(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَا اِلَّا قَلِيلًا مَلْعُونِينَ اَيْنَمَا ثُقِفُوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْتِيلًا

le in lem yentehi l-munāfiḳūne ve(e)lleƶīne fī ḳulūbihim meraDun ve l-murcifūne fī l-medīneti le nuğriyenneke bihim ṧumme lā yucāvirūneke fīhā illā ḳalīlen / mel'ǔnīne eynemā ṧuḳifū uḣiƶū ve ḳuttilū teḳtīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَئِنْle inandolsun eğer
2لَمْlem
3يَنْتَهِyentehiن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakvazgeçmezlerse
4الْمُنَافِقُونَl-munāfiḳūneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.iki yüzlüler
5وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve
6فِيbulunanlar
7قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerinde
8مَرَضٌmeraDunم ر ضHasta olmak/rahatsız olmak, hastalıklı, zayıf veya güçsüz, eksiklik, kusurlu veya yetersiz, yargı veya görüşte doğru veya neredeyse doğru olmakbir hastalık
9وَالْمُرْجِفُونَve l-murcifūneر ج فTitremek/sarsılmak, şiddetli hareket halinde olmak, şiddetle sallanmak, dolaşmak, savaşa hazırlanmak, huzursuz olmak, kıpırdamak, endişe verici/yanlış haberler yaymak, meşgul olmak, kargaşa çıkarmak, çalkantı, sarsıntı, kargaşa veya rahatsızlık durumunda olmak. Rajfatun - deprem, güçlü patlama. Murjifun - dedikoducular, kargaşa çıkaran kişi, yanlış endişe verici haberler/söylentiler veya kötü hikayeler yayan kişi.kötü haberler yayanlar
10فِي
11الْمَدِينَةِl-medīnetiم د نşehirşehirde
12لَنُغْرِيَنَّكَle nuğriyennekeغ ر وKarıştırmak, ortaya çıkarmak, uyandırmak, tutuşturmak, uzaklaştırmak, arzu uyandırmak, baştan çıkarmak/ayartmak/cezbetmek, heyecanlandırmak, yapıştırılmış, yapıştırılmış olan, yapışık/bağlı, düşkün, merak etmek; belirli bir kırmızı boya.seni üstüne süreriz
13بِهِمْbihimonların
14ثُمَّṧummesonra, ayrıca
15لَا
16يُجَاوِرُونَكَyucāvirūnekeج و رDüşüşe geçmek veya sapmak, yanlış ya da haksız davranmak, yakınında veya yakın yaşamak (bir başkasına), korumak, kurtarmak veya sığınma vermek.senin yanında kalamazlar
17فِيهَاfīhāorada
18اِلَّاillādışında
19قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.az bir zaman
1مَلْعُونِينَmel'ǔnīneل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.la'netlenirler
2اَيْنَمَاeynemānerede
3ثُقِفُواṧuḳifūث ق فÜstesinden gelmek, rastlamak, bulmak, yakalamak, almak, hakimiyet kazanmak, zeki olmak, yetenekli olmak, karşılaşmak, yakalamak/üstesinden gelmekrastlansalar
4اُخِذُواuḣiƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekyakalanırlar
5وَقُتِّلُواve ḳuttilūق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakve öldürülürler
6تَقْتِيلًاteḳtīlenق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakşiddetle

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Lânet edilmişler; nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve boyuna öldürülüp dururlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Lânet edilmişler; nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve boyuna öldürülüp dururlar.

Adem Uğur

Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.

Ahmed Hulusi

Lanete uğramışlar olarak. . . Nerede bulunup ele geçirilirlerse, tutulurlar ve öldürülür de öldürülürler.

Ahmet Tekin

Hepsi lânete uğramıştır. Nerede ele geçirilirlerse, yakalanırlar ve mutlaka öldürülürler.

Ahmet Varol

Lanetlenmiş olurlar. Nerede ele geçirilseler yakalanır ve kıyasıya öldürülürler.

Ali Bulaç

Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.

Ali Fikri Yavuz

Koğulmuş olarak nerede ele geçirilirlerse tutulurlar kıyasıya öldürülürler.

