Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

وَاِذْ قَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ يَاأَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَارْجِعُوا وَيَسْتَأْذِنُ فَرِيقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ اِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍ اِنْ يُرِيدُونَ اِلَّا فِرَارًا

ve iƶ ḳālet Tāifetun minhum yā ehle yeṧribe lā muḳāme lekum fe rciǔ ve yeste'ƶinu ferīḳun minhumu n-nebiyye yeḳūlūne inne buyūtenā ǎvratun ve mā hiye bi ǎvratin in yurīdūne illā firāran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve hani
2قَالَتْḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemişti ki
3طَائِفَةٌTāifetunط و فGitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatmabir grup
4مِنْهُمْminhumonlardan
5يَاأَهْلَyā ehleا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarEY/HEY/AH halk
6يَثْرِبَyeṧribeيثربYesrib (Medine)
7لَاartık yoktur
8مُقَامَmuḳāmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhduracak yer
9لَكُمْlekumsize
10فَارْجِعُواfe rciǔر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönün
11وَيَسْتَأْذِنُve yeste'ƶinuا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretve izin istiyordu
12فَرِيقٌferīḳunف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir topluluk
13مِنْهُمُminhumuonlardan
14النَّبِيَّn-nebiyyeن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebi
15يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyerek
16اِنَّinnegerçekten
17بُيُوتَنَاbuyūtenāب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiirevlerimiz
18عَوْرَةٌǎvratunع و رGüç veya erişim dahilinde olmak, sırayla değiş tokuş yapmak [örneğin bir kürsüye sırayla çıkmak; biri gittiğinde diğeri ardından gelir], ödünç istemek veya aramak, zayıflık, kusurluluk, sağlam olmama, kötülük, çirkinlik veya yakışıksızlık, bir şeydeki kusur, açıklık veya boşluk [böylece maruz kalma veya bir şeyi açığa çıkarma]. Kibirden veya ihtiyatlı utançtan dolayı örtülen veya gizlenen herhangi bir şey; göründüğünde utanılan herhangi bir şey. Bu kök aynı zamanda insan bedeninin edep yerlerine [veya dış üreme organlarına] atıfta bulunur çünkü bunları açmak ve bakmak hoş değildir. Bir kişinin açığa çıkarılması uygunsuz olan kısımları veya kısmı.Bir hata, kusur, eksiklik veya leke.(sağlam değil) açıktır
19وَمَاve māoysa değildi
20هِيَhiyeonlar(ın evleri)
21بِعَوْرَةٍbi ǎvratinع و رGüç veya erişim dahilinde olmak, sırayla değiş tokuş yapmak [örneğin bir kürsüye sırayla çıkmak; biri gittiğinde diğeri ardından gelir], ödünç istemek veya aramak, zayıflık, kusurluluk, sağlam olmama, kötülük, çirkinlik veya yakışıksızlık, bir şeydeki kusur, açıklık veya boşluk [böylece maruz kalma veya bir şeyi açığa çıkarma]. Kibirden veya ihtiyatlı utançtan dolayı örtülen veya gizlenen herhangi bir şey; göründüğünde utanılan herhangi bir şey. Bu kök aynı zamanda insan bedeninin edep yerlerine [veya dış üreme organlarına] atıfta bulunur çünkü bunları açmak ve bakmak hoş değildir. Bir kişinin açığa çıkarılması uygunsuz olan kısımları veya kısmı.Bir hata, kusur, eksiklik veya leke.açık
22اِنْin
23يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istemiyorlardı
24اِلَّاillābaşka bir şey
25فِرَارًاfirāranف ر رKaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri.kaçmak(tan)

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve hani onların bir bölüğü, ey Yesribliler demişti, burada durmanıza imkân yok, dönün artık ve bir bölüğü de Peygamberden, evlerimiz açık, sağlam değil diye izin istemişti, halbuki evleri açık değildi ve sağlamdı, onlar, ancak kaçmayı diliyorlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve hani onların bir bölüğü, ey Yesribliler demişti, burada durmanıza imkân yok, dönün artık ve bir bölüğü de Peygamberden, evlerimiz açık, sağlam değil diye izin istemişti, halbuki evleri açık değildi ve sağlamdı, onlar, ancak kaçmayı diliyorlardı.

