Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!

وَكَذَّبَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُوا مِعْشَارَ مَا اٰتَيْنَاهُمْ فَكَذَّبُوا رُسُلِي فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

ve keƶƶebe (e)lleƶīne min ḳablihim ve mā beleğū miǎ'şāra mā āteynāhum fe keƶƶebū rusulī fe keyfe kāne nekīri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذَّبَve keƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlanmışlardı
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3مِنْmin
4قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önceki(ler)
5وَمَاve māve
6بَلَغُواbeleğūب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişmemişlerdir
7مِعْشَارَmiǎ'şāraع ش رOnda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara - arkadaşlık etmek, birlikte yaşamak, birinin toplumunu geliştirmek, tanıdık olmak. ashirun - yoldaş, ashiratun - akraba, ma'sharun - topluluk, ırk, kalabalık, yakın iletişim içinde yaşayanlar (çoğul: ashair).onda birine bile
8مَا
9اٰتَيْنَاهُمْāteynāhumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara verdiklerimizin
10فَكَذَّبُواfe keƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.fakat yalanladılar
11رُسُلِيrusulīر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçilerimi
12فَكَيْفَfe keyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldeama nasıl
13كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldu
14نَكِيرِnekīriن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakbenim inkarım

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile nâil olamadılar, öyle olduğu halde yalanladılar da cezâ ve azâbım, nasıl gelip çattı, helâk etti onları.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile nâil olamadılar, öyle olduğu halde yalanladılar da cezâ ve azâbım, nasıl gelip çattı, helâk etti onları.

Adem Uğur

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmişlerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladılar; ama benim karşılık olarak verdiğim nasıl olmuştu!

Ahmed Hulusi

Onlardan öncekiler de yalanlamıştı (genetik özellik)! (Oysa bunlar) onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşmamışlardır. . . (Buna rağmen) Rasullerimi yalanladılar. . . İşte bak, benim de onları inkarımın sonucu nasıl oldu!

Ahmet Tekin

Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiğimiz servetin, gücün, yaşadıkları hayatın sahip oldukları devletin onda birine ulaşamamışlardı. Bunlar da, Rasullerimi yalanladılar. Beni tanımamak nasılmış, onları gözden çıkarmam, gazabım nasılmış bir bak!

Ahmet Varol

Bunlardan öncekiler de yalanladılar. Oysa bunlar onlara verdiklerimizin onda birine bile erişememişlerdir. Böyleyken onlar elçilerimi yalanladılar. Ama benim inkârım nasıl oldu?

Ali Bulaç

Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) elçilerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkarım (yıkıma uğratmam) nasıl oldu?

Ali Fikri Yavuz

Onlardan (o Mekke kâfirlerinden) öncekiler de, (peygamberlerini) yalanlamışlardı; hem de bunlar, evvelki kâfirlere (mal, evlâd ve ömür gibi şeylerden) verdiklerimizin onda birine ermediler; peygamberimizi tekzip ettiler de beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?

Ali Rıza Safa

Bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Üstelik bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Yine de elçilerimi yalanlamışlardı. Bana nankörlük etmenin sonu nasıl oldu?

Bayraktar Bayraklı

Onlardan öncekiler de yalanladılar. Oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar da peygamberlerimizi yalanlamışlardı. Bak, beni inkarın sonu nasıl oldu?

Bekir Sadak

Kendilerinden once gelenleri de yalanlamislardi; oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erisememislerdi. Boyleyken peygamberlerimizi yalanladilar; Beni inkar etmek nasil olur? *

Celal Yıldırım

Onlardan önce gelen (inkarcılar da) yalanlamıştı; onlara verdiğimizin onda birine olsun (bunlar) erişememişlerdir. Peygamberlerini yalanladılar. (Bir bak), beni inkârın sonu ne oldu !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan saymışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!

Diyanet İşleri

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerinden önce gelenleri de yalanlamışlardı; oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erişememişlerdi. Böyleyken peygamberlerimizi yalanladılar; Beni inkar etmek nasıl olur?

Diyanet Vakfi

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmişlerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladılar; ama benim karşılık olarak verdiğim nasıl olmuştu!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan öncekiler de yalan demişlerdi. Hem de bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine ermediler. Peygamberlerini yalanladılar da nasıl oldu inkarım?

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan evvelkiler de tekzib etmişlerdi, hem bunlar onlara verdiklerimizin onda birine ermediler, Resullerimizi tekzib ettiler de nasıl oldu inkarım?