Ali Rıza Safa

Lanetlenirler; görüldükleri yerde yakalanırlar ve amansız bir biçimde öldürülürler.

Bayraktar Bayraklı

Nerede bulunurlarsa, lanetlenmiş olarak yakalanır ve öldürülürler.

Bekir Sadak

Lanetlenmis olarak, nerede bulunurlarsa yakalanir ve hem de oldurulurler.

Celal Yıldırım

Lanete uğramışlardır. Nerede bulunurlarsa yakalanıp öldürülürler de öldürülürler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(60-61) Münafıklar, kalplerinde çürüklük bulunanlar ve Medine’de asılsız haber yayanlar yaptıklarına son vermezlerse seni onların üzerine sevkedeceğiz; o zaman seninle beraber orada fazla oturamayacaklar, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış olarak nerede bulunsalar yakalanıp öldürülecekler.

Diyanet İşleri

(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

Diyanet İşleri (eski)

Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler.

Diyanet Vakfi

Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Mel'un olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanıp öldürülürler de öldürülürler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mel'un mel'un: nerede ele geçirilirlerse tutulurlar ve öldürülürler de öldürülürler

Erhan Aktaş

Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, kıyasıya öldürülürler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, kıyasıya öldürülürler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, öldürülürler.

Fizilal-il Kuran

Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve öldürülürler.

Gültekin Onan

Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.

Hamdi Döndüren

Onlar lânetlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp öldürülürler.

Hasan Basri Çantay

Hepsi de Allahın rahmetinden koğulmuş olarak. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar onlar ve öldürülürler de öldürülürler.

Hasib Asutay

Lânetlenmiş olarak nerede bulunurlarsa yakalanır ve mutlaka öldürülürler.

Hayrat Neşriyat

Lâ'netlenmiş kimseler olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve mutlaka öldürülürler.

İbni Kesir

La'netlenmişlerdir. Nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve hemen öldürülürler.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde çirkin haber yayanlar vazgeçmezlerse, seni onların üzerine salarız; sonra lanetlenmiş olarak, orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. Nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve (şiddetli bir) ölümle öldürülürler.

Muhammed Esed

ve onlar, Allah'ın rahmetinden yoksun olduklarından görüldükleri yerde yakalanacaklar ve teker teker ortadan kaldırılacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın rahmetinden dışlanmış olarak göze kestirilen her yerde enselenip kesinkes öldürülürler:

Ömer Nasuhi Bilmen

Nerede bulunurlarsa mel'unlar olarak tutulurlar ve öldürülmekle öldürülürler.

Ömer Öngüt

Hepsi de lânetlenmiş olarak, nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar ve öldürülürler.

Suat Yıldırım

(60-61) Münafıklar, kalplerinde bir hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar ve şehirde müminlerin kusurlarını arayarak kötü haber yayanlar, bu hallerinden vazgeçmezlerse, Biz onlara karşı sana emir ve hakimiyet veririz de sonra orada ancak az bir zaman sana komşuluk edebilirler. Lânetlenirler, nerede rastlanırlarsa yakalanıp öldürülürler.

Süleyman Ateş

La'netlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp; öldürülürler.

Süleymaniye Vakfı

Lanetlenmiş /dışlanmış olurlar, nerede tespit edilirlerse yakalanırlar, öldürülmeden bırakılmazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dışlanmış olurlar, nerede bulunurlarsa yakalanır ve öldürülürler.

Şaban Piriş

Lanete uğrarlar ve nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta öldürülürler.

Tefhim-ul Kuran

Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.

Ümit Şimşek

Lânetlenmiş olarak, nerede bulunsalar yakalanıp öldürülürler.

Yaşar Nuri Öztürk

Lanetlenmiş hale gelirler. Rastlandıkları yerde enselenirler, öldürülür de öldürülürler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

lənətlənmiş halda qalarlar. Harada ələ keçsələr, yaxalanıb amansızcasına öldürülərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onlar) məlʼunlar kimi (tezliklə şəhərdən qovular), harada ələ keçsələr, mütləq tutulub öldürülərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sind verflucht. Wo immer sie sich aufhalten, sollen sie gefaßt und getötet werden.