Adem Uğur

Onlardan bir gurup da demişti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi dönün! İçlerinden bir kısmı ise: Gerçekten evlerimiz emniyette değil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede değildi, sadece kaçmayı arzuluyorlardı.

Ahmed Hulusi

Hani onlardan bir grup dedi ki: "Ey Yesrib Halkı (Yesrib, Medine'nin eski adıdır)! Sizin için kalınacak yer yoktur; geri dönün!" Onlardan bir grupsa: "Muhakkak ki evlerimiz korumasızdır" diyerek O Nebiden izin istiyordu. . . Oysa onlar (evleri) korunaksız değildir. . . Onlar kaçmaktan başka bir şey istemiyorlardı.

Ahmet Tekin

Onlardan bir grup da: 'Ey Yesripliler-Medineliler! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi evinize dönün!' demişlerdi. İçlerinden bir kısmı ise: 'Gerçekten evlerimiz saldırıya açık, emniyette değil!' diyerek, peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri tehlikede değildi. Kesinlikle kaçmayı arzuluyorlardı.

Ahmet Varol

İçlerinden bir grup: 'Ey Yesrib halkı! Artık size duracak yer yok, geri dönün' demişti. Onlardan bir grup da: 'Evlerimiz korumasızdır' diyerek Peygamber'den izin istiyorlardı. Oysa onlar (evler) korumasız değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.

Ali Bulaç

Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

O sıra münafıklardan bir gurub:” -Ey Medine halkı! Burası sizin duracağınız yer değil, hemen (savaştan kaçarak evlerinize) dönün.” diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor; “-Cidden evlerimiz açık kalmıştır (hırsızlardan korkuyoruz)” diyorlardı. Halbuki evleri açık değil, sırf kaçmak istiyorlardı.

Ali Rıza Safa

Üstelik onların arasından bir küme, şöyle demişti: "Ey Yesrib halkı. Sizin için kalacak yer yok; artık dönün!" Onların arasından bir küme de "Evlerimiz açık kaldı!" diyerek peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri açık değildi; yalnızca kaçmak istiyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

İçlerinden bir grup da, "Ey Yesrib halkı! Tutunacak bir yeriniz kalmadı, geri dönünüz" demişti. Onlardan başka bir grup da Peygamberden, "Evlerimiz korumasız kaldı" diyerek izin istiyordu. Oysa evleri korumasız değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.

Bekir Sadak

Iclerinden bir takimi: «Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri donun» demisti. Iclerinden bir topluluk da Peygamberden: «Evlerimiz dusmana aciktir» diyerek izin istemislerdi. Oysa evleri acik degildi sadece kacmak istiyorlardi.

Celal Yıldırım

Ve hani onlardan (münafıklardan) bir topluluk da «Ey Yesrlb (Medine) halkı! Artık sizin burada yeriniz yok, dönünüz» diyordu. Bir topluluk da peygamberden izin istiyorlar, «evlerimiz elbette (ortada sahipsiz) açıktır» diyorlardı. Halbuki evleri açık değildi. Onlar ancak (savaştan) kaçmayı istiyorlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlardan bir grup, “Ey Medineliler! Sizin işiniz burada durmak değildir, hemen dönün” diyorlardı. Onlardan bir bölük de, aslında açıkta olmadığı halde, “Evlerimiz açıkta ve korumasız” diyerek peygamberden izin istiyorlardı; bunların istediği kaçmaktan başka bir şey değildi.

Diyanet İşleri

Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

İçlerinden bir takımı: 'Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün' demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamberden: 'Evlerimiz düşmana açıktır' diyerek izin istemişlerdi. Oysa evleri açık değildi sadece kaçmak istiyorlardı.

