Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir yalandır" dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, ancak apaçık bir büyüdür" dediler.

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّا رَجُلٌ يُرِيدُ اَنْ يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَقَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌ مُفْتَرًى وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ

ve iƶā tutlā ǎleyhim āyātunā beyyinātin ḳālū mā hāƶā illā raculun yurīdu en yeSuddekum ǎmmā kāne yeǎ'budu ābā'ukum ve ḳālū mā hāƶā illā ifkun mufteran ve ḳāle (e)lleƶīne keferū li l-Haḳḳi lemmā cā'ehum in hāƶā illā siHrun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2تُتْلٰىtutlāت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okunduğu
3عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
4اٰيَاتُنَاāyātunāا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimiz
5بَيِّنَاتٍbeyyinātinب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık açık
6قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
7مَاdeğildir
8هٰذَٓاhāƶābu
9اِلَّاillābaşka bir şey
10رَجُلٌraculunر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.bir adamdan
11يُرِيدُyurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyen
12اَنْen
13يَصُدَّكُمْyeSuddekumص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.sizi çevirmek
14عَمَّاǎmmā-dan
15كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğu(tanrılar)-
16يَعْبُدُyeǎ'buduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapıyor
17اٰبَٓاؤُ۬كُمْābā'ukumا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabalarınızın
18وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler ki
19مَاdeğildir
20هٰذَٓاhāƶābu
21اِلَّٓاillābaşka bir şey
22اِفْكٌifkunا ف كDurumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak.bir yalandan
23مُفْتَرًىmufteranف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.uydurulmuş
24وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
25الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
26كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
27لِلْحَقِّli l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
28لَمَّاlemmā
29جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine gelen
30اِنْindeğildir
31هٰذَٓاhāƶābu
32اِلَّاillābaşkası
33سِحْرٌsiHrunس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibir büyüden
34مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara, apaçık âyetlerimizi okuduğun zaman bu adam derler, sizi atalarınızın kulluk ettiği şeylerden vazgeçirmek isteyen birisi ancak ve bu derler, uydurulmuş düzme bir şey ancak ve kâfir olanlar, onlara gerçeğe âit bir şey geldi mi, bu derler, apaçık bir büyü ancak.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara, apaçık âyetlerimizi okuduğun zaman bu adam derler, sizi atalarınızın kulluk ettiği şeylerden vazgeçirmek isteyen birisi ancak ve bu derler, uydurulmuş düzme bir şey ancak ve kâfir olanlar, onlara gerçeğe âit bir şey geldi mi, bu derler, apaçık bir büyü ancak.

Adem Uğur

Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.

Ahmed Hulusi

Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunup bildirildiğinde (zalimler) dediler ki: "Bu, atalarınızın tapınageldiği şeyden sizi çevirmeyi amaçlamış bir adamdır". . . Yine dediler ki: "Bunlar, uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değil". . . Hakikat bilgisini inkar edenler, Hak kendilerine geldiğinde: "Bu, ancak apaçık bir sihirdir" dediler.

Ahmet Tekin

Onlara ayan beyan âyetlerimiz okunduğu zaman: 'Bu sadece sizi, atalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdır' dediler. Yine: 'Bu Kur’ân da, sadece uydurulmuş bir yalandır' dediler. Hakkı inkârda ısrar edip küfre saplananlar da, kendilerine hak kitap Kur’ân, İslâm, Allah’ın Rasulüne peygamberlik, peygamberin mucizeleri geldiği zaman: 'Bunlar kesinlikle açık açık büyüleyerek aklı etki altına alan sözler' dediler.

Ahmet Varol

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda: 'Bu sizi atalarınızın tapmakta olduklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir' derler. Yine: 'Bu (Kur'an), uydurulmuş bir düzmeceden başka bir şey değildir' dediler. İnkâr edenler, hak kendilerine gelince onun için: 'Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir' dediler.