Almanca — Der Edle Quran

(Sie sind) verflucht. Wo immer sie (im Kampf) angetroffen werden, werden sie ergriffen und allesamt getötet.

Almanca — M. A. Rassoul

Verflucht seien sie! Wo immer sie gefunden werden, sollen sie ergriffen und rücksichtslos hingerichtet werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie werden verflucht sein. Überall, wo sie gefunden werden, werden sie ergriffen und gnadenlos getötet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Cursed wherever they may be and seized they shall be wherever found and be slain without mercy,

Abdul Haleem

They will be rejected. Wherever they are found, they will be arrested and put to death.

Abdullah Yusuf Ali

They shall have a curse on them: whenever they are found, they shall be seized and slain (without mercy).

Abul A'la Maududi

They shall be cursed from all around and they shall be ruthlessly killed wherever they are seized.

Aisha Bewley

They are an accursed people. Wherever they are found they should be seized and mercilessly put to death.

Al-Hilali & Khan

Accursed, they shall be seized wherever found, and killed with a (terrible) slaughter.

Ali Quli Qarai

Accursed, they will be seized wherever they are confronted and slain violently:

Amatul Rahman Omar

(They are) bereft of Allâh's grace, and will be held wherever they are found and put to death.

Arthur John Arberry

cursed they shalt be, and wheresoever they are come upon they shall be seized and slaughtered all --

Bijan Moeinian

They will be cursed from every side, persecuted and killed.

E. Henry Palmer

Cursed wherever they are found, - taken and slain with slaughter!

Edip-Layth

They are cursed wherever they are found, and they are taken and killed in numbers.

George Sale

and being accursed; wherever they are found they shall be taken, and killed with a general slaughter,

Hamid S. Aziz

If the hypocrites and those in whose heart is a disease and the agitators in the city do not desist, We shall most certainly set you over them, then they shall not be your neighbours in it but for a little while;

Mahmoud Ghali

Cursed they will be, wherever they are caught; they will be taken and massacred with a (general) massacre.

Marmaduke Pickthall

Accursed, they will be seized wherever found and slain with a (fierce) slaughter.

Mohamed Ahmed - Samira

Accursed, they would be seized wherever found, and slain mercilessly.

Muhammad Asad

bereft of God’s grace, they shall be seized wherever they may be found, and slain one and all.

Mustafa Khattab

˹They deserve to be˺ condemned. ˹If they were to persist,˺ they would get themselves seized and killed relentlessly wherever they are found![1]

Progressive Muslims

They are cursed wherever they are found, and they are taken and killed in numbers.

Sahih International

Accursed wherever they are found, [being] seized and massacred completely.

Sam Gerrans

Ones cursed: wherever they are found, taken and comprehensively killed.

Shabbir Ahmed

Accursed, they will be seized wherever found and slain one and all. (That is the penalty for men who keep annoying innocent women on the street, assault them or rape them).

Syed Vickar Ahamed

They have evil (curse around and) upon them: Wherever they are found, they shall be caught and killed.

Taqi Usmani

(and that too in a state of being) accursed. Wherever they are found, they shall be seized, and shall be killed thoroughly

The Monotheist Group

They are cursed wherever they are encountered, and they are taken and killed in numbers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ce sont des maudits. Où quʹon les trouve, ils seront pris et tués impitoyablement:

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lanet li wan hatiye barandin. Ew li ku derê bêne bidestxistin ew ê bêne girtin û bêne kuştin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Vervloekt zijn zij; waar men hen ook aantreft worden zij gegrepen en onverbiddelijk gedood,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij zullen vervloekt wezen; waar zij ook zullen gevonden worden, zal men hen grijpen en met eene algemeene slachting dooden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

будучи проклятыми. Где бы их (затем) не нашли, будут они схвачены (в плен) и убиты преданными смерти,

Rusça — Osmanov

будучи проклятыми [Аллахом]. Где бы их ни обнаружили, их будут хватать и бить смертным боем

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De är utestängda från Guds nåd och de skall gripas, var de än påträffas, och dödas utan förskoning.