Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.

اَللّٰهُ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَاءِ كَيْفَ يَشَاءُ وَيَجْعَلُهُ كِسَفًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ فَاِذَٓا اَصَابَ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

(a)llahu elleƶī yursilu r-riyāHa fe tuṧīru seHāben fe yebsuTuhu fī s-semāi keyfe yeşā'u ve yec'ǎluhu kisefen fe terā l-vedḳa yeḣrucu min ḣilālihi fe iƶā eSābe bihi men yeşā'u min ǐbādihi iƶā hum yestebşirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَللّٰهُ(a)llahuAllah
2الَّذِيelleƶīki
3يُرْسِلُyursiluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderir
4الرِّيَاحَr-riyāHaر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özrüzgarları
5فَتُثِيرُfe tuṧīruث و رHavada yükselmek ve yayılmak (toz), karıştırılmak (kavga), tutuşturulmak (savaş), üzerine atılmak, herhangi birine saldırmak, toprağı sürmek. athaara - toprağı sürmek, (toprağı) parçalamak. atharana - (toz bulutlarını) yükseltme.kaldırır
6سَحَابًاseHābenس ح بÇekmek, sürüklemek, geri çekmek, iptal etmek, geri almak, banka hesabından para çekmekbulutu
7فَيَبْسُطُهُfe yebsuTuhuب س طYaymak, sermek, döşemek, genişletmek, uzatmak, açmak, neşelendirmek, ferahlatmak, sevindirmek, yayılmak, uzanmak, genişlemek, bollaşmak, açılmak, sevinmek, ferahlamak, mutlu olmaksonra onu yayar
8فِي
9السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökte
10كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
11يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdiliyorsa
12وَيَجْعَلُهُve yec'ǎluhuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve eder
13كِسَفًاkisefenك س فParçalar, kırıntılar, yığınlar, paramparça etmek, parçalara ayırmakparça parça
14فَتَرَىfe terāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.ve görürsün
15الْوَدْقَl-vedḳaو د قyağmak, yaklaşmak (yağmur için), çiselemek, her türlü yağmur (şiddetli veya hafif)yağmurun
16يَخْرُجُyeḣrucuخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıktığını
17مِنْmin
18خِلَالِهِḣilālihiخ ل لZayıflamak, azalmak/eksilmek/yok olmak, yoksul olmak, ihtiyaç veya gereksinim içinde olmak, bir şeyi delmek/delmek/şişe geçirmek, çıkarmak/aktarmak/kaydırmak, kalıntıları ayıklamak veya çıkarmak, bir şeyin aralıklarına yerleştirmek, bozmak veya ekşimek, şarabı sirkeye dönüştürmek, gerçek ve samimi bir arkadaş olmak, bir görevi yerine getirmekte başarısız olmak, ihmal etmek/atlama veya yarım bırakmak, uzak durmak, kötü meyve vermek, girmek/nüfuz etmek veya geçmek, kesintiye uğratmak veya müdahale etmek, sallantılı/gevşek/hatalı/kusurlu olmak, düzensiz/karışık/sağlam olmamak, mizaçta bozuk veya düzensiz olmak, halhal veya halhal çiftiyle donatmak, eski ve yıpranmış olmak, ölmek ve boşluk/açıklık bırakmak, alışkanlık/gelenek sahibi olmak, gerçek ve samimi sevgi/dostluk/aşk göstermek, kusurlu/eksik/yetersiz olmak, bir şeyi başka bir şey için bırakmak.arasından
19فَاِذَٓاfe iƶāderken
20اَصَابَeSābeص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.uğratınca
21بِهِbihionu
22مَنْmen
23يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğine
24مِنْmin-ndan
25عِبَادِهِǐbādihiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulları-
26اِذَاiƶāhemen
27هُمْhumonlar
28يَسْتَبْشِرُونَyestebşirūneب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşsevinirler

Tüm mealler

Meal seçin (65 / 65 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle bir Allahʼtır ki rüzgârları yollar da bulutları sürer onlar, gökyüzünde bulutu yayar dilediği gibi ve dağınık, parça parça bir hale de koyar onları, derken bakarsın ki bulutlardan yağmur yağmaya başlar da kullarından dilediğine nasîp eder o yağmuru ve onlar da müjdelerler birbirlerini, sevinirler.