Ali Bulaç

Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: "Bu, sizi babalarınızın taptıkların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" dediler. Ve dediler ki: "Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir." İnkar edenler de, kendilerine geldiği zaman hak için: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Karşılarında açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, dediler ki: “- Bu kimse, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı putlardan alıkoymak istiyen bir adamdır.” (Kur’an hakkında da): “-Bu başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftiradır.” söylediler. O kâfirlere Kur’an gelince de: “- Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.

Ali Rıza Safa

Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, şöyle demişlerdi: "Atalarınızın hizmet ettiklerinden sizi engellemek isteyen bir adamdan başkası değil bu!" Bir de şöyle demişlerdi: "Uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değil bu!" Nankörlük edenler, gerçek kendilerine geldiği zaman da şöyle demişlerdi: "Aslında, apaçık bir büyüden başka bir şey değil bu!"

Bayraktar Bayraklı

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, "Bu, sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" dediler. "Bu, sırf uydurulmuş bir yalandır" dediler. İnkar edenler, kendilerine gerçek geldiğinde, "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler."

Bekir Sadak

Ayetlerimiz onlara apacik olarak okundugu zaman: «Bu adam sizi babalarinizin taptiklarindan alikoymaktan baska bir sey istemiyor» derlerdi. «Bu Kuran dupeduz bir uydurmadan baska bir sey degildir» derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiginde, onun icin: «Bu apacik bir buyudur» demislerdi.

Celal Yıldırım

Âyetlerimiz kendilerine karşı açık-seçik okunduğu zaman, dediler ki, «bu adam ancak sizi babalarınızın taptığı şeylerden alıkoymak ister ve bu Kur'ân uydurulmuş bir düzmeden başkası değildir.» İnkâr edenler de hakk (olan Kur'ân) kendilerine geldiği zaman, «bu açık bir sihirden başkası değildir» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğunda “Bu, başka değil, sizi atalarınızın taptıklarından vazgeçirmek isteyen biri” demişler ve eklemişlerdi: “Bu da ancak düzmece bir yalan.” İnkâr edenler kendilerine hakikat ulaştığında onun hakkında, “Bu, besbelli bir büyüdür” demişlerdi.

Diyanet İşleri

Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir yalandır" dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, ancak apaçık bir büyüdür" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunduğu zaman: 'Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor' derlerdi. 'Bu Kuran düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir' derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiğinde, onun için: 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: «Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam.» dediler. Ve: «Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira» dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: «Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karşılarında açık deliller halinde ayetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, yalnızca sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adamdır!" dediler ve: "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir iftiradan başka birşey değil!" dediler. Ve o küfredenler gerçek kendilerine geldiği vakit: "Bu apaçık bir büyüden başka birşey değildir!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşılarında açık beyyineler halinde ayetlerimiz tilavet olunduğu zaman o zalimler: "bu başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı ma'budlardan men'etmek isteyen bir adam" dediler ve "bu (Kur'an) başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler ve o küfredenler hak kendilerine geldiği vakıt bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler

Erhan Aktaş

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman: "Bu, ancak, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi vazgeçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir." dediler. Ve dediler ki: "Bu, uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir." Kafirler, kendilerine gerçek gelince: "Bu, ancak apaçık bir büyüdür." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman: "Bu, ancak, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi vazgeçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir." dediler. Ve dediler ki: "Bu, uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir." Kafirler, kendilerine gerçek gelince: "Bu, ancak apaçık bir büyüdür." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman: "Bu, ancak, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi vazgeçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir." dediler. Ve dediler ki: "Bu, uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir." Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine gerçek gelince: "Bu, ancak apaçık bir büyüdür." dediler.

Fizilal-il Kuran

Onlara apaçık anlamlı ayetlerimiz okunduğunda «Bu adamın tek istediği şey, sizi atalarınızın taptığı putlardan vazgeçirmektir» ve «şu Kur'an, düzmece bir yalandan başka bir şey değildir.» dediler. Kâfirler, kendilerine gelen 'gerçek' için «Bu apaçık bir büyüden ibarettir.» demişlerdi.

