İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.

وَاَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَآئِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

ve emmā (e)lleƶīne keferū ve keƶƶebū bi āyātinā ve liḳā'ī l-āḣirati fe ulāike fī l-ǎƶābi muHDerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَمَّاve emmāfakat
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
4وَكَذَّبُواve keƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.ve yalanlayanlar
5بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
6وَلِقَآئِve liḳā'īل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.ve buluşmasını
7الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahiret
8فَاُو۬لٰٓئِكَfe ulāikeonlar da
9فِيiçine
10الْعَذَابِl-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabın
11مُحْضَرُونَmuHDerūneح ض رHazır bulunmak, var olmak, huzurunda durmak, zarar vermek, el altında olmak. Gelmek veya varmak, hazır veya hazırlanmış olmak, birinin yanında olmak veya birinin huzuruna gelmek, kendini bir şeye veya kişiye takdim etmek, bir kişiyi ziyaret etmek, bir yerin yakınında olmak, bir yerde yaşamak veya ikamet etmek, bir şeye tanık olmak veya görmek, bir şeyi gözle görmek, cevap vermek veya yanıtlamak, tartışmak veya münazara etmek, biriyle mücadele etmek ve üstesinden gelmek, rahatsız etmek.getirilirler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve fakat kâfir olanlara ve delillerimizi ve âhirete kavuşacaklarını yalanlayanlara gelince: Artık onlardır azâp için hazırlananlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve fakat kâfir olanlara ve delillerimizi ve âhirete kavuşacaklarını yalanlayanlara gelince: Artık onlardır azâp için hazırlananlar.

Adem Uğur

İnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan sayanlar ise, işte onlar azapla yüzyüze bırakılacaklardır.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki işaretlerimizi ve sonsuz gelecek yaşama kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar da (o malum) azabın içinde zorunlu kalırlar!

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, âyetlerimizi ve âhirette, ebedî yurtta hesaba çekilmeyi mükâfat ve cezayı yalanlayanlar, işte onlar da, azaptadırlar, ihzarlı getirilmişlerdir.

Ahmet Varol

İnkar eden, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, işte onlar da azabın içine getirilirler.

Ali Bulaç

Ancak inkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.

Ali Fikri Yavuz

Kâfir olup da âyetlerimizi ve öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenler ise, işte bunlar azap içinde (Cehennem’de) hazır bulundurulurlar.

Ali Rıza Safa

Oysa nankörlük ederek ayetlerimizi ve sonsuz yaşam buluşmasını yalanlayanlar; cezanın içine atılacak olanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını inkar edenlere gelince, işte onlar azapla yüz yüze bırakılacaklardır.

Bekir Sadak

Inkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavusmayi yalanlayanlara gelince, iste onlar azabla yuzyuze birakilirlar.

Celal Yıldırım

İnkâr edenlere; âyetlerimizi ve Âhiret'te bana kavuşmayı yalanlıyanlara gelince: İşte onlar azâb İçin hazır duruma getirilmişlerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnkâr edenlere, âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan sayanlara gelince, onlar da azabın içine bırakılırlar.

Diyanet İşleri

İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.

Diyanet İşleri (eski)

İnkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabla yüzyüze bırakılırlar.

Diyanet Vakfi

İnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan sayanlar ise, işte onlar azapla yüzyüze bırakılacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan sayıp da küfredenlere gelince, işte onlar o zaman azab içinde hazır bulundurulurlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ayetlerimize ve ahiret buluşmasına yalan deyip de küfredenlere gelince, işte bunlar o zaman azap içinde huzura celbedilirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimize ve Ahıret likasına yalan deyib de küfredenlere gelince işte bunlar o vakıt azab içinde ihzar olunurlar

Erhan Aktaş

Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayarak nankörlük eden, ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.

Fizilal-il Kuran

İnkâr edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince; işte onlar azapla yüz yüze bırakılırlar.

Gültekin Onan

Ancak küfredip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise, artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.

Hamdi Döndüren

Ama inkâr edenlere, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze getirilirler.

Hasan Basri Çantay

Amma küfr (ve inkar) edib de ayetlerimizi ve ahiret mülakaatını yalan sayanlar, onlar da azabda (kalmak üzere) ihzaar olunmuşlardır.