Diyanet Vakfi

Onlardan bir gurup da demişti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi dönün! İçlerinden bir kısmı ise: Gerçekten evlerimiz emniyette değil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede değildi, sadece kaçmayı arzuluyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O vakit bunlardan bir grup: «Ey Medine halkı! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün.» diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gerçekten (düşmana) açıktır.» diyorlardı, halbuki açık değildi, sadece kaçmak istiyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O vakit bunlardan bir grup: "Ey Yesrip (Medine) halkı sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da peygamberden izin istiyor, "evlerimiz gerçekten açıktır." diyorlardı; halbuki, açık değildi, sırf kaçmak istiyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o vakıt ki bunlardan bir taife "ey Yesrib ehalisi! Sizin için duracak yer yok hemen dönün" diyorlardı, yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor "cidden evlerimiz açıktır" diyorlardı, halbuki açık değil, sırf kaçmak istiyorlardı

Erhan Aktaş

Onlardan bir topluluk: "Ey Yesrib halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün! Yine onlardan bir grup da: "Evlerimiz gerçekten korumasızdır." diyerek Nebi'den izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan bir topluluk: "Ey Yesrib halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün. Yine onlardan bir grup da: "Evlerimiz gerçekten korumasızdır." diyerek Nebiden izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan bir topluluk: "Ey Yesrib halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün. Yine onlardan bir grup da: "Evlerimiz gerçekten korumasızdır." diyerek Nebiden izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Onlardan bir grup ta demişti ki; «Ey Medine halkı, artık tutunacak yeriniz yok, geri dönün!» Onlardan bir topluluk da «Evlerimiz düşmana açıktır» diye izin istemişlerdi. Oysa onların evleri düşmana açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.

Gültekin Onan

Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) ehli, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

Hamdi Döndüren

Yine içlerinden bir kısmı, “Ey Yesrib halkı! Burada (düşmana karşı) koyamayız, o halde (evlerinize) dönün!” derlerken, diğer bir kısmı da, “Evlerimiz korumasızdır.” diyerek, Peygamber’den izin istiyorlardı. Oysa onların evleri korumasız değildi. Ama onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

Hasan Basri Çantay

O zaman onlardan bir güruh: "Ey Yesrib ahalisi, sizin için burada durmak yok. Hemen dönün" demiş (ler) di. Onlardan bir kısmı da: "Hakıykaten evleriniz açıkdır" diyorlar, peygamberden izin istiyor (lar) dı. Halbuki onlar (ın evleri) açık değildir. Onlar kaçmakdan başka bir şey arzu etmiyorlardı.

Hasib Asutay

Onlardan bir grup da, 'Ey Yesrib (6) halkı! Sizin için (burada) durmak yok. Hemen dönün' demişti. Onlardan bir kısmı da, 'Gerçekten evlerimiz (saldırıya) açıktır' diye peygamberden izin istiyorlardı. Hâlbuki onlar (saldırıya) açık değildi. Sadece kaçmayı arzuluyorlardı. (6. Medine'nin eski adı.)

Hayrat Neşriyat

Yine o vakit onlardan (o münâfıklardan) bir tâife: 'Ey Yesrib (Medîne) halkı!(Burada) sizin için duracak yer yok, hemen dönün!' demişti. Onlardan bir fırka da: 'Gerçekten evlerimiz açık (korunmaya muhtaç)tır' diyerek peygamberden izin istiyordu. Hâlbuki o (evleri) açık değildi. Sâdece kaçmak istiyorlardı.

İbni Kesir

Hani onlardan bir grup demişti ki: Ey Medine halkı; sizin için tutunacak bir yer yok. Artık geri dönün. İçlerinden bir grup da peygamberden izin isteyerek diyorlardı ki: Evlerimiz düşmana açıktır. Halbuki evleri açık değildi. Onlar, sadece kaçmak istiyorlardı.