Gültekin Onan

Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: "Bu, sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" dediler. Ve dediler ki: "Bu düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir." Küfredenler de, kendilerine geldiği zaman hak için: "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler.

Hamdi Döndüren

Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: “Bu, sadece sizi atalarınızın taptığından çevirmek isteyen bir adamdır.” Ve yine şöyle dediler: “Bu, uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.” İnkâr edenler de, gerçek kendilerine gelince, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Onlara karşı açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: "Bu, atalarınızın tapmakda devam etdikleri (putlardan) sizi mütemadiyen vaz geçirmek isteyen bir adamdan başkası değildir" ve dediler: "Bu (Kur'an) düzülüb uydurulmuş bir iftiradan başka bir şey değildir". Hakka küfreden onlar, (bu hak) kendilerine gelince de (şunu) söylediler): "Bu, apaşikar büyüden başka bir şey değildir".

Hasib Asutay

Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: 'Bu, sizi babalarınızın taptıklarından çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir'. Ve (yine) dediler ki: 'Bu, (Kur'an) da uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir'. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de 'Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir' dediler.'

Hayrat Neşriyat

Çünki onlara âyetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman: 'Bu ancak, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi çevirmek isteyen bir adamdır' dediler. Bir de: 'Bu (Kur’ân), uydurulmuş bir iftirâdan başka bir şey değildir' dediler. İnkâr edenler, kendilerine o hak(Kur’ân) gelince de (onun için): 'Bu, ancak apaçık bir sihirdir' dedi(ler).

İbni Kesir

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: Bu, ancak sizi atalarınızın ibadet etmekte olduğundan alıkoymak isteyen bir adamdır. Ve dediler ki: Bu da düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir. Hak kendilerine geldiğinde hakkı inkar etmiş olanlar dediler ki: Bu, sadece apaçık bir büyüdür.

Mehmet Okuyan

Onlara apaçık ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: “Bu, sizi babalarınızın taptığı (ilahlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir!” demişlerdi. Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler “Bu (Kur’an) apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Mesajlarımız onlara bütün açıklığıyla aktarıldığında, (hakikati inkara şartlanmış olanlar birbirlerine,) "Bu (Muhammed) sizi atalarınızın taptıklarından vazgeçirmeye çalışan biridir sadece!" derler. Ve "Bu (Kuran, insan tarafından) uydurulmuş bir safsatadan başka bir şey değildir!" d(iye ekl)erler. Ve (son olarak,) hakikati inkara kalkışanlar, hakikat kendilerine ulaştığında, onun için, "Bu, büyüleyici güzel bir sözden başka bir şey değil!" derler.

Mustafa İslamoğlu

Ve ayetlerimiz onlara açık ve seçik olarak aktarıldığında dediler ki: "Bu sizi öteden beri atalarınızın taptıklarından uzaklaştırmaya çalışan birinden başkası değil." Bir de şunu eklediler: "Bu (Kur'an) uydurulmuş düzme koşma bir (mesajdan) ibarettir." Nihayet inkarda direnenler ayaklarına kadar gelen hakikat için, "bu açıkça büyüleyici bir sözden başka bir şey değil" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara karşı bizim açık açık âyetlerimiz okunduğu vakit, dediler ki: «Bu, bir adamdır ki, sizi atalarınızın ibadet ettikleri şeyden menetmek istiyor.» Ve dediler ki: «Bu (Kur'an) başka değil, sırf uydurulmuş bir iftiradır.» Ve kâfir olanlar, hak için de kendilerine geldiği vakit dediler ki: «Bu apaçık bir sihirden başka değil.»

Ömer Öngüt

Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman: "Bu adam sizi atalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor. " derlerdi. "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir. " derlerdi. Hak kendilerine geldiğinde hakkı inkâr edenler: "Bu apaçık bir sihirdir, başka bir şey değildir. " dediler.