Hasib Asutay

Fakat inkâr edip âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar da azap içinde hazır bulundurulacaklardır.

Hayrat Neşriyat

Fakat inkâr edip âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azâb içinde hazır bulundurulacak olan kimselerdir.

İbni Kesir

Küfredip de ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince; işte onlar, azab için hazır bulundurulurlar.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar (yani) ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise işte onlar azapta hazır bulundurulacaklardır.

Muhammed Esed

Hakikati reddedip mesajlarımızı inkar edenlere -ve (böylece) öteki dünyanın varlığını yalanlayanlara- gelince, onlar azabın içine atılıvereceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

ama inkar eden, ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayan kimselere gelince: işte böyleleri de azabın içerisinde (yaptıklarıyla) yüzleşecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat o kimseler ki, kâfir olmuşlar ve Bizim âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan saymışlardır, artık onlar da azap içinde kalmaya hazırlanmış olurlar.

Ömer Öngüt

Kâfir olup âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içinde hazır bulundurulurlar.

Suat Yıldırım

İnkâr edip âyetlerimizi ve öldükten sonra dirilmeyi, Allah’ın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar ise, azaba atılmak üzere getirilirler.

Süleyman Ateş

Fakat inkar edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar da (tutuklanıp) azabın içine getirilirler.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik eden, ayetlerimiz ve ahirete varma hakkında yalana sarılanlar ise azap içinde tutulacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelerek ayetlerimiz karşısında ve Ahiretteki yüzleşme konusunda yalan söyleyenler var ya, onlar azab içinde tutuklu kalacaklardır.

Şaban Piriş

Ya bir de inkar etmiş ve ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise; işte onlar da azap içinde hazır tutulurlar.

Tefhim-ul Kuran

Ancak küfre sapıp ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.

Ümit Şimşek

İnkâr eden ve âyetlerimizi ve âhiret gününe kavuşmayı yalanlayanlar ise azap için getirilmişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

İnkar edip ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlara gelince, onlar azabın içinde hazır bulundurulurlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafir olub ayələrimizi və axirətə düşəcəklərini yalan sayanlar isə əzaba giriftar ediləcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kafir olub ayələrimizi və axirətə qovuşacaqlarını (qiyamət günü dirilib haqq-hesab üçün hüzurumuzda duracaqlarını) inkar edənlər isə əzab verilmək üçün hazırlanacaqlar (gətiriləcəklər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen, die Unsere Zeichen und die Begegnung mit Gott am Jüngsten Tag leugneten, werden für immer der peinvollen Strafe ausgesetzt bleiben.

Almanca — Der Edle Quran

Was aber diejenigen angeht, die ungläubig waren und Unsere Zeichen und die Begegnung mit dem Jenseits für Lüge erklärt haben, sie werden zur Strafe vorge führt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Jene aber, die ungläubig waren und Unsere Zeichen und die Begegnung (mit Uns) im Jenseits leugneten, werden zur Bestrafung vorgeführt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch hinsichtlich derjenigen, die Kufr betrieben und Unsere Ayat und die Begegnung im Jenseits abgeleugnet haben, diese werden der Peinigung ausgeliefert.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But as for those who denied Allah and/or His system of faith and worship and dismissed the idea of assembling before Him Hereafter, they shall have much to answer for. They shall be overtaken by the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

while those who disbelieved and denied Our messages and the meeting of the Hereafter will be brought for punishment.

Abdullah Yusuf Ali

And those who have rejected Faith and falsely denied our Signs and the meeting of the Hereafter,- such shall be brought forth to Punishment.

Abul A'la Maududi

As for those who disbelieved and gave the lie to Our Signs and to the encounter of the Hereafter, they will be arraigned for chastisement.

Aisha Bewley

But as for those who were kafir and denied Our Signs and the meeting of the Next World, they will be summoned to the punishment.

Al-Hilali & Khan

And as for those who disbelieved and belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, Allâh’s Messengers, Resurrection, etc.), and the Meeting of the Hereafter, such shall be brought forth to the torment (in the Hell-fire).

