(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُنِيرًا

yā eyyuhā n-nebiyyu innā erselnāke şāhiden ve mubeşşiran ve neƶīran / ve dāǐyen ilā (a)llahi bi iƶnihi ve sirācen munīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2النَّبِيُّn-nebiyyuن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebi
3اِنَّٓاinnāelbette biz
4اَرْسَلْنَاكَerselnākeر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleseni gönderdik
5شَاهِدًاşāhidenش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahid
6وَمُبَشِّرًاve mubeşşiranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşve müjdeci
7وَنَذِيرًاve neƶīranن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarıcı
1وَدَاعِيًاve dāǐyenد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekve da'vetçi
2اِلَىilā
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
4بِاِذْنِهِbi iƶnihiا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizniyle
5وَسِرَاجًاve sirācenس ر جEğer koymak, Yola çıkmak, Işık yakmak, Kandil yakmak, At eyeri takmakve bir kandil
6مُنِيرًاmunīranن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakaydınlatıcı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey Peygamber, gerçekten de seni, bir tanık, bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey Peygamber, gerçekten de seni, bir tanık, bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik.

Adem Uğur

Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Ahmed Hulusi

Ey Nebi. . . Muhakkak ki biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak irsal ettik;

Ahmet Tekin

Ey peygamber, biz seni Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek bir önder, doğruları konuşan bir şâhit, rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirerek gönderdik.

Ahmet Varol

Ey peygamber! Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Ali Bulaç

Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Ali Fikri Yavuz

Ey Peygamber! Seni (ümmetinden tasdik edip etmiyenler üzerine) bir şahid, (iman edenlere cenneti) bir müjdeleyici, (kâfirlere cehennemle) bir korkutucu gönderdik;

Ali Rıza Safa

Ey peygamber! Aslında seni, tanık, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Bekir Sadak

(45-46) Biz seni sahit, mujdeci, uyarici; Allah'in izniyle O'na cagiran, nurlandiran bir isik olarak gondermisizdir.

Celal Yıldırım

(45-46) Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şâhid, müjdeci, uyarıcı : Allah'ın izniyle O'nun (yoluna) çağrıcı ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

Diyanet İşleri

(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

Diyanet İşleri (eski)

(45-46) Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.

Diyanet Vakfi

Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey peygamber! Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey peygamber, Biz seni hakka bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir gocundurucu (uyarıcı) olarak gönderdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o Peygamber! Biz seni hakka bir şahid hem bir müjdeci hem bir kocundurucu gönderdik

Erhan Aktaş

Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey Nebi! Biz seni tanık, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Fizilal-il Kuran

Ey Peygamber, biz seni tanık, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Gültekin Onan

Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Hamdi Döndüren

Ey Peygamber! Biz seni tanık, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Hasan Basri Çantay

(45-46) Ey peygamber, biz seni hakıykaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allaha, Onun emir (ve teysiri) ile bir da'vetci ve nuur saçan bir kandil olarak gönderdik.

Hasib Asutay

Ey peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Hayrat Neşriyat

Ey Peygamber! Şübhesiz ki biz seni (insanların hâllerine) bir şâhid, bir müjdeci ve(aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik.

İbni Kesir

Ey peygamber; Biz, seni muhakkak şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Mehmet Okuyan

Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı, O’nun izniyle Allah’a davet eden ve münîr (ışık saçan) bir kandil olarak gönderdik.

Muhammed Esed

(Sana gelince,) ey Peygamber, unutma ki Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik,

Mustafa İslamoğlu

Sen ey Peygamber! Elbet Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey Peygamber! Şüphe yok ki, Biz seni bir şahit ve bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik.

Ömer Öngüt

Ey Peygamber! Biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Suat Yıldırım

(45-46) Ey şanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında şahit, müjdeci, uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna dâvet eden bir peygamber ve aydınlatan bir lamba olarak gönderdik.

Süleyman Ateş

Ey peygamber, biz seni şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Süleymaniye Vakfı

Ey Nebi! Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey Nebi, biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı elçi olarak gönderdik.

Şaban Piriş

-Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Tefhim-ul Kuran

Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı, korkutucu olarak gönderdik.