Suat Yıldırım

Kendilerine parlak deliller halinde âyetlerimiz okunduğunda o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın ibadet ettiği tanrılarınızdan uzaklaştırmak isteyen bir adam!" dediler. Ve yine dediler ki: "Bu Kur’ân başka değil, sırf bir iftira!" Ve yine kâfirler, gerçek kendilerine geldiğinde "Bu besbelli bir büyüden başka bir şey değil!" dediler.

Süleyman Ateş

Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: "Bu, sadece sizi babalarınızın taptığı(tanrılar)dan çevirmek isteyen bir adamdan başka bir şey değildir." Ve o nankörler dediler ki: "Bu, uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir." Ve kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apaçak bir büyüdür, başka bir şey değildir" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Onlara ayetlerimiz, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okunduğunda "Bu sadece, atalarınızın kulluk ettiklerinden sizi uzaklaştırmak isteyen bir adamdır" derler ve şunu eklerler: "Bu (okuduğu) sadece düzmecedir, uydurulmuştur!" Kafirlik edenler, kendilerine bu gerçek geldiğinde şunu da derler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara açık ayetlerimiz okunduğunda "Bu adam sizi, babalarınızın kulluk ettiği şeyden uzaklaştırmak istiyor" derler ve şunu eklerlerdi: "Bu Kitap, uydurulmuş bir saçmalıktan başkası değildir." Onlara gelen gerçekleri kendini kapatanlar da şöyle derlerdi: "Bu, açık bir sihirden başka bir şey değil."

Şaban Piriş

Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman: -Bu, sadece bizi atalarımızın kulluk ettiklerinden vazgeçirmek isteyen bir adam, dediler. Bu Kur'an, düpedüz bir uydurmadan başka nedir?! dediler. Kafirler, hak kendilerine geldiği zaman: -Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: «Bu, sizi babalarınızın tapmakta oldukların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir» dediler. Ve dediler ki: «Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir.» Küfre sapanlar da kendilerine geldiği zaman hak için: «Bu, apaçık olan bir büyüden başka bir şey değildir» dediler.

Ümit Şimşek

Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğunda, 'Bu adam, atalarınızın taptıklarından sizi çevirmeye çalışıyor' demişlerdi. Yine demişlerdi ki, 'Bu uydurulmuş bir yalandan başka birşey değil.' Kendilerine hak geldiği zaman, o kâfirler, 'Bu düpedüz büyü!' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimiz açık seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen birinden başkası değil." Şunu da söylerler: "Bu, düzenlenmş bir yalandan/iftiradan başka şey değildir." Hakkı inkar edenler, o kendilerine geldiğinde şöyle demişlerdir: "Açık bir büyüden başka şey değil bu!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ayələrimiz onlara açıq-aydın oxunduğu zaman: “Bu ancaq sizi atalarınızın ibadət etdiklərindən döndərmək istəyən bir adamdır!”– deyərlər. Onlar: “Bu, uydurma yalandan başqa bir şey deyildir!”– deyərlər. Kafirlərə haqq gəldikdə onun barəsində: “Bu yalnız açıq-aydın bir sehrdir!”– deyərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ayələrimiz onlara (müşriklərə) açıq-aşkar olaraq oxunduğu zaman: ″Bu ancaq sizi atalarınızın ibadət etdiklərindən (bütlərdən) döndərmək istəyən bir adamdır!″ deyər, (Qurʼan haqında isə:) ″Bu, uydurma yalandan başqa bir şey deyildir!″ söyləyərlər. Kafir olanlara haqq (Qurʼan) gəldikdə onun barəsində: ″Bu yalnız açıq-aşkar bir sehrdir!″ – deyərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen Unsere klaren Verse vorgetragen werden, sagen sie: ʺDieses ist sicher ein Mann, der euch von dem abbringen will, was eure Väter anzubeten pflegten.ʺ Sie sagen: ʺDas ist nur eine ersonnene Lüge.ʺ Die Ungläubigen sagten über die Wahrheit, als sie ihnen zukam: ʺDas ist offenkundige Zauberei.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn ihnen Unsere Zeichen als klare Beweise verlesen werden, sagen sie: ʺDieser ist nur ein Mann, der euch von dem abhalten will, dem eure Väter dienten.ʺ Und sie sagen: ʺDas ist nur eine ersonnene ungeheuerliche Lüge.ʺ Und diejenigen, die ungläubig sind, sagen von der Wahrheit, nachdem sie zu ihnen gekommen ist: ʺDas ist nur deutliche Zauberei.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn ihnen Unsere deutlichen Verse verlesen werden, sagen sie: ʺDieser ist nichts weiter als ein Mann, der euch von dem abwenden möchte, was eure Väter verehrten.ʺ Und sie sagen: ʺDieser (Quran) ist nichts (anderes) als eine erdichtete Lüge.ʺ Und diejenigen, die ungläubig sind, sagen von der Wahrheit, wenn sie zu ihnen kommt: ʺDas ist nichts als eine offenkundige Zauberei.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn ihnen Unsere Ayat in Erklärtheit vorgetragen werden, sagen sie: ʺDieser ist doch nichts anderes als ein Mann, der euch von dem abhalten will, was eure Vorfahren zu dienen pflegten.ʺ Und sie sagten: ʺDies ist doch nichts anderes als erdichtete Ifk-Lüge.ʺ Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagten über die Wahrheit, als sie zu ihnen kam: ʺDies ist doch nichts anderes als eindeutige Magie.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet when Our clear and lucid revelations are recited to them they proclaim: "This man -Muhammad- is no more than someone who intends to stand in your way to make you deviate from the path your fathers had followed and to deny those deities they adored with appropriate acts and rites and they add" This Quran is nothing but a pack of lies and a devised pious fraud" And the infidels said when the truth when was presented to them: "This is nothing but the work of magic and sorcery made manifest in him".