Mehmet Okuyan

Onlardan bir grup da şöyle demişti: “Ey Yesribliler (Medineliler)! Sizin için durmanın sırası değil, dönün!” İçlerinden bir grup ise evleri savunmasız olmadığı halde “Şüphesiz ki evlerimiz savunmasızdır!” diyerek Peygamber’den izin istiyordu; (savaştan) kaçmaktan başka bir şey istemiyorlardı.

Muhammed Esed

Ve (hatırla) içlerinden bazısı şöyle demişti: "Ey Yesrib halkı! Burada (düşmana) karşı koyamazsınız, (evlerinize) geri dönün!" O arada içlerinden bir grup da, "Evlerimiz (saldırılara) açık durumda!" diyerek Peygamber'den izin istemişti halbuki evleri (aslında saldırıya) açık değildi: tek amaçları kaytarmaktı.

Mustafa İslamoğlu

Yine o sırada onlardan bir tayfa da çıkmış; "Ey Yesripliler! Buradan elinize hiçbir şey geçmez, derhal dönün!" demişti; yine bir başka gurup da evleri korumasız olmadığı halde "Evlerimiz korumasız" gerekçesiyle Peygamber'den izin istemişlerdi; oysa ki onların maksatları cepheden kaçmaktı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o vakit onlardan bir tâife demişti ki: «Ey Yesrib ahalisi! Sizin için bir duracak yer yok. Artık geri dönünüz». Ve onlardan bir zümre de Peygamberden izin isteyerek diyorlardı ki: «Muhakkak evlerimiz açıktır.» Halbuki, onlar açık değildi. Onlar firar etmekten başka bir şey dilemiş olmuyorlardı.

Ömer Öngüt

İçlerinden bir takımı: “Ey Yesribliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün” demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamber'den: “Evlerimiz emniyette değil” diyerek izin istiyorlardı. Oysa evleri tehlikede değildi, sadece kaçmayı arzuluyorlardı.

Suat Yıldırım

Bir kısmı: "Ey Yesribliler! Burada düşmana karşı koyamazsınız, mevzilerinizi bırakıp evlerinize dönünüz!" diyordu. Onlardan bir başka bölük: "Evlerimiz korunmasız!" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Halbuki gerçekte evleri tehlikeye mâruz değildi, onlar sadece savaştan kaçmak istiyorlardı.

Süleyman Ateş

Onlardan bir grup da demişti ki: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık size duracak yer yok, (haydi durmayın, evlerinize) dönün (Yahut: Artık bu dinde durmanız doğru değil, dönün)". Onlardan bir topluluk da. "Evlerimiz (sağlam değil), açıktır" diyerek peygamberden izin istiyordu. Oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Onların bir grubu şunu da demişti: "Ey Yesripliler! Artık burada durmanızın bir anlamı yok, derhal geri dönün!" Bir kesimi de "Evlerimiz savunmasız!" diyerek Nebi'den izin istiyordu. Oysa evleri savunmasız değildi, sadece kaçmak istiyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçlerinden bir takımı da şöyle diyordu: "Ey Yesripliler! Tutunacağınız bir yer kalmadı, geri dönün!" Bir bölük de "Evlerimiz korumasız!" diyerek Nebi'den izin istiyorlardı. Oysa evleri korumasız değildi. Tek istekleri savaştan kaçmaktı.

Şaban Piriş

Onlardan bir grubu da: -Ey Yesrip Halkı, sizin için duracak yer kalmadı, geri çekilin demişler. Onlardan bir başka grup da Peygamber'den izin istiyor: -Evlerimiz açık, diyorlardı. Oysa evleri açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: «Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün.» Onlardan bir topluluk da: «Gerçekten evlerimiz açıktır» diye peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

