← Sureler

Mushaf — 406. Sayfa

‹
/ 604
›
30. Rum Suresi

İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.

وَاَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَآئِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

ve emmā (e)lleƶīne keferū ve keƶƶebū bi āyātinā ve liḳā'ī l-āḣirati fe ulāike fī l-ǎƶābi muHDerūne

Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin.

فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ

fe subHāne (a)llahi Hīne tumsūne ve Hīne tuSbiHūne

Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.

وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ

ve le hu l-Hamdu fī s-semāvāti ve l-erDi ve ǎşiyyen ve Hīne tuZhirūne

Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.

يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ

yuḣricu l-Hayye mine l-meyyiti ve yuḣricu l-meyyite mine l-Hayyi ve yuHyī l-erDe beǎ'de mevtihā ve ke ƶālike tuḣracūne

Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz.

وَمِنْ اٰيَاتِهِٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ

ve min āyātihi en ḣaleḳakum min turābin ṧumme iƶā entum beşerun tenteşirūne

Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

وَمِنْ اٰيَاتِهِٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

ve min āyātihi en ḣaleḳa lekum min enfusikum ezvācen li teskunū ileyhā ve ceǎle beynekum meveddeten ve raHmeten inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yetefekkerūne

Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.

وَمِنْ اٰيَاتِهِ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِمِينَ

ve min āyātihi ḣalḳu s-semāvāti ve l-erDi ve ḣtilāfu elsinetikum ve elvānikum inne fī ƶālike le āyātin li l-ǎālimīne

Geceleyin uyumanız ve gündüzün O'nun lütfundan istemeniz de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

وَمِنْ اٰيَاتِهِ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَاؤُكُمْ مِنْ فَضْلِهِ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

ve min āyātihi menāmukum bi l-leyli ve n-nehāri ve btiğā'ukum min feDlihi inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yesmeǔne

Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.

وَمِنْ اٰيَاتِهِ يُرِيكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَيُحْيِ بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

ve min āyātihi yurīkumu l-berḳa ḣavfen ve Tameǎn ve yunezzilu mine s-semāi māen fe yuHyī bihi l-erDe beǎ'de mevtihā inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yeǎ'ḳilūne