Abdul Haleem

When Our messages are recited to them, clear as they are, they say, ‘This is only a man who wants to turn you away from what your forefathers worshipped,’ and, ‘This [Quran] is nothing but lies he has made up.’ When the Truth comes to the disbelievers, they say, ‘This is just plain sorcery,’

Abdullah Yusuf Ali

When Our Clear Signs are rehearsed to them, they say, "This is only a man who wishes to hinder you from the (worship) which your fathers practised." And they say, "This is only a falsehood invented!" and the Unbelievers say of the Truth when it comes to them, "This is nothing but evident magic!"

Abul A'la Maududi

When Our Clear Signs are rehearsed to them they say: "This is a person who wants to turn you away from the deities whom your ancestors worshipped." They say: “This is nothing but an invented falsehood.” And when the Truth came to the unbelievers they declared: “This is nothing but plain sorcery,”

Aisha Bewley

When Our Clear Signs are recited to them, they say, ‘This is nothing but a man who wants to debar you from what your fathers used to worship. ’ They say, ‘This is nothing but an invented lie.’ Those who are kafir say to the truth when it comes to them, ‘This is nothing but downright magic.’

Al-Hilali & Khan

And when Our Clear Verses are recited to them, they say: "This (Muhammad صلى الله عليه وسلم) is naught but a man who wishes to hinder you from that which your fathers used to worship." And they say: "This (the Qur’ân) is nothing but an invented lie." And those who disbelieve say of the truth when it has come to them (i.e. Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم when Allâh sent him as a Messenger with proofs, evidence, verses of this Qur’ân, lessons, signs, etc.): "This is nothing but evident magic!"

Ali Quli Qarai

When Our manifest signs are recited to them, they say, ‘This is just a man who desires to keep you from what your fathers used to worship. ’ And they say, ‘This is nothing but a fabricated lie.’ The faithless say of the truth when it comes to them: ‘This is nothing but plain magic.’

Amatul Rahman Omar

And when Our clear Messages are recited to them they say, `This fellow is but a man who wishes to keep you away from (worshipping the gods) that your fathers used to worship. ' And they say (of the Qur'ân), `This is nothing but a forged lie unprecedent.' And those who disbelieve say regarding this (perfect) truth when it has come to them, `This is nothing but a hoax causing a split (among the people).'