Ümit Şimşek

Onlardan bir topluluk da 'Ey Medine halkı! Burada tutunamazsınız; dönün' diyordu. İçlerinden bir başka topluluk ise, 'Evlerimiz korumasız' diyerek Peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri korumasız değildi; onların bütün istediği savaştan kaçmaktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, onlardan bir grup şöyle demişti: "Ey Yesrib halkı, duracak yeriniz yok, hemen geri dönün!" İçlerinden bir grup da Peygamber'den izin istiyor: "İnan olsun, evlerimiz kaygı duyulacak durumda." diyorlardı. Oysaki evleri kaygı duyulacak durumda değildi; sadece kaçmak istiyorlardı.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zaman onlardan bir tayfa: ″Ey Yəsrib (Mədinə) əhli. (Burada) sizin üçün duracaq bir yer yoxdur, (evinizə) qayıdın!″ – demişdi. Başqa bir dəstə isə: ″Evlərimiz açıqdır (kimsəsizdir, oğru girməsindən qorxuruq)″ – deyə (geri qayıtmaq üçün) Peyğəmbərdən izin istəyirdi. Həqiqətdə evləri açıq (kimsəsiz) deyildi. Onlar ancaq (döyüşdən) qaçmaq istəyirdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einige unter ihnen sagten: ʺO ihr Bewohner Yathribs! Es hat keinen Zweck, hier zu bleiben. Kehrt um!ʺ Einige baten den Propheten um Erlaubnis, heimkehren zu dürfen und sagten: ʺUnsere Häuser sind ungeschützt.ʺ Schutzlos waren sie aber nicht. Sie wollten nur vom Kampfort fliehen.

Almanca — Der Edle Quran

Und als eine Gruppe von ihnen sagte: ʺO ihr Leute von Yatrib, ihr könnt euch (hier) nicht aufhalten. Kehrt zurück.ʺ Und ein Teil von ihnen bat den Propheten um Erlaubnis, (heimzukehren,) indem sie sagten: ʺUnsere Häuser sind ohne Schutz.ʺ Dabei waren sie nicht ohne Schutz, sie wollten nur fliehen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und alsdann sagte eine Gruppe von ihnen: ʺO ihr Leute von Yatrib, ihr könnt (ihnen) nicht standhalten, darum kehrt zurück.ʺ Und ein Teil von ihnen bat den Propheten um Erlaubnis und sagte: ʺUnsere Wohnungen sind schutzlos.ʺ Und sie waren nicht schutzlos. Sie wollten eben nur fliehen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ebenfalls als eine Gruppe von ihnen sagte: ʺBewohner von Yathrib ! Es gibt keinen Platz für euch hier, so kehrt um!ʺ Und eine Gruppe von ihnen baten den Gesandten um Erlaubnis und sagten: ʺUnsere Häuser sind nicht befestigt.ʺ Während sie nicht unbefestigt sind. Sie wollten doch nur die Flucht ergreifen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And some of them advised people of the city Yathrib to defect. They said to them: "O you people of Yathrib this is not the place for you, you just go back to your homes". Another party asked the Prophet's permission if they could be excused! They said to him: "Our homes are exposed and defenseless when in fact they were not and were guarded by other Muslims but in truth they wanted to fly away and take to their heels"

Abdul Haleem

Some of them said, ‘People of Yathrib, you will not be able to withstand [the attack], so go back!’ Some of them asked the Prophet’s permission to leave, saying, ‘Our houses are exposed,’ even though they were not- they just wanted to run away:

Abdullah Yusuf Ali

Behold! A party among them said: "Ye men of Yathrib! ye cannot stand (the attack)! therefore go back!" And a band of them ask for leave of the Prophet, saying, "Truly our houses are bare and exposed," though they were not exposed they intended nothing but to run away.

Abul A'la Maududi

And when a section of them said: "(O people of Yathrib), now there is no place for you to stay, so turn back." (And call to mind) when a section of them was seeking permission from the Prophet to leave, saying: “Our houses are exposed (to attack),” although they were not exposed (to attack); they only wished to flee (from the battle-front).

Aisha Bewley

and a group of them said, ‘People of Yathrib, Your position is untenable so return!’ some of them asked the Prophet to excuse them, saying, ‘Our houses are exposed,’ when they were not exposed; it was merely that they wanted to run away.