Ümit Şimşek

Ey Peygamber, Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı,

Yaşar Nuri Öztürk

Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey Peyğəmbər! Həqiqətən, Biz səni şahid, müjdəçi və xəbərdar edən olaraq göndərdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ya Peyğəmbər! Həqiqətən, Biz səni (ümmətinə) bir şahid, bir müjdəçi və bir qorxudan kimi göndərdik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O Prophet! Wir haben dich als Zeugen, Überbringer froher Botschaft und Warner entsandt

Almanca — Der Edle Quran

O Prophet, Wir haben dich gesandt als Zeugen, als Verkünder froher Botschaft und als Warner

Almanca — M. A. Rassoul

O Prophet, Wir haben dich als einen Zeugen, als Bringer froher Botschaft und als Warner entsandt

Almanca — Muhammad Zaidan

Prophet! Gewiß, WIR entsandten dich als einen Zeugen, als Überbringer froher Botschaft, als Ermahner,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you the Prophet: We have sent you, to the people to be a witness lo their response to the divine message and a spectacle and a warning and a herald of joyful tidings,

Abdul Haleem

Prophet, We have sent you as a witness, as a bearer of good news and warning,

Abdullah Yusuf Ali

O Prophet! Truly We have sent thee as a Witness, a Bearer of Glad Tidings, and Warner,-

Abul A'la Maududi

O Prophet, We have sent you forth as a witness, a bearer of good tidings, and a warner,

Aisha Bewley

O Prophet! We have sent you as a witness, and a bringer of good news and a warner,

Al-Hilali & Khan

O Prophet (Muhammad صلى الله عليه وسلم)! Verily, We have sent you as witness, and a bearer of glad tidings, and a warner,

Ali Quli Qarai

O Prophet! Indeed We have sent you as a witness, as a bearer of good news and as a warner

Amatul Rahman Omar

Prophet! We have sent you to be a Witness, a Bearer of glad tidings and a Warner.

Arthur John Arberry

O Prophet, We have sent thee as a witness, and good tidings to bear and warning,

Bijan Moeinian

O’ Prophet (Mohammad), I have sent you as a witness [to verbally explain the truth as you have witnessed it, to conduct a way of life which is a witness to a God pleasing way of life and to be a witness in the Hereafter as to how the people responded to the truth], the bearer of the good news [about the Paradise] and a Warner [explaining the true nature of the Hell for those still have time to save themselves from it. ]

E. Henry Palmer

O thou prophet! verily, we have sent thee as a witness and a herald of glad tidings and a warner,

Edip-Layth

O prophet, We have sent you as a witness, and a bearer of good news, and a warner.

George Sale

O prophet, verily We have sent thee to be a witness, and a bearer of good tidings, and a denouncer of threats,

Hamid S. Aziz

Their salutation on the day that they meet Him shall be, "Peace", and He has prepared for them an honourable reward.

Mahmoud Ghali

O you Prophet, surely We have sent you as a witness, and a bearer of good tidings, and a constant warner,

Marmaduke Pickthall

O Prophet! Lo! We have sent thee as a witness and a bringer of good tidings and a warner.

Mohamed Ahmed - Samira

O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,

Muhammad Asad

[And as for thee, ] O Prophet - behold, We have sent thee as a witness [to the truth], and as a herald of glad tidings and a warner,

Mustafa Khattab

O Prophet! We have sent you as a witness, and a deliverer of good news, and a warner,

Progressive Muslims

O prophet, We have sent you as a witness, and a bearer of good news, and a warner.

Sahih International

O Prophet, indeed We have sent you as a witness and a bringer of good tidings and a warner.

Sam Gerrans

O Prophet: we have sent thee as a witness, and a bringer of glad tidings, and a warner,

Shabbir Ahmed

O Prophet! Behold, We have sent you as a witness and a herald of good news and a Warner. (The Divine System that you establish will be a watcher over humanity to ensure international justice and peace. Give them the good news of what the System can accomplish, and warn them of the harm without it 2:143).

Syed Vickar Ahamed

O Prophet! Truly, We have sent you as a witness, a bearer of happy news (to the believers), and a warner (to the disbelievers)—

Taqi Usmani

O prophet, We have sent you as a witness and as a bearer of good news and a warner,

The Monotheist Group

O prophet, We have sent you as a witness, and a bearer of good news, and a warner.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O Prophète! Nous tʹavons envoyé (pour être) témoin, annonciateur, avertisseur,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ey Pêxember! Bi rastî me tu bi şahidî, bi mizgînberî û bi hişyarkerî hinartiye…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

O profeet, Wij hebben jou als getuige, als verkondiger van goed nieuws en als waarschuwer gezonden

Hollandaca — Salomo Keyzer

O profeet! Waarlijk, wij hebben u gezonden, om een getuige, een overbrenger van goede tijdingen, en een verkondiger van bedreigingen te wezen.

Hollandaca — Siregar

O Profeet, voorwaar, Wij hebben jou gezonden als een getuige en als een brenger van verheugende tijdingen en als een waarschuwer.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О, Пророк! Поистине, Мы послали тебя свидетелем (для своей общины) (который будет свидетельствовать о том, как эта община отнеслась к тому, что было передано им от Аллаха), вестником (который радует верующих Раем) и (предостерегающим) увещателем (который предупреждает неверующих и грешников о том, что их ожидает наказание в Аду, если они не покаются),

Rusça — Osmanov

О Пророк! Воистину, Мы ниспослали тебя свидетельствующим [об истине]

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Profet! Vi har sänt dig som ett vittne för sanningen och som förkunnare av ett glatt budskap om hopp och som varnare,