Arthur John Arberry

And when Our signs are recited to them, clear signs, they say, 'This is naught but a man who desires to bar you from that your fathers served'; and they say, 'This is nothing but a forged calumny. ' And the unbelievers say to the truth, when it has come to them, 'This is nothing but manifest sorcery.

Bijan Moeinian

When My revelations are recited to the disbelievers they say: "This man (Mohammad) simply wants to mislead you from the way that your ancestor used to worship. " Then they say: “This Qur’an is nothing but a bunch of fabricated lies.” They also say: “The whole thing is a sorcery.”

E. Henry Palmer

And when our signs are recited to them they say, 'This is only a man who wishes to turn you from what your fathers served;' and they say, 'This is only a lie forged,' and those who misbelive will say of the truth when it comes to them, 'It is only obvious sorcery!'

Edip-Layth

When Our clear signs were recited to them, they said, "This is but a man who wants to turn you away from what your parents were serving." They also said, "This is nothing but a fabricated lie." Those who rejected say of the truth when it has come to them: "This is nothing but evident magic!"

George Sale

When our evident signs are read unto them, they say of thee, O Mohammed, this is no other than a man, who seeketh to turn you aside from the gods which your fathers worshipped. And they say of the Koran, this is no other than a lie blasphemously forged. And the unbelievers say of the truth, when it is come unto them, this is no other than manifest sorcery:

Hamid S. Aziz

So on that day one of you shall not control profit or harm for another, and We will say to those who were unjust, "Taste the chastisement of the Fire which you denied. "

Mahmoud Ghali

And when Our ayat (Verses, signs) are recited to them, supremely evident (signs), they say, "In no way is this (anything) except a man who is willing to bar you from what your fathers were worshiping. " And they say, "In no way is this (anything) except fabricated falsehood." And the ones who disbelieved say to the Truth, as soon as it has come to them, "Decidedly this is (nothing) except an evident sorcery."

Marmaduke Pickthall

And if Our revelations are recited unto them in plain terms, they say: This is naught else than a man who would turn you away from what your fathers used to worship; and they say: This is naught else than an invented lie. Those who disbelieve say of the truth when it reacheth them: This is naught else than mere magic.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our clear revelations are read out to them, they say: "This is only a man who wants to turn you away from what your fathers used to worship. " And they say: "This is nothing but a fabricated lie." And those who do not believe say of the truth when it has reached them: "This is nothing but pure sorcery."

Muhammad Asad

For [thus it is:] whenever Our messages are conveyed unto them in all their clarity, they [who are bent on denying the truth] say [to one another], "This [Muhammad] is nothing but a man who wants to turn you away from what your forefathers were wont to worship!" And they say, “This [Qur’an] is nothing but a falsehood invented [by man]!” And [finally,] they who are bent on denying the truth speak thus of the truth when it comes to them: “This is clearly nothing but spellbinding eloquence!”

Mustafa Khattab

When Our clear revelations are recited to them, they say, "This is only a man who wishes to hinder you from what your forefathers used to worship." They also say, “This ˹Quran˺ is no more than a fabricated lie.” And the disbelievers say of the truth when it has come to them, “This is nothing but pure magic.”

Progressive Muslims

And when Our clear revelations were recited to them, they said: "This is but a man who wants to turn you away from what your parents were worshiping. " And they also said: "This is nothing but a fabricated lie." And those who disbelieved say of the truth when it has come to them: "This is nothing but evident magic!"

Sahih International

And when our verses are recited to them as clear evidences, they say, "This is not but a man who wishes to avert you from that which your fathers were worshipping. " And they say, "This is not except a lie invented." And those who disbelieve say of the truth when it has come to them, "This is not but obvious magic."

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them as clear signs, they say: “This is only a man who wishes to turn you away from what your fathers served”; and they say: “This is only an invented falsehood.” And those who ignore warning say of the truth when it has come to them: “This is only obvious sorcery.”

