabın öncesinde yalnızca uyarıp korkutandır.»

Ümit Şimşek

De ki: Size tek bir öğüt veriyorum. Birer ikişer gelin, sonra düşünün. Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O ancak size şiddetli bir azaptan önce gelmiş bir uyarıcıdır.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Size, bir tek şey öğütleyeceğim: Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkın, sonra da iyice düşünün!" Arkadaşınızda cinnetten eser yok! O, şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kişiden başkası değil.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mənim sizə bircə nəsihətim var; Allah üçün iki-iki, bir-bir ayağa qalxın, sonra da bir düşünün. Sizin yoldaşınızda (peyğəmbərdə) heç bir dəlilik əlaməti yoxdur. O, şiddətli əzab gəlməzdən əvvəl sizi ancaq xəbərdar edəndir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər! Bu müşriklərə) de: ″Mən sizə ancaq bir öyüd verəcəyəm. Allah xatirinə (məni dinlədikdən sonra məclisimdən) iki-iki, bir-bir durun (durub gedin), sonra da bir dərindən düşünün, (görəcəksiniz ki) sizin yoldaşınızda (Muhəmməd əleyhissəlamda) heç bir divanəlik əsəri yoxdur. O yalnız qarşıdakı şiddətli əzabla (düçar olacağınız axirət əzabı ilə) sizi qorxudan (xəbərdar edən) bir peyğəmbərdir!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺIch ermahne euch zu folgendem: Tretet zu zweit oder einzeln vor Gott und denkt über Ihn nach! Euer Gesandter ist keineswegs wahnsinnig. Er ist für euch nur ein Warner vor einer qualvollen Strafe.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Ich ermahne euch nur zu einem: daß ihr euch zu zweit und einzeln um Allahs willen hinstellt und hierauf nachdenkt. Euer Gefährte leidet nicht an Besessenheit. Er ist euch nur ein Warner vor einer (bevorstehenden) strengen Strafe.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺlch mahne euch nur an eines: daß ihr euch ernsthaft mit Allahs Sache - zu zweit oder einzeln - befaßt und dann nachdenken sollt. Es ist in eurem Gefährten (dem Propheten) keine Besessenheit; er ist für euch nur ein Warner vor einer bevorstehenden strengen Strafe.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIch ermahne euch nur eines, daß ihr euch um ALLAHs Willen zu zweit oder einzeln bemüht, dann nachdenkt.ʺ Euer Gefährte leidet sicher nicht unter Geistesgestörtheit. ER ist doch nur ein Warner für euch vor einer harten Peinigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "I advise you to think and think but this one single fact, you stand before Allah in pairs to reason with one another and singly to reason with your own conscience that your companion -the Messenger Muhammad- is not a demoniac but a spectacle and a warning who cautions you against the severe punishment you shall face if you do not deviate into sense".

Abdul Haleem

Say [Prophet], ‘I advise you to do one thing only: stand before God, in pairs or singly, and think: there is no sign of madness in your companion [the Prophet]- he is only warning you before severe suffering arrives.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "I do admonish you on one point: that ye do stand up before Allah,- (It may be) in pairs, or (it may be) singly,- and reflect (within yourselves): your Companion is not possessed: he is no less than a warner to you, in face of a terrible Penalty."

Abul A'la Maududi

Say to them, (O Prophet): "I give you but one counsel: stand up (for heaven's sake), singly and in pairs, and then think: what is it in your companion(to wit, Muhammad) that could be deemed as madness?" He is nothing but a warner, warning you before the coming of a grevious chastisement.

Aisha Bewley

Say: ‘I exhort you to do one thing alone: to stand before Allah in pairs and on your own and then reflect. Your companion is not possessed. He is only a warner come to you ahead of a terrible punishment.’

Al-Hilali & Khan

Say (to them O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I exhort you to one (thing) only: that you stand up for Allâh’s sake in pairs and singly, and reflect (within yourselves the life history of the Prophet صلى الله عليه وسلم): there is no madness in your companion (Muhammad صلى الله عليه وسلم). He is only a warner to you in face of a severe torment."

Ali Quli Qarai

Say, ‘I give you just a single advice: that you rise up for Allah’s sake, in twos, or individually, and then reflect: there is no madness in your companion: he is just a warner to you before [the befalling of] a severe punishment. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `I advise you (to do) one thing, (it is) that you keep Allâh (before) you, stand up in twos (- collectively) and ones (- singly) and then ponder (over the teachings of this Prophet). (You will come to the conclusion) that there is no vestige of insanity in (this) companion of yours (- Muhammad). He is only a Warner to you of a great calamity which is impending (over you).

Arthur John Arberry

Say: 'I give you but one admonition, that you stand unto God, two by two and one by one, and then reflect: no madness is in your comrade. He is naught but a warner unto you, before a terrible chastisement.'

Bijan Moeinian

Say: "For the sake of God be objective [put your prejudices aside] and think individually or collectively. Why do you call your fellow [whom you were considering as a wise and trustworthy] as mad? He (Mohammad) is only appointed to warn you about an upcoming disaster [the Hellfire.]"

E. Henry Palmer

Say, 'I only admonish you of one thing, that ye should stand up before God in twos or singly, and then that ye reflect that there is no ginn in your companion. He is only a warner to you before the keen torment.'