Ahmed Hulusi

Allah'tır ki, rüzgarları (ilham yollu fikirleri) irsal eder de bulutları (veri tabanındaki düşünceleri) sürer; onu (o düşünceleri) nasıl isterse öylece semada (bilinçte) yayar ve onu parça parça kılar (analizler yaptırır); böylece yağmurun (keşfedilen ilmin) onun aralarından çıktığını görürsün. . . Onu kullarından dilediğine isabet ettirince, bir de bakarsın ki onlar müjde edilen ile neşelenip seviniyorlar.

Ali Bulaç

Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.

Ali Rıza Safa

Allah, rüzgarları gönderir; böylece, bulutlara devinim yaptırır. Sonra, dilediği gibi onları gökte yayar ve parçalara ayırır. Ardından, onların arasından yağmurun çıktığını görürsün. Sonunda, dilediği kuluna ulaştırdığında, onları sevindirir.

Bayraktar Bayraklı

Allah, rüzgarları gönderip bulutları harekete geçirir. Onları gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sen yağmuru bulutlardan yağarken görürsün. Bu yağmuru kullarından dilediklerine yağdırınca, hemen sevinirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bulutları harekete geçirsin diye rüzgârları gönderen Allah’tır. Sonra O, bulutları gökyüzünde dilediği gibi yayar, bazan da parçalara ayırır; nihayet içinden yağmurun çıktığını görürsün. Onu dilediği kullarının üzerine yağdırınca da o kullar sevince boğulurlar.

Diyanet İşleri

Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir,

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah odur ki rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar, derken onu Semada nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder, derken yağmuru görürsün aralarından çıkar, derken onu kullarından kimlere dileyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir

Erhan Aktaş

Allah, rüzgarı göndererek bulutları hareket ettirir. Sonra onu gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sonra onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Böylece kullarından dilediğine onu isabet ettirdiği zaman onlar sevinirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, rüzgarı göndererek bulutları hareket ettirir. Sonra onu gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sonra onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Böylece kullarından dilediğine onu isabet ettirdiği zaman onlar sevinirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, rüzgarı göndererek bulutları hareket ettirir. Sonra onu gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sonra onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Böylece kullarından dilediğine onu isabet ettirdiği zaman onlar sevinirler.

Gültekin Onan

Tanrı, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.

Hamdi Döndüren

Allah, rüzgârları göndermek suretiyle bulutları harekete geçiren, onları gökte dilediği gibi yayan ve yoğunlaştırandır. Böylece sen, onların arasından yağmurun çıktığını görürsün! Artık, onu kullarından dilediklerinin üzerine yağdırınca, hemen sevinirler.

Hasan Basri Çantay

Allah Odur ki rüzgarları gönderir de onlar bir bulut kaldırırlar), derken (Allah) bunu gökde nasıl dilerse öylece serer. Onu parça parça da eder. Nihayet görürsün ki aralarından yağmur çıkıb durmakdadır. Artık onu kullarından kimi dilerse onlara nasıyb eder de onlar da hemen sevinirler.

Hasib Asutay

Allah ki, rüzgârları gönderir, onlar da bulutu harekete geçirir. Derken (Allah) onu gökte dilediği gibi yayar ve (onu) parça parça eder. Nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Artık onu kullarından dilediğine ulaştırınca, onlar hemen sevinirler.

İbni Kesir

Allah, O'dur ki; rüzgarları gönderip bulutları yürütür ve onları dilediği gibi gökte yayar ve kısım kısım yığar. Nihayet sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla onlar hemen seviniverirler.

Mehmet Okuyan

Allah rüzgârları gönderendir. Bu (rüzgâr)lar bulutu kaldırır. (Allah) onu gökte dilediği gibi yayar ve parçalara ayırır. (Bulutların) arasından yağmurun çıktığını görürsün. (Allah) kullarından dilediğine onu (yağmuru) isabet ettirince onlar hemen sevinirler.

Muhammed Esed

Bulutları yükseğe kaldırsın diye (umut) rüzgarlarını estiren O'dur! O, bulutları göklerin üzerine dilediği gibi yayar ve onları yarıp parçalar, böylece bulutların içinden yağmurların boşaldığını görürsün ve kullarından dilediğinin üzerine yağdırıp onları sevince boğar,

Mustafa İslamoğlu

Allah O'dur ki, rüzgarları elçi (gibi) göndererek bulutları tetikler; artık onları semada nasıl isterse öyle yayacak, dahası parça parça edecektir. Derken sen (ey insan), bulutların bağrından yağmurun boşaldığını görürsün: bir de onu kullarından dilediği kimselerin üzerine yağdırmaya görsün; işte o an değme onların sevincine!