Shabbir Ahmed

When Our Verses are conveyed to them in all clarity, they say, "This is only a man who wants to divert you from what your ancestors used to worship. " And they say, "This is nothing but an invented lie." Those who disbelieve say of the Truth when it reaches them, "This is nothing but an obvious magic."

Syed Vickar Ahamed

And when Our Clear Signs (verses) are recited to them, they say: "Here is only a man who wishes to get in your way of the (worship) which your fathers practiced. " And they say: "This is only a lie that is invented!" And about the Truth, when it comes to them the unbelievers say, "This is nothing but clear magic!"

Taqi Usmani

When Our evident verses are recited to them, they say, "He is nothing but a man who wishes to divert you from what your fathers used to worship." And they say, “This is nothing but a forged lie.” And the disbelievers say about the Truth, when it came to them, “This is nothing but an explicit magic.”

The Monotheist Group

And when Our clear revelations were recited to them, they said: "This is but a man who wants to turn you away from what your parents were worshiping." And they also said: "This is nothing except a fabricated lie." And those who disbelieved say of the truth when it has come to them: "This is nothing except evident magic!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand Nos versets édifiants leur sont récités, ils disent: Ce nʹest là quʹun homme qui veut vous repousser de ce que vos ancêtres adoraientʺ. Et ils disent: ʺCeci (Le Coran) nʹest quʹun mensonge inventéʺ. Et ceux qui ne croient pas disent de la Vérité quand elle leur vient: ʺCe nʹest là quʹune magie évidente!ʺ

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als hun onze duidelijke teekenen worden voorgelezen, zeggen zij van u, o Mahomet: Dit is slechts een man, die u van de goden tracht af te wenden, welke door uwe vaderen werden aangebeden. En zij zeggen van den Koran: Dit is slechts eene leugen, die godslasterlijk werd verzonnen. De ongeloovigen zeggen van de waarheid, als die tot hen komt: Dit is slechts eene duidelijke tooverij.

Hollandaca — Siregar

En als Onze duidelijke Verzen aan hen worden voorgedragen, zeggen zij: ʺDit is niets anders dan een man die jullie wil affhouden van wat jullie vaderen plachten te aanbidden.ʺ En zij zeggen: ʺDit is niets anders dan een verzonnen lcugen.ʺ En degenen die ongelovig zijn, zeiden over de Waarheid toen deze tot hen kwam: ʺDit is niets anders dan duidelijke tovenarij.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда читаются им [многобожникам] Наши знамения [аяты Корана] (будучи) ясными (в изложении) [имеющие очевидный смысл], они говорят: «Этот [Мухаммад] – он только человек, который хочет удержать вас от того, чему поклонялись ваши отцы [от поклонения идолам]!» И сказали они: «Это [Коран] (что ты, о, Мухаммад, читаешь нам) – лишь только ложь измышленная (которую ты несешь от себя, а не от Аллаха)!» И сказали те, которые стали неверными, об истине [о Книге Аллаха], когда она пришла к ним: «Это – лишь только явное колдовство!»

Rusça — Osmanov

Когда им возвещают Наши ясно изложенные аяты, они говорят: ʺЭтот муж лишь хочет отклонить вас от того, чему поклонялись ваши отцыʺ. Они говорят [также]: ʺЭтот [Коран] - не что иное, как выдуманная ложьʺ. А те, которые не уверовали в истину, когда она предстала перед ними, говорят: ʺЭтот [Коран] - всего лишь явное колдовствоʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När (avgudadyrkarna) hör Våra klara budskap läsas upp för dem säger de (till de sina): ʺ(Muhammad) är bara en man (som vi), som vill hindra oss att dyrka det som våra förfäder dyrkadeʺ - och de säger: ʺDet (som han läser upp) är idel lögner, som (människor) sätter ihop.ʺ Och när de får höra sanningen säger förnekarna: ʺDetta är uppenbart ingenting annat än bländande vältalighet!ʺ