Erhan Aktaş

Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen Resul'lerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen resullerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen rasullerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!

Fizilal-il Kuran

Onlardan önceki bir çok milletler de mesajımızı yalanlamışlardı., Bu müşrikler onlara verdiğimiz dünyalıkların onda birine bile ermiş değillerdir. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar, ama bu inkârcılığın karşılığı nice oldu?

Gültekin Onan

Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) elçilerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkarım nasıl oldu?

Hamdi Döndüren

Bunlardan öncekiler de (elçilerini) yalanladılar. Bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdir. Böyleyken, yine de elçilerimi yalanladılar. Ama benim de onları inkârım nasıl oldu?

Hasan Basri Çantay

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) tekzib etdi (ler) Halbuki bunlar öbürlerine verdiklerimizin onda birine ermemişlerdir. (Böyle iken) öbürleri peygamberlerimizi tekzib etmişlerdi. (Bak) beni inkar (edişin akıbeti) nice oldu!

Hasib Asutay

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar (18) öncekilere verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdi. (Böyleyken) peygamberlerimi yalanladılar; ama benim de (onları) inkârım (helâk etmem) nasıl oldu! (18. Mekkeliler.)

Hayrat Neşriyat

Bunlardan öncekiler de (peygamberleri) yalanlamıştı; (bunlar, servet ve ömürce)onlara verdiklerimizin onda birine bile erişmediler; böyle iken peygamberlerimi yalanladılar; ama beni inkâr etmek nasıl olurmuş (gördüler)!

İbni Kesir

Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Peygamberlerimi yalanladılar. Beni inkar nasıl olurmuş?

Mehmet Okuyan

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiğimiz (güc)ün onda birine bile ulaşamamışlardı. (Önceki toplumlar da) elçilerimi yalanlamışlardı. Cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!

Muhammed Esed

Onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu) da, böylece hakikati yalanlamışlardı; bu (eski toplumlar), (kendilerinden sonraki kuşaklara) tevdi ettiğimiz (hakikatin kanıtlarının) onda birine bile sahip olmadıkları halde yine de elçilerimizi yalanladıklarında, Benim onları yok saymam ne korkunç oldu!

Mustafa İslamoğlu

Dahası onlardan öncekiler de yalanlamışlardı; ama onlara verilen (manevi nimetler, bu ümmete) verilenin onda birine bile ulaşmamıştı; buna rağmen elçilerimi yalanladılar ve sonuçta inkar nasıl olurmuş gördüler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlardan evvelkiler de tekzîp etmişlerdi. Halbuki onlar, ötekilerine verdiklerimizin onda birine ermemişlerdir. Resûllerimizi tekzîp ettiler. Artık bak, Benim (onları) inkârım nasıl oldu?

Ömer Öngüt

Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine ulaşamadılar. Böyleyken peygamberlerini yalanlamışlardı. Beni inkâr nasıl olurmuş!

Suat Yıldırım

Bunlardan, (Mekke müşriklerinden) öncekiler de hakkı yalan saymışlardı. Halbuki bunların güç ve kuvveti onlarınkinin onda biri kadar bile değildir. Buna rağmen azabı engelleyemediler. Peygamberlerimi yalan saydılar ama, redlerine karşı Benim reddedişim nasıl olurmuş, iyice gördüler!

Süleyman Ateş

Bunlardan önceki (millet)ler de yalanlanmışlardı. Bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erişmemişlerdir. (Onlara o kadar ni'met verdiğim halde yine) elçilerimi yalanladılar. Ama benim de (onları) inkarım nasıl oldu, (onları nasıl mahvettim)!?

Süleymaniye Vakfı

Kendilerinden öncekiler de yalana sarıldılar. Üstelik bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Öncekiler elçilerimi yalanladılar da benim onları tanımamam neymiş (gördüler)!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlardan öncekiler de yalana sarılmışlardı. Üstelik bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birini bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar da elçilerimi yalanlamışlar (kitaplarımı tanımamışlar)dı. Onları nasıl da tanınmaz hale getirdim.

Şaban Piriş

Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar. Buna karşı benim cezam nasıldı?

Tefhim-ul Kuran

Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkârım (yıkıma uğratmam) nasıl oldu?

Ümit Şimşek

Bundan öncekiler de yalanlamışlardı. Şimdikilerin gücü ise onlara verdiklerimizin onda birini bulmuyor. Onlar peygamberlerimi yalanladılar da inkârlarının sonu ne oldu?

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan öncekiler de yalanladılar. Üstelik bunlar, ötekilerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Resullerimi yalanladılar. Peki, benim azabım nasıl oldu!?

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlardan (Məkkə müşriklərindən) əvvəlkilər də (öz peyğəmbərlərini) təkzib etmişdilər. Bunlar (Məkkə əhli) onlara verdiklərimizin (mal-dövlətin, qüdrətin, ömrün) onda birinə belə nail olmamışlar. Amma onlar Mənim Peyğəmbərimi yalançı saydılar. (Ya Rəsulum! Bir görəydin) Mənim (onları) inkar etməyim necə oldu! (Peyğəmbərləri inkar etdikləri üçün Mən də o kafirləri inkar edib onlara olan neʼmətimi nifrətlə əvəz etdim, hamısını məhv edib yer üzünü onlardan büsbütün təmizlədim. Bu, Məkkə müşriklərinə bir ibrət dərsi olmalıdır!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Völker vor ihnen ziehen ihre Gesandten ebenfalls der Lüge. Dein Volk hat aber nicht einmal ein Zehntel der Macht der früheren Völker, die meine Gesandten verleugneten. Wie schwerwiegend war Meine Ablehnung!

Almanca — Der Edle Quran

Für Lüge erklärt haben (es auch) diejenigen, die vor ihnen waren, wobei diese nicht einmal das Zehntel dessen erreichten, was Wir jenen gegeben hatten. Sie bezichtigten Meine Gesandten der Lüge. Wie war da Meine Mißbilligung!

Almanca — M. A. Rassoul

Jene, die vor ihnen waren, leugneten ebenfalls - und diese haben nicht den zehnten Teil von dem erreicht, was Wir jenen gegeben hatten -, und doch bezichtigten sie Meine Gesandten der Lüge. Doch wie war (die Folge davon,) daß sie Mich verleugneten!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen vor ihnen verleugneten, und diese erreichten nicht einmal ein Tausendstel von dem, was WIR ihnen (den anderen) zuteil werden ließen, dann bezichtigten sie Meine Gesandten der Lüge. Also wie war denn Meine Mißbilligung?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Similarly acted those who preceded them, they denied Our divine message and they rejected the truth, notwithstanding Allah's grace abounding in them. Affluence inflated them with pride whereas these people have not attained one tenth of what those of old attained: affluence in knowledge, wealth, power and the art of construction. Puffed up, they accused Our Messengers of falsehoods and how evil was the end for which they were destined.

Abdul Haleem

Those who lived before them also denied the truth- these people have not attained even a tenth of what We gave their predecessors- they, too, rejected My messengers, and how terrible My condemnation was!

Abdullah Yusuf Ali

And their predecessors rejected (the Truth); these have not received a tenth of what We had granted to those: yet when they rejected My messengers, how (terrible) was My rejection (of them)!

Abul A'la Maududi

Those who went before them also denounced (Allah's Messengers) as liars. They have not attained even a tenth of what We had given them. But when they rejected My Messengers, calling them liars, how terrible was My chastisement!

Aisha Bewley

Those before them also denied the truth but these people do not have even a tenth of what We gave to them. They denied My Messengers. And how complete was My denial!

Al-Hilali & Khan

And those before them belied; these have not received even a tenth of what We had granted to those (of old); yet they belied My Messengers. Then how (terrible) was My denial (punishment)!

Ali Quli Qarai

Those who were before them denied [the apostles], and these have not received one-tenth of what We had given them. But they denied My apostles, so how was My rebuttal!

Amatul Rahman Omar

Their predecessors had also cried lies (to the Prophets of their time). And these (Makkans) have not attained (even) a tenth of that (resources of wealth and strength) which We had given their predecessors, yet they cried lies to My Messages so (let these see) how (terrible) was the change I brought about and how (tremendous) was (the result of) My disapproval.

Arthur John Arberry

Those that were before them also cried lies, yet they reached not a tenth of what We gave them; they cried lies to My Messengers, and how was My horror!

Bijan Moeinian

The previous disbelievers, who treated My Prophets as liars, were severely punished even though they did not receive even one tenth of the proofs shown to these disbelievers.

E. Henry Palmer

Those before them said it was a lie, and these have not reached a tithe of what we had given them. And they said my apostles were liars, and how great a change was then!

Edip-Layth

Those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We have given to this generation, so they denied My messengers, how severe was My retribution!

George Sale

They who were before them in like manner accused their prophets of imposture: But these have not arrived unto the tenth part of the riches and strength which we had bestowed on the former: And they accused my apostles of imposture; and how severe was my vengeance!

Hamid S. Aziz

And We have not given them (Arabs) any Books (Scripture) which they read, nor did We send to them before you a Warner.

Mahmoud Ghali

And (the ones) before them cried lies, and in no way did they reach a tenth of what We brought them. So they cried lies to My Messengers. Then how was My disclaiming!

Marmaduke Pickthall

Those before them denied, and these have not attained a tithe of that which We bestowed on them (of old); yet they denied My messengers. How intense then was My abhorrence (of them)!

Mohamed Ahmed - Samira

Those before them had also denied, and they could not reach a tenth of (the possibilities) We had given them, and still they called My apostles liars. How great was the change that I wrought in their condition then!

Muhammad Asad

Thus, too, gave the lie to the truth [many of] those who lived before them; and although those [earlier people] had not attained to even a tenth of [the evidence of the truth] which We have vouch­safed unto these [late successors of theirs], yet when they gave the lie to My apostles, how awesome was My rejection!

Mustafa Khattab

Those ˹destroyed˺ before them denied as well—and these ˹Meccans˺ have not attained even one-tenth of what We had given their predecessors.[1] Yet ˹when˺ they denied My messengers, how severe was My response!

Progressive Muslims

And those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We have given to this generation, so they denied My messengers, how severe was My retribution!

Sahih International

And those before them denied, and the people of Makkah have not attained a tenth of what We had given them. But the former peoples denied My messengers, so how [terrible] was My reproach.

Sam Gerrans

And those before them denied; and they attained not a tenth of what We gave them but they denied My messengers — then how was My rejection!

Shabbir Ahmed

Thus too, nations before them had rejected the Message. These people have not received a tenth of the power and wealth that We had bestowed upon them. Yet, when they denied My Messengers, (see) how awesome was My rejection!

Syed Vickar Ahamed

And their earlier generations rejected (the Truth): These have not received a tenth (of the Guidance) of what We had granted to those: Yet when they rejected My messengers how (terrible) was My rejection (of them)!

Taqi Usmani

And those before them had rejected (the prophets), while these (infidels of Makkah) have not reached even one tenth of what We gave to those (before them). So, they rejected my Messengers. Then (imagine) how was My censure!

The Monotheist Group

And those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We had given them, but they denied My messengers; so how was My retribution?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux dʹavant eux avaient (aussi) démenti (leurs messagers). (Les Mecquois) nʹont pas atteint le dixième de ce que Nous leur avons donné (en force et en richesse). Ils traitaient Mes Messagers de menteurs. Et quelle réprobation fut la mienne!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Umetên beriya wan jî bawerî bi pêxemberên xwe neanîn. Ev (muşrikên Mekkê) nagihine dehyeka ya ku me (ji hêz û temen) daye wan. Vêca wan bi pêxemberên min bawerî neanî (û min ew birin helakê), vêca cezadayina Min çawa bû?

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij die er voor hun tijd waren, hebben (de gezanten ook) van leugens beticht, terwijl zij (nu) nog niet een tiende bereikt hebben van wat Wij aan hen gegeven hadden. Toch hadden zij ook Mijn gezanten van leugens beticht. En hoe was Mijn terechtwijzing dan?

Hollandaca — Siregar

En degenen vóór hen loochenden terwijl zij (de ongelovigen) nog geen tiende hadden bereikt van wat Wij hun (de nlachtige volkeren) hadden gegeven. En zij loochenden Mijn Boodschappers. En hoe (verschrikkelijk) was toen Mijn afschuw!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И отвергли (Истину) и те, кто был до них [до этих арабов, как например адиты и самудяне]. Но не достигли они [жители Мекки] и десятой части того, что Мы даровали им [прежним арабам] (из благ: крепкого телосложения, продолжительности жизни, обилия в имуществе,...). И они [прежние арабы] отвергли Наших посланников (когда они принесли им Истину). (И Я наказал их, уничтожив уже в этом мире и) каково же было Мое негодование!

Rusça — Osmanov

Те [народы], которые были до них, также не признавали [посланников], а эти (т. е. мекканские многобожники), хотя не обрели и десятой доли того, что Мы даровали прежним народам, тем не менее не признают Моих посланников. Как же [жестоко] Я покарал [их]!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Andra folk) före dem förnekade sanningen och de hade inte fått ens tiondelen av vad Vi har gett dessa (senare tiders förnekare som bevis); men hur (hårt) straffade Jag inte deras (föregångare) när de beskyllde Mina sändebud för lögn!