Ali Quli Qarai

But as for those who were faithless and denied Our signs and the encounter of the Hereafter, they will be brought to the punishment.

Amatul Rahman Omar

But as for those who had disbelieved and cried lies to Our Messages and the meeting of the Hereafter, it is they who shall be given over to punishment (lasting long).

Arthur John Arberry

but as for those who disbelieved, and cried lies to Our signs and the encounter of the Hereafter, they shall be arraigned into the chastisement.

Bijan Moeinian

The second group, who chose to cover the truth, reject the revelations of the Lord, and make fun of the Hereafter, will be presented for being sentenced to punishment.

E. Henry Palmer

and as for those who misbelieved and said our signs and the meeting of the hereafter were lies, they shall be in the torment arraigned.

Edip-Layth

As for those who rejected and denied Our signs and the meeting of the Hereafter, they shall be brought forth for the retribution.

George Sale

but as for those who shall have disbelieved, and rejected our signs, and the meeting of the next life, they shall be delivered up to punishment.

Hamid S. Aziz

Then as to those who believed and did good works, they shall be made happy in a Garden.

Mahmoud Ghali

And as for the ones who disbelieved and cried lies to Our signs and the meeting of the Hereafter, then those will be presented forward to the torment.

Marmaduke Pickthall

But as for those who disbelieved and denied Our revelations, and denied the meeting of the Hereafter, such will be brought to doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who did not believe and rejected Our signs and the meeting in the Hereafter, will be given over to punishment.

Muhammad Asad

but as for those who refused to acknowledge the truth and gave the lie to Our messages - and (thus) to the announce­ment of a life to come - they will be given over to suffering.

Mustafa Khattab

And as for those who disbelieved, and denied Our signs and the meeting ˹with Allah˺ in the Hereafter, they will be confined in punishment.

Progressive Muslims

And as for those who rejected and denied Our revelations and the meeting of the Hereafter, they shall be brought forth for the retribution.

Sahih International

But as for those who disbelieved and denied Our verses and the meeting of the Hereafter, those will be brought into the punishment [to remain].

Sam Gerrans

But as for those who ignore warning and deny Our proofs and the meeting of the Hereafter: those will be summoned to the punishment.

Shabbir Ahmed

Whereas those who rejected Our Messages in word or denied them in action, and denied the inevitable life to come, such will be given over to doom.

Syed Vickar Ahamed

And those who have rejected Faith and falsely denied Our Signs (verses) and the meeting of the Hereafter— These shall be brought out for punishment.

Taqi Usmani

As for those who had disbelieved and rejected Our verses and the meeting of the Hereafter, they will be brought for punishment.

The Monotheist Group

And as for those who rejected and denied Our revelations and the meeting of the Hereafter, they shall be brought forth for the retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et quant à ceux qui nʹauront pas cru et auront traité de mensonges Nos signes ainsi que la rencontre de lʹau-delà, ceux-là seront emmenés au châtiment.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Herçî ew ên ku kafir bûne û wan bi ayetên me û bi roja qiyametê bawerî neaniye, vêca ha ew di ezab de tên komkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wat hen betreft die ongelovig zijn en die Onze tekenen en de ontmoeting van het hiernamaals loochenen, zij zijn het die ter bestraffing worden voorgeleid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar wat hen betreft, die niet geloofd en onze teekens en de ontmoeting in het volgende leven verworpen zullen hebben, zij zullen aan de straf worden overgeleverd.

Hollandaca — Siregar

En wat degenen die ongelovig zijn en Onze Verzen en de ontmoeting van het Hiernamaals loochenen betreft: zij zijn degenen die voor de bestraffing voorgeleid zullen worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

а что касается тех, которые стали неверными и отвергли Наши знамения и встречу в Вечной жизни [не уверовали в День Суда, в Ад и Рай], – те [такие] (будут) ввергнуты (ангелами) в (вечное) наказание (в Аду).

Rusça — Osmanov

Что же до тех, которые не уверовали и отвергли Наши знамения и то, что предстанут перед Нами, то они будут подвергнуты наказанию.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

men de som framhärdade i att förneka sanningen och avvisade Våra budskap och mötet (med Gud) efter döden som lögner skall föras bort till sitt straff.