Süleyman Ateş

Allah, rüzgarları gönderir, bulutu kaldırır; sonra onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; arasından yağmurun çıktığını görürsün. Derken, onu kullarından dilediğine uğratınca hemen sevinirler.

Süleymaniye Vakfı

Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar yağmur bulutunu harekete geçirir, Allah da onu gökte tercih ettiği şekilde yayar ve küme küme yapar. Sonra aralarından yağmur damlalarının çıktığını görürsün. Onu, tercih ettiği kullarına ulaştırdığında hemen sevinirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rüzgarları gönderen Allah'tır. Bulutu kaldırıp Allah'ın emrettiği şekilde yayarlar. Allah bulutu küme küme yapınca arasından çıkan yağmuru görürsün. Sonra yağmuru, belirlediği kullarına ulaştırdığında hemen sevinirler.

Şaban Piriş

Rüzgarları gönderip, bulutları hareket ettiren, onu gökte istediği gibi yayan ve küme küme eden Allah'tır. Sonunda sen aralarından yağmurun çıktığını görürsün; kullarından dilediğine yağmuru indirdiği zaman onlar hemen sevinirler.

Yaşar Nuri Öztürk

O Allah'tır ki, rüzgarları gönderir de onlar, bulutu savurur. Sonra Allah o bulutu gökte dilediği gibi yayıp döşer, onu parça parça eder. Nihayet sen onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Sonra onu kullarından dilediğine ulaştırdığında onlar, müjde almış gibi sevinirler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Buludları qaldıran küləkləri Allahdır göndərən. Allah səmada onları istədiyi kimi yayıb topa-topa edir. Sən onlardan yağış töküldüyünü görürsən. Allah onu qullarından istədiyi kimsələrə endirən kimi onlar sevinirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Buludları hərəkətə gətirən küləkləri göndərib onları göy üzündə istədiyi kimi yayan və topa-topa edən Allahdır. Artıq buludların arasından yağış çıxdığını görürsən. Onu (yağışı) bəndələrindən istədiyinə verən kimi onlar sevinərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott ist es, Der die Winde schickt, die die Wolken (zusammenfügen und) treiben. Er breitet sie dann am Himmel aus wie Er will und türmt sie zu Wolkendecken aufeinander. Dann siehst du Regen daraus herabfallen. Er beschenkt mit dem Regen, wen Er will von Seinen Dienern, und sie freuen sie sich darüber.

Almanca — Der Edle Quran

Allah ist es, der die Winde sendet, und da wühlen sie die Wolken auf. Dann breitet Er sie im Himmel aus, wie Er will, und macht sie zu Stücken. Da siehst du den (Platz)regen dazwischen herauskommen. Wenn Er damit von Seinen Dienern, wen Er will, trifft, freuen sie sich sogleich,

Almanca — M. A. Rassoul

Allah ist es, Der die Winde entsendet, so daß sie Wolken zusammentreiben. Dann breitet Er sie am Himmel aus, wie Er will, und häuft sie Schicht auf Schicht auf; und du siehst den Regen aus ihrer Mitte hervorbrechen. Und wenn Er ihn auf die von Seinen Dienern, die Er will, fallen läßt, siehe, dann ahnen sie Gutes

Almanca — Muhammad Zaidan

ALLAH ist Derjenige, Der die Winde schickt, die dann Wolken aufwirbeln, dann breitet ER diese am Himmel aus, wie ER will, und ER macht sie zu Stückteilen, dann siehst du den Regen aus ihnen herauskommen. Und wenn ER dann damit trifft, wen ER von Seinen Dienern will, da erwarten sie Erfreuliches,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

It is Allah Who sends the winds -carrying water vapour extracted* chiefly from the water mass on the surface of the earth- to raise clouds He spreads in the floor of the vault of heaven as He wills. Then He makes a cumulus or rounded masses heaped upon each other like towers or mountains where you see the rain drops issuing from within; And when He makes it light upon whom He wills of His servants they rejoice beyond a common joy,

Abdul Haleem

It is God who sends out the winds; they stir up the clouds; He spreads them over the skies as He pleases; He makes them break up and you see the rain falling from them. See how they rejoice when He makes it fall upon whichever of His servants He wishes,