Edip-Layth

Say, "I advise you to do one thing: that you stand to God, in pairs or as individuals, then reflect. There is no madness in your friend, he is only a warner to you in the face of a severe retribution."

George Sale

Say, verily I advise you unto one thing, namely, that ye stand before God by two and two, and singly; and then consider seriously, and you will find that there is no madness in your companion Mohammed: He is no other than a warner unto you, sent before a severe punishment.

Hamid S. Aziz

And those before them rejected the truth, and these have not yet attained a tenth of what We gave them, yet they rejected My messenger, how terrible, then, was My rejection (abhorrence of them)!

Mahmoud Ghali

Say, "Surely I admonish you with one (thing) only, that you rise up to Allah by twos and singly; thereafter meditate: in no way is there any madness in your Companion. Decidedly he is nothing except a constant warner to you, before (Literally: between the hands of) a strict torment."

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): I exhort you unto one thing only: that ye awake, for Allah's sake, by twos and singly, and then reflect: There is no madness in your comrade. He is naught else than a warner unto you in face of a terrific doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I urge upon you only one thing: Stand up for God two by two or one by one, and think and reflect!" There is no madness about your companion. He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).

Muhammad Asad

Say: "I counsel you one thing only: Be [ever­ conscious of] standing before God, whether you are in the company of others or alone; and then bethink yourselves [that] there is no madness in [this pro­phet,] your fellow-man: he is only a warner to you of suffering severe to come. "

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "I advise you to do ˹only˺ one thing: stand up for ˹the sake of˺ Allah—individually or in pairs—then reflect. Your fellow man[1] is not insane. He is only a warner to you before ˹the coming of˺ a severe punishment."

Progressive Muslims

Say: "I advise you to do one thing: that you stand to God, in pairs or as individuals, then reflect. There is no madness in your friend, he is only a warner to you in the face of a severe retribution."

Sahih International

Say, "I only advise you of one [thing] - that you stand for Allah, [seeking truth] in pairs and individually, and then give thought. " There is not in your companion any madness. He is only a warner to you before a severe punishment.

Sam Gerrans

Say thou: “I but exhort you to one thing: that you stand up for God in twos and alone, then reflect.” Your companion is not possessed; he is only a warner to you before a severe punishment.

Shabbir Ahmed

Say, "I ask you to do just one thing: For Allah's sake! Stand up in pairs and singly - and then think! There is no madness in your companion. He is only a Warner unto you in the face of a terrible doom."

Syed Vickar Ahamed

Say: "I do warn (and advice) you on one point: That you stand up before Allah— (Either) in pairs, or as single (individuals)— And think deeply (within yourselves): Your Companion (the Prophet) is not possessed: He is no less than a warner to you, (as those) who will face a terrible Penalty. "

Taqi Usmani

Say, "I advise you for one thing only: that you stand up before Allah, in pairs and in singles, then reflect; (you will easily appreciate that) there is no madness in your fellow (the Holy Prophet)." He is none but a warner to you in the face of a stern torment.

The Monotheist Group

Say: "I advise you to do one thing: that you stand to God, in twos and individually, then reflect." There is no madness in your friend, he is only a warner to you in the face of a severe retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺJe vous exhorte seulement à une chose: que pour Allah vous vous leviez, par deux ou isolément, et quʹensuite vous réfléchissiez. Votre compagnon (Muhammad) nʹest nullement possédé: il nʹest pour vous quʹun avertisseur annonçant un dur châtimentʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ez bes yek şîretekê li we dikim; ji bo xatirê Xwedê dido dido û yeko yeko (bi mêjiyekî azad) heqiyê teleb bikin, paşê baş bifikirin, (hûn ê bibînin ku) li dor hevalê we (mexsed pê pêxember e) tu dînîtî tune ye. Ew her pêxemberek e, bi hatina ezabekî dijwar û xemnak we hişyar dike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺIk roep jullie tot slechts één ding op; dat jullie je getweeën en afzonderlijk voor God opstellen en dan nadenken. In jullie medeburger is geen bezetenheid, hij is voor jullie slechts een waarschuwer voor een strenge bestraffing.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Waarlijk, ik raad u eene zaak, namelijk dat gij twee aan twee voor God staat, of afzonderlijk; overweeg dan ernstig, en gij zult bevinden, dat er geene uitzinnigheid bij uwen makker Mahomet heerscht. Hij is slechts gezonden om u voor eene gestrenge straf te waarschuwen.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺVoorwaar, ik vermaan jullie tot slechts één ding: dat jullie je gelweeën of alleen voor Allah opstellen en dan nadenken.ʺ Jullie metgezel (Moehammad) is niet bezeten; hij is slechts een waarschuwer voor jullie, voor een harde bestraffing.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺЯ призываю вас только к одному: станьте пред Аллахом по двое и по одному, а потом пораздумайте хорошенько - [и вы убедитесь, что] ваш собрат - не одержимый, что он всего лишь увещеватель перед грядущим суровым наказаниемʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺEtt råder jag er till, nämligen att ni två och två eller var man för sig vänder er till Gud och ber Honom (visa er sanningen), och att ni sedan noga rannsakar era hjärtan. Er landsman är inte besatt av andar; vad han gör är att varna er för det stränga straff som han ser hota er.ʺ