Al-Hilali & Khan

And when a party of them said: "O people of Yathrib (Al-Madinah)! There is no stand (possible) for you (against the enemy attack!) Therefore go back!" And a band of them ask for permission of the Prophet (صلى الله عليه وسلم) saying: "Truly, our homes lie open (to the enemy)." And they lay not open. They but wished to flee.

Ali Quli Qarai

And when a group of them said, ‘O people of Yathrib! [This is] not a place for you, so go back!’ And a group of them sought the Prophet’s permission, saying, ‘Our homes lie exposed [to the enemy],’ although they were not exposed. They only sought to flee.

Amatul Rahman Omar

And (recall) when a party of them (also) said, `O people of Yathrib (- Madînah)! you can put up no stand (in the face of the enemy); you had better go back (to your homes or your old faith to save your lives). And a section of them asked the Prophet for leave saying, `Surely, our homes are lying exposed (to danger) whereas they were not actually lying exposed, but they only sought to flee (from the battlefield).

Arthur John Arberry

And when a party of them said, 'O people of Yathrib, there is no abiding here for you, therefore return!' And a part of them Were asking leave of the Prophet, saying, 'Our houses are exposed'; yet they were not exposed; they desired only to flee.

Bijan Moeinian

A group of them went far enough to say: "You [foolish] people of Medina, you have no chance in the [upcoming] battle; fly the front. " A group of them went to the Prophet and asked to leave the battle front saying: “Our homes are in danger.” They were just looking for an excuse to flee.

E. Henry Palmer

And when a party of them said, 'O people of Yathreb; there is no place for you (here), return then (to the city). ' And a part of them asked leave of the prophet (to return), saying, 'Verily, our houses are defenceless;' but they were not defenceless, they only wished for flight.

Edip-Layth

A group of them said, "O people of Yathrib, you cannot make a stand; therefore, retreat." A small party of them sought permission from the prophet, saying: "Our homes are exposed," while they were not exposed. They just wanted to flee.

George Sale

And when a party of them said, O inhabitants of Yathreb, there is no place of security for you here; wherefore return home. And a part of them asked leave of the prophet to depart, saying, verily our houses are defenceless and exposed to the enemy: But they were not defenceless; and their intention was no other than to fly.

Hamid S. Aziz

And when the hypocrites and those in whose heart was a disease began to say, "Allah and His Apostle did not promise us nothing but delusion. "

Mahmoud Ghali

And as a section of them said, " O population of Yathrib, Al-Madînah) there is no stationing (here) for you, so return!" And a group of them were asking permission of the Prophet, saying, "Surely our houses are privacies. " (Or: weak spots; i.e., They begged permission to protect their own homes) And in no way were they privacies; decidedly they would like (to seek) nothing except flight.

Marmaduke Pickthall

And when a party of them said: O folk of Yathrib! There is no stand (possible) for you, therefor turn back. And certain of them (even) sought permission of the Prophet, saying: Our homes lie open (to the enemy). And they lay not open. They but wished to flee.

Mohamed Ahmed - Samira

When a section of them said: "O people of Yathrib, there is no place for you here, turn back;" and a section of them asked leave of the Prophet, saying: "Our homes lie exposed," -- while they were not exposed. Their only intention was to run away.

Muhammad Asad

and when some of them said, "O you people of Yathrib! You cannot withstand [the enemy] here: hence, go back [to your homes]!" — Whereupon a party from among them asked leave of the Prophet, saying, “Behold, our houses are exposed [to attack]!” — The while they were not [really] exposed: they wanted nothing but to flee.

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when a group of them said, "O people of Yathrib![1] There is no point in you staying ˹here˺, so retreat!" Another group of them asked the Prophet’s permission ˹to leave˺, saying, “Our homes are vulnerable,” while ˹in fact˺ they were not vulnerable. They only wished to flee.

Progressive Muslims

And a group of them said: "O people of Yathrib, you cannot make a stand; therefore, retreat. " And a small party of them sought permission from the prophet, saying: "Our homes are exposed," while they were not exposed. They just wanted to flee.