Abdullah Yusuf Ali

It is Allah Who sends the Winds, and they raise the Clouds: then does He spread them in the sky as He wills, and break them into fragments, until thou seest rain-drops issue from the midst thereof: then when He has made them reach such of his servants as He wills behold, they do rejoice!-

Abul A'la Maududi

Allah sends the winds that stir up clouds and then He spreads them in the sky as He pleases and splits them into different fragments, whereafter you see drops of rain pouring down from them. He then causes the rain to fall on whomsoever of His servants He pleases, and lo, they rejoice at it,

Aisha Bewley

It is Allah who sends the winds which stir up clouds which He spreads about the sky however He wills. He forms them into dark clumps and you see the rain come pouring out from the middle of them. When He makes it fall on those of His slaves He wills, they rejoice,

Al-Hilali & Khan

Allâh is He Who sends the winds, so that they raise clouds, and spread them along the sky as He wills, and then break them into fragments, until you see rain drops come forth from their midst! Then when He has made them fall on whom of His slaves as He wills, lo, they rejoice!

Ali Quli Qarai

It is Allah who sends the winds. Then they raise a cloud, then He spreads it as He wishes in the sky, and forms it into fragments, whereat you see the rain issuing from its midst. Then, when He strikes with it whomever of His servants that He wishes, behold, they rejoice;

Amatul Rahman Omar

It is Allâh alone who sends forth the winds and they raise (the vapours to form) a cloud which He spreads out in the sky as He will and sets it layer upon layer, and you see the rain falling from its midst. And no sooner does He cause it to fall on whom He will of His servants than they are filled with joy,

Arthur John Arberry

God is He that looses the winds, that stir up clouds; and He spreads them in heaven how He will, and shatters them; then thou seest the rain issuing out of the midst of them, and when He smites with it whomsoever of His servants He will, lo, they rejoice,

Bijan Moeinian

It is God Who creates the winds to stir up the clouds and then takes them wherever He pleases. When He orders the rain drops to fall, ….

E. Henry Palmer

God it is who sends forth the winds to stir up clouds; then He spreads them forth over the sky as he pleases; and He breaks them up and ye see the rain come forth from amongst them; and when He causes it to fall upon whom He pleases of His servants, behold they hail it with joy,

Edip-Layth

God is the one who sends the winds, so they raise clouds, and He spreads them in the sky as He wishes, then He turns them into joined pieces, then you see the rain drops come forth from their midst. Then when He makes them fall on whomever He wills of His servants, they rejoice!

George Sale

It is God who sendeth the winds, and raiseth the clouds, and spreadeth the same in the heaven, as He pleaseth; and afterwards disperseth the same: And thou mayest see the rain issuing from the midst thereof; and when He poureth the same down on such of his servants as He pleaseth, behold, they are filled with joy;

Hamid S. Aziz

Verily We sent before you messengers to their own people. They came to them with clear arguments. Then We gave the punishment to those who were guilty; and helping believers is ever incumbent on Us.

Mahmoud Ghali

Allah is He Who sends the winds. So they stir up clouds, then He outspreads them in the heaven how He decides and makes them into lumps. Then you see rain-drops coming (Literally: going out) out of the midst of them. So when He makes it alight on whomever of His bondmen He decides; only then they are glad at the tidings.

Marmaduke Pickthall

Allah is He Who sendeth the winds so that they raise clouds, and spreadeth them along the sky as pleaseth Him, and causeth them to break and thou seest the rain downpouring from within them. And when He maketh it to fall on whom He will of His bondmen, lo! they rejoice;

Mohamed Ahmed - Samira

It is God who sends the breezes that raise clouds, then spreads them over the sky as He please, fold on fold, then you see the drops of rain issue from between them. When He sends it down to those of His creatures as He will, they are filled with joy,

Muhammad Asad

It is God who sends forth the winds [of hope], so that they raise a cloud - whereupon He spreads it over the skies as He wills, and causes it to break up so that thou seest rain issue from within it: and as soon as He causes it to fall upon whomever He wills of His servants - lo! they rejoice,

Mustafa Khattab

It is Allah Who sends the winds, which then stir up ˹vapour, forming˺ clouds, which He then spreads out in the sky or piles up into masses as He wills, from which you see rain come forth. Then as soon as He causes it to fall on whoever He wills of His servants, they rejoice,

Progressive Muslims

God Who sends the winds, so they raise clouds, and He spreads them in the sky as He wishes, then He turns them into joined pieces, then you see the rain drops come forth from their midst. Then when He makes them fall on whomever He wills of His servants, they rejoice!

Sahih International

It is Allah who sends the winds, and they stir the clouds and spread them in the sky however He wills, and He makes them fragments so you see the rain emerge from within them. And when He causes it to fall upon whom He wills of His servants, immediately they rejoice

Sam Gerrans

God is He who sends the winds, that they stir up a cloud, and He spreads it in the sky as He wills; and He makes it pieces and thou seest the rain come forth from the midst of it; then when He makes it fall on whom He wills of His servants they rejoice

Shabbir Ahmed

(Divine Guidance is a blessing for humanity just as) it is Allah Who sends forth the winds that raise clouds, and then spreads them along the high atmosphere according to His Laws. And causes them to pile up and then break and you see the rain pouring down from within them. And when He makes it to fall on His servants by His Laws, behold, they rejoice.

Syed Vickar Ahamed

It is Allah Who sends the winds, and they bring up the clouds: Then He spread them in the sky as He wishes, and then break them into (small) fragments, until you see the drops of rain form within them; (And) then when He has made them reach those of His servants as He wills! Look, they are happy!

Taqi Usmani

Allah is the One who sends the winds, so they stir up a cloud, then He spreads it in the sky however He wills, and makes it (split) into pieces. Then you see the rain coming out from its midst. So, once He makes it reach those whom He wills from His slaves, they start rejoicing,

The Monotheist Group

God Who sends the winds, so they raise clouds, and He spreads them in the sky as He wishes, then He turns them into joined pieces, then you see the rain drops come forth from their midst. Then when He makes them fall on whoever He wills of His servants, they rejoice!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Allah, cʹest Lui qui envoie les vents qui soulèvent des nuages; puis Il les étend dans le ciel comme Il veut; et Il les met en morceaux. Tu vois alors la pluie sortir de leurs profondeurs. Puis, lorsquʹIl atteint avec elle qui Il veut parmi Ses serviteurs, les voilà qui se réjouissent,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê ye, Ew ê ku bayê dişîne, vêca ew ba ewran radike û dilivîne. Ew çawa bivê wisa li asîmanan belav dike, wan parçe parçe digerîne; êdî tu dibînî ku wa ye baran ji nava wan dibare. Vêca dema Xwedê ji bendeyên xwe kê bivê baranê lê bibarîne, di cih de kêfxweş dibin…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God is het die de winden uitzendt die dan in de hemel wolken opdrijven. En Hij spreidt ze uit hoe Hij het wil en Hij verdeelt ze in stukken. Dan zie je de regen ertussenuit komen. En wanneer Hij van zijn dienaren ermee treft wie Hij wil, dan verblijden zij zich.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het is God die de winden zendt, en de wolken doet oprijzen, deze naar zijn welbehagen in den hemel uitspreidt en naderhand verdrijft; en gij kunt den regen uit haar midden zien voortkomen, en als hij dien op degenen zijner dienaren uitgiet welke hem behagen, worden zij met vreugde vervuld.

Hollandaca — Siregar

Allah is Degene Die de winden zendt die dan wolken voortdrijven, waarna Hij hen in de hemel uitspreidt hoe Hij wil, en hen in stukken verdeelt. Dan zie jij de regen vanuit hun midden komen. Fn wanneer deze neerkomt op wie Hij wil van Zijn dienaren verheugen zij zich.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Аллах – (Он) Тот, Который посылает ветры, (которые) затем поднимают [двигают] облака. Он распростирает [распространяет] их [облака] по небу, как Он желает, и обращает их в куски. И ты видишь, как дождевые капли выходят из промежутков облаков. А когда Он пошлет его [дождь] тем из Своих рабов, которым желает, – вот они радуются,

Rusça — Osmanov

Это Аллах нагоняет ветры, а они гонят тучи. Он простирает их по небу, как Ему заблагорассудится, и разрывает в клочья. А потом ты видишь, как из них льется дождь. А когда Он изливает дождь на Своих рабов - из тех, кого изберет, - то они ликуют,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ja, Gud sänder ut vindarna som driver upp molnbankar och dessa får enligt Hans vilja breda ut sig över himlen och (sedan) brytas upp, och då ser du regnet strömma ur deras mitt. Och när Han låter det falla över dem Han vill av Sina tjänare fylls de av glädje,