Sahih International

And when a faction of them said, "O people of Yathrib, there is no stability for you [here], so return [home]. " And a party of them asked permission of the Prophet, saying, "Indeed, our houses are unprotected," while they were not exposed. They did not intend except to flee.

Sam Gerrans

And when a number of them said: “O people of Yathrib: there is no position for you, so go back,” and a faction among them sought leave of the Prophet, saying: “Our houses are exposed,” when they were not exposed; they sought only to flee.

Shabbir Ahmed

A group among them said, "O You people of Yathrib! There is no stand possible for you, so, go back. " And some of them even sought permission of the Prophet, saying, "Behold, our homes are exposed (to the enemy)." (With the believers firmly entrenched around the town) their homes were not really exposed. They wanted nothing but to flee. (Yathrib = Madinah).

Syed Vickar Ahamed

And when a party among them said: "You men of Yathrib (the Prophet’s old town)! You cannot withstand (the attack), so go back!" And a group of them asked the Prophet to be excused (to go away), saying: "Truly, our houses are bare and in danger," even though they were not in (any) danger: They wanted nothing but to run away (from fighting).

Taqi Usmani

and when a group of them said, "O people of Yathrib (Madīnah), there is no place for you to stay; so go back."And a group of them was seeking permission (to leave) from the prophet, saying, “In fact our homes are vulnerable,” while they were not vulnerable; they wanted nothing but to escape.

The Monotheist Group

And a group of them said: "O people of Yathrib, there is no station for you, so come back." And a small party of them sought permission from the prophet, saying: "Our homes are exposed," while they were not exposed. They just wanted to flee.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê demê desteyekê ji munafiqan got: Gelî Yesrîbiyan (xelkê Medînê)! Êdî ji bo we (li vê derê) cih tune ye, haydê vegerin mala xwe! Ji wan (munafiqan) birekê jî ji Pêxember destûr dixwest, digotin: Bi rastî malên me ne asêkirî ne. Hal ev e ku malên wan asêkirî bûn, tenê wan dixwest (ji cengê) birevin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen een groep van hen zei: ʺMensen van Jathrib! Dit is geen plaats voor jullie om te blijven; keert terug!ʺ En een deel van hen vroeg de profeet om ontheffing, waarbij zij zeiden: ʺOnze huizen zijn onbeschermd.ʺ Maar die waren niet onbeschermd; zij wensten slechts te vluchten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen een partij van hen zeide: O bewoners van Yathreb er is hier geen plaats van zekerheid voor u; keert dus terug naar huis. En een deel van hen vroeg verlof van den profeet om te mogen vertrekken, zeggende: Waarlijk, onze huizen zijn zonder verdediging en aan den vijand blootgesteld; maar zij waren niet zonder verdediging en hunne bedoeling was slechts te ontvluchten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот сказала одна группа из них [лицемеры] (обращаясь к верующим мединцам): «О, жители Йасриба [[Йасриб – старое название города Медины.]] [Медины]! Нет места (здесь) вам [вам здесь не нужно быть], поэтому возвращайтесь (в свои дома в Медине)!» И (другая) группа из них [из лицемеров] просила Пророка позволить им (вернуться в Медину), говоря: «Поистине, дома наши обнажены [не защищены]». Но они [дома] не были обнажены [не защищены]. Они (говоря это) хотели только бегства (с поля сражения).

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как некоторые из мекканцев сказали: ʺО жители Ясриба! Вы не можете противостоять нам. Так возвращайтесь же [назад]ʺ. И тогда некоторые из верующих сказали Пророку: ʺНаши дома остались без защиты [от врагов]ʺ. Но не [дома] были без защиты, а сами они хотели покинуть поле боя.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och att några av dem sade: ʺInvånare i Yathrib! Ni kan inte hålla stånd här (mot fienden). Återvänd därför (till staden)!ʺ Och några av dem bad Profeten (att låta dem återvända och) sade: ʺVåra hem är utan skydd.ʺ Men de var inte utan skydd - vad de ville var att komma